Navigation
1 Temmuz 2020

Marx’ın Kapital’ini Okumak /19

Marx bu bölümde, artı-değer oranının hangi formüllerle temsil edilebileceğini açıklar. Bir grup formül dizisi şöyledir: Artı-Değer/Değişen Sermaye = Artı-Değer/Emek Gücü Değeri = Artı-Emek/Gerekli Emek. Bu dizide ilk iki formül değerler oranını gösterirken, üçüncüsü ise bu değerlerin üretimi için harcanan zamanların oranını göstermektedir. Bu formüller kavramsal açıdan güçlü ve doğrudur fakat klasik ekonomi politik bunlardan bilinçli olarak uzak durmuştur. Bunun yerine sömürü derecesini gözlerden gizleyecek formüller türetmiştir.

29 Haziran 2020

Yağmacılık Kapitalizmin Doğasında Var

Floyd'un katledilmesini takiben patlak veren protestoların büyüklüğü ve halkın öfkesi burjuvazinin “yağmacı” söyleminden nemalanma niyetini boşa çıkarmış olsa da bu meselenin üzerinde durmak gerekiyor. Zira bugüne kadar dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan kitle isyanlarında, protesto gösterilerinde burjuvazinin başvurduğu ilk yöntemlerden biri “şiddet ve yağma” söylemini kullanarak karalama kampanyası yürütmek olmuştur.

26 Haziran 2020

Türkiye Sosyalist Hareketine Tanıklık Eden Komünist Çınar: Vedat Türkali ve Romanları /2

90’lı yılların puslu günlerinde pek çok kişi kalemini burjuva ideolojisinin hizmetine amade ederken, komünist çınar Vedat Türkali ise direnenler ve akıntıya karşı kürek çekenler safında yer aldı. O gelecek kuşaklara komünizm hedefinden şaşmamayı salık verdi ve yıkılan Sovyetler Birliği’nin gerçekte ne olduğunu yazmaya, anlatmaya girişti. Türkali, yazdığı romanlarla gelecek kuşaklara tarihi taşıdı, aktarma kayışı görevini büyük bir ciddiyetle yerine getirdi.

Kim?

Dağların tepesinden aşıran kim yolları? / Tünellerle / Bir yüreği bir yüreğe düşüren… / Kimin ellerinden çıkar sarayların damı, / Şatoların endamı? / Yoksa içinde yaşayan soytarıların kıçından mı? / Kimdir, / Işıl ışıl aydınlatan şehirleri ve caddeleri? / Bir gönülden bir gönüle köprüleri kuran kim? / Hamuru yoğuran, / Ekmeği pişiren… / Kimdir

23 Haziran 2020

Heykeller Yıkılırken!

George Floyd’un 25 Mayısta katledilmesinin ardından başlayan protestolar ABD’de toplumsal isyana dönüşürken, sokağa çıkma yasakları, Ulusal Muhafızın devreye sokulması ve polisin azgın saldırıları bu isyanı kısa süre içinde bastırmaya yetmedi. Üstelik ırkçılığa ve polis terörüne yönelik öfke ve tepkinin dile getirildiği protesto gösterileri bu ülkenin sınırlarını aşarak tüm dünyaya yayıldı. ABD’den binlerce kilometre öteye sıçrayan bu ateş, bir kez daha siyahıyla, beyazıyla milyonlarca emekçiyi ortak sloganlar etrafında birleştirdi.

“İşyeri Konuşmaları”ndan

İrlandalı devrimci Marksist James Connolly, İrlanda’da ve Amerika’da bulunduğu farklı dönemlerde, işçilerin sosyalizme yönelik önyargılarını kırmak ve onları sosyalist mücadele saflarına kazanmak üzere çeşitli makaleler kaleme almıştır. Bu makaleler, her iki ülkede de sosyalist gazetelerde basılıp yaygın bir dağıtımla geniş bir işçi kitlesine ulaştırılmıştır. Connolly, gelen yoğun talep üzerine, bu makaleleri broşür haline getirmek üzere derlemiştir. İlk kez 1909 yılında “Workshop Talks” adı altında basılan bu broşürdeki yazılarında Connolly, hicivsel, espirili ama çarpıcı bir anlatımla ve argümanlarla, egemen sınıfın propaganda bombardımanına maruz kalan işçilerin sosyalizme ilişkin zihinsel bulanıklıklarını gidermeye çalışmaktadır. Bu broşürün ilk bölümlerinden yaptığımız çeviriyi yayınlıyoruz.

20 Haziran 2020

ABD’de İsyan Büyüyor, Tarihsel Kavga Devam Ediyor /2

Irkçılığa karşı tavizsiz mücadele, Marx’tan, Engels’ten ve I. Enternasyonal’den sosyalist harekete miras kalmıştı. 1917 Ekim Devrimiyle başlayan devrimci fırtına 1919’da III. Enternasyonal’in kuruluşuyla yeni bir merhaleye ulaşmıştı. Aynı yıl ABD Komünist Partisi kurulmuş, kuruluşundan itibaren siyahlara yönelik ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi benimsemişti. Enternasyonal’in kuruluş kongresinde dile getirilen “tüm uluslara ve ırklara özgürlüğünü bahşedecek proleter devrim” fikri, ABD’deki radikal siyah aktivistler arasında yankı uyandırmıştı.

Burjuvazinin “Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak” Parolası!

Burjuvalar ne yaparlarsa yapsınlar, hangi oyuna, hangi yalana sarılırlarsa sarılsınlar, evet; “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”. Onlar nasıl ki bütün dünyada birleşmiş bir biçimde dünya işçi sınıfına distopik bir dünyayı reva görüyorlarsa, bütün dünya işçi sınıfı da birleşip onları köhnemiş düzenleriyle birlikte tarihin derinliklerine fırlatmasını bilecektir. Evet, söz veriyoruz; hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Ne sömürü kalacak yeryüzünde ne zulüm. Ta kökünden sökülüp atılacak!

18 Haziran 2020

İktidarın Soluksuz Bırakma Adımları

İktidar ve ortaklarının gerek tek tek gerekse de toplam “kitle desteği” her geçen gün azalıyor. Sırtına bindirilen ekonomik krizin yükü altında ezilen, işten çıkartılan ya da çıkartılmasa bile sefalet aylığına muhtaç edilen, her geçen gün giderek daha da yükselen bir borç dağının altında ezilen geniş emekçi kitlelerin hoşnutsuzluğu artmaya devam ediyor. Türkiye somutunda tepkilerin henüz kendisini aktif bir protesto biçiminde ortaya koyduğundan söz etmek mümkün değildir. Geniş emekçi kitleler artan hoşnutsuzluklarına rağmen çoğunlukla sabırlı bir bekleyiş içerisinde kalıyorlarsa, bunun temel sebebini, örgütsüzlükte, ülkedeki siyasal rejimin baskıları daha da arttırmasında ve hiç kuşkusuz burjuva muhalefetin pespayeliğinde aramak gerekir.

17 Haziran 2020

Nüfus Artışı, İşsizlik ve Hortlatılan Malthusçuluk /2

Gördüğümüz gibi kapitalizm, işsizliği, yoksulluğu ve sefaleti gerek nispi olarak gerekse de kimi dönemlerde mutlak olarak büyütmektedir. Son derece sarsıcı bir tarihsel sistem krizinden geçtiğimiz son çeyrek asırdır, arka arkaya gelen ve giderek şiddetlenen iktisadi kriz dalgaları insanlığın acılarının daha da derinleşmesine yol açıyor. Büyük bir tarihsel yol ayrımına gelmiş bulunmaktayız. Dünyaya hükmeden finans kapitalin zirveleri bu çürümüş ve can çekişmekte olan sistemi nasıl ayakta tutacaklarına kafa patlatıyorlar. Üstelik görünen o ki, bu noktada hangi tercihlerde bulunacaklarına dair ciddi iç çatışmalar yaşıyorlar. Hangi taraf ağır basacak olursa olsun, bu, insanlık için hayırlı olmayacaktır. Kimi finans kapital çevrelerinin vaat ettikleri kırıntılara tav olarak bu sömürü sisteminin sürmesine razı mı gelinecek?

1 Mayıs

Bayrakları dalgalanıyor o muhteşem anın / Güneş eski güneş değil / Mavi eski mavi / Ve / Rüzgâr eski rüzgâr… / Sokaklar / Hiç böylesine bir coşkuya tanıklık etmedi / Biz hep bir ağızdan / “Yaşasın 1 Mayıs” diye haykırıncaya kadar / Yüreğimizde öfke / Dilimizde marşlar / Çınlattık dört bir yanını dünyanın / Avuçlarımız patlayıncaya kadar / Biz / Amele sınıfının evlatları / Biz / Toprakta tohum / Yürekte öfke

Birileri “Bilim” mi Dedi?

Bu nasıl bir bilim anlayışıdır ki insanlık adına yapıldığı söylenen her şey burjuvazi ve onun çıkarlarını gözeten devlet kurumları tarafından her aşamada denetleniyor? Bilim insanlığı kendi başına bir yerlere götürmüyor. Hele de kapitalizm altında tıp bilimi insanlık için hiç de iç açıcı manzaralar doğurmuyor. Şu an maalesef işçi sınıfının örgütsüzlüğü sebebiyle bizlere her sunulan bilimsel veriyi gerçek olarak kabul etmekten başka çaremiz yok gibi düşünüyoruz.

15 Haziran 2020

15-16 Haziran Direnişi 50. Yılında

Sınıf devrimcileri olarak sermayenin sinsi saldırılarına en ufak bir prim vermeden, 15-16 Haziran Direnişinin 50. yılında hafızaları tazeleyerek, geçmişin deneyimlerini özümseyerek, özümseterek ve dersler çıkararak mücadeleyi büyütmeye devam ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de örgütlü mücadele işçilerin bir araya gelmesine, dayanışmasına, kucaklaşmasına bağlıdır. İşçileri birbirine bağlayan ve güven duygusunu çelikleştiren işte bu harçtır.

Marksizmin Işığında Hiçbir Yalan Sonsuza Dek Gerçeğin Elbisesiyle Dolaşamaz!

Gerçeklerden haberi olmayan biri hep bebek kalmış gibidir. Ve her küçük çocuk gibi doğru diye belletilen her yalanı gerçeklik sanabilir. Gerçek ve yalan nasıl anlaşılır? Gerçekteki yalanı, yalandaki gerçeği nasıl fark ederiz? Yalanın içerisinde gerçeğin bir parçası olduğunda, gerçeği yalandan nasıl ayırt edebiliriz?

12 Haziran 2020

Virüsün Ardına Saklanan Kapitalizmin Gerçekliği

Bir salgın vardır var olmasına ama bu salgının örtüsü altında ondan çok daha büyük, çok daha önemli süreçler işlemektedir. Bir savaş vardır, tekeller ve burjuva devletler arasında dünya ölçeğinde gırtlak gırtlağa bir rekabet vardır ve emekçi kitleler düzenin ağır saldırısı altındadır. Kitleler de 2000’li yıllarla birlikte tarihsel krizi içinde debelenen kapitalizmin ağır saldırıları karşısında seslerini çeşitli biçimlerde yükseltmeye başlamışlardır. Kapitalizmin efendileri açısından sistemin geldiği tıkanma noktası kendi başına önemli endişe konusuyken, bu tıkanmanın çeşitli sonuçlarının bir ürünü olarak kitle mücadeleleri de özel endişe kaynağıdır.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.