Navigation

Tarih

Filipinler’den Bir Diktatörlük Hikâyesi: Ferdinand Marcos

Marcos ailesi ülkeden kaçıp gittiğinde 24 çanta külçe altın, hatırı sayılır miktarda elmas ve parayı da beraberinde götürdü. İsviçre ve Amerika bankalarında milyar dolarlık hesapları bulundu, toplam servetlerinin ise en az 10 milyar dolar olduğu hesaplandı. Filipin halkı ağır sefalet koşullarında yaşarken Marcos ailesi devlet kaynaklarını yağmalayarak lüks ve ihtişam içerisinde yaşadı. Bu durum yalnızca Marcos diktatörlüğüne has değildir şüphesiz.

Çin Devrimi Üzerine

Ekim 1949'da Çin gibi devasa bir ülkede, başlangıçta küçük bir silahlı ordunun, uzun yıllara yayılan bir gerilla savaşıyla güçlenerek siyasal iktidarı fethetmesi ve ardından toprağın, sanayinin, ulaşımın, bankacılık ve dış ticaretin devletleştirilerek sözde sosyalist bir toplum inşa etmesi, tüm dünyada yankı bulmakla kalmadı, muazzam bir kafa karışıklığına da yol açtı. Sosyalizm kavramıyla birlikte Marksizmin işçi devleti ve proleter devrim anlayışı da iyiden iyiye iğdiş edildi. Aşağıda tekrar yayınladığımız yazı Çin devriminin özgün yanlarını, nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ele alıyor.

Nikaragua Devrimi ve Sandinizmin Dünü, Bugünü /2

Nikaragua devrimi sosyalist solda büyük bir heyecan dalgası yaratmıştı. Somoza diktatörlüğünü yıkıp iktidara gelen Sandinistler, gerçekte uzun bir süre boyunca burjuva demokratik bir programı hayata geçirmeyi vaat etseler de, sosyalist sol Sandinist rejimi “sosyalist” olarak nitelendirmekteydi. Söz konusu yanlış değerlendirmeler sadece Stalinistler için değil Troçkistler için de geçerliydi. Örneğin Mandel liderliğindeki Dördüncü Enternasyonal, Nikaragua devrimini “gerçek sosyalist halk devrimi”, Sandinist iktidarı ise “işçi devleti” olarak görmekteydi. Oysa Nikaragua’da yaşananların işçi devrimiyle de işçi devletiyle de ilgisi yoktu.

"Sanayi Kayışları"ndan Salvador Allende’ye Mektup

Yaklaşan faşist darbe tehlikesini açıkça tespit eden ve buna karşı yapılması gerekenleri ortaya seren Sanayi Kayışlarındaki işçiler bu uyarılarını darbe öncesi günlerde Allende başkanlığındaki Unidad Popular hükümetine bir mektupla duyurdular. Darbeden sadece bir hafta önce gönderilen ve o günlerin durumunu büyük bir isabetle ve devrimci bir yaklaşımla ortaya seren bu çağrıyı yayınlıyoruz.

“Grev Sıcakken Ütü Yapmayın”

Dünyanın birçok ülkesinde emekçi kitleler ekonomik krize, yoksulluğa ve baskıcı yönetimlere hayır demek için sokaklara çıkıyor. Fabrikalarda, okullarda, hastanelerde grevlerle, direnişlerle, dayatmalara, hak gasplarına, düşük ücretlere boyun eğmediklerini gösteriyorlar. İşçi hareketi tarihinde kadınların öne çıktığı pek çok grev ve direniş yaşandı. Bunlardan biri de Amerikalı kadınların 1970 Ağustosunda “Grev sıcakken ütü yapmayın!” sloganıyla gerçekleştirdikleri grevdi.

Nikaragua Devrimi ve Sandinizmin Dünü, Bugünü

Latin Amerika, bundan tam 40 yıl önce, tüm dünyada büyük bir yankı uyandıran bir devrime sahne oldu. Somoza diktatörlüğünün zulmü altında inleyen Nikaragua’da ayağa kalkan emekçi kitleler, on binlerce ölü pahasına verdikleri direngen bir mücadelenin ardından, 1979 Temmuzunda bu diktatörlüğü yerle bir ettiler. Nihayetinde Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesinin (FSLN) iktidarı almasıyla sonuçlanan bu devrim, ABD’nin arka bahçesi olarak nitelenen bir ülkede gerçekleşmesi sebebiyle de ilgi odağı oldu.

12 Eylül'ü Unutma!

Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, işçi sınıfının 12 Eylül'le hesaplaşmasının önemine daima güçlü bir vurgu yaptık. Bunun önemi Türkiye'nin bir kez daha içinde bulunduğu olağanüstü baskı rejimine işçi sınıfı cephesinden anlamlı bir direniş gösterilememiş olmasıyla daha iyi anlaşılabilir.

Sacco ile Vanzetti: Yeni Dünyada Eski Zulmün Pençesine Düşmek!

1 Mayıs 1886’da Haymarket’i kana bulayan ve dört işçi önderini idam eden Amerikan egemen sınıfı, 34 yıl sonra yine benzer bir kumpasla sahnedeydi. İşte iki anarşist işçiyi idama götüren çarklar böyle işlemeye başlamıştı. Sacco ile Vanzetti, Nazım’ın dediği gibi, “yeni dünya”da eski zulmün pençesine düşmüştü!

Lucy Parsons’ın Sömürü ve Irkçılığa Karşı Mücadelesi

Onun yaşamını Martin Duberman’ın 1 Mayıs’ın doğuşunu anlattığı Haymarket romanında bütün canlılığıyla görürüz. 1853 yılında Teksas’ta doğan Lucy, Meksika kökleri de olan bir Afro-Amerikalıdır. Lucy’nin içindeki isyan ateşi, siyahîlere ve azınlıklara yapılan zulümden dolayı daha çocukluk yıllarında yanmaya başlar.

Colorado Madenleri ve Ludlow Katliamı

Birinci Dünya Savaşının arifesinde dünyanın pek çok köşesinde olduğu gibi Amerika’da da sınıf mücadelesi kızışmış, işçi sınıfı burjuvaziye karşı destansı mücadeleler vermişti. Emek mücadelesi kendisini fiilen ülkenin dört bir yanında geniş çaplı grev eylemleriyle göstermişti. 1894-1897 Pullman Demiryolu Grevi, 1892 New Orleans Genel Grevi, 1901-1902’deki Pennsylvania kömür grevi, 1912’de kadın dokuma işçilerinin Ekmek ve Güller Grevi, Batı Virginia’daki maden grevleri, 1913-1914’teki Colorado Grevi ve daha pek çok grev…

ABD’nin Pasifik’teki Savaş Üssü Okinawa ve Anti-Militarist Mücadele

Pasifik’te savaş yığınağı hummalı bir şekilde artarken, ABD Japon takımadalarının güney ucunda yer alan ve halihazırda Amerika’nın Japonya’daki askeri üslerinin %75’ine yakınını barındıran Okinawa adasına yeni bir askeri hava üssü kuruyor. Buna karşı on binlerce Okinawalı kitlesel mitinglerle tepkisini göstermeyi sürdürüyor ve adadaki tüm Amerikan üslerinin kapatılması talebini yükseltiyor.

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma

Tarih işçi sınıfının paylaşım savaşlarına karşı verdiği sayısız mücadele ile doludur. Dünyanın neresinde olursak olalım, dinimiz, dilimiz, rengimiz ne olursa olsun bizler işçi sınıfının parçasıyız. Yani sorunları, çıkarları ve kurtuluşu da ortak olan bir sınıfız.

Harlan Madeninin Sembolleşen Şarkıları

Harlan Kömür Madeni grevi 1930’lu yılların Amerika’sına damgasını basmıştı. Elbette sadece Harlan’da değil, diğer maden ocaklarında, fabrikalarda, çiftliklerle yani üretimin yapıldığı her yerde irili ufaklı grevler, direnişler yaşanıyordu. Kapitalist sistemin yarattığı cehennem işçileri mücadele etmeye sevk ediyordu.

Dünde ve Bugünde ABD’de Müzisyenler Grevi

ABD’nin en köklü ve en büyük orkestralarından biri olan Chicago Senfoni Orkestrasında geçtiğimiz aylarda bir grev gerçekleşti. Greve çıkanlar orkestra salonunda çalışan temizlik işçileri ya da orkestra binasının tadilatını yapan inşaat işçileri değil, orkestranın müzisyenleriydi. Beş kıtada sayısız konser verip festivallere katılan, birçok müzik ödülüne layık görülen, enstrümanlarından çıkan notalarla Bach’ın, Beethoven’in, Mozart’ın ruhlarını çağıran ünlü Chicago Senfoni Orkestrasının müzisyenleri…

1930’larda ABD’de “Beyaz Yakalı”ların ve Hizmet Sektöründeki İşçilerin Mücadelesi

“Beyaz yakalı” işçiler giderek daha güçlü bir sınıf tutumu alarak harekete geçerken, “orta sınıf”a mensup oldukları yanılsamalı algısından da pratikte kurtulmaya başlıyorlar. Aslında benzer koşullar ve mücadele süreçleri her zaman benzer değişimlere yol açıyor. Örneğin 1929 büyük buhranı da böyle bir sonuca yol açmış, fakat İkinci Dünya Savaşı sonrasında ve özellikle de SSCB’nin çöküşünün ardından bu algı yeniden beslenmişti.

Sayfalar

Tarih beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.