Navigation

Kapitalizm-Emperyalizm

Marx’ın Kapital’ini Okumak /11

Marx, kapitalist üretimin gerçekte ancak, aynı sermayedarın daha çok sayıda işçiyi eş zamanlı olarak çalıştırdığı, yani emek sürecinin kapsamını genişlettiği ve böylece daha fazla ürün sağladığı yerde başladığını vurgular. Burada belirtilen koşullar, tarihsel ve kavramsal açıdan kapitalist üretimin başlangıç noktasını oluştururlar. Kapitalizmin başlangıç dönemlerine bakıldığında, yeniyi temsil eden manifaktür ile eskiyi temsil eden loncalara bağlı zanaat kolları arasındaki fark nicel bir fark olarak görünür. Şöyle ki, eskisinden farklı olarak şimdi atölyelerde bir sermayedar tarafından daha çok sayıda işçi çalıştırılmaktadır. Fakat işin gerçeğinde, eski ile yeni arasında niteliksel bir fark vardır.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /10

Marx, işgününün uzatılması yoluyla elde edilen artı-değere mutlak artı-değer adını verdiğini belirtir. Gerekli emek-zamanın kısaltılması sayesinde, işgününün gerekli-emek ve artı-emek kısımları arasındaki oranın değişimiyle sağlanan artı-değeri ise göreli artı-değer (nispî artı-değer) diye niteler. Emeğin üretkenliğindeki yükselmenin işgücünün değerini düşürebilmesi için, bu yükselmenin gerekli-emek değerini belirleyen ürünlerin (gıda, giyecek, barınak gibi) üretildiği sanayi dallarını etkilemesi gerekir. Fakat bu durumu, o toplumdaki üretimin yalnızca son döneminde cereyan eden bir düşme etkisi olarak varsaymak doğru olmayacaktır.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /9

Sermayenin işçiyi canının istediği şekilde çalıştırdığı koşullara oranla, işgününü sınırlandıran yasaların çıkartılması, yine de işçi sınıfı açısından tarihsel bir kazanım olmuştur. Bu, Marx’ın deyişiyle, burjuvazinin cafcaflı “devredilemez insan hakları” katalogunun yerini, işçilerin çalışma zamanını açıkça gösteren Magna Carta’nın (Büyük Özgürlük Fermanı) alması demektir. Zira işçi ancak bu sayede, kapitalist düzene karşı mücadeleye kafa yorabileceği ve katılabileceği bir zaman elde etmiştir. Bu gerçeklik, günümüzde işçi sınıfının tarihsel kazanımlarına sermayenin yönelttiği saldırılar altında sersemleyen, uzun çalışma saatleri ve fazla mesailer nedeniyle fabrikadan mücadele alanlarına uzanamayan işçilerin sergilediği durumla bir kez daha kanıtlanmış oluyor!

Marx’ın Kapital’ini Okumak /8

İşgünü verili koşullara göre değişen bir büyüklüktür ama sonuçta elbet bunun alt ve üst sınırları vardır. İşgücünün üretimi için gerekli emek-zaman işgününün alt sınırını oluşturur ve işgünü bu sınırın altına indirilemez. İşgününün üst sınırı ise iki faktörle belirlenir. Bunlardan biri, işgücünün fiziksel sınırlarıdır. Şöyle ki, insan 24 saatlik gün boyunca neticede ancak belli bir miktarda yaşam gücü harcayabilir. Çünkü günün bir kısmında dinlenmesi, uyuması gerekir; günün diğer bir kısmında yemek yemek, yıkanıp temizlenmek, giyinmek gibi başka fiziksel ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bu saydıklarımız işgününün fiziksel sınırlarına işaret eder.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /7

Her bir işçi, kendisine özgü üretici çalışma ile üretilen ürüne değer katar. Örnekse, iplik yapımcısı iplik eğirerek, kumaş dokumacısı kumaş dokuyarak, demirci demir döverek ürüne emek-zaman ve dolayısıyla değer katar. Üretilen ürün için kullanılan üretim araçlarının kullanım değerlerinin eski biçimleri yok olur. Mesela pamuk, iplik üretimi neticesinde pamuk biçiminden sıyrılır ve yeni bir kullanım değeri biçimine (iplik) bürünür. Üretim sürecine giren canlı emek, yok olanın yerine yeni bir yaratık doğurur.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /6

İşgücünün kullanımı fiilî çalışmadır ve kapitalist satın aldığı bu kullanım değerini işçiyi çalıştırarak tüketir. Çeşitli kullanım nesnelerinin kapitalistler hesabına ve onların denetimi altında üretiliyor olması, insanın üretim faaliyetinin taşıdığı genel özellikleri değiştirmez. O nedenle Marx, emek sürecinin ilk önce tüm farklı üretim tarzlarından bağımsız olarak incelenmesi gerektiğini belirtir.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /5

Sermayenin ne olduğunu anlayabilmek için metaların dolaşım sürecini incelemek gerekir. Çünkü metaların dolaşımı sermayenin başlangıç noktasıdır. Meta üretimi ve ticaret diye adlandırdığımız gelişmiş meta dolaşımı, sermayenin doğup büyüdüğü tarihsel temeli oluşturur. 16. yüzyılda oluşmaya başlayan dünya ticareti ve dünya pazarı, sermayenin modern tarihinin de başlangıcıdır.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /4

Kapitalist ekonominin bunalımları, Kapital’in ilerleyen bölümlerinde çok daha detaylı ve çeşitli yönleriyle ele alınacak olan son derece önemli bir konudur. Marx’ın “metaların başkalaşması” başlığı altında da değindiği üzere, metaların dolaşım süreci her zaman bunalım olasılığını içerir. Genelde her satış karşılığında bir alış işlemidir ve her alış işlemi de karşılığında bir satıştır. Ancak bu açıklamadan, piyasada toplam satışla toplam satın alma arasında zorunlu bir denge olduğu şeklinde dogmatik bir sonuç çıkartılamaz.

Emperyalizm Batılı Güçlerden mi İbaret?

Çin’in emperyalist bir güç olduğunu görmemek kimi şablonlardan kurtulamamanın bir eseridir. Çin’in geçirdiği aşamaların ve geldiği noktanın öngörülememesi ve anlaşılamaması, Çin’de geçmişte sözümona sosyalist bir devrim olduğunu ve bu devrimin kazanımlarının bir biçimde yaşadığını sanmakla, gerçek sınıfsal içeriğine bakılmaksızın devlet mülkiyetinde keramet bulmakla mümkün olmuştur.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /3

Meta ilişkisi yalnızca mübadeleye konu olan ürünler arasında kurulan bir ilişki değildir. Metalar kendi başlarına piyasaya gidemeyeceklerine göre, bunların ellerinden tutup mübadeleyi gerçekleştiren meta sahiplerini de tanımak gerekir. Metaları ellerinin altında bulundurup dolaşıma sokanlar, birbirlerinin karşısına alım ve satım işlemi yapmak isteyen kişiler olarak çıkarlar. Her bir meta sahibi, ancak her iki tarafın (alıcının ve satıcının) katıldığı bir irade beyanıyla kendi metasını elden çıkarır ve yabancı bir metanın sahipliğini elde eder.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /2

Marx’ın takip eden satırları, meta mübadelesinde basit değer ilişkisinden başlar ve adım adım para biçiminin analizine uzanır. Kapital’deki bu açıklamalar, Marx’ın para bilmecesini nasıl çözdüğünü ortaya koymaktadır. Bunun anlaşılabilmesi için, Marx’ın açıklama sistematiğini bozmadan ve kullandığı kavramları atlamadan konuyu özetlemek isabetli olacaktır.

Marx’ın Kapital’ini Okumak

Kapital çalışmaları, Marx’ın sorunların nedenlerini açıklayabilmek için önce onların kökenine inen soyutlamalarla ilerlettiği son derece derin, detaylı ve karmaşık bir nitelik taşır. Bu nedenle, Kapital ciltlerinin öze değin noktaları ortaya çıkartan bir yöntemle okunmaması durumunda, ondan eğitim aracı olarak yararlanmada arzulanan sonuca ulaşılamayacaktır. İşte, çeşitli bölümler halinde okuyucuya sunulacak bu çalışmanın amacı da, arzulanan sonuca ulaşabilme çabalarına katkıda bulunabilmektir. Çalışmanın verimi açısından, Marx’ın Kapital’indeki satırların eşliğinde ve fakat kendi cümlelerimizle özetlemeler, açıklamalar yapılarak ilerlenecek, doğrudan Marx’ın ifadelerinden yapılan aktarımlar ise tırnak içinde gösterilecektir.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /1

Kapital çalışmaları, Marx’ın sorunların nedenlerini açıklayabilmek için önce onların kökenine inen soyutlamalarla ilerlettiği son derece derin, detaylı ve karmaşık bir nitelik taşır. Bu nedenle, Kapital ciltlerinin öze değin noktaları ortaya çıkartan bir yöntemle okunmaması durumunda, ondan eğitim aracı olarak yararlanmada arzulanan sonuca ulaşılamayacaktır. İşte, çeşitli bölümler halinde okuyucuya sunulacak bu çalışmanın amacı da, arzulanan sonuca ulaşabilme çabalarına katkıda bulunabilmektir. Çalışmanın verimi açısından, Marx’ın Kapital’indeki satırların eşliğinde ve fakat kendi cümlelerimizle özetlemeler, açıklamalar yapılarak ilerlenecek, doğrudan Marx’ın ifadelerinden yapılan aktarımlar ise tırnak içinde gösterilecektir.

Tekellerin Tahakkümü ve Artan Çelişkiler

Kapitalizmin içsel çelişkilerinin sistemi çıkışsızlığa sürükleyecek denli keskinleştiği bir tarihsel dönemden geçiyoruz. Bu durum kendisini pek çok görüngüyle ortaya koyuyor. Sermayenin yoğunlaşma ve merkezileşmesindeki olağanüstü hızlanmayla birlikte toplumsal eşitsizliğin akıl sınırlarını zorlayan boyutlara ulaşması bunun en tipik göstergesi. Üretim araçları ve dolayısıyla zenginlik giderek çok daha küçük bir azınlığın elinde toplanırken, toplumun büyük çoğunluğu sermayenin köleliğine ve yoksulluğa mahkûm ediliyor.

Vicdanlı Bir Kapitalizm Mümkün mü?

Kapitalistlerin kapitalizmi eleştirir gözüktüğü açıklamalar, aslında, büyük burjuvazide giderek artan bir korkunun dışa vurumudur. “Toplumsal olaylar patlak verebilir” şeklinde kodladıkları şey aslında işçi sınıfının kapitalist düzeni devrimci yoldan tasfiye etmesinden duydukları korkuyu ele veriyor. Bunun olmaması için kapitalizme güya eleştiriler getirerek, sınırlarını ve çerçevesini kendilerinin çizdiği, kontrolünü kendi ellerinde tuttukları ve hatta gerekirse finansmanını da kendilerinin sağladıkları düzen içi bir “sol”a, ehlileştirilmiş bir anti-kapitalist söyleme ihtiyaç duyuyorlar. Emperyalist kapitalist çürümenin ayyuka çıktığı bir dönemde bu tarz bir ehlileştirilmiş anti-kapitalizm aslında kapitalizmin devamının önkoşullarından biri, olmazsa olmazı haline gelmiştir. Büyük patronlar sırtlarında taşıdıkları muazzam servetten şikayetçiymiş gibi görünmeden o servete sahip olmanın sürdürülebilir olmadığını görmüş durumdalar. Kimi büyük patronların söz konusu türden sansasyonel beyanları ile çeşitli ülkelerde kimi “alternatif sol” projelerin savunduğu sözde anti-kapitalist anlayışın aynı doğrultuya işaret ettiğini, bir paralellik oluşturduğunu gözden kaçırmamak gerekir.

Sayfalar

Kapitalizm-Emperyalizm beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.