Navigation

Mesajlar

Yediğimiz her lokmada Ekim Devrimini yapan işçilerin hakkı var!

Yediğimiz her lokmada Ekim Devrimini yapan işçilerin hakkı var! Yıllar önce katıldığım bir işçi toplantısında Ekim Devrimiyle ilgili konuşurken artık emekli olmak üzere olan bir ağabey bu sözleri söylemişti. Tam olarak içselleştirilmiş bir sınıf bilincinin ifadesi olan bu cümle o günden beri aklımdan çıkmadı. Gerçekten de bugün tüm dünyadaki işçilerin sosyal güvenlikten halk sağlığı uygulamalarına, kamusal eğitim hakkından kadın haklarına pek çok kazanımı Ekim Devrimi sayesinde var olabildi, yaygınlaşabildi. Rusya’da işçiler hem kendilerinin hem de tüm dünyadaki işçilerin kaderini kuşaklar boyunca değiştirdi. İşçilerin mücadeleleri işte bu kadar önemli ve güçlüdür.

Sermaye sınıfı egemenliğinde dünyadaki yaşam bugün bir karabasana dönüştü. Ellerinden başka türlüsü de gelmez zaten. Oysa örgütlenen sınıf bilinçli işçilerin yönetiminde dünya, barışın, kardeşliğin, onurlu ve mutlu bir yaşamın en güzel hallerine hemen kavuşabilir. Rusya’da en zor koşullarda iktidara gelen işçi sınıfı bunun mümkün olabileceğini göstermişti. İnsanlığın yaşadığı en parlak zafer olan Ekim Devriminin deneyimleri bu yüzden hâlâ günceldir, yol göstericidir. Bu düşüncelerle Ekim Devriminin 103. yıldönümünde Rusya işçi sınıfını ve devrimcilerini minnetle anıyor, bugün onların yolundan yürüyenleri yürekten selamlıyorum.

Sönmeyen ateş tüm dünyayı saracak

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki tam bir çürüme çağı. Kapitalizm insanlığı felâkete sürüklüyor, dünyayı yaşanmaz bir hale getiriyor. Elbette bir avuç azınlığı bir kenara koyarsak! Şöyle bir etraflıca bakalım yaşamımıza, çevremize, ülkemize ve dünyamıza. Bırakalım bugünü, geleceğe umutla bakabiliyor muyuz? Ne kalacak bizden sonra yaşayanlara, çocuklarımıza? Açlık, yoksulluk, savaşlar, göç yolları, hastalıklar, daha çok çelişki, daha çok toplumsal sorun… İşçi ve emekçiler için yaşanamayacak hale gelecek bir dünya… Bu kahrolası düzenden kurtulmak artık sadece ihtiyaç değil hayati bir zorunluluk!

Böyle bir zamanda bir ışığa, bir umuda ihtiyacı var dünya işçi sınıfının. O umut da 20. yüzyılın akışını değiştirmiş Ekim Devrimidir. Dışlanan, yok sayılan, hakir görülen, cahil cühela görülen, baldırı çıplak denilen işçiler, bezirgânların saltanatına son vermiş, onları alaşağı etmişler Rusya’da. Emperyalistler Birinci Dünya Savaşını bitirmek zorunda kalmıştı bu nedenle. Rusya işçi sınıfı kapitalistlerle bir savaşa girmiş, bu savaşı kazanmış, devrimle taçlandırmış ve kendi iktidarını kurmuştu. “Baldırı çıplaklar”, tüm dünyada egemen sınıfa korku salmış, diğer taraftan dünya işçi sınıfının da umudu olmuştu. Bugün dünya işçi sınıfının kurtuluşu için muazzam bir deneyim, yol gösteren bir kılavuzdur Ekim Devrimi. 103 yıl önce bu ateşi yakanlara selam olsun. Selam olsun bu mücadeleyi yaşatanlara, gelenek haline getirenlere, bizleri mücadele ile tanıştırıp birleştirenlere!

Geçmişten geleceğe mücadele hep devam ediyor

Ben lise öğrencisi bir gencim, Ekim Devrimini en içten duygularımla ve saygıyla anıyorum. Ben örgütlü mücadeleye katılınca Ekim Devrimini öğrendim. Ekim Devrimi işçi sınıfına ışık tutuyor. Gelecek nesillere yani biz gençlere yol gösteriyor. Geçmişten geleceğe mücadele hep devam ediyor.
Yaşasın Marksist Tutum!
Yaşasın proleter devrimimiz!

Ne mutlu proleter devrim meşalesiyle yolunu bulanlara

Soğuk ülkenin sıcak yürekli işçileri kalktılar ayağa, sıkılı yumruklarıyla selamladılar büyük işçi önderini, 1917 yılının Ekiminde. Bir oldu eller kalktı havaya, döndü döndü koca bir balyoz oldu indi egemenlerin ensesine. Devrim bayrakları dalgalandı Petrograd sokaklarında, sardı tüm ülkeyi. Selam olsun o günleri yaratan ellere! Selam olsun o günlerin geleceğini bizlere muştulayanlara! Ne mutlu proleter devriminin meşalesiyle yolunu bulan biz işçilere!

Miadını dolduran çürümüş sistem yıkılmalıdır

“Alt sınıfların eskisi gibi yönetilmek istememesi, üst sınıfların eskisi gibi yönetememesi ve genel bir krizin varlığı.” Bu söz içinde bulunduğumuz zamanı tarif ediyor ama bundan tam 103 yıl önce muzaffer Ekim Devriminin önderi Lenin’in devrimin koşulları nedir sorusuna verdiği yanıttır. Olgunlaşan koşullar, yüzyıllardır birikmiş olan tecrübe, içinde bulunduğumuz zamanda kapitalizmi yıkmanın zeminini döşedi. Zamanı dolmuş ve çürümüş bu sisteme karşı güçlendireceğimiz örgütlü mücadele, Ekim Devrimini anmanın en güzel yolu olsa gerek.

Ekim mirasını bizlere aktaranlara selam!

Ekim Devrimi Bolşevik işçilerin mücadeleye adanmışlıklarıyla yarattığı ruhtur. Ne mutlu ki o mücadele ruhu, tarihin tozlu sayfalarında kalmadı. Marksist Tutum bu ruhun yeniden ve yeniden can bulmasıdır. Elif Çağlı ve yoldaşlarının ilmek ilmek ördüğü yol sayesinde, bugün Ekim Devriminin bize bıraktığı mirasa sahip çıkmak mümkün.
Selam Olsun Şanlı Ekim Devrimine!
Selam Olsun Sınıf Mücadelesinde Marksist Tutumu Büyütenlere!

İhtiyacımız Enternasyonal dayanışma, birlik ve örgütlenmedir

komintern1kongre.jpg

Komünist Enternasyonal'in kuruluş kongresi, Mart 1919
Bugün Şanlı Ekim Devriminin 103. yıldönümü! Ekim Devriminden çıkarılacak o kadar çok ders, alınacak o kadar çok örnek var ki… Ekim Devrimi güncelliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Çünkü kapitalizm daha fazla yaşlanmış ve çürümüş olsa da hâlâ ayakta ve kapitalizmi yıkma görevi hâlâ işçi sınıfının önünde duruyor. Ekim Devrimi ise işçi sınıfının kapitalizmi yıkarak iktidarı aldığı tek örnek olarak bize yol gösteriyor.

Ekim Devrimi bize işçi sınıfının enternasyonal örgütlülüğünün ne kadar önemli ve hayati olduğunu gösterdi. Devrimden sonra emperyalist ülkelerin egemenleri işçi iktidarını boğmak için domuz topu gibi birleşerek iç savaş başlattıklarında Sovyet iktidarını ayakta tutan şey dünya işçilerinin Rus işçi kardeşleriyle gösterdiği enternasyonal dayanışmaydı. Emperyalist-kapitalist ülkelerin işçileri kendi burjuvalarının yanında yer almayarak onların bütün güçleriyle işçi iktidarına saldırmalarını engellediler.

İşçi sınıfının enternasyonal birliği ve dayanışması Rusya’da devrimin ayakta kalabilmesini sağladı. Milliyetçilik ise Birinci Dünya Savaşında milyonlarca emekçinin cephede birbirini boğazlamasına yol açmıştı. Aradan bir asırdan fazla zaman geçti ama egemenlerin milliyetçilik oyunu değişmedi. Çürüyen kapitalizmi ayakta tutmaya çalışan egemenler tüm dünyayı savaş cehennemine çevirirken işçi sınıfının önüne göçmen düşmanlığında somutlanan milliyetçiliği koyuyorlar. Oysa bugün işçi sınıfının ihtiyacı olan şey enternasyonal dayanışmadır. Enternasyonalizm milliyetçiliğin panzehiridir. Ve ne kadar güçlü bir panzehir olduğunu Ekim Devrimini gerçekleştiren Rusya işçi sınıf ve onları destekleyen dünya işçileri göstermiştir.
Yaşasın Ekim Devrimi!
Yaşasın İşçi Sınıfının Enternasyonal Birlik ve Dayanışması!

Üreten biziz, yöneten de biz olacağız

İnsanlığın binlerce yıllık tarihsel yolculuğunda nice dönemeçler vardır. Tekerleğin icadı, yazının icadı, Fransız İhtilali, Sanayi Devrimi gibi dönüm noktaları insanlığın büyük ve tarihsel adımlarıdır. Her biri milat sayılan bu olaylar tarih denilen çizgiye iliştirilmiş birer büyük işarettir. Bir önceleri bir de sonraları vardır. Örgütlü işçi sınıfının “üreten bizsek yöneten de biz olmalıyız” deyip iktidarı devralması ve tüm üretim araçlarını toplumun malı haline getirmesi ise insanlık tarihi için çok büyük bir milattır. Hem 1917 Ekim Devriminin hem de devrimin başarılmasında etkisi olan tüm sınıf kardeşlerimizin anısının önünde saygıyla eğiliyoruz. Doğrularını da hatalarını da ders olarak görüyor, yolumuzu aydınlattıklarını biliyoruz. Yaşasın işçi sınıfının örgütlü mücadelesi, yaşasın şanlı Ekim Devrimi!

Karanlığı yırtan Ekim Devrimine selam olsun!

Ekim Devriminin kızıl feneri parıl parıl parlamaktadır. Ona ulaşmak bizim elimizde. Bugün yapmamız gerekeni deneyimler gösteriyor. Geçmiş işçi kuşaklarından işçi abi ve ablalarımız bize rehberlik ediyor. Ekim Devrimi bize bu karanlık dünyadan çıkışın yolunu gösteriyor. Egemenler her ne kadar Ekim Devrimini karalamaya çalışsalar ve kendi düzenlerini tarihin sonu ilan etseler de geçen zaman ve yaşadığımız olaylar sosyalist devrimin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Bugün Ekim Devriminin kahramanları olan Lenin ve Bolşevik Partinin iradesini ve verdiği bedelleri unutmamak lazım. Bize bırakılan tarihsel emanet olan Bolşevik tarzda önderliği yaratmayı mücadelemizin merkezine koymamız lazım.
Karanlığı Yırtan Ekim Devrimine Selam Olsun!

Mücadele bayrağını daha ileri taşıyalım

Tarihsel miadını dolduran kapitalizm insanlığa her türlü acıyı yaşatmaya devam ediyor. Bizler Marksist Tutum okuru gençler olarak bu kara tablonun böyle devam etmeyeceğini biliyoruz. Birinci emperyalist paylaşım savaşı döneminde de insanlık benzer karanlık günlerden geçiyordu. Rusya’da işçiler ve yoksul köylüler bir devrim gerçekleştirerek devam eden paylaşım savaşının sona ermesini sağladılar. Bolşeviklerin önderliğinde Ekim Devrimini gerçekleştirerek ve işçi iktidarını kurarak dünya halklarına kapitalizmden kurtuluşun yolunu gösterdiler, ilham kaynağı oldular. Kapitalizmin yarattığı her türlü eşitsizliğe, adaletsizliğe ve gericiliğe karşı büyük bir savaş açtılar. Çalışma koşullarından işçi haklarına, eğitimden sanata hayatın her alanında bir sıçrama yaşanıyordu. Rusya işçi sınıfı yaralarını sarmaya başlamış, güzel günler için ileriye doğru yürüyordu. İşçi sınıfının gençleri olarak bizler de bugün, geçmiş işçi kuşaklarının bıraktığı mücadele bayrağını daha ileriye taşımak için mücadeleye devam ediyoruz. Lenin ve Bolşeviklerin önderliğinde geçekleşmiş olan Ekim Devrimi, dün olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Yaşasın Ekim Devrimi!

İşçi sağlığı ve güvenliği devrimle sağlanacak

Bundan 103 yıl önce işçiler Rusya’da iktidarı aldı. Başka bir dünya isteyen işçiler, emekçiler yıllar boyu süren mücadeleler sonucunda iktidarı almayı başarmıştı. Bugün birçok hakkımız geçmiş işçi kuşaklarının bizlere bırakmış olduğu mirastır. Bizler iş güvenliği uzmanları olarak çalışan işçileriz. Ekim vesilesiyle bir araya geldik ve geçmişten bugüne işçi sağlığı ve güvenliği alanında gerçekleştirilen kazanımlara baktık. Ortaçağ’da Ellenborg, Paracelsus ve Agricola gibi bilim insanlarının emekçilerin çalışma ortamında maruz kaldıkları tehlikelerin “önlenebileceğini” ortaya koyduklarını, işçi sağlığının babası olarak bilinen Ramazzini’nin 1700’lerin başında “meslek hastalığını” tanımladığını ve buna karşı tedbirler önerdiğini gördük. Ancak Bolşevik devrimine kadar işçi sağlığı alanında fazla adım atılmadığını da fark ettik. Ekim Devrimi sonrasında sosyal sigorta sistemi ve meslek hastalıkları enstitüleriyle ilk kapsamlı önlemlerin alındığını ve bizlere miras bırakıldığını öğrendik. Ve tekrar kavradık işyerlerinde ve yaşamın tüm alanlarında tam anlamıyla bir işçi sağlığı ve güvenliği ancak işçilerin kendi iktidarında mümkün olacak. Öyleyse bugün bize düşen görev bizlere bırakılan mirası sahiplenmek ve yeni Ekimleri yeşertmek için mücadeleye atılmaktır.

Kapitalizm gençleri çıkışsızlığa sürüklüyor

Çarlık Rusya’sının efendilerini silip atan büyük Ekim Devrimi’nin 103.yılında, işçi sınıfının gençleri olarak bizler yolumuza ışık tutan devrimcilerin mücadele ateşini yüreklerimizde hissediyoruz. Kapitalist sistem dünyanın her yerinde açlık, sefalet ve işsizlik üretiyor, gençleri çıkışsızlığa sürüklüyor. Fakat işçi sınıfının şanlı mücadele tarihi bize gösteriyor ki bu devran böyle gelmemiş böyle de gitmeyecek. Selam olsun yolumuza ışık tutan Ekim Devrimine! Selam olsun örgütlü işçi sınıfının gücünü bizlere gösterenlere!

Rehberimiz sınıf mücadelesi tarihinde saklıdır

Kapitalizmin sarsıcı krizlerle boğuştuğu günümüzde, krizin etkileri dünya emekçileri için katlanılmaz hale gelmiş durumda. Bir taraftan derin sorunlara yol açan bu koşullar aynı zamanda kapitalizm illetinden kurtulmak için de büyük imkânları bağrında taşıyor. Bu imkânları hayata geçirmek için bize kılavuzluk edecek olan deneyimler sınıf tarihimizde saklı. Kapitalizmi tarihin çöplüğüne gönderip onun yerine sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurmak için sınıf tarihimize ve de onun en önemli örneği olan Ekim Devrimine bakmamız gerekiyor. Şanlı Ekim Devriminin gerçekleştiği koşulları anlamak, dersler çıkarmak, içselleştirmek önümüzdeki kavgalarda doğru adımlar atabilmemiz için biz sınıf devrimcileri açısından muazzam önemli. 103 yıl önce Bolşevik devrimcilerin ve de büyük mücadelelerle elde ettikleri Şanlı Ekim Devriminin ışığında yürümeli, örgütlü mücadelemizi büyütmeli, bu köhne düzene elbirliği ile son vermeliyiz!
Selam olsun şanlı Ekim Devrimine!
Selam olsun bugün onun yolunda yürüyenlere!

İşçi sınıfın gençleri Ekim'in yoluna!

Çarlık Rusya’sının efendilerini silip atan büyük Ekim Devrimi’nin 103.yılında, işçi sınıfının gençleri olarak bizler yolumuza ışık tutan devrimcilerin mücadele ateşini yüreklerimizde hissediyoruz. Kapitalist sistem dünyanın her yerinde açlık, sefalet ve işsizlik üretiyor, gençleri çıkışsızlığa sürüklüyor. Fakat işçi sınıfının şanlı mücadele tarihi bize gösteriyor ki bu devran böyle gelmemiş böyle de gitmeyecek. Selam olsun yolumuza ışık tutan Ekim Devrimine! Selam olsun örgütlü işçi sınıfının gücünü bizlere gösterenlere!

Kapitalist mengeneyi kıralım

Kapitalizmin yaşamlarımızı katlanılmaz bir mengeneye sokmuş durumda. Ne evde ne işyerinde ne de hayatın herhangi bir alanında nefes alabiliyoruz. Bu karanlığın içinde en çok ihtiyacımız olan şeyse aydınlık günlerin geleceğine dair umut. Bu umut Ekim Devriminin anısında bizi selamlıyor. Dünya işçi sınıfının sömürüden, yoksulluktan, yoksunluktan, haksız savaşlardan, esaretten kurtuluşu kapitalizme son verip kendi iktidarını kurmasıyla olacak. O iktidar ki bir avuç azınlığın değil üreten çoğunluğun konuşarak, tartışarak, araştırarak, bularak kendi yaşamını kendi elleri ve bilinciyle inşa ettiği bir iktidar olacak. İşte Ekim Devrimi 21. yüzyılın işçi kuşaklarına bunun yolunu ve yöntemini gösteriyor, öğretiyor. 1917’de Rus proletaryasının ve önderi Bolşevik Partinin bıraktığı deneyimler ışığında dünya devrimi için ileri!
Yaşasın Ekim Devrimi, Yaşasın Enternasyonalizm!

Ekim Devriminin ruhuyla zalimlerin saltanatını yıkalım

tov_lenin_ochishchaet.jpg

Lenin dünyayı sömürücülerden ve asalaklardan temizliyor
Ekim Devrimin 103. yılını devrimci duygularımla selamlıyorum. Ben bir kadın işçi olarak diyorum ki Ekim Devriminin ruhuyla zalimlerin saltanatlarını yıkacağız. İnsanın insan gibi yaşadığı, çocukların özgürlüğe koşturduğu o dünyayı kuracağız. Bu nedenle Marksist Tutumcular olarak mücadeleye dört elle sarılmalıyız. Bugün zor günlerden geçiyoruz. Elif Çağlı’nın söylediği gibi “zor günler zor sınavlara çeker insanı”, bu nedenle umudumuzu büyüterek ilerliyoruz. Faşizme karşı inatla mücadele ediyoruz. Haklı günler, büyük günler, gelecek günler ellerimizdedir. Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Yaşasın Ekim Devrimi ve Sosyalizm!

Kurtuluş ellerimizdedir

“İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır.” Sınıf mücadelesinin tarihine bakmamız bunu anlamamız için elzemdir. Henüz kurtuluş gerçekleşmemiş olsa bile bu yolda atılan en büyük adım olan Ekim Devrimi bizler için bunun yolunu göstermiştir. Paris Komününden çıkarılan dersler ışığında, karanlık geçen yıllara inat umudunu yitirmeyen devrimciler örgütlülüklerini korumuş ve işçi sınıfının muzaffer Ekim Devrimine giden yolda azimle, kararlılıkla mücadeleyi göğüslemişlerdir. Savaşla, açlıkla, ölümlerle geçen yılların sonrasında öfke bütün korku duvarlarını yıkıp devrimci durumu mayalamış ve işçi sınıfı Bolşeviklerin önderliğinde “biz üretiyorsak biz yönetiriz” diyebilmiştir. Bizler de karanlık, olağanüstü dönemlerden geçiyoruz. Kapitalist sistem bizleri mücadeleden vazgeçirmek için her yönden psikolojik ve fiziksel saldırılarına devam ediyor. İşçi sınıfının devrimci gücüne olan inancı Ekim Devrimine sahip çıkarak, hatırlayarak, dersler çıkararak koruyabiliriz. Biriken öfkenin sabır taşını çatlatacağı gün yakındır. Şanlı Ekim Devrimimiz yeniden ve yeniden kutlu olsun. Mücadeleden yılmamak ancak mücadeleyle mümkün olur.

Ekim'in kazanımlarını unutmadık

Yaklaşık bir asır önce muzaffer Ekim Devriminin bir sonucu olarak, herkes için zorunlu eğitim getirildi, çalışma saatleri düşürüldü ve işsizlik ortadan kaldırıldı, ücretsiz, nitelikli ve herkesin erişimine açık sağlık hizmetleri getirildi, kreşler, okuma yazma kursları açıldı, ortak yemekhaneler, çamaşırhaneler kuruldu, hastaların ve yaşlıların bakımı toplumsal görevler olarak ele alındı. Aynı dönemde diğer ülkelerin burjuvaları ve onların basını, tüm bunları hayata geçiren Bolşevikleri insana değil canavarlara benzeten yayınlar yapıyorlardı. Çünkü onlara göre bu yeni ideoloji kendi ayaktakımlarının aklını çelmemeliydi. Bizi sömüren ve ayaktakımı sayanların egemen olduğu sistemde bize nelerin reva görüldüğünü hepimiz çok iyi biliyoruz. Tüm bu yaşananlara ve bunları bize yaşatanlara en güzel cevabımız, yıldönümünü kutladığımız Ekim Devriminden aldığımız derslerin ışığını dün olduğundan daha da fazla rehber edinebilmek ve geleceğe taşıyabilmektir.

Kapitalist sömürü düzeni yıkılmalı

Bizler Gebze’de çeşitli fabrikalarda çalışan metal işçileriyiz. Bugün sınıf olarak pek çok sorun yaşıyoruz. Bir yanda dünyada yaşanan emperyalist savaş, kapitalizmin krizi, baskıcı yönetimler, açlık, yoksulluk, diğer yanda tüm bu sorunların üstünü örtmek için koronavirüsün kullanılması. Kapitalist sistemin ortaya çıkardığı sorunlar giderek ağırlaşıyor, derinleşiyor. Bizden önceki işçi kuşakları da bu sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Kapitalizme karşı kavgaya giriştiler, kim zaman yenildiler kimi zaman yendiler. İşçi sınıfının tarihinde öyle dönemler var ki tarih nehrinin yatağını değiştirdi, kuşaklar boyunca unutulmadı, etkisi çok uzun yıllar boyunca sürdü. Bunlardan biri de Rusya işçi sınıfının tüm iktidarı ele almasıdır. Ekim Devrimi, kapitalistlere korku salarken dünya işçi sınıfına umut oldu, olmaya da devam ediyor.

350px-isaak_brodsky_putilov.jpg

En büyük metal fabrikalarından Putilov'a akan işçi seli...

Eskiyi yıkıp yeni bir dönemi açan Rusya işçi sınıfı, biz metal işçilerine nasıl bir yol izlememiz gerektiğini gösteren derslerle dolu. Dünyamıza, fabrikalarımıza, hayatın her alanına karabasan gibi çöken kapitalizm, yaşamı bir çileye dönüştürüyor. Bunun karşısında ayakta durabilmemizin tek yolu, bulunduğumuz her alanda, yan yana gelmek, omuz omuza mücadele etmektir. Ekim Devrimini gerçekleştiren öncü sanayi işçilerinin verdiği mücadele biz metal işçilerine örnek oluyor. 1917’de ayağa kalkan işçiler, daha güzel bir dünyada yaşayabilmek için iktidarı kendi ellerine aldılar. Bizler de fabrikalarda çalışan metal işçileri olarak aynı güzel dünyanın özlemini taşıyor ve geçmişten bugüne mücadeleyi sürdürüyoruz.

Ekim Devrimi umudumuzu, inancımızı, direncimizi canlı tutuyor

Bizlere başka bir ihtimalin, başka bir yaşamın gerçekliğini gösteren, işçi sınıfı tarihinde şanlı bir sayfa açan Ekim Devriminin bıraktığı mirasa sahip çıkıyoruz. Yüzyıllar boyunca ezilen, sömürülen emekçiler her şeyi yeni baştan yaratıyorlardı. Tıp bilimi de en başta sağlıklı bir toplum yaratmak için yeniden şekillendiriliyordu. Devrimden hemen sonra Moskova Hijyen Enstitüsü, Meslek Hastalıkları Araştırma Enstitüsü gibi önleyici sağlık kuruluşları açıldı. Hijyen fakülteleri kuruldu ve halk sağlığı hekimleri yetiştirilmeye başlandı. Kâra, zorbalığa dayalı sistemin emekçilerin sağlığı için yapmadığı her şeyi işçiler kendi iktidarları altında yapmaya koyuldular. Sağlıksızlığı bile satarak ilaç tekellerini besleyen kapitalizm altında nefes alamadığımız şu günlerde Ekim Devriminin tarihine bakmak, bıraktığı mirası hatırlamak ayrı bir önem taşıyor. Umudumuzu, inancımızı, direncimizi tazeliyor. Sağlıklı bir yaşamın da, özgürlüğün de, barışın da temsilcisi işçi sınıfıdır! Yaşasın Ekim Devrimi!

Ekmek pahalı, emek ucuz

Tolstoy’un bir sözü vardır: “Ekmek pahalı, emek ucuz” diye. İşte bizler ekmeğin ucuz, emeğin değerli olacağı günler için mücadele ediyoruz. Ekim Devrimi… ekmek, barış, toprak!

Okurlarımızdan Kısa 1 Mayıs Mesajları

Yasaklarla ve korkuyla boğulmaya çalışılsa da 1 Mayıs geleneğini unutturmaya burjuvazinin gücü yetmeyecek. Okurlarımızdan gelen kısa mesajları yayınlıyoruz.

İşçi sınıfımız geçmişten bugüne nice mücadeleler verdi, nice bedeller ödedi. Ne acılardan geçtik de koruduk umudumuzu! Ne karanlıklardan geçtik de aydınlıklara çıktık mücadele azmimizle! Şimdi mi solduracaklar karanfilimizi? Şimdi mi solduracaklar 1 Mayıs’ımızın mücadele ruhunu? Başaramadılar, başaramayacaklar! İşçi sınıfının mücadelesinin önüne geçemeyecekler! Bitmedi daha, sürüyor o kavga ve sürecek! Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Sancaktepe’den bir kadın işçi


Kapitalist sistem bir kez daha kanıtlamıştır ki, insanlığa verecek hiçbir olumlu şeyi yoktur. Çürüdü ve artık sadece zehir saçıyor. Gelecek yine ve yine sosyalizme aittir. Demir ve çeliğin içinde yağın ve pasın arasında çalışan metal işçileri olarak, işçi sınıfının uluslararası mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’a hoş geldin diyoruz. Biz metal işçileri olarak, 2020 1 Mayıs’ında ve her zaman kazanılmış haklarımızın elimizden alınmasına ve işten atmalara hayır diyerek taleplerimizi yükselteceğiz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Gebze’den bir metal işçisi


Bizler elleri bolluk ve bereket üreten bir sınıfın evlatlarıyız, işçi sınıfının mücadeleci gençleriyiz. Gelenekten geleceğe mücadelemizi büyütüyoruz. İşçi sınıfımızın genç neferleri olarak mücadele bayrağımızı dalgalandırmaktan onur duyuyoruz. Her ne yaparlarsa yapsınlar içimizdeki mücadele ateşini söndüremeyecekler. Her koşul ve şartta örgütlülüğümüzü büyüteceğiz. İnsanlık bu zulüm ve esaret sisteminden kurtulana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü biz dayanamayız tutsaklığa!

İstanbul’dan bir grup genç işçi


Bugün 1 Mayıs! Alanları yasaklasalar da bizler ortadan kaybolmadık! Buradayız! Bugün korkuları yüzünden bizleri evlerimize hapseden burjuvazi günü geldiğinde kaçacak yer arayacak. Evet, bu böyle olacak! Biz yine marşlarımızı söyleyelim aynı duygularla! Gelecek güzel günleri düşünelim, daha çok mücadeleye sarılıp daha çok çalışalım! Direnç çiçeğinin gülleri geç açar ama açtığında da çatlattığı kayalardan dizginlenemez bir şekilde su gürül gürül akar!    

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın İşçilerin Uluslararası Mücadele Birliği!

Mersin’den bir kadın işçi


1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. İşçi sınıfı tıpkı nehirlerin eninde sonunda denize varması gibi, birleşecek ve egemenleri dize getirecektir. Öyle korkuyor ki sermaye sınıfı bizden, bentler çekiyor önümüze, bizi derelere bölüyor, önümüze beton bariyerler dikiyor, suyumuza balçık akıtıyor. Birleşmemizi engellemek için her türlü kirli oyunu oynuyor. Ama bir gün gelir, dereler taşar, önündeki bentleri yıkıp tüm engelleri çılgınca yıka yıka okyanuslara ulaşır. Yaşasın işçi sınıfının birliği ve örgütlülüğü!   

İstanbul’dan bir öğretmen


Patronlar ve onların siyasi temsilcileri için belli ki tehlike çanları çalıyor. Kapitalist sistemin girdiği tarihsel krizin ve tüm pisliklerinin üzerini koranavirüs ile kapatmaya çalışıyorlar. Sistemin çürümüşlüğü, gericiliği ve insanlığa sömürü, savaş, sefaletten başka bir şey veremeyeceği gün gibi ortada. İşçi sınıfının örgütsüzlüğünden faydalanarak yarattıkları korku iklimi ile işçileri evlerine kapattılar. Bugün işçiler meydanları, alanları dolduramayacak, bir arada kitlesel kutlamalar yapılamayacak. Ama dilimizi kesemezler! Meydanlar yasaksa; mahalleler var, işyerleri var. İşe gittiğimiz servisler, alışveriş yaptığımız bakkal, manav, market var. Asla bizi susturamayacaklar.

Yaşasın Mayıs!

Esenyurt’tan bir emekçi


Kardeşlerim, kapitalizm tarihsel krizinin kritik bir dönemecinde debeleniyor. Bunu uzun yıllardır yaşadığım Avusturya’da da görüyor, şahit oluyorum. Viyana’dan hepinize proleter mücadele selamlarımı iletiyorum. Uzun yıllar burada yaşamakta olan bir ulaştırma sektörü emekçisiyim. Kendim, bütün göçmen emekçiler ve Avusturya işçi sınıfı adına Türkiye işçi sınıfının 1 Mayıs işçi bayramını kutlarım. Küresel neo-liberalizmin tükenmişlik ve çıkışsızlığının korona krizi şalı altında emekçi yığınlardan gizlenmeye çalışıldığı koşullarda, emekçilerin sınıfsız ve sömürüsüz özgür bir dünya kurma yolundaki mücadelesi, 2020 1 Mayıs’ına özel bir anlam ve önem kazandırmıştır. Bu bağlamda tüm dünya emekçi halklarının barış, özgürlük ve sosyalizm mücadelesi ivme kazanarak devam edecek, kapitalist sömürü ve talan düzeni tarihin çöplüğündeki hak ettiği yere fırlatılacaktır. Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın işçi sınıfının sosyalizm mücadelesi!

Viyana’dan A.E.


Selam olsun 1 Mayıs ruhunu bizlere taşıyanlara. Ben fabrikada çalışan bir kadın işçiyim. 1 Mayıs mücadele gününüzü en içten devrimci duygularımla selamlıyorum. İşçi sınıfının 1 Mayıs mücadelesi kapitalistlerin suratına bir tokat gibi inmiştir. Şimdi de o tokattan çok korkuyorlar. Biz mücadeleci işçiler olarak şunu söylüyoruz. “Gecenin içinde sen gündüzü düşle, umudu yitirme birliğini örgütle!” Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Sosyalizm!

Esenyurt’tan bir kadın işçi


“Ya sosyalizm ya barbarlık” demişti işçi sınıfının Kızıl Kanatlı Rosa’sı. İnanıyor ve biliyoruz ki örgütlü işçi sınıfı bir gün mutlaka bu zulüm saltanatını alaşağı edip, insanlığın ortak düşlerinin gerçeğe dönüşeceği sosyalist bir dünyayı kendi elleriyle var edecek. Yaşasın örgütlü mücadelemiz! Yaşasın sosyalizm!

MT okuru kadın işçiler


Dünya meydanları elbet yeniden işçi sınıfının “devrim” sloganlarıyla yankılanacak. Egemenlerin kirli oyunlarına kanmıyoruz, umudumuzu büyütüyoruz. Yarın nelere gebedir! Selam olsun 1 Mayıs geleneğini bugünlere taşıyanlara!

MT okuru bir grup üniversite öğrencisi


Hiçbir gelecek vaat etmeyen, bizleri yalnızlaştırmaya çalışarak çaresizliğe mahkûm etmek isteyen, intiharlara sürükleyen bu düzene boyun eğmiyoruz. Gençliğin yeri işçi sınıfının mücadele saflarıdır. Gelenekten geleceğe Marksizmin ışık tuttuğu yolda yürüyoruz. Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın devrimci mücadelemiz!

MT okuru gençler


Bugün kapitalizm insanlığa gün ortasında karanlığı yaşatıyor. Faşizan, otoriter, baskıcı uygulamalarla, insanlığa saldığı korkuyla zihinlere zincirler vurmaya çalışıyor. Zannediyorlar ki 1 Mayıs günü kitleleri evlere hapsederek bu ateşi söndürebilirler. Ama 1 Mayıs mücadele eden işçiler için bir ömürdür. Hesabımız bir günlük değil bir ömürlük. İşte bu nedenle şimdi daha öfkeli ve daha kararlı yürüyoruz, sonunda kapitalizmi tarihin çöp sepetine göndereceğimiz mücadelemizde.

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Sosyalizm!

Yaşasın İşçilerin Uluslararası Mücadele Birliği!

Ankara’dan bir eğitim emekçisi


Koronavirüsü bahane edip 1 Mayıs’ta işçileri alanlardan uzaklaştıranlar, mücadeleden de uzaklaştırdıklarını sanıyorlarsa yine büyük bir yanılgı içindeler. İçimizdeki mücadele coşkusu ve kapitalizme öfke azalmış değil. Hatta daha da büyüyor. Bizi evlere tıkmaya çalışan egemenlere karşı elbet bir gün bu öfkemizi haykıracağız. Elbette bir gün işçi sınıfı kocaman gövdesiyle ayağa kalkacak ve meydanları tekrar dolduracak. Elbette işçiler bir gün tüm bu oyunları bozacak.

Yaşasın Dünya İşçilerinin Kapitalizme Karşı Mücadelesi!

Yaşasın 1 Mayıs!

Ankara’dan bir kadın işçi


1 Mayıs’ı 1 Mayıs yapan işçilerin insanca bir yaşam için uzun yıllar verdiği büyük mücadelelerdir. Asıl bayramlar işçi sınıfının en zor zamanlardan, yılmadan, güçlenerek ve artarak çıktığı zamanlardır. Ve şimdi bugün geçirdiğimiz bu süreçten de dünya işçi sınıfı olarak mücadeleyle, umutla, güçlenerek çıkacağız. İşte o zaman en büyük bayramı kutlayacağız. Sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız, savaşsız, özgürlük ve barış dolu bir dünyayı kurmuş olmanın bayramını.

Yaşasın 1 Mayıs!

Ankara’dan bir eğitim işçisi


Yeniden 1 Mayıs’tayız. Bir kez daha ayrılıkların, mesafelerin bizleri ayırmadığını gördük. Şehirler, ülkeler ayrı olsa da yarını kuracak biz gençlerin, işçilerin yürekleri ve umutları aynı. Bugünün zifiri karanlığına inat mücadelemizi ve umudumuzu büyütmenin tam zamanıdır. Mücadeleci öğrenciler, işçiler olarak şimdi her an bu umudun ve mücadelemizin büyüdüğünü hissediyorum. 1 Mayıs bizim için yarını bir olan milyarlarca işçinin mücadele bayramıdır. Yarın elbette bizimdir.

Ankara’dan bir öğrenci


Meydanlar ne içindir? Onları önemli, anlamlı kılan nedir? Onların boşluğu neyi ifade eder? Bütün bunlar kafamda dönüp dururken sonunda anlıyorum ki meydanlar, mücadelemizin, kavgamızın taşınması gerektiği yerlerdir. 1 Mayıs’ın, işçilerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününün de alanlara ve meydanlara taşınması gerekir. İşte o zaman bu haklı mücadele meydanlarla birleştiğinde tam olarak anlamını bulur. Değişimin, dönüşümün, birikimin toplamını gösterir bize. Birlikte, bir arada, omuz omuza olduğumuzda gösteririz dosta düşmana gücümüzü. Anlıyorum ki tam da bunun için yalanlarla, dolanlarla yasaklıyorlar işçilere meydanları. Bu şarlatanlığa inat daha da sıkı sarılalım 1 Mayıs ruhuna, daha da sıkı sarılalım kavgaya, 1 Mayıs ruhuyla.

Ankara’dan genç bir işçi