Navigation
26 Şubat 2021

İran Rejimi Belucistan’da Yoksul Emekçileri Katletti

İran devlet güçleri 22 Şubatta Sistan ve Belucistan eyaletinin Pakistan sınırında akaryakıt taşıyıcılarına ateş açtı ve en az 15 emekçiyi katletti. 28 Aralık 2011’de 34 Kürt akaryakıt taşıyıcısının uçaklardan atılan bombalarla öldürüldüğü Roboski katliamını andıran bu vahşi saldırının ardından, Sistan ve Belucistan eyaletinde binlerce emekçi sokağa dökülerek İran polisini ve Devrim Muhafızlarını protesto etti. Yolların kesildiği, bazı yerlerde devlet binalarının işgal edildiği protestolar halen devam ediyor. Molla rejimi ise göstericilere saldırırken, interneti keserek dışarıya bilgi akışının önüne geçmeye çalışıyor. İranlı bir okurumuzdan gelen aşağıdaki mektup, sınırda akaryakıt taşıyarak geçimini sağlayan yoksul emekçilerin durumuna ve İran rejiminin karakterine ışık tutuyor.

Iranian Regime Killed Poor Toilers in Balochistan

On Monday, Feb, 22, the criminal forces of the "police" and the Revolutionary Guards at the border point between Iran and Pakistan attacked the hard-working and helpless fuel carriers who are working day and night to get a piece of bread for themselves and their families and shot them deadly. Turning that area into a painful hotbed of smoke, fire and blood killed at least 15 fuel carriers, according to Baloch media activists, and injured several others. A local witness put the death toll at 37.

رژیم ایرانی زحمتکشان فقیر را در بلوچستان کشت

دوشنبه ۴ اسفندماه، نیروهای جنایتکار “انتظامی” و سپاه پاسداران ارتجاع در نقطه مرزی بین ایران و پاکستان به سوخت‌بران زحمتکش و درمانده‌ای که شبانه‌‌روز برای به دست آوردن لقمه نانی برای خود و خانواده خود در تلاش هستند حمله برده و در تیراندازی مرگبار خود به آنان و تبدیل آن منطقه به جولانگاه دردناکی از دود، آتش و خون، دستکم ۱5 سوخت‌بر را بنا بر آمار فعالان رسانه ای بلوچ به قتل رسانده و تعدادی را مجروح کردند. یک شاهد محلی تعداد کشته‌شدگان را ۳۷ نفر ذکر کرده است.

Mona Lisa ve Toplayıcılar: “Sıradan İnsan” Resimleri

Dönemin Fransa’sında bu tabloyla alt sınıfa ait insanların resmedilmesi, kışkırtıcılıkla, başkaldırıya teşvikle suçlanarak tepki çekmiştir. Çünkü o zamana dek hep asiller, beyler, hanımlar yer almıştır yağlı tuvallerde… Dini törenler, figürler gösterilmiştir hep… Hayatın üreten çoğunluğundan kopuk bir sanat yaşatılmıştır. Oysa bu tabloyla kaba saba elleriyle “sıradan” insanlar tuvale aktarılmıştır. Muhtemelen, “Nasıl olur? Bunu hak etmiyorlar!” tepkileri yükselmiştir soylu asilzadeler arasından.

24 Şubat 2021

ABD’de İsyan Büyüyor, Tarihsel Kavga Devam Ediyor /5

Haklı bir dava uğruna mücadeleye girişen ezilenler, dünyanın en güçlü ve müreffeh sayılan ülkesinde bile sisteme kafa tutabilmiştir. Milyonlarca insan özgürlük ve eşitlik uğruna yaşamlarını ortaya koymaya hazır olduklarını bir kez daha ispat etmişlerdir. Bugün ABD’de başlayıp dalga dalga dünyaya yayılan ırkçılık karşıtı protestolar, ezilen siyahların isyan geleneklerinden doğuyor, tarihsel köklerinden güç alıyor.

22 Şubat 2021

Tigre Krizi: Etiyopya’da Neler Oluyor?

Etiyopya, 100 günü aşkın bir süredir yangın yeri. Ülkenin kuzeyinde bulunan Tigre bölgesi Kasım ayından bu yana ateş altında. Merkezî Etiyopya ordusunun federasyona bağlı Tigre bölgesel güçlerine karşı başlattığı askeri operasyon şiddetli çatışmalara dönüşerek Tigre halkının yaşamını cehenneme çevirdi. Operasyonun şiddeti her geçen gün artarken bölgedeki insani krizin boyutu da derinleşiyor. Tigre’de şimdiye kadar 50 bin kişi yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı, 60 binden fazlası ise göç yollarına düştü. Uluslararası yardım kuruluşlarının raporlarına göre 4,5 milyondan fazla insanın acil yardıma ihtiyacı var. Tigre’de yaşanan trajedi rakamlarla ifade edilemeyecek boyutlarda.

Medeniyetin Öteki Yüzü: İngiltere’de Çocuk Yoksulluğu

Yıllardır uygulanan kemer sıkma politikalarının işçi ailelerini ve çocuklarını yoksulluğa sürüklediğini yüksek sesle dillendiren Ulusal Öğretmenler Sendikası (The National Union of Teachers) üyesi öğretmenler, Charles Dickens’ın romanlarındaki 1800’lü yılların manzaralarının yeniden canlandığını söylüyorlar.

Ya Yolumuzu Aydınlatacak Işığımız Olmasaydı

Enternasyonal komünist gelenekten gelen, geçmişten günümüze yaşamış tüm devrimciler, bizleri mücadele ile tanıştıran ve yol gösteren büyüklerimiz… Ne kadar zengin bir geçmişimiz ve bugünümüz var. Bu kültürle yetişen ve donanan, politik olarak duruşundan taviz vermeyen, her zaman dünya devrimini savunan, en gerici koşullarda Marksizme sarılan insanlarla bir arada olmakla ne kadar gururlansak azdır.

19 Şubat 2021

Rejimin Sıkışmışlığı

Rejim Garê operasyonunu sadece sınır ötesi bir askeri hamle olarak değil içeriyi de hedef alan bir politik hamle olarak tasarlamıştır. Ancak sonucun açık bir başarısızlık olması ülkedeki politik havanın seyri bakımından bir kırılma noktasından geçtiğimizi gösteriyor olabilir. Önümüzdeki süreçte yaşanacak gelişmelere bağlı olarak bunu daha net görebileceğiz. Şimdi rejim bir yandan muhalefeti “terör” suçlamaları temelinde kriminalize etmeye uğraşırken baskıyı dört bir koldan arttıracaktır.

Engels Dünde Değil, Bugünde Yaşıyor!

Engels’in yaşamı biz mücadeleci gençler için bir rehberdir. O bir kutup yıldızı olarak daima yüreklerimizde ve zihinlerimizde ışıldamaya devam edecektir. Bizim için Engels geçmişte değil bugünde yaşıyor. Bizlerin şimdi şu anda mücadelemizi ilerletmek hedefiyle gösterdiğimiz çabada, onun ruhu yeniden can buluyor. Ne mutlu bize ki onun ruhunu her daim diri tutan bir geleneğin parçasıyız. Geleneğimiz bize yolu gösterdi.

16 Şubat 2021

Engels: Komünizmin Ölümsüz Savaşçısı /5

1848-49 devrimlerinin yenilgisini izleyen gericilik dönemi, bütün Avrupa’da sosyalist harekete ve işçi hareketine yönelik koyu bir saldırı dalgasıyla karakterize oldu. Bağımsız basının üzerine çullanıldığı, sansürün kol gezdiği, açık örgütlenme faaliyetinin sınırlarının alabildiğine daraldığı, polis takiplerinin ve kara listelerin aman vermediği bu yıllarda, komünistler için hayatlarını idame ettirecek bir iş bulabilmek de alabildiğine zorlaşmıştı. Bununla birlikte Engels de Marx da, zorlu koşullara rağmen ne sosyalizm davasına olan inançlarını ve umutlarını yitirdiler ne de çalışma azimlerini. Aksine, baskılar ve zorluklar, onların direncini daha da biledi ve bu yıllardaki çalışmaları sınıf hareketinin yükselişe geçtiği ileriki yıllarda çok sağlam bir teorik, politik ve örgütsel temeli döşedi.

Tabletle Verip Vergiyle Alarak Eğitimdeki Hangi Sorun Çözülür?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Şubat ayında 100 bin tablet dağıtılacağının müjdesini verdi. Ekim ayından bu yana da 500 bin tablet dağıtıldığını iddia etti. Benim okulumda en az 800 öğrenci EBA’ya giremediği halde sadece 40 tablet verildi. Tablet verilmeyen aileler defalarca bizi arayıp ekonomik olarak çok zor durumda olduklarını anlatıp neden tablet alamadıklarını, tablet alma kriterinin ne olduğunu öğrenmek istiyorlar.

13 Şubat 2021

Myanmar Halkı Darbeye Direniyor

Darbe ertesinde sağlık emekçilerinin başlattığı sivil itaatsizlik eylemleri şimdiden on binlerce kişiye ulaştı ve polis şiddetine rağmen kitlesel protestolar devam ediyor. Bu da göstermektedir ki dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Myanmar’da da işçi ve emekçi kitleler artık egemenlerin keyfi ve baskıcı yönetiminin devam etmesine, haklarının ve özgürlüklerinin gasp edilmesine izin vermek istemiyor; bu köhnemiş, baskıcı, yozlaşmış ve kokuşmuş rejimin gitmesini ve köklü bir değişimi arzuluyorlar.

Dayanışma ve Mücadele Bizleri Kurtarır!

Bugün işçiler çocuğuna pantolon alamadığı için, gelecekten umudunu kaybettiği için intihar ediyor. Eline “iş-aş” yazarak intihar ediyor. İktidar sözcüleri ise utanmadan “yoksulluk sorun olmaktan çıktı”, “kuru ekmek yiyorsa aç değildir” diyorlar. Dünden bugüne egemenler örgütsüz ve güçsüz işçiler karşısında böyle davranmaktan çekinmemişler. Ama işçiler bir araya geldiklerinde, tek yumruk olduklarında kendilerine kaçacak delik aramışlar.

Yeni Bir Dünya Kurmanın Özlemiyle Sonuna Kadar Kavga!

Bugün karanlık zamanlardan geçsek de elbet bir gün güneş doğacak. Sefa sürenler elbet hesap verecek. Onlar her ne kadar pervasız olsalar da içimizdeki mücadele azmi onları yenecek. Bir gün filizlenecek menekşelerimiz. İnancımız ve mücadelemizle, işçi sınıfı yok edecek bu köhne düzeni.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.