Navigation
6 Ağustos 2020

Bu Düzen Bir Kara Tabut

6 Ağustos 1945. Burjuvazinin hizmetindeki “bilim insanları” muazzam bir şey icat etmişler. Birazdan insanlığın daha önce hiç görmediği bir şey gerçekleşecek. Japonya’nın Hiroşima kentinde günlük hayatlarına devam eden insanlar hiç beklemedikleri bir anda, saat 8:15’te bir ışıkla birlikte yeryüzünden silinecekler. Aynı anda uçağında gözlem yapan ABD’nin “dahi bilimcisi” kendi kendine şöyle diyecek: “Vay canına! Gerçekten de patladı!”

4 Ağustos 2020

İşçi Evden Çalışsın, Patronların Masrafları Azalsın!

Uzaktan çalışma veya evden çalışma yıllar içinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle belli alanlarda sermayenin giderek daha fazla dayattığı bir çalışma biçimi haline geldi. Son yıllarda özellikle ABD’de ve İngiltere’de giderek çok daha fazla sayıda işçi evden çalışmaya başladı. Tüm dünyayı etkileyen kriz koşullarında ise, burjuvazi, koronavirüs salgınını da bahane ederek özellikle beyaz yakalı işçilerin çoğunu evlerine gönderip evden çalışmayı yaygınlaştırdı. Dünya genelinde Covid-19’la insanlar öylesine korkutuldu ki, işçilerden gelebilecek potansiyel dirençler bu bahaneyle kırılmış oldu.

Mültecilerin Umutları, Kapitalist AB’nin Politikaları

Egemenler göçmenleri zorla sınır dışı etmek için kişi başı 90 bin avroyu bulan dava masraflarından da kaçınmıyorlar. AB Sınır Ajansının istatistiklerine göre 2019 yılında belirlenen 298 bin “sınır dışı edilebilir” kişiden yaklaşık 100 bini sınır dışı edildi. Bununla birlikte AB Komisyonu işkence, tecavüz veya insan kaçakçılığı mağdurları için geri gönderilmelerin yeniden gözden geçirilebileceğini savunuyor.

1 Ağustos 2020

İktidarın Ayasofya Manevrası

Ayasofya, Tac Mahal, Giza Piramitleri, La Familia Kilisesi… Bu ve benzeri yapılar her ne kadar dönemin egemenleri tarafından güç ve gösteriş sembolü olarak yaptırılmışlarsa da insanlığın o anki bilgi birikimini barındıran ve günümüze kadar ulaşmalarıyla insanlığın kültürel mirası olma özelliği taşıyan yapılardır. İşçi sınıfı sınıfsız topluma giden yolun kapılarını açtığında o güne kadar biriken kültürü reddederek değil onu aşarak yeni bir toplumu inşa edecektir.

30 Temmuz 2020

Yine Kriz, Yine Hepsi “Sosyalist”!

Burjuva hükümetlerin sermayeyi ve sermaye düzenini korumak için gerçekleştirdiği kurtarma operasyonları, devletleştirmeler ve ekonomiye devlet müdahalelerinin diğer türden biçimleri yeni şeyler olmadığı gibi, bunların son derece manipülatif biçimde “sosyalizm” olarak nitelendirilmesi de yeni değildir. Örneğin yine sermayenin sözcülerinden Newsweek, 2008 krizinde Obama’nın 800 milyar dolara yaklaşan bir kurtarma paketini devreye sokmasının ardından, “şimdi hepimiz sosyalistiz” başlığını atmıştı!

Kürt Tarım İşçileri Nefretin ve Yoksulluğun Kıskacında

Yolculuk kazasız belasız atlatıldığında işçileri bekleyen şey, derme çatma çadırlar, tahtadan barakalar, içme suyuna bile zor erişilen kötü barınma koşullarıdır. Kürt kentlerinden ekmek parasının ardına düşen tarım işçilerini ise kötü barınma ve çalışma koşullarından çok daha fazlası beklemektedir: Düşmanlık, kin, nefret!

27 Temmuz 2020

Marx’ın Kapital’ini Okumak /20

Sermaye birikim sürecinin anlaşılabilmesi açısından en önemli husus, sermayenin dolaşım hareketinin bütünselliği içinde kavranmasıdır. Marx öncelikle bu hususu açıklığa kavuşturur. Belirli bir miktarda paranın üretim araçlarına ve emek gücüne dönüşmesi, sermaye olarak iş görecek bir miktar değerin yapacağı ilk harekettir. Bu dönüşüm piyasada, yani dolaşım alanında olur. Hareketin ikinci aşaması ise, üretim sürecine başlangıçta yatırılmış bulunan sermaye bir artı-değeri de içeren metalara dönüşür dönüşmez tamamlanmış olur. Fakat bu metaların da yeniden dolaşım alanına sokulmaları gerekir. Bu ise, üretilen metaların dolaşıma sokularak satılmaları, değerlerinin para olarak gerçeklik kazanması, bu paranın yeniden sermayeye dönüşmesi ve bu hareketin durmadan yenilenmesi demektir.

Çiftçilerin İsyanı ve Muktedirlerin Kibri

Bir tarafta durmadan çalışıp daha da yoksullaşan işçi ve emekçilerin sayısı artıyor, diğer tarafta ise dünyadaki bütün zenginlik bir azınlığın elinde toplanıyor. Zenginliklerini ve çürümüşlüklerini kör göze parmak misali göstermeleri, bir iki kendini bilmez şımarığın densizliği değildir. Bu düzenin biz işçi ve emekçilere yoksulluktan ve sefaletten başka verecek hiçbir şeyinin olmadığının göstergesidir.

25 Temmuz 2020

Cumartesi Annelerinin 800. Haftası: Yine İnkâr, Yine Şiddet, Yine Gözaltı!

Cumartesi Annelerinin gözaltında kaybedilen yakınları için sürdürdükleri mücadelenin bir parçası olarak Galatasaray Meydanında gerçekleştirdikleri eylemler 800. haftasını geride bıraktı. Kayıplarının acısını ilk günkü gibi hisseden ailelerin bu meydanda toplanmaları 101 haftadır zorla, şiddetle engelleniyor. Kayıpların bulunması veya akıbetlerinin açıklanması konusunda kılını kıpırdatmayan siyasi iktidar, aileleri engellemeye çalışarak annelerin, kayıp yakınlarının acısını daha da körüklüyor, çığlıklarını duymazlıktan geliyor.

Anneler Çocuklarını Gömmemeli!

Hamza Ajan Suriye’de yıllardır yaşanan haksız savaştan kaçmış ve Bursa’da pazarcılık yaparak yaşamaya çalışıyordu. Ancak 15 Temmuz akşamı faşist bir grubun saldırısına uğrayarak hayatını kaybetti. 17 yaşında gencecik bir delikanlıydı. Tek “suçu” haksızlığa karşı çıkmaktı. Faşist zihniyetli 4 kişinin saldırısına uğrayan bir kadının acısına gözlerini yummadı, kulaklarını kapatmadı.

23 Temmuz 2020

Dünyanın Üzerinde Bir Heyulâ Dolaşıyor

Kapitalizm periyodik krizlerden kaçıp kurtulamayan bir sistemdir. Ne var ki bu periyodik krizlerin şiddeti bir yandan içinde gerçekleştikleri daha uzun vadeli dönemlerin karakteristikleri tarafından belirlenirken, bir yandan da toplu etkileriyle bu daha uzun vadeli dönemin karakterini şekillendirirler. Milenyum dönemecinden bu yana kapitalizmin dünya-tarihsel önemde bir sistem krizi yaşamakta olduğunu, uzun vadeli döneme damgasını basan gerçekliğin bu olduğunu söylüyoruz. Bu süreçte yaşanan 2001, 2008 ve 2020 krizlerini işte bu bütünün iktisadi alandaki giderek artan şiddetteki dışavurumları olarak algılamak gerekiyor. Bu nedenle daha 2008 krizinde bunun “sıradan bir periyodik kriz” olmadığını vurgulayan Elif Çağlı’nın bu makalesini okuyucunun dikkatine tekrar sunmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

20 Temmuz 2020

Suruç’un Acısı ve Öfkesi 5. Yılında da Taze!

Tam 33 kişi! “Hiçbir düş yarım kalmayacak” diyerek yola çıkmışlardı. Suruç’ta düzenledikleri basın açıklaması sırasında patlayan bomba onları yaşamdan kopardı. IŞİD saldırılarından biri olduğu söylenerek Türkiye’nin “karanlık tarihi”ndeki yerini alan Suruç Katliamı, yüreğimizde yarattığı acıyla, öfkeyle tazeliğini koruyor. Suruç Katliamı, birer hikâyeyle birlikte geriye tarifsiz acılar bırakarak yaşamdan koparılan düş yolcularını anmanın ötesinde bir anlam ifade ediyor. Bu süreçte ardı ardına gelen olaylar, hem sermaye devletinin mahiyetini anlamak hem de totaliter rejimin inşasının dönemeç noktalarını kavramak bakımından önemlidir.

“Özgürlük Yazarları”nın Değişim Serüveni

Özgürlük Yazarları gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenerek yapılmış bir film. Bu hikâyede Woodrow Wilson Lisesindeki 203 numaralı sınıfın öğrencileri, renkleri, anadilleri, kültürleri farklı olmasına rağmen sınıf arkadaşlarıyla dost, kardeş olmayı öğreniyorlar. Sorunların derilerinin rengi, dilleri ve kültürleri farklı olduğu için kendilerinden görmedikleri insanlardan kaynaklanmadığını, aksine ayrımcılığın sistem tarafından zihinlerine zerk edilen bir zehir olduğunu fark ediyorlar.

17 Temmuz 2020

ABD’de İsyan Büyüyor, Tarihsel Kavga Devam Ediyor /3

2. Dünya Savaşında ABD ordusunda milyonlarca Afro-Amerikalı askerlik yapmıştı. Orduda en zorlu işlerde ve ön cephelerde savaşmış bu askerler “vatan uğruna” savaşırken bile ayrımcılığa uğramıştı. Hayatını feda etmeye gelince ön sıralara, vatandaşlık ya da askerlikle ilgili haklardan yararlanmaya gelince en arkalara itildiklerini görmüşlerdi. Orduda ırk ayrımcılığı sadece rütbe edinmeyle ya da verilen görevlerle ilgili değildi. Siyah askerlerin birlikleri ile beyaz askerlerin birlikleri bile ayrıydı.

Ideological Repercussions of the Historical Impasse

Today, numerous indications point to the fact that capitalism is suffering an existential crisis. Marxism explains that there can be no capitalism without crises. This is vindicated by the current state of global economy. The upper echelons of finance capital seek to postpone the crisis and save the banks and credit institutions, which only makes the crisis more destructive.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.