Navigation

Okur mektupları

“Bir Umudum Sende, Anlıyor musun?”

Bizler genç öğrenci ve işçiler olarak bize reva görülen bu eşitsizliği kabul etmiyoruz. Biliyoruz ki işçi sınıfı sınıf bilinciyle donanıp örgütlendiğinde, bütün bu eşitsizliklerin hesabını kapitalist egemenlerden mutlaka soracaktır. Bizler dönemin karanlığını görüp de umutsuzluğa kapılmamalı ve doğacak güneşi görüp yarına hazırlanmalıyız.

Gençlik Hem Aç Hem Çıkışsız!

Biz ailelerinden uzakta üniversitede okumaya çalışan öğrencileriz. Ailelerimizden uzakta, İstanbul gibi büyük bir şehirde okumak gerçekten zorluyor bizi. Bir de hepimiz işçi ailelerinin çocukları olduğumuz için durumun zorluğu iki katına çıkıyor. Yaşadığımız onlarca sorunun başında ise barınma ve beslenme geliyor. Özellikle karnımızı doyurmak konusunda yaşadığımız sorunlar öylesine büyümüş durumda ki, hem hayat kalitemizi hem de ruh sağlığımızı derinden etkiliyor.

“Boyun Eğdirenler Boyun Eğdi!”

“Önce boyun eğmeyi öğrettiler insanlara ve sonra susmayı…” diyor Elif Çağlı “Diller, Dudaklar ve Gözler” şiirinde. Dizelerinde dile getirdiği gibi dünya sınıflara bölündüğünden bu yana ezilen insanlığa boyun eğmeyi ve susmayı kabul ettirdiler, öğrettiler. Tıpkı 1. Dünya Savaşı yıllarında Rusya’nın açlığa, sefalete, eşitsizliğe mahkûm edilen işçi ve emekçilerine öğrettikleri gibi.

Köklerimiz Çelikten

Geçenlerde elime bir dergi geçti. Dergide Türkiye’nin önde gelen çelik üreticilerinden Erdemir’in düzenlediği “Çelik ve Yaşam” adlı heykel yarışmasından söz edilmiş. Bu yarışmayı kazanan ve birincilik ödülü alan heykelin de fotoğrafına yer verilmiş. Sizin de gördüğünüz üzere, fotoğraftaki çelikten heykel aslında bize çok şey anlatıyor. Güzel sanatlar öğrencisi bir genç arkadaşımızın tasarlayıp yaptığı bu heykel, işçi sınıfının hünerli ellerinin, yaşam enerjisinin nasıl egemenler tarafından sadece ve sadece onların yararına kullanıldığını gösteriyor.

Er Geç Geleceksin!

Adını ilk duyduğumda / Benim çocuğumun ismi bu olsun dedim / Bir çocuğum olmasa da / Sen bütün çocukları bana bağışladın / Sendin benim gözümü güzel bir dünyaya açan / Senin iraden her şeyi derinden sarsar / Senin uğrunda kavgalar verilir / Adını her duyduğumda içimde fırtınalar kopar

Kiremitlerden İmparatorluğa…

Evet kardeşler, patronlar için korkunç olan işçi dayanışması bizim en büyük silahımızdır. Erol Toy kitabında bu gerçeği bir patronun ağzından dile getirmiştir. “İmparator” romanını okuduğumuzda bir kez daha şunu görüyoruz: Patronların zevkusefa içinde büyüttüğü imparatorluklar, işçilerin sefaleti, yoksulluğu, kanı, canı ve alın teridir. Patronların ömürlerince kaçıp kurtulamayacakları korkuları ise işçi sınıfının örgütlü mücadelesidir.

“Yiyin Efendiler Yiyin, Bu Han-ı İştiha Sizin”

Tevfik Fikret’in Han-ı Yağma şiirinden bir dörtlük bu. 1912 yılında tanık olduklarını dökmüş mısralarına. Osmanlı halkı yoksulluk ve sefalet altında yaşam mücadelesi verirken, yönetenlerin yaşadıkları hayata isyan ediyor şair. O yıllarda egemenler saraylarında saltanat sürerken, Osmanlı’nın yoksul halkı acı çekiyordu. Babalar ve çocuklar savaşlarda ölüyordu.

COP25: Burjuvazi İkiyüzlülükte Rekor Kırıyor!

BM İklim Konferansı COP25 aslında Şili’de yapılacaktı. Ancak emekçi kitlelerin isyanıyla sallanan Şili sokakları burjuvaları hayli korkutmuş olacak ki konferansı Madrid’e taşımak zorunda kaldılar. Şilili egemenlerin boş lafları ve riyakârlıkları nasıl ki Şilili emekçilerin aç karınlarını doyurmadıysa iklim krizi için de aynı şey geçerlidir. Kapitalistlerin ikiyüzlülüğü ve boş lafları iklim krizine çare olamaz.

Hawar: Hasankeyf’in Çığlığı

2005’te Ilısu baraj projesi tekrar gündeme geldi ve 5 Ağustos 2006 tarihinde dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından temeli atıldı. Böylece 12 bin yıllık tarihi olan Hasankeyf’in ancak 50 yıl fayda sağlanabilecek bir projeye boğdurulmasının öyküsü başladı. Bu katliamı yapanlar meydanlarda “bu toprakların gerçek sahibi biziz” diye arz-ı endam edenlerdi.

Ekim Devrimi ve Bolşevikler Yolumuza Işık Tutuyor!

Bundan 102 yıl önce Rusya’da işçi ve emekçiler savaşın ve krizin yıkıcı sonuçlarına karşı ayağa kalkmış ve neticede iktidarı ele geçirmişti. Ancak bugünden farklı olarak, Rusya’da işçilere yol gösterecek, yön verecek bir güç vardı. Lenin’in önderliğindeki Bolşevik Parti uzun yıllar sabırla, inatla, en zor koşullarda dahi devrimci faaliyetleri yürütmüş ve bu şanlı mücadelelerinde kitlelerin öncüsü konumuna gelmişti.

Yaşamıyla Örnek Bir Devrimci: Sverdlov

Sverdlov hayatının büyük bir kısmını hapishane ve sürgünlerde geçirmesine rağmen mücadeleden asla kopmamıştır. Girdiği bütün hapishanelere notlarıyla dolu olan Marx’ın Kapital’ini de sokmayı başarır. Hapishane ve sürgün yıllarında gerek teorik gerekse de pratik birçok çalışma yapmıştır. Kendini geliştirmek için her gün disiplinli olarak çalışmıştır. Sverdlov bu çalışmalarını şöyle açıklamıştır: “Kitabı yaşamla sınıyorum; yaşamı da kitapla. Bu benim eğitimim.” Sverdlov ve mücadele arkadaşlarının bu örgütlü ve disiplinli mücadelesi proleter devrimin kapılarını açmıştır.

Simurg Efsanesi ya da Bizim Hikâyemiz

Zamanın birinde bir ülke varmış; Kuşlar Ülkesi! Efsane bu ya, her türden kuşun bir arada yaşadığı bu ülkede gel zaman git zaman işler karışmış. Sıkıntılar artmış, adaletsizlik baş göstermiş. Kuşlar arasındaki birlik ve beraberlik bozulmuş. Bu sorunlardan, ülkedeki adaletsizlikten ve karmaşadan bıkan kuşlar gece gündüz bir kurtarıcı bekler olmuşlar, yani Simurg’u! Anlatacağımız bu efsane Simurg efsanesidir ve doğrusu bizim de hikâyemizdir.

Millî Eğitim Bakanlığı Bütçesinin Anlattıkları

MEB bütçesinden en az 25 milyar lira kesinti yapılmış. O zaman okulların elektrik, su, doğalgaz, kömür, telefon faturaları, tadilatı, kırtasiye, temizlik malzemesi giderleri, meslek liselerinin atölye malzeme ihtiyaçları ne olacak? Kim ödeyecek bu ihtiyaçların parasını? Bu saydığımız liste yalnızca temel ihtiyaçlardır.

Kırlangıcın Kanatlarındaki Özgürlüğün Hikâyesi

İnsanın kendini ifade etme biçimlerinden biri olarak sanat, duyguların, tasarımların, güzelliğin derin bir biçimde dışa vurumu ve bu yolla yaratıcılığın ortaya konulmasıdır. Aynı zamanda çeşitli deneyimlerin geleceğe aktarılmasının bir aracıdır. Bu nedenle zamanının ruhunu yansıtır. Böylesine önemli bir araç olan sanat, tarihin çeşitli dönemlerinde ezilenlerin egemenlere karşı verdiği mücadelelere güç vermiştir.

Gerçek Engel Kapitalist Düzendir!

Huzur evleri, çocuk esirgeme yurtları, engelli bakım evleri… Her biri bu ülkenin bakıma muhtaç insanlarıyla dolu ve gün geçtikçe de sayıları artıyor. Adına bakım evleri denilen ama amacından uzaklaşarak daha fazla kâr elde edilmeye çalışılan birer kapitalist işletme olan bu kurumlar, acı çeken insanlarla dolup taşıyor.

Savaşta Kimler Ölüyor?

Geçtiğimiz günlerde MHP’li bir milletvekilinin sosyal medya hesabından Şemdinli’de görev yapan bir askere ettiği küfür sosyal paylaşım sitelerinde gündem oldu. Asker “nedense sizin çocuklarınız katılmıyor savaşa vekilim” demişti. Vekilse askere sosyal medyadan pervasızca saldırdı: “memleket evlatları boş yere ölecek diyen her kim varsa şerefsiz, vatan haini ve korkaktır. Amerikan uşağı alçaktır.”

Ekonomik Kriz ve İşçi Sınıfının Gençleri

Sınıfımızın gençleri çaresiz değildir! Fakat bilelim ki tek çare işçi sınıfının saflarında verilen örgütlü mücadelenin bir parçası olmaktır. Yalnızca sınıfımızın gerçeklerini bilen ve sorunları karşısında mücadele etmeyi seçenler böylesi süreçlerden sağlam çıkmayı başarabilirler.

Gökçeada’da İmroz’u Görmek

Görünürde İmrozlulara adayı terk etmelerini söyleyen resmi bir beyan yoktur. Zaten kimi kaynaklarda İmrozluların adayı “ekonomik nedenlerle” terk ettiklerini okuyabilirsiniz. Ama bu ekonomik nedenleri doğuran siyasi nedenlere hiç değinilmez bu kaynaklarda! İmroz’da yaşananlar geçmişten bugüne yaşatılan acıların bir parçası aslında. Yani empati kurmak isterseniz Dersim’i, Ermeni kırımını, 1923 mübadelesini hatırlayın.

Bitmedi Sürüyor O Kavga!

“Şiir yazarın değil, ihtiyacı olanındır.” Bu söz işçi sınıfının şairlerinin yazma amaçlarını en iyi şekilde özetliyor aslında. Peki, ya şiirler nasıl bir yere sahiptir bizim için? Her birimizde okudukça okuma isteği yaratan şiirler, hayran bırakan dizeler vardır. Nâzım Hikmet, Hasan Hüseyin ve daha birçok şair işte bu bahsettiğimiz şiirlerin yazarları, işçi sınıfının şairleridirler.

Mücadele Gücü

Çıkışsızlık ve krizlerle sarsılan kapitalizm tarihsel ömrünü doldurmuştur. Kendini ileriye taşıma potansiyellerini tüketmiştir. İnsanlığa, doğaya yıkımdan başka bir şey vaat edemeyecek duruma gelmiştir. Nitekim bugün teknolojinin geldiği düzey, insanların çok daha kısa sürelerle çalışmasına olanak sunuyor. Fakat buna rağmen insanlar hâlâ çok uzun saatler boyunca tükenircesine çalışmak zorunda bırakılıyor.

Sosyalist Bir Sanatçı: Käthe Kollwitz

Bazen bir şiir, bir şarkı, bir resim yaşanmakta olan acıyı, mücadeleyi cisimleştirir ve hafızalardan silinmeyecek bir anıta dönüştürür. Alman ressam Käthe Kollwitz’in resimleri de böyledir. Kollwitz desen, afiş ve heykelin yanı sıra geniş toplum kesimlerine ulaşabilme olanakları sunan gravür teknikleriyle de yoğun olarak çalışmıştır.

Bireysel Kurtuluş Mümkün mü?

“Her üniversiteyi bitiren iş sahibi olacak diye bir şey yok.” Bu sözler akademik yıl açılış töreninde konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait. Devlet ya da vakıf üniversitelerinin sayısının her geçen gün arttığı göz önünde bulundurulduğunda, üniversiteli genç sayısının son 10 yılda ikiye katlanmasına şaşmamak gerekir.

İnkaların Yenilgisinden Ders Çıkarabilir miyiz?

1532 yılının Kasım ayında Peru’nun dağlık bir bölgesinde İspanyollar İnkaların imparatorluk ordusuna saldırdı. Güneş batmadan önce 7 bin insanı katlettiler ve İnka İmparatorluğunun denetimini ele geçirdiler. Bu savaşta tek bir İspanyol bile hayatını kaybetmedi. Peki, bu savaşta kaç İspanyol yer almıştı sizce? Yalnızca yüz altmış sekiz!

Kapitalist Sistem Çürüyor, Çürütüyor!

Kapitalist sistem çürüyor, çürüdükçe ilişkileri de insani değerleri de çürütüyor. Siyasal, ekonomik ve sosyal alanda tüm toplumu çürüten kapitalist sistem insanlığa güzel günler vaat etmiyor. İnsanın insanı sömürmediği, huzur ve refah içinde bir yaşam ancak ve ancak kapitalist sistemin olmadığı, sınıfların ve sınırların ortadan kalktığı bir dünyada mümkündür.

Andız Ağacı

1976 yılında işçi sınıfına yüzünü dönen, arkadaşları ile BOSSA, TEKEL, ÇUKOBİRLİK, MENSA gibi fabrikalarda işçi çalışmaları yürüten ve Maraş katliamının da avukatlarından olan Ceyhun Can’ın katledilişinin kırkıncı yılında onun anısına…

12 Eylül’ün Yıldönümünde, Elmas Annenin Ardından

12 Eylül faşizminin karanlık günlerinde, işkence seslerinin yankılandığı sorgu odalarından birinde kaybedildi Hayrettin Eren… O günden bu yana 88 yıllık ömrünün 39 yılını oğlunun kemiklerini aramakla geçiren, oğlunun bir mezarı olsun isteyen Elmas Eren ise 19 Ağustos 2019’da hayata veda etti. Elmas Anne bu dünyadan oğlunun kemiklerine hasret gitti. Elmas Eren, Hayrettin’i elinden alındığında 51 yaşındaydı. Genç değildi fakat tek tek vurdu zalimlerin kapısına, meçhule karıştığı söylenen oğlunun hesabını sordu. Yeri geldi dalga geçildi ve küçük görüldü, yeri geldi çamurlar içine itildi ve tartaklandı. Fakat Elmas Anne yılmadı

Yaşanacak Başka Bir Dünya Yok!

Bu denli ağırlaşmış sorunlar karşısında tek tek ağaç dikerek ya da kapitalizmin özüne dokunmayan eylemler yaparak kalıcı çözümler üretmek mümkün müdür? Tabii ki değildir. Çeşitli düzeylerde tepkilerin örgütlenmesi, toplumda duyarlılığın arttırılması elbette son derece önemlidir. Ancak kapitalizme öldürücü darbe vurulmadan bu yağmanın ve talanın sonu maalesef gelmeyecektir.

Otobüsler Neden Yanıyor?

“10 numara yağ” olarak tabir edilen solventle inceltilmiş mazot yağının başta ağır vasıta araçlar olmak üzere çeşitli makinelerde kullanılmasının tehlikeleri son olaylarla iyice ortaya çıktı. Ürünün içindeki solvent maddesi yanmayı ve parlamayı kolaylaştırıyor, aynı zamanda patlamayı da kaçınılmaz hale getirerek trafik kazalarında insan hayatını riske sokuyor.

Jimmie Higgins’in Hikâyesi

Amerikalı yazar Upton Sinclair’in “Jimmie Higgins” adlı romanı Birinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalı bir makine işçisinin hikâyesini anlatmaktadır. Amerikan Sosyalist Partisi üyesi Jimmie Higgins çalışkan, dürüst, saf bir makine işçisidir. Jimmie ABD’nin Leesvile kentindeki Empire Machine fabrikasında çalışmaktadır. Birinci Dünya Savaşı başladığında enternasyonalist bir sosyaliste yakışır şekilde tereddüt etmeden savaş karşıtı bir tutum almıştır.

Yurtdışında Yaşamak

Unutmayalım ki hangi ülkede yaşarsak yaşayalım, biz işçiyiz, emekçiyiz. Bugün öğrenci olsak bile yarın çalışmaya başlayacağız. Amerika veyahut Avrupa’daki işçiler de Türkiye’deki işçiler gibi ekmek için kavga veriyor. Bu yüzden kurtuluşu yurtdışına gitmekte aramak yerine, hem kendimiz için hem de bu topraklarda yaşayan diğer işçi kardeşlerimiz için mücadele etmeliyiz

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.