Navigation

Teori

Marx’ın Kapital’ini Okumak /27

Marx, daha önceki bölümlerde paranın sermayeye nasıl dönüştüğünü, sermayeyle nasıl artı-değer ve artı-değerle de nasıl daha fazla sermaye elde edildiğini gördüğümüzü hatırlatır. Bilindiği üzere, sermaye birikimi artı-değerin varlığını, artı-değer kapitalist üretimi, bu ise kapitalistlerin elinde önemli büyüklükte sermaye ve emek gücü kütlelerinin varlığını bir ön koşul olarak gerektirir. “Dolayısıyla, bütün bu hareket, ancak kapitalist birikimi önceleyen ve kapitalist üretimin sonucu değil, onun çıkış noktası olan bir «ilk birikim»in (Adam Smith’te «previous accumulation») varlığını kabul ederek kurtulabileceğimiz bir kısır döngünün içindeymiş gibi görünür.”

Faşizm ve Liberal Hayaller

Faşist bir baskının ya da bir darbe girişiminin başarısız olması faşist tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Almanya’da faşizm, yani işçi devrimi tehlikesine karşı burjuvazinin karşı-devrimci teşebbüsleri Hitler’le başlamadı. Mart 1920’deki Kapp Darbesi ilk ciddi karşı-devrimci girişimdi ve aslında gerek kadrolarını gerekse de zihniyetini kendi içinden çıkan Nazilere devretmişti. Hitler önlerliğindeki Nazilerin 1923’teki Birahane Baskını adını alan darbe girişimi de yenilgiyle sonuçlanmıştı. Ama tüm bunlar aslında Nazilerin iktidarına giden yoldaki mihenk taşlarıydı. Özellikle bu sonuncusundaki amatör görüntü, ciddi bir plan ve örgütsüzlükten yoksun oluş, Nazilerin alınan hızlı yenilgiyle çil yavrusu gibi dağılmaları vb. olguları Trump’ın 6 Ocak darbe girişiminde de görmek mümkündür. Ama bu görüntülerden yola çıkarak, Trump’ın temsil ettiği tehdidi küçümseyenlere Birahane Baskınını yeniden düşünmelerini salık veririz.

Engels: Komünizmin Ölümsüz Savaşçısı /5

1848-49 devrimlerinin yenilgisini izleyen gericilik dönemi, bütün Avrupa’da sosyalist harekete ve işçi hareketine yönelik koyu bir saldırı dalgasıyla karakterize oldu. Bağımsız basının üzerine çullanıldığı, sansürün kol gezdiği, açık örgütlenme faaliyetinin sınırlarının alabildiğine daraldığı, polis takiplerinin ve kara listelerin aman vermediği bu yıllarda, komünistler için hayatlarını idame ettirecek bir iş bulabilmek de alabildiğine zorlaşmıştı. Bununla birlikte Engels de Marx da, zorlu koşullara rağmen ne sosyalizm davasına olan inançlarını ve umutlarını yitirdiler ne de çalışma azimlerini. Aksine, baskılar ve zorluklar, onların direncini daha da biledi ve bu yıllardaki çalışmaları sınıf hareketinin yükselişe geçtiği ileriki yıllarda çok sağlam bir teorik, politik ve örgütsel temeli döşedi.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /26

Göçebe nüfusun çıkış yeri taşradır ve kapitalizmde göçebe nüfus, yaptığı iş büyük ölçüde sınai olan bir halk katmanını oluşturur. “Bu, sermayenin, ihtiyacına göre kâh oraya, kâh buraya attığı, hafif piyadesidir.” Marx’ın döneminde göçebe emek gücü, çeşitli inşaat ve kanalizasyon işlerinde, tuğlacılıkta, kireç ocaklarında, demiryolu yapımında vb. kullanılmış ve konakladıkları yerlere ve dolaylarına çiçek, tifüs, kolera, kızıl gibi hastalıkları yaymıştır. Demiryolu inşası vb. gibi önemli miktarda sermaye yatırılan girişimlerde bu işçiler müteahhitin kiraladığı derme çatma tahta barakalarda konaklamış ve her türlü sağlık önleminden yoksun, yerel görevlilerin denetimi dışında çalıştırılmışlardır. Bunlar, işçilerini hem sanayi eri hem de kiracı olarak iki kere sömüren müteahhit efendiler için çok büyük bir kâr kaynağı oluşturmuştur.

Engels: Komünizmin Ölümsüz Savaşçısı /4

1850’ye gelindiğinde, Almanya ve İtalya’da devrim yenilmiş, Fransa ise karşı-devrimin girdabına sürüklenmişti. Louis Bonaparte’ın 2 Aralık 1851’deki darbesi bütün Avrupa’da uzun bir gericilik döneminin başladığına işaret edecekti. Burjuvazinin azgın bir saldırıya giriştiği bu gericilik dönemi, Komünist Birlik için de bir tarihsel dönemin kapanışı anlamına gelmekteydi. 1850 Eylülündeki bölünmeden iki yıl sonra Almanya’daki üyeleri tutuklanan Komünist Birlik, Köln’deki yargılamanın ardından gelen hapis cezalarıyla birlikte ölümcül bir darbe almıştı.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /25

Marx, nispi artı-nüfusun mümkün olabilecek her biçimde karşımıza çıkabileceğini, her işçinin yarı ya da tam işsiz olduğu süre boyunca bunun içinde yer alacağını belirtir. Nispi artı-nüfusun sınai çevrimin bunalım zamanlarında şiddetli, işlerin durgunlaştığı zamanlarda kronik bir durum alan büyük biçimleri dışında her zaman karşılaşılan üç biçimi vardır: akıcı, saklı ve durgun. Modern sanayinin merkezlerinde (fabrikalarda, manifaktürlerde, dökümhanelerde, madenlerde vb.) işçilere kâh yol verilir, kâh büyük kitleler halinde tekrar işe alınırlar. Nispi artı-nüfus burada akıcı biçimde var olur. Makinenin girdiği ve modern işbölümünün uygulandığı bütün büyük işyerlerinde ve esasen fabrikalarda, olgunluk yaşına gelinceye kadar çok sayıda genç erkek işçi çalıştırılır.

Para Basmak Kapitalizmi Kurtarır mı? /2

Burjuva sol gelenek, kapitalist sistemi ortadan kaldırmayı değil onu rehabilite etmeyi savunur, gerektiğinde sözde kapitalizm karşıtı bir söylem kullanmaktan da çekinmez. Solcu geçinen sendika bürokratlarından ve akademisyenlerden, sosyal-demokratlardan, yeşillerden vb. duyduğumuz nutuklar bu kapsamdadır. Bunlar projeler ve modeller geliştirirler: “paydaşlar ekonomisi”, “ilerici ekonomi”, “mutluluk ekonomisi”, “alternatif dünya”, “yeni yeşil sözleşme” vb. Ama hiçbiri kapitalist sistemin bir devrimle yıkılıp, üretim ilişkilerinin değiştirilmesi gerektiğini düşünmez; bu bazılarına gerçekçi görünmez, diğerlerine ise kendi ayrıcalıklarını da yitirecekleri için tehlikeli görünür.

Engels: Komünizmin Ölümsüz Savaşçısı /3

Almanya’da 1844 yazında yükselişe geçen işçi hareketi sosyalist faaliyetlerde de belirgin bir canlanmaya yol açmıştı. 1845 Şubatında Elberfeld’te Engels’in de örgütleyicileri arasında olduğu komünizm konulu toplantılar yapılmış ve bu toplantılar beklenenin üstünde bir ilgi görmüştü. Ne var ki komünizme duyulan ilgideki bu artışa, sosyalistlere yönelik polis baskısındaki artış da eşlik etmişti. Rejimin baskısı sadece Almanya içinde değil dışında da şiddetlenmiş, çeşitli ülkelerdeki politik göçmenler Prusya makamlarının bastırması sonucunda söz konusu ülkelerdeki yönetimler tarafından sıkıştırılmaya başlanmıştı.

Para Basmak Kapitalizmi Kurtarır mı?

Sanki kapitalizme karşı bir pozisyonu savunuyorlarmış gibi, kapitalizmin mevcut halini hedefe koyarak “toplumsal bir dönüşümü” savunan sol sıfatlı ideologlar ve siyasetçiler mevcut. İster sosyal-demokrat ister yeşil ister alternatif dünyacı bir çizgide olsunlar, bu çizgidekilerin hepsinin ortak yanı aslında kapitalizmin bir türü yerine bir başka türünü savunmalarıdır. Hepsi de neoliberalizme karşıdırlar. Ve aslında kaba bir sınıflamayla hepsini de sol-Keynesçi olarak adlandırmak mümkündür.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /24

Sermayenin başlangıçta yalnızca nicel bir genişleme olarak görünen birikimi, aslında bileşiminin nitel olarak sürekli değişmesiyle, yani değişmeyen sermayenin değişen sermaye aleyhine sürekli artmasıyla gerçekleşir. Emeğin üretkenliğinde buna uygun düşen gelişme ve sermayenin organik bileşiminde değişim, birikimdeki ilerlemeye ya da toplumsal zenginlikteki büyümeye ayak uydurur. Toplam sermayedeki mutlak genişlemeye, sermayenin merkezileşmesi ve hem ek sermayenin hem de başlangıçtaki sermayenin geçirdiği köklü teknik değişim eşlik eder ve bu nedenle bunlar çok daha büyük bir hızla yol alırlar.

Engels: Komünizmin Ölümsüz Savaşçısı /2

İşçi sınıfının devrimci önderi Friedrich Engels, 200 yıl önce bugün, yani 28 Kasımda dünyaya gözlerini açtı. Kapitalizme karşı verdiği devrimci mücadele ve işçi sınıfına bıraktığı komünist mirasla ölümsüzleşen Engels, işçi sınıfının kurtuluşu davasına adadığı 75 yıllık ömrü sona erdiğinde, yoldaşı Marx’la birlikte geriye muazzam bir devrimci mücadele kılavuzu bırakmıştı. Lenin’in dediği gibi, “onlar, işçi sınıfına kendini bilmeyi, kendi bilincine ulaşmayı öğrettiler ve boş hayallerin yerine bilimi koydular. İşte bunun içindir ki, Engels’in adı ve yaşamı her işçi tarafından bilinmelidir”.

Engels: Komünizmin Ölümsüz Savaşçısı

Bu yıl işçi sınıfının devrimci önderi Friedrich Engels’in doğumunun 200. yılı. Kapitalizme karşı verdiği devrimci mücadele ve işçi sınıfına bıraktığı komünist mirasla ölümsüzleşen Engels, işçi sınıfının kurtuluşu davasına adadığı 75 yıllık ömrü sona erdiğinde, yoldaşı Marx’la birlikte geriye muazzam bir devrimci mücadele kılavuzu bırakmıştı. O mücadele kılavuzu, yani Marksizm, o günlerden bu yana işçi sınıfına yol göstermeye devam ediyor. Marx gibi Engels de bütün Avrupa’nın devrim fırtınalarıyla sarsıldığı, ama aynı zamanda çağa uygun olarak fikir dünyasında da patlamaların yaşandığı bir tarihsel dönemde doğmuş, bu atmosfer onların kültürel ve felsefi açıdan şekillenmesinde birincil derecede rol oynamıştı. Proletaryayı tarih sahnesine fırlatan bu sert mücadeleler, onun iki büyük devrimcisinin ortaya çıkmasının da zeminini döşemişti.

Emperyalizm, Alt-emperyalizm, Türkiye /2

Emperyalizmde ilişkiler ve pozisyonlar durağan olmayan bir yapıya sahiptir. Güçlenen ya da zayıflayan ülkeler arasındaki ilişkiler de ülkelerin hiyerarşideki pozisyonları da değişime uğrayabilir.  Kapitalist basamaklarda yükselmek için ekonomik ve askeri hamleler yapan ve bunlar sonuç verdiğinde ilerleyerek daha üst pozisyonlara ulaşan ülkeler vardır. Türkiye de bu ülkelerden birisidir.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /23

Sermayenin bileşimi ikili anlam taşır. Değer yönünden bakılırsa, bu bileşim, sermayenin değişmeyen ve değişen sermaye olarak bölünme oranıyla belirlenir ve Marx bunu sermayenin değer bileşimi olarak adlandırır. Fakat bu değerin üretim süreci sırasında büründüğü maddi kılık açısından bakıldığında ise, her sermaye üretim araçları ile canlı emek gücüne bölünür ve buna da sermayenin teknik bileşimi denir. Bu iki bileşim arasında sıkı bir karşılıklı ilişki vardır. Şöyle ki, sermayenin değer bileşimi teknik bileşim tarafından belirlenir ve teknik bileşimde meydana gelen değişiklikleri yansıtır. O nedenle, Marx sermayenin değer bileşimini sermayenin organik bileşimi olarak da adlandırır. Kısaca “sermayenin bileşimi” dediği durumlarda, her zaman sermayenin organik bileşimi olarak anlaşılması gerektiğini vurgular.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /22

Artı-değerin bir kısmı kapitalist tarafından gelir olarak tüketilir, diğer bir kısmı sermaye olarak kullanılır ya da biriktirilir. Artı-değerin kitlesi verili ise, bu kısımlardan biri ne kadar küçükse diğeri o kadar büyük olur ve diğer her şey aynı kalmak koşuluyla birikimin büyüklüğünü bunların birbirine oranı belirler. Bu hesabı artı-değerin sahibi olan kapitalist yapar. Yani bu, yalnızca onun kendi bileceği bir iştir. Kapitalist başkalarının yarattığı artı-değere el koyar. Bunun tümünün kapitalistin kişisel tüketim zevki için yiyip bitirilmeyip bir kısmının yatırıma dönüştürülmesi, kapitalistin kendi işlevini yerine getirmek üzere yaptığı tasarruf olarak değerlendirilir.

Sayfalar

Teori beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.