Navigation

Dünya

Sokaklarında Bir Şarkı Çınlıyor Santiago’nun, Yeniden!

Dünya işçi sınıfı, 2018’i olduğu gibi 2019’u da bir isyan yılı olarak uğurladı ve 2020’yi yeni isyanlarla kucakladı. İşçiler, emekçiler, gençler, kadınlar… İşçi sınıfı tüm dünyada ayağa kalkıyor, hep bir ağızdan özgürlük ve eşitlik şarkıları söylüyor. Lübnan’dan Sudan’a, Hindistan’dan Fransa’ya, Irak’tan Cezayir’e, Kolombiya’ya, İran’a, Şili’ye… Yeniden sesini arıyor meydanlar, yeniden sesini buluyor!

Emperyalist Savaşa Hayır! Suriye’den Elinizi Çekin!

AKP iktidarının dozunu her geçen gün daha da yükselttiği savaş politikaları, İdlib’i patlamaya hazır bomba haline getirdi. Günlerdir askeri sevkiyatı arttırarak gerilimi tırmandıran iktidar, asker ölümlerine rağmen bu politikasında ısrara devam ediyor. “Şehitler tepesi boş kalmayacak” diyen Erdoğan, asker ölümlerini meşrulaştırmaya çalışırken, bu sözden kısa bir süre sonra 33 askerin daha ölüm haberi geldi. Resmi açıklamalara göre sayı şu anda 36’ya çıktı ve pek çok askerin ağır yaralı olduğu söyleniyor.

İran Seçimleri: Rejimin İstikrarı mı, Yeni Krizler mi?

Bir önceki seçimde yaklaşık 150 milletvekiliyle temsil edilen Ruhani destekçilerinin sandalye sayısının 20’nin altına ineceği görülüyor. Bu “şaşırtıcı” sonuç aslında egemen sınıfın köktenci kanadının zaferine değil, tersine muhalefetin başarısına işaret ediyor. Zira gerek sol muhalefet gerekse de “reformcular”dan oluşan burjuva muhalefet seçimleri boykot çağrısı yapmıştı ve görünen o ki bu çağrı kitlelerde karşılık bulmuştur. Düzen muhalefetinin boykot çağrısı, rejimin dümenini elinde tutan köktencilerin anti-demokratik girişimlerine bir tepki olarak gündeme gelmiştir.

Almanya’da Nazi Terörü

Almanya’nın Hessen eyaletindeki Hanau kentinde iki nargile-kafeye yapılan ırkçı neo-Nazi saldırısında 9 göçmen hayatını kaybetti. Kurbanlardan bir kısmı henüz çok genç yaştaki Türkiye kökenli Kürt göçmenlerden oluşuyordu. Saldırıyı gerçekleştiren 43 yaşındaki Alman neo-Nazi, daha sonra evine yapılan baskında annesi ile birlikte ölü bulundu. Saldırıdan önce internet üzerinden tipik faşist komplo teorilerini içeren bir video konuşması yayınlayan katilin annesini öldürdükten sonra intihar ettiği açıklandı.

Libya Eğik Düzleminde

Emperyalist güçler ve bölge güçleri, kirli hesapları üzerinden Libya’ya üşüşürken, Libya halkı dokuz yıldır, emperyalist paylaşım savaşının en kanlı cephelerinden birinde cehennemi yaşamaktadır. Sarraclar, Hafterler ve diğerleri üzerinden yürütülen emperyalist savaşın emekçilerin çıkarlarıyla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Bu savaş yüzünden ülke altüst olmuş, yüz binlerce insan sefaletin en derinine itilmiş, yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmış, binlercesi Akdeniz’de boğulup gitmiştir.

Süleymani Suikastı ve Tırmanan ABD-İran Gerilimi

Trump’ın iç politikada elini güçlendirmek istemesi, ABD’deki Evanjelistlerin, İsrail’in ve Suudilerin Trump yönetimini İran’a karşı kışkırtması gibi faktörler geçerli olsa da, sanki ortada zaten yürüyen bir savaş yokmuş, zaten ABD nicedir İran’ı köşeye sıkıştırıp kışkırtmaya çalışmıyormuş gibi yapılan tek boyutlu yorumlar meseleyi açıklayamazlar. Esas görülmesi gereken, emperyalist bir paylaşım savaşının yaşanmakta olduğu ve Amerikan emperyalizminin bu savaşı yeni cephelere yayma arzusu taşımasıdır.

Cezayir’de “Seçim” Bitti, Protestolar Sürüyor

Cezayir halkı 2019’un ilk günlerinden bu yana sokaklarda. Ayağa kalkmış kitleler önce onyıllardır kendilerine kan kusturan, iliklerine kadar soyup soğana çeviren egemenlerin temsilcisi ve en az düzenin kendisi kadar köhnemiş diktatör Buteflika’yı devirdiler. Bir avuç para babasının, eli kanlı generalin ve emperyalist gücün desteklediği Buteflika’dan kurtulmak yeterli değildi elbet.

Brexit Kapanında

12 Aralık seçimleriyle ilgili belki de en önemli sonuçlardan birisi, İngiltere gibi emperyalist-kapitalist sistemin ana kalelerinden olan bir ülkede, teorik çerçevesi itibariyle ılımlı bir reform programı ve bunu temel alan geniş bir siyasal hareketin bile günümüz kapitalizminin somut şartlarında sistem tarafından nasıl da bir ölüm-kalım meselesi gibi muamele gördüğünün çarpıcı biçimde ortaya konmasıdır. Bu durum hem kapitalist sistemin günümüzde içinde olduğu derin tarihsel krizin bir kanıtını sunuyor hem de mütevazı reformlar için bile ne denli sert ve örgütlü mücadeleler vermek gerektiğini gösteriyor.

Fransa Emeklilik Saldırısına Karşı Genel Grevde

Fransa’da Macron hükümetinin “Emeklilik Reformu” adı altındaki yeni saldırı planını yasalaştırmak üzere harekete geçmesi yüz binlerce işçiyi sokağa dökmüş durumda. 5 Aralıktan bu yana, 250’den fazla sendika ve meslek örgütünün katılımıyla gerçekleştirilen genel greve Sarı Yelekliler de dahil tüm emekçi kesimler destek veriyor. 5 Aralıkta, ülkenin dört bir yanında 1 milyondan fazla işçinin protesto gösterileri eşliğinde başlayan grev, takip eden günlerde de benzer kitlesellikteki eylemlerle devam etti.

İngiltere: Seçimden Fazlası

Bugün İngiltere’de işlerin geldiği nokta 12 Aralıktaki seçimin sıradan bir seçim olmanın ötesine geçtiğine işaret ediyor. Bu seçimler bir yandan İngiliz kapitalizmi açısından önemli bir kavşak noktasına gelindiğini bir yandan da emekçilerin uzun yıllardır biriken sıkıntılarının yüzeye vurmaya başladığı bir noktaya gelindiğini gösteriyor. Tam da bu nedenle ülkede uzun zamandır görülmemiş ölçüde bir politizasyon ve kutuplaşma yaşanıyor. Yüksek tansiyon altında partiler adeta seferberlik yürütüyorlar. İşçi Partisini yıpratmak için terör saldırısı kılığında müdahaleler yapılırken, yine daha önce pek görülmemiş biçimde sermaye temsilcilerinden dinsel cemaat önderlerine kadar geniş bir yelpaze doğrudan siyasete müdahalelerde bulunuyor.

Kıtadaki İsyan Dalgası Kolombiya’yı da İçine Aldı

Kolombiya’da son süreçte yükselen mücadelenin dinamikleri de, bu mücadeleye katılan emekçi kesimlerin çeşitliliği de, onun başını çeken güçler de yukarıda vurgulamaya çalıştığımız gerçekliği farklı bir yönden doğruluyor: Tüm ezilen sınıfları kucaklayacak bir anti-kapitalist mücadelenin öncü gücü yalnızca proletarya olabilir. Zira emekçi sınıfları bu düzene bağlayan mülkiyet prangalarından bir tek o azadedir.

İspanya’da Seçimler ve Yükselen Milliyetçilik

Derin bir ekonomik krizin etkilerinin sarsıcı biçimde yaşandığı İspanya’da, karşılıklı kışkırtılan İspanyol ve Katalan milliyetçiliklerinin öne çıkmasıyla birlikte, işçi ve emekçilerin temel sorunlarının geri plana itilmesini sağlayan bir siyasal atmosfer oluşmuş durumda. Bir süreden beri İspanya’daki siyasal gelişmeleri bu atmosfer belirliyor.

İranlı Emekçiler Yeniden Dünya İsyan Sahnesinde

İran’daki kitle hareketi şimdilik geri çekilmiştir ama çok uzun olmayan bir süre sonra tekrardan isyan sahnesine dönmesi kuvvetle muhtemeldir. Unutmamak lazım ki, toplumsal çelişkiler süreç içinde birikip keskinleşerek bir kırılma noktasına ilerler. Bu kırılma, Tunus’ta bir gencin yaşadığı hayata isyan edip kendini yakmasıyla ya da İran ve Şili’de olduğu gibi zamlara duyulan tepkiyle de olabilir.

İsyan Dalgasının Endonezya Halkası

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da farklı kıtalarda pek çok ülkede haftalar, aylar süren emekçi isyanları patlak verdi. Endonezya, işçi sınıfının, yoksul emekçilerin ve gençliğin yükselttiği bu isyan dalgasının halkalarından biri oldu. Toplumsal huzursuzluğun arttığı, işçi sınıfının ücret artışı başta olmak üzere bir dizi taleple grevlerinin yaygınlaştığı Batı Papua’da çatışmaların büyüdüğü Endonezya’da, bardağı taşıran son damla parlamentodan geçirilmek istenen yasalar oldu, protestolar Eylül ve Ekim ayına yayıldı.

Bolivya’da Darbe

Bolivyalı işçiler ve emekçiler henüz son sözlerini söylemiş değillerdir. Darbenin ardından bu kez de Morales yanlıları sokakları doldurmuşlardır. Daha da önemlisi, Bolivya’nın devrimci geleneklere sahip işçi ve emekçi sınıflarının, devrimci ve sosyalist güçlerinin sahneyi bu kadar kolay terk edeceklerini düşünmemek gerekir. El Alto şehri başta olmak üzere ülkenin pek çok bölgesi direniş merkezine dönüşmeye, darbecilere karşı öz-savunma güçleri örgütlenmeye başlamıştır.

Sayfalar

Dünya beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.