Navigation
30 Mart 2020

Marx’ın Kapital’ini Okumak /16

Kullanıma yeni sokulan makinelerin, rekabet içine girdikleri eskiden kalma zanaatlardaki ve manifaktürlerdeki işçiler üzerinde veba gibi bir etki yarattığı açıktır. Marx, ekonomi politiğin aklı başında bütün temsilcilerinin bu gerçeği itiraf ettiğini belirtir. Bu tür iktisatçıların hemen hepsi, fabrika işçisinin içine girdiği kölelik durumundan yakınmıştır. Fakat bu timsah gözyaşlarının arkasına sığınan burjuva iktisatçıların asıl derdi, kapitalizmi savunacak özürler yaratmaktır. Bu bağlamda en somut örneklerden biri, ilk başlangıç ve gelişme döneminin dehşeti yatıştıktan sonra, makinelerin uzun dönemde çalıştırılan işçilerin sayısını arttıracağı iddiasıdır. Oysa İngiliz yünlü ve ipekli dokuma fabrikalarında yaşananların örneklediği gibi, makineli sistemin belli bir gelişme aşamasında, çalıştırılan işçi sayısında sadece göreli bir azalma değil mutlak bir azalma gerçekleşmiştir. Dönemin gelişmelerini gözler önüne seren Marx, pamuklu sanayii gibi bazı örneklerde makinenin devreye girmesiyle başlangıçta bu alandaki fabrika işçilerinin sayılarında bir artış görünse de, bu artışın toplamda yalnızca geçici bir görüntü olduğunu belirtir.

Covid-19: “Dünya Büyük Bir Felâketle Karşı Karşıya” mı?

Burjuvazi, varolan bir salgını abarttıkça abartıp paniği körükleyerek, toplumu kendi melun planlarını kabul edecek bir kıvama getirmek üzere psikolojik bir savaş yürütmektedir. Tüm dünya adeta burjuvazinin sosyal deney alanına, devasa bir laboratuara, küresel bir hapishaneye dönüştürülmüştür. Normal dönemlerde kesinlikle kabul ettiremeyeceği iktisadi, siyasi ve sosyal önlemleri böylelikle meşrulaştırmakta, kapitalist sistemi ayakta tutabilmek için gerekli daha da radikal önlemlerin hazırlığını yürütmektedir.

Egemenlerin Gör Dediğine Gözlerini Kapat!

Burjuva hükümetler bir kez daha krizin yükünü işçi sınıfına yükleme hazırlığındalar. Medya aracılığıyla toplumun bütün ilgisi salgına odaklanırken, perde arkasında çok daha kapsamlı saldırı hazırlıkları yapılıyor. Örneğin salgın önlemleri kapsamında sağlık hizmetini herkesin eşit olanaklarla ulaşabileceği hale getirmek mümkünken, egemenler bundan özellikle kaçınıyorlar. Bunun yerine halk sağlığıyla ve salgının önlenmesiyle hiç ilgisi olmayan, kendi sınıf çıkarlarını gözeten ekonomik önlemler alıyorlar.

27 Mart 2020

Sağlıkta Kapitalizm Virüsü

Kapitalizm, yarattığı her türlü felâketin yanı sıra, kronik hastalıkları ve virütik hastalıkları da arttırıp yaygınlaştırıyor. Ne var ki kapitalist sağlık sistemi, bu hastalıkları tespit, takip ve tedavi etmek için zorunlu olan hastane koşullarını bile sağlayamıyor. Nitekim Covid-19 salgını sırasında yaşananlar, sağlık sisteminin çöküşünü çarpıcı bir şekilde ortaya koyduğu gibi, kapitalizmin insanlık için nasıl bir karabasana dönüştüğünü ve çürümenin doruklarında gezindiğini de çok çeşitli yönlerden sergiliyor.

24 Mart 2020

Çöküşün Bahanesi: Pandemi

Kriz işaretleri salgından çok daha önce yeterince belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştı. Dünya ekonomisindeki büyüme yıllardır hayat vaat etmeyen, cansız ve sürüngen bir karakter almıştı. Şimdi sanki böyle bir durum yokmuş gibi, yaşanan çöküşün salgına bağlanmasının amacı bellidir: kapitalizmi aklamak. Aldıkları ve alacakları tedbirleri meşrulaştırmak, “bu kez çok farklı” havasını yaratarak aldıkları tedbirlerin halkın sağlığı ve ekmeği için olduğunu kitlelere yutturabilmek için alabildiğine abartılı bir salgın tablosu çiziyor ve bunu bir bahane olarak kullanıyorlar. Burjuvazi bizzat kendisinin körüklediği panik havasıyla, büyük finans kuruluşlarına bir kez daha on trilyonlarca dolar aktarılmasının yanı sıra doğabilecek toplumsal tepkiyi bastırmak için polisiye tedbirlerin alınmasını da meşrulaştırmak istiyor.

Ana

Maksim Gorki’nin Ana isimli romanı, sınıf mücadelesiyle tanışan genç işçi Pavel ve anası Pelageya Nilovna’nın hayatını anlatır. Pelageya yoksul mahallelerin çamuruna bata çıka yürüyen, yaşamı kambur sırtında bir yük gibi taşıyan kadınlardan biridir. Kocasından sürekli dayak yer, bitkin vücuduyla çalışır, didinir, uyur, uyanır. Aynı günü tekrar yaşarmış gibi günler birbirini takip eder. Ama gün gelir kocası hastalıktan ölür. Babasının ölümünün ardından oğlunun değişmeye başladığını fark eder Ana. Oğlu kitaplar okumaya başlar, anasına karşı davranışları değişir.

21 Mart 2020

Marxism and the Ideological Traditions of the Turkish Left

The period between 1960 and 1971 represents a very significant episode in the history of the left-wing movement in Turkey. Indeed, during this period, the socialist movement in Turkey opened itself to masses, leaving behind the protracted years that passed with silence and lack of organisation. Embracing intellectuals, youth and vanguard workers, it gained massive support for the first time in its history. In addition to the general upsurge of the left-wing movement, the 1960s also saw vigorous and intense debates on theoretical, political and organisational matters, to an extent unprecedented in the history of socialist movement in Turkey.

Bir Şeyler Var Değiştirmemiz Gereken!

16 Mart İstanbul Beyazıt Meydanında bizzat devlet koruması altındaki faşistler tarafından bizim gibi gencecik 7 sosyalist öğrencinin katledildiği, 50’den fazlasının da yaralandığı katliamın 42. yıldönümüydü… Egemenler yükselen sınıf hareketini boğmak, işçilerin mücadele saflarında yerini alan gençleri sindirmek ve onlara gözdağı vermek istiyor, askeri faşist darbeye zemin hazırlıyorlardı. Burjuvazinin bekçi köpekliğini yapan faşist çeteler grevlere, direnişlere ve ayağa kalkan devrimci üniversite öğrencilerine saldırıyorlardı. Kana buluyorlardı grev-direniş alanlarını, okulları, meydanları, sokakları…

18 Mart 2020

Mültecileri Silah Olarak Kullanmayı Bırakın!

AKP iktidarı izlediği politikayla mültecileri bir yandan Yunan polisinin saldırılarıyla karşı karşıya bırakırken, bir yandan da yiyeceğin, temiz suyun, tuvalet-banyonun ve hijyenik malzemelerin bulunmadığı, insanların soğuk karşısında çaresiz kaldıkları bir ortamın içine atmıştır. Böylesi koşullarda salgın hastalık riskinin de katlanarak yükseldiği bilinmektedir. Hele de koronavirüs salgını bu kadar gündemdeyken durumun daha vahim bir hal aldığı açıktır.

17 Mart 2020

Rakamların Diliyle Türkiye İşçi Sınıfı /1

İşçi sınıfı devrimcileri açısından çok açıktır ki genelde toplumsal mücadeleler ve özelde işçi sınıfının mücadelesi söz konusu olduğunda yükseliş ve alçalışlar basit bir “etki-tepki” mantığına göre işlemez. Tarihsel, siyasal, kültürel nice etken son derece karmaşık biçimlerde iç içe geçer ve sonuçlar üretir. Son tahlilde Türkiye işçi sınıfının dünyadaki mücadele rüzgârlarının etkisine henüz girememiş olmasının arkasında da tarihsel, siyasal, kültürel etkenlerin bir sonucu olarak ortaya çıkan örgütsüzlük, dağınıklık hali ve bilinç düzeyindeki muazzam geri savrulma vardır. Fakat bu tablo karşısında yılgınlığa kapılmak yanlışların en büyüğü olur.

Fransa’dan Türkiye’ye: “İşçi Gençlik El Ele”

Derby işçileri, fabrika işgallerinin fitilini ilk ateşleyenler olarak Türkiye işçi sınıfı tarihine adlarını yazdırmışlardır. Lastik-İş Sendikası 1950’den beri Derby’de örgütlüydü. Ancak Lastik-İş Sendikasının Türk-İş’ten ayrılıp DİSK’i kuran sendikalara katılması patronları korkutmuştu. Türkiye’de yükselen öğrenci hareketi de Derby’deki işgale kayıtsız kalmamıştı. Derby işçileriyle dayanışmada bulunmak için üniversite öğrencileri Derby’nin yolunu tuttular. Derby’ye dayanışma ziyaretinde bulunan üniversite öğrencilerinden birinin işçilerle yapılan sohbetten aktardıkları Derby işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarına ışık tutuyor ...

14 Mart 2020

Koronavirüse Karşı İşçi Sınıfının Bağışıklık Sistemi Örgütlü Olursa Güçlenir!

Yeni tip koronavirüs hastalığı (Covid-19) dünya ölçeğinde yayılırken, egemenler toplumu bir korku tüneline itmeye, baskı ve yasakları, anti-demokratik uygulamaları, ekonomik krizin ağır sonuçlarını koronavirüs üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Türkiye’de koronavirüs vakası tespit edildiğinin açıklanmasının ardından insanların marketlere koşması, yaşlı insanların kolonya kuyruklarında bitap düşmesi topluma nasıl bir korku salındığının göstergesidir. Korkutulan ve paniğe sürüklenen bir toplumda insanlar doğru düşünemez ve egemenlerin yalanlarını sorgulamadan kabul eder.

13 Mart 2020

Gezegen Kapitalizmi Kaldıramıyor

Bina ve gökdelen ormanına dönen betonlaşmış kentler, korkunç bir çevre ve hava kirliliği, milyonlarca insanın su ve yiyecek bulamaması, emperyalist savaşlarda katledilmesi ya da yerini yurdunu terk etmek zorunda kalması, küresel iklim değişikliği, büyük orman yangınları, şiddetlenen kasırgalar, depremlerin yol açtığı yıkımlar, virüs salgını; bütün bunlar kapitalizmin doğrudan sonuçlarıdır.

“Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan”

Meline Manuşyan’ın “Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan” adlı kitabını elime aldığımda henüz kitabın sayfalarını çevirmeden bakışlarım kitabın kapağındaki Misak Manuşyan’ın gözlerine takılmıştı. Doğacak güneşi içinde taşıyan gece misali kapkara olan bu gözlerin belli ki bana anlatacağı çok şeyler vardı.

10 Mart 2020

Sokaklarında Bir Şarkı Çınlıyor Santiago’nun, Yeniden!

Dünya işçi sınıfı, 2018’i olduğu gibi 2019’u da bir isyan yılı olarak uğurladı ve 2020’yi yeni isyanlarla kucakladı. İşçiler, emekçiler, gençler, kadınlar… İşçi sınıfı tüm dünyada ayağa kalkıyor, hep bir ağızdan özgürlük ve eşitlik şarkıları söylüyor. Lübnan’dan Sudan’a, Hindistan’dan Fransa’ya, Irak’tan Cezayir’e, Kolombiya’ya, İran’a, Şili’ye… Yeniden sesini arıyor meydanlar, yeniden sesini buluyor!

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.