Navigation

Ekonomi

Medeniyetin Öteki Yüzü: İngiltere’de Çocuk Yoksulluğu

Yıllardır uygulanan kemer sıkma politikalarının işçi ailelerini ve çocuklarını yoksulluğa sürüklediğini yüksek sesle dillendiren Ulusal Öğretmenler Sendikası (The National Union of Teachers) üyesi öğretmenler, Charles Dickens’ın romanlarındaki 1800’lü yılların manzaralarının yeniden canlandığını söylüyorlar.

Kapitalizm Hastalıklı Kriziyle Debelendikçe Açlık ve Yoksulluk Üretiyor

Hem Türkiye’de hem dünyada yaşanan açlık ve yoksulluk meselesinin asıl nedeni içinde yaşadığımız sınıflı toplum olan kapitalizmdir. İşçi sınıfı, her şeyi ürettiği bu dünyada sermaye sınıfı iktidar olduğu sürece açlık ve yoksulluk sorunuyla boğuşmaktan kurtulamaz. Milyarlarca emekçinin giderek katlanılmaz hale gelen sorunlarının çözümü, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmekten geçmektedir. Bundan kaçmak veya ertelemek sonraki nesillere daha büyük sorunlar bırakmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır!

Asgari Ücret, Azami Kölelik

Günümüzün algı yönetimi dünyasında, burjuvazinin en büyük başarılarından biri de işçi sınıfı genelinde hâkim olan “nasıl olsa bir şey yapılamaz” veya “ne yapsak bir şeyi değiştiremeyiz” algısıdır. İşin başı bu algının kırılmasıdır ve bu kırılma da ancak başarılı mücadele örneklerinin sayısının artmasıyla mümkün olacaktır. Bu sebeple ortak sorunlara karşı ortak bir mücadele hattı örülmesi zorunludur. Mücadeleci sendikaların ortak hareket etmesinin önemi, gereği ve mümkün olduğu açıktır. En nihayetinde de her konuda olduğu gibi asgari ücret konusunda verilecek mücadele de işçi sınıfının genel mücadelesinin bir parçası olarak düşünülmelidir.

Marx’ın Kapital’ini Okumak /25

Marx, nispi artı-nüfusun mümkün olabilecek her biçimde karşımıza çıkabileceğini, her işçinin yarı ya da tam işsiz olduğu süre boyunca bunun içinde yer alacağını belirtir. Nispi artı-nüfusun sınai çevrimin bunalım zamanlarında şiddetli, işlerin durgunlaştığı zamanlarda kronik bir durum alan büyük biçimleri dışında her zaman karşılaşılan üç biçimi vardır: akıcı, saklı ve durgun. Modern sanayinin merkezlerinde (fabrikalarda, manifaktürlerde, dökümhanelerde, madenlerde vb.) işçilere kâh yol verilir, kâh büyük kitleler halinde tekrar işe alınırlar. Nispi artı-nüfus burada akıcı biçimde var olur. Makinenin girdiği ve modern işbölümünün uygulandığı bütün büyük işyerlerinde ve esasen fabrikalarda, olgunluk yaşına gelinceye kadar çok sayıda genç erkek işçi çalıştırılır.

Para Basmak Kapitalizmi Kurtarır mı? /2

Burjuva sol gelenek, kapitalist sistemi ortadan kaldırmayı değil onu rehabilite etmeyi savunur, gerektiğinde sözde kapitalizm karşıtı bir söylem kullanmaktan da çekinmez. Solcu geçinen sendika bürokratlarından ve akademisyenlerden, sosyal-demokratlardan, yeşillerden vb. duyduğumuz nutuklar bu kapsamdadır. Bunlar projeler ve modeller geliştirirler: “paydaşlar ekonomisi”, “ilerici ekonomi”, “mutluluk ekonomisi”, “alternatif dünya”, “yeni yeşil sözleşme” vb. Ama hiçbiri kapitalist sistemin bir devrimle yıkılıp, üretim ilişkilerinin değiştirilmesi gerektiğini düşünmez; bu bazılarına gerçekçi görünmez, diğerlerine ise kendi ayrıcalıklarını da yitirecekleri için tehlikeli görünür.

New Deal’ın Tarihsel Bağlamı ve Günümüz

Yeşil Yeni Anlaşma, adını, 1930’larda ABD’de başkan Roosevelt tarafından ilan edilip uygulamaya konan ve Yeni Anlaşma (New Deal) adıyla anılan programdan alıyor. Roosevelt 1930’lu yıllarda ABD’deki büyük buhranın etkilerini bertaraf etmek üzere bu programı başlatmıştı. New Deal esas olarak sermaye düzenini koruyabilmek için açlık, işsizlik ve yoksulluğu azaltmayı hedefleyen bir dizi alt program ve kurumlardan oluşuyordu.

Para Basmak Kapitalizmi Kurtarır mı?

Sanki kapitalizme karşı bir pozisyonu savunuyorlarmış gibi, kapitalizmin mevcut halini hedefe koyarak “toplumsal bir dönüşümü” savunan sol sıfatlı ideologlar ve siyasetçiler mevcut. İster sosyal-demokrat ister yeşil ister alternatif dünyacı bir çizgide olsunlar, bu çizgidekilerin hepsinin ortak yanı aslında kapitalizmin bir türü yerine bir başka türünü savunmalarıdır. Hepsi de neoliberalizme karşıdırlar. Ve aslında kaba bir sınıflamayla hepsini de sol-Keynesçi olarak adlandırmak mümkündür.

Rejimin 2021 Bütçesi

En genel anlamıyla bütçe devletlerin bir yıllık gelir ve giderleri belirledikleri cetveldir. Kapitalist sistemde ister parlamenter rejimlerde isterse totaliter rejimlerde olsun değişmeyen şey bütçenin sermaye sınıfının çıkarlarına göre hazırlandığı gerçeğidir. Bütçe gelirlerinin büyük bir kısmı işçi ve emekçilerden alınan dolaylı ve dolaysız vergilerden oluşurken giderler kısmında emekçilerin payına çok az şey düşer.

Evden Çalışma: Yaratılan Algı ve Gerçeklik

Kapitalizm sadece üretim alanını değil toplumsal hayatın her alanını insanlıktan çıkarmaktadır. İşin organize edilme biçimleri ve üretim mekânları ne olursa olsun şu gerçeklik değişmemektedir: Bu sistem, üretim araçlarının mülkiyetinin bir grup azınlık tarafından gaspına ve artı-değer sömürüsüne dayanmaktadır. Tam da bu yüzdendir ki, işçi sınıfının toplumsal kurtuluşa giden yolu açması, kapitalist sömürü sistemini “daha insani hale getirme” hayalleriyle oyalanmasından değil, onu bir bütün olarak ortadan kaldırmasından geçmektedir. Bunun için evden, ofisten, fabrikadan dört bir koldan çalışmak gerekiyor!

Sınırlarına Dayanan Kapitalist Balon

Bugün yaşanmakta olan kriz köklü bir dönüşümü dayatsa bile, geçmişteki örneklerinden farklı olarak kapitalist sistemin böylesi bir dönüşümü gerçekleştirebilecek takati artık kalmamıştır. Bu dönüşümü arzulayan ve onun için çaba gösteren burjuva kesimlerin ve onların entelektüel sözcülerinin savları birer hayal olarak kalmaya mahkûmdur. Zira bu doğrultuda attıkları her adım zaten can çekişmekte olan sistemin çelişkilerini çok daha keskinleştirmekte, üretim araçlarının özel mülkiyetine dayanan düzenin saçmalığı her geçen gün daha çok açığa çıkmaktadır.

Ekonomide “Yerli ve Milli” Hüsran

Türkiye ekonomisinin krizi derinleşiyor ve çelişkiler birçok yönde katlanarak iç içe geçip birbirinin üzerine ekleniyor. Gelinen noktada Türkiye kapitalizminin görünümü dünya krizinin doğurduğu genel kötüleşmenin ötesine geçen bir duruma işaret ediyor. Tümüyle makyajlı resmi veriler esas alındığında bile “geniş tanımlı” olarak formüle edilen işsizlik oranı %30 düzeyinde

Buzdolabı Efsanesi ve Çöken Ekonomi

Erdoğan, tuhaf bir akıl yürütmeyle ama kuşkusuz bilinçli olarak, kendi dönemi dışındaki tüm ekonomik gelişmeleri dondurmakta ve sanki AKP iktidarı olmasa her şey eskisi gibi kalmaya devam edecekmiş gibi bir algı yaratmaya çalışmaktadır. Teknolojik gelişmelerin artık hayatın normal standartları haline geldiğinin görülmesini pek arzu etmeyen iktidardakiler neredeyse “AKP sayesinde artık çarık giymiyorsunuz ayakkabı giyiyorsunuz, işte bu büyük gelişme bizim sayemizde oldu, AKP olmasaydı medeniyet Türkiye’ye girmeyecekti” bile diyecek durumdadırlar.

Yine Kriz, Yine Hepsi “Sosyalist”!

Burjuva hükümetlerin sermayeyi ve sermaye düzenini korumak için gerçekleştirdiği kurtarma operasyonları, devletleştirmeler ve ekonomiye devlet müdahalelerinin diğer türden biçimleri yeni şeyler olmadığı gibi, bunların son derece manipülatif biçimde “sosyalizm” olarak nitelendirilmesi de yeni değildir. Örneğin yine sermayenin sözcülerinden Newsweek, 2008 krizinde Obama’nın 800 milyar dolara yaklaşan bir kurtarma paketini devreye sokmasının ardından, “şimdi hepimiz sosyalistiz” başlığını atmıştı!

İktidarın ve Sermayenin Kıdemli Sorunu: Kıdem Tazminatı

Siyasi iktidar uzun yıllardır kıdem tazminatını bir fona devrederek gasp etmek, “kıdem tazminatı yükünü” patronların üzerinden almak, bu yolla zaten zayıf olan iş güvencesini ortadan kaldırmak ve sermaye sınıfı için yeni bir kaynak yaratmak arzusundaydı. Bu gayeyle kıdem tazminatı fonu konusu her fırsatta gündeme getiriliyor, saldırı hamlelerinin ardı arkası kesilmiyordu. Koronavirüs salgını bahanesiyle işçilerin ücretsiz izinlere çıkarıldığı, işten atıldığı, işçi eylemlerinin yasaklandığı, sendikaların faaliyetlerinin sınırlandığı bu dönemi fırsat olarak gören iktidar konuyu yeniden gündeme getirdi.

Burjuvazinin Krize Çözümü: Haklara Saldırı ve İzolasyon

İçinde bulunulan krizin derinliği ve şiddeti ile orantılı olarak işçi sınıfını çok boyutlu saldırılar bekliyor. Bu noktada iki sermaye örgütünün gündeme getirdiği iki proje oldukça dikkat çekici. Bu iki projenin içeriğini anlatmadan önce, önerilerin burjuvazi tarafından her duruma maymuncuk gibi uydurdukları koronavirüs bahanesi ile duyurulmasının çok şeyi açıkladığını belirtmeden de geçmeyelim.

Sayfalar

Ekonomi beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.