Navigation

Levent Toprak

Demirel’i “İyi Bilmezdik”!

Demirel’in siyasi kariyeri konusundaki bu kısa özet dahi onun tescilli bir işçi düşmanı, Kürt düşmanı, Alevi düşmanı, sosyalist düşmanı, özgürlük düşmanı olduğunu göstermeye fazlasıyla yetmektedir. Devlet kaynaklarının yolsuzluklarla talanı gibi koca bir başlık bu özete dahil bile edilmemiştir. Geride bıraktığı kan, zorbalık ve gözyaşı dolu mirasa rağmen, Demirel ne yazık ki işçi sınıfının ve diğer ezilen katmanların karşısında bu suçlarının hesabını vermeden gitti. Onun suçlarına ortak olan ve halen hayatta olan daha niceleri var. Onların Demirel kadar talihli olmamasını sağlamak işçi sınıfının boynunun borcudur.

HDP Barajı Yıktı, Erdoğan Altında Kaldı

HDP, barajı bir sırıkla atlamacının çıtayı göstere göstere geçmesine benzer netlikle aşmıştır. Yüzde 13’lük oy oranı ve 6 milyon oyun, “terör”le damgalanmaya çalışılan bir siyasi harekete verilmiş olması, “terör” demagojisine de ağır bir şamar olmuştur. HDP’nin elde ettiği sonuç önemli bir zaferdir ve bunda sosyalistlerin, ilericilerin, demokratların, özgürlük yanlısı tüm kesimlerin emeği vardır. Bu vesileyle işçi sınıfı devrimcileri olarak seçimlerde desteklediğimiz ve başarısı için çalıştığımız HDP’nin sevincini yürekten paylaşıyoruz.

2015 Genel Seçimlerinin Siyasal Bağlamı

7 Haziran seçimlerine giden yolda son dönemece girilmiş durumda. Türkiye’deki siyasal ve toplumsal çelişkilerin yoğunlaştığı bir kesite denk gelen bu seçim, sıradan bir seçim olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Seçime giden sürecin provokasyonlarla örülü gerilimli manzarası da bunu fazlasıyla ortaya koyuyor. Gerçekten de içte ve dışta büyük ölçekli birçok sorunun gidişatı seçimlerin sonucuna bağlanmış durumda.

Provokasyon Süreci İlerliyor

İç güvenlik paketi adı altında yeni baskı yasalarının gündeme getirilmesiyle başlayan, ardından Erdoğan’ın Kürt hareketini hedef alan provokatif salvolarıyla, ordunun Kürt sorunu hakkında yeniden çıkışlar yapması ve Kürt illerinde askeri operasyonlara başlamasıyla, Roboski’de köylülerin geçim aracı olan katırların katledilmesiyle devam eden bir sürece girilmiş bulunuyor. Hükümetin doğrudan doğruya gerçekleştirdiği bu provokasyonların yanı sıra, son günlerde yine hükümet tarafından aynı doğrultuda kullanılacak türde yeni bir dizi sansasyonel saldırı da gerçekleşmekte.

Erdoğan’ın Sultanlık Arzusu

Erdoğan’ın demagojik yalanlarından birisi, gelişmiş ülkelerde başkanlık sisteminin olduğudur. Demagojinin hedefi açık: gelişmek, ilerlemek istiyorsak başkanlık gerekiyor! Hâlbuki Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri ve yanı sıra Japonya ve Avustralya gibi sayısı 25 kadar olan gelişmiş kapitalist ülkeler içinde başkanlık sistemine sahip ülke sayısı sadece 2’dir.

Seçim Yolunda AKP’nin Ekonomi Kaygısı

Şurası açık ki, AKP oylarında düşüş çok büyük olmayacak olsa bile, bu oran içinde gönülsüz AKP oylarının oranı hayli artmış olacaktır. Dahası HDP’nin 7 Haziranda barajı aşması AKP’nin parlamento gücünü sınırlayan önemli bir gelişme olacaktır. Dünyadaki genel ekonomik tablo, Türkiye’de emekçi kitlelerdeki genel hoşnutsuzlukla birlikte, daha zayıf bir parlamento gücüne sahip AKP içindeki kaynamaları da arttıracaktır. Bu durumda, işçi sınıfının zaten uç vermiş olan hareketlenmesi daha da cesaret kazanabilecektir.

Kadın Cinayetleri Kapitalist Çürümeye Ayna Tutuyor

Son dönemde kadın örgütlerinin özellikle vurguladıkları üzere, bugün Türkiye’de ortalama olarak günde 3 kadın cinayete kurban gidiyor. Kadın cinayeti haberlerinin bültenlerde yankılanmadığı gün geçmiyor. Cinayet kadına yönelik şiddetin en uç biçimi. Bunun dışında, kadına yönelik şiddetin farklı birçok düzey ve biçimi var ve bu vakalar sayılamayacak kadar çok. Tecavüz ve taciz vakalarının çok büyük bir bölümü gizli kalmaktadır. Uğradıkları çok yönlü baskının bir uzantısı olarak kadınlar maruz kaldıkları baskı ve şiddeti çoğu zaman sineye çekmek zorunda kalmaktadırlar.

Charlie Hebdo Saldırısı

Charlie Hebdo baskınını ele alırken olayın açıklamasını esasen “İslamcı gericilik” temelinde yapmak ve tepkiyi de bu doğrultuda şekillendirmeye çalışmak, en hafif ifadeyle politik aymazlık olacaktır. Bu şartlar altında devrimci işçi sınıfı mücadelesinin odaklanması gereken nokta, işçi-emekçi kitlelerin Batı’da özellikle İslamofobi etrafında Müslüman dünyanın emekçilerine karşı düşmanlaştırılmasına, Müslümanlığın ağır bastığı ülkelerde de Batı ülkelerindeki işçi-emekçi kitlelerin Batı emperyalizmi ile bir tutulup Batılı emekçilerin düşman bellenmesine karşı direnmektir. Emperyalist komplolara, emperyalist saldırganlığa, yeni baskı yasalarının cenderesine, ırkçılığa ve dinsel bağnazlığa karşı, işçi sınıfının enternasyonalist mücadele birliğini yükseltelim!

Kobanê Aynasında Solda İki Sorunlu Tutum

Birçok sosyalist çevre Rojava’da yaşananlar konusunda gerçeklerle bağdaşmayan ve kafa karışıklığı yaratacak türde savlar ileri sürebilmektedir. Oysa Kürt halkının haklı davasına desteği gerekçelendirebilmek için bu tür anlamsız zorlamalara gerek yoktur. Sağlıklı yaklaşım her şeyi yerli yerine oturtmaktan geçer. Kendi görevlerini yerine getiremeyen sosyalistlerin, Kürt hareketinde sosyalist erdemler keşfetmesi, bir taraftan bir akıl tutulmasıdır, bir taraftan da acınası bir kompleksin ifadesidir.

AKP’nin “Yeni Türkiye” Söylemi

Yeni bir düzen, eski düzeni, yani kapitalizmi aşan bir düzen demektir. Kapitalizm uluslararası işbölümüne dayanan bir düzen olduğundan, onu aşmak da ancak dünya ölçeğinde olabilecek bir şeydir. İşçi sınıfının ve dolayısıyla insanlığın kurtuluşu yerel ya da ulusal bir sorun olmayıp, uluslararası bir sorundur. İşçi sınıfının mücadele hedefi de o nedenle “yeni bir dünya” olarak tarif edilmiştir.

Savaş Tezkeresi ve AKP’nin Emperyalist Hevesleri

Ortadoğu’daki savaş, IŞİD’in sahneye çık(arıl)masıyla yeni bir evreye geçmiş bulunuyor. Dikkat çekici biçimde IŞİD’in ani yükselişi, bölgedeki dengeleri sarsmakta, daha şimdiden Batılı emperyalist güçler açısından tıkanıklık olarak görülen noktaları açmaktadır.

Latin Amerika’da Yeni Yükseliş Alâmetleri

Arjantin 13 yıl sonra bir kez daha resmen iflas ettiğini açıklamak zorunda kalmıştır. Hem de, dolaysız biçimde, ta o günlerden kalan borçlar yüzünden. Arjantin’in 2002’de iflasını ilan etmesinden sonra alacaklıların bir kısmı faizlerin düşürülmesi ve vadelerin uzatılması gibi düzenlemelerle borçların yeniden yapılandırılmasını kabul etmişti. Ama alacaklıların diğer bir kısmı bunu kabul etmeyerek sonrasında Arjantin’i ABD mahkemelerine vermişti.

Cumhurbaşkanı Seçimi ve AKP’nin “Yeni Türkiye”si

Bu cumhurbaşkanlığı seçimi esasen on yılı aşkın bir süredir devam etmekte olan ve siyaset alanını belirleyen burjuva kutuplaşmanın yeni bir aşamaya gelişini ifade ediyordu. Tüm kapışma süreci boyunca eski statükonun egemenleri, en çok, AKP’li birinin, özelikle de Erdoğan’ın, cumhurbaşkanlığına çıkmasını engellemeyi kendilerine temel uğraş edinmişlerdi. Şimdi bir anlamda bu yolun sonuna doğru gelinmiş bulunuyor. Erdoğan nihayet yıllardır arzuladığı ve bir spekülasyon konusu olan cumhurbaşkanlığına kavuşmuş durumda.

Yüz Yıl Sonra Dünya Savaşının Akla Getirdikleri

28 Haziran 1914 günü Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun veliaht prensi Franz Ferdinand eşiyle beraber Saraybosna’da bir suikastle öldürüldü. Suikastı gerçekleştirenler Sırp ordusunun subaylarınca örgütlenen Sırp milliyetçileriydi. Zamanın büyük devletlerinden biri sayılan bir devletin veliaht prensinin suikast sonucu öldürülmesi hiç şüphesiz önemsiz bir hadise değildi. Ama o dönemin koşulları içinde bu pek sıra dışı bir şey de değildi.

Ukrayna’da Seçimler ve Siyasi Krizin Boyutları

Ne emperyalist Avrupa Birliği ne de emperyalist Rusya Ukrayna işçi sınıfının kurtuluşu ya da ümidi olabilir. Rusya ile Batılı emperyalist güçler arasında geçici uzlaşmalar, ateşkesler olsa bile, Ukraynalı emekçileri bölüp parçalayacak bir çatışma zemini daima var olacaktır. Bu zemini ortadan kaldırmanın yolu, enternasyonalist devrimci bir politikanın işçi sınıfının örgütlü mücadelesi temelinde yükseltilmesidir.

Beyaz Türk Sosyalizmi

İşçi sınıfının içinde devrimci bir sınıf çalışması yürütüp orada örgütlenmedikçe, kapitalist düzene ve onun siyasal temsilcileri olan AKP’sine, CHP’sine, MHP’sine, Kemalizmine, liberalizmine vs. karşı mücadele başarıya ulaşamaz. Beyaz Türk sosyalizminin gidiş yolu tam bir elitizmdir, tam bir bataklıktır. Doğru yol burjuva kamplaştırma stratejisini tümüyle boşa çıkaracak biçimde, sınıfın birliğini ön plana çıkaran bir yöneliş ortaya koymaktır, bu doğrultuda örgütlü devrimci çalışmayı ısrarla yürütmektir.

2014 Yerel Seçimlerine Giderken

Yerel seçimlerin doğrudan konuları bağlamında da düzen partilerine ve özellikle de mevcut burjuva kutuplaştırmaya karşı bağımsız bir duruş ortaya koymak ve bunu devrimci içerikle temellendirmek gereklidir. Rüşvetçi hırsızların elebaşısı konumuna yükselmiş, emperyal hırsların gözü dönmüş atlısı haline gelmiş, otoriter bir başkan baba olmaya hevesli Erdoğan’ın arkasına yığılmaya da, ABD emperyalizminin kucağında rezil komplolar kurarak hükümet devirme kumpasının aktörleri konumunda olan Cemaat, CHP ve TÜSİAD’çı sermayenin peşine takılmaya da hayır! Hepsini defetmek üzere işçi sınıfına dayanan bir mücadeleyi örgütleyelim ve yükseltelim! Düzen güçlerine karşı mücadelenin zeminini güçlendirecek bir ittifak olan HDP’nin adaylarını destekleyelim! Günümüzün somut koşullarında en anlamlı devrimci yaklaşımın bu olduğunu düşünüyoruz.

İt Dalaşı, Seçimler ve Bağımsız Sınıf Tutumu

Toplumun genelinde olduğu gibi işçiler arasında da hâkim olan, “başka seçenek yok ki” ya da “oyum boşa gitmesin” yaklaşımı yanlıştır. Aslında düzen partilerine atılmış her oy boşa gitmektedir. İşçi sınıfı “üreten biziz, yöneten de biz olmalıyız” düşüncesiyle hareket etmeli ve kendi çıkarlarını savunacak bir alternatife yönelmelidir. Bugünün somut koşullarında işçi ve emekçi kitleler açısından önümüzdeki seçimlerde alınması gereken doğru tutum, Kürtlerin, diğer ezilen toplumsal kesimlerin, sosyalistlerin, ilerici ve demokratların anlamlı bir güç birliğini temsil eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) adaylarını desteklemektir.

Cemaat-Erdoğan Kapışmasının Arkaplanı

Türkiye yeni bir politik krizle sarsılıyor. İstifa ettirilen bakanlar, hapse atılan bakan çocukları, adeta kilitlenen hükümet-yargı-kolluk işleyişi, televizyon ekranlarından ve meydanlardan yükselen beddualar, ayakkabı kutularında saklanan milyon dolarlar, uluslararası para aklama trafiği, İran bağlantıları, Amerikan elçisine açıktan “çek git” diyen hükümet yanlısı gazete manşetleri vs. Tüm bunlar ortada büyük bir politik çatışmanın yürüdüğünü gösteriyor.

Ekim Devrimine Dair

Kapitalizm derin bir sistem bunalımı içinde ve dünya genelinde emekçi kitlelere tatminkâr bir hayat sunamıyor. Bunalımın belirtileri olarak yoksulluk, toplumsal eşitsizlik, baskı artıyor, militarizm yükseliyor. Bu temelde kitlelerin düzenden hoşnutsuzluğu belirgin biçimde artıyor ve dünyanın dört bir yanında patlak veren kitle isyanlarının da gösterdiği üzere, sınıf mücadelelerinin kızışmaya başladığı yeni bir devrimci dönem açılmış bulunuyor.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.