Navigation

Okur mektupları

Yurtdışında Yaşamak

Unutmayalım ki hangi ülkede yaşarsak yaşayalım, biz işçiyiz, emekçiyiz. Bugün öğrenci olsak bile yarın çalışmaya başlayacağız. Amerika veyahut Avrupa’daki işçiler de Türkiye’deki işçiler gibi ekmek için kavga veriyor. Bu yüzden kurtuluşu yurtdışına gitmekte aramak yerine, hem kendimiz için hem de bu topraklarda yaşayan diğer işçi kardeşlerimiz için mücadele etmeliyiz

Lucy Parsons’ın Sömürü ve Irkçılığa Karşı Mücadelesi

Onun yaşamını Martin Duberman’ın 1 Mayıs’ın doğuşunu anlattığı Haymarket romanında bütün canlılığıyla görürüz. 1853 yılında Teksas’ta doğan Lucy, Meksika kökleri de olan bir Afro-Amerikalıdır. Lucy’nin içindeki isyan ateşi, siyahîlere ve azınlıklara yapılan zulümden dolayı daha çocukluk yıllarında yanmaya başlar.

Kadın Üniversiteleri Çözüm mü?

Son günlerde gündemde olan “kadın üniversiteleri” iktidar tarafından savunulurken, muhalefet partileri ve aydınlar karşı çıkıyor. G20 Osaka zirvesinde, Erdoğan bir kadın üniversitesini ziyaret etmiş, ülkeye döner dönmez de aynı modelin uygulanması için talimat verdiğini açıklamıştı.

Kızıl Dalgalarla Dönecekler

Ekim Devriminin yarattığı devrimci umut sadece 20. yüzyılda kalmamıştır, günümüzde de etkili olmaya devam etmektedir. Rus işçi sınıfının gerçekleştirdiği muzaffer işçi devrimi dünyanın pek çok yerinde devrimci durumlara ilham vermiştir, vermeye de devam edecektir.

Bir F-35 Savaş Uçağını Sofraya Koysak…

Ülkemizde evine ekmek götüremeyen 7 milyondan fazla işsiz varken, açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca emekçi varken neden harcanan onca para yaşamlarımızı iyileştirmeye ayrılmıyor hatta daha çekilmez hale getirmek için kullanılıyor?

ABD’de Silahlı Saldırılar ve Silah Tekelleri

Dünyada bireysel silahlanma her geçen yıl artmaya devam ediyor. Başı ise kapitalizmin en gelişmiş ülkesi olan ABD çekiyor. Çünkü silaha kolayca ulaşmanın yasal zemini var. İnsanlar ortalama bir dizüstü Laptop fiyatına silah satın alabiliyorlar. İnternet üzerinden bir tık uzakta olan bu silahların reklamları milyonlarca dolar karşılığında Hollywood’a yaptırılıyor. Bazı eyaletlerde ruhsatlı silah kullanım yaşı 14’e kadar düşmüş durumda!

Güzel Günler Örgütlü Mücadeleyle Gelir!

“Ekrem Abi her şey güzel olacak abi” diyen genç, her şeyin gerçekten güzel olmasının yolunun emekçilerin örgütlülüğünden ve mücadelesinden geçtiğini öğrenecek mi? Öğrenmeli… Çünkü işçi sınıfı örgütlenmeden ve mücadele etmeden kapitalizm altında mutluluk yok.

Hipokrat Yemininden Guinness Rekorlar Kitabına

Normal koşullarda insan sağlığı rekabete konu olamaz, olmamalı. Fakat kapitalizmde her şeyde olduğu gibi sağlık alanında da aslolan insan sağlığı ve toplumun ihtiyaçları değil, elde edilecek kârdır. Temel gaye kâr olunca koruyucu sağlık hizmeti bir kenara bırakılıp sözüm ona “tedavi edici” sağlık hizmeti yaygınlaştırılmaktadır.

Dumansız Hayat

Utanmazca halkın sağlığını önemsiyormuş gibi yapanlar, yeni nesillere, yıllardır sigara bağımlılığı olan kişilere sözde zararı azaltılmış ürünler pazarlayıp kârlarına kâr katmak derdindeler. Aynı durum ilaç endüstrisi için de geçerli. İlaç firmalarının finanse ettiği “bilimsel araştırmalar” gerçekten insanlık için nasıl yararlı olabilir ki! Afrika’da insanları hastalıklardan kurtarmak üzere ilaç araştırmaları yapılmıyor.

Göç Dalgası ve Yürekli Bir Kaptan

Tüm propagandalara rağmen göçmenlere kardeşlik elini uzatan, “yere batsın sınırlarınız” diyerek göçmenlere yapılanlara karşı harekete geçen insanlar da çoğalıyor. Vicdanı körelmemiş insanlardan biri de 31 yaşındaki kaptan Carola Rakete. Carola Rakete, See Watch 3 adlı yardım gemisinin kaptanıydı.

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma

Tarih işçi sınıfının paylaşım savaşlarına karşı verdiği sayısız mücadele ile doludur. Dünyanın neresinde olursak olalım, dinimiz, dilimiz, rengimiz ne olursa olsun bizler işçi sınıfının parçasıyız. Yani sorunları, çıkarları ve kurtuluşu da ortak olan bir sınıfız.

Asıl Edepsizlik Hangisi?

Burjuva siyasetçiler bugün işçi sınıfının örgütsüz oluşundan cesaret bularak bizlere “edepsiz” deme cüretini gösteriyorlar. Bizlerin sırtından yaşadıkları tasasız hayatlara öfke duyduğumuzda, sesimizi çıkardığımızda her türlü hakarete ve suçlamaya maruz kalıyoruz.

Hayatı Kollamasını Bilmek

Devrimci mücadelede umutsuzluğa kapılmamak, ancak tarihin diyalektik akışının örgütlü mücadele içinde kavranmasıyla olanaklıdır. Mücadele içinde edinilen bu bilinç devrimcilere dünü, bugünü ve yarını anlama ve yorumlama kabiliyeti kazandırır. Devrimci Marksistlerin tarihsel iyimserliği de buradan gelir.

Güzel Günler İçin Mücadeleye!

Siyasi iktidar, yeni hapishaneler yapmakla övünüyor. Bir de üniversite… Sonra da o övündüğü hapishaneleri öğrencilerle dolduruyor. Tutukluların önemli bir kısmı da öğrenci… Türkiye’deki üniversite eğitimine baktığımız zaman ise, 2002’de AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte üniversite sayısı 76’dan 208’e çıktı.

15-16 Haziran Direnişi Ruhu ile Mücadele Edelim

Aradan geçen 49 yılda işçi sınıfı hem sayı olarak büyümüş hem de toplumun çoğunluğu haline gelmiş durumda. Bunun büyük bir kısmını da genç işçiler oluşturuyor, ancak yeni kuşak işçilerin geçmiş dönemdeki mücadeleci işçilerle, sınıf tarihleriyle bağları kopmuş durumda.

Sorunlarımızın Asıl Nedeni Göçmenler mi?

Egemenlerin çıkarları için yürütülen savaşlar yüzünden ölümü bile göze alarak göç yollarına düşen milyonlarca insan senin için düşman haline getirilir. Hiç sorgulamazsın. Neden bu insanlar yaşadıkları toprakları terk ettiler? Ya da terk etmek zorunda bırakıldılar? Hiç kendimize soruyor muyuz; insanları göç etmeye zorlayan sebeplerin asıl sorumluları kimlerdir?

Savaş İnsanın Aklını da Alıyor

Ülkesinden ve yaşadıklarından bahsederken yeniden ve yeniden yaşarcasına anlatıyordu olayları. Aramızda çok sıcak ve samimi bir sohbet gerçekleşti. Bakışlarından, sıcak sohbetinden anlıyordum ki belki de her insandan alamadığı sıcaklığı ve samimiyeti aldı bizden de. Çünkü duygularımız ortaktı. Ülkelerimiz farklı olsa da, aynı duyguda birleşebilmiş, karşılıklı duygularımızı anlayabilmiş ve aynı dili konuşabilmiştik.

Mizah ve Sermaye Medyası

Mizah, hayatın gerçekliğine gülünç, sıradışı ve eğlenceli bir dille yaklaşır. Güldürürken düşündürür, düşündürürken sorgulatır. Ağız dolusu kahkahalar eşliğinde ve neşe içinde sevinen insanlar, gülerken aynı zamanda birbirlerine de yaklaşmış olurlar. Çünkü insanları birleştiren ve kaynaştıran bir duygudur gülmek.

Morrison’un Yapı İşçileri

Can Şafak’ın Sosyal Tarih Yayınlarından çıkan “Morrison’un Yapı İşçileri” adlı kitabı, 2017 Haziranında yayımlandı. Çok sayıda belgenin ve gazetenin taranmasıyla yazılan araştırma niteliğindeki bu kitap, 1960-1965 yılları arasına odaklanıyor. Bugün Zonguldak’ın ilçesi olan Ereğli o gün küçük bir kasabadır ve kitap Ereğli’de işçilerin çalışma koşulları, çekilen zorluklar ve bu zorluklar karşısında nasıl yollar izlendiği üzerinde duruyor.

Kapitalizmin Kutsadığı “Bireysel” Özgürlük

Günlük yaşamın her alanını sarmalayan kapitalist üretim ilişkileri, emekçi sınıfların geçmişteki mücadele deneyimlerinden yoksun yetişen genç nesillerini sürekli ideolojik bombardımana tabi tutuyor. Sorgulamaktan aciz, kendisinden yapılmasını isteneni hiç sorgusuz yapan, hakları uğruna mücadele etmeyen, örgütlenmekten korkan, sinik, itaatkâr ücretli kölelere dönüştürüyor. Toplumsal sorunlara duyarsız, bencil bir gençlik yaratılmak isteniyor.

Adalet Göçük Altında mı Yoksa Sermayenin Arkasında mı?

Soma’da yaşananlar nasıl bir düzende yaşadığımızı acı bir şekilde anlatıyor aslında. Patronların kârı için çalışıyoruz, onların kârı uğruna ölüyoruz! Bir avuç asalak olan sermaye sınıfı gücünü örgütsüzlüğümüzden, işçi sınıfının örgütsüz oluşundan alıyor. Kendisine gelince örgütlülüğünü her türlü araçla pekiştirirken, örgütlü olmayı işçi sınıfına yasaklıyor.

BES Gerçeği ve Sonuçları

Bugün Türkiyeli patronların gündeminde olan ve emekçi sınıfların da daha fazla gündemine girmesi ve mücadele hedefi olarak belirlenmesi gereken konulardan biri de Bireysel Emeklilik Sistemi. BES ilk kez Türkiye’de uygulanmıyor elbette. Türkiyeli patronlar sınıfı kendi çıkarlarına uyacak uygulamaları örnek almayı çok iyi biliyorlar.

Sağlık Hizmeti Ararken Sağlıktan Olmak

Eli boş dönülen pazar, maaşın büyük kısmını yutan ev kiraları, kabarık faturalar, bir haftada tükenen maaş derken son dönemlerde ekonomik kriz etkisini daha çok hissettiriyor. Henüz bu denli gündem haline gelmemiş olsa da son dönemlerde sağlık hizmetlerinde de bir çöküntü yaşanıyor.

Kapitalizm: Çağımızın Kara Deliği

Mesele açık ve net kardeşler! Mesele bu kara delikten nasıl kurtulmaya çalışacağımız meselesidir. Eğer yeterince örgütlü değilsek, sınıfımızın geçmişinden dersler çıkararak ilerlemeye çalışmıyorsak; işte o zaman o kara deliğe düşeriz ve asla çıkamayız. Sadece bugünü algılayıp, karanlığa teslim oluruz.

Gençlik 1 Mayıs Geleneğine Sahip Çıkıyor!

Biz Marksist Tutum okuru gençler de bu 1 Mayıs’ta tüm bu sorunların anası olan kapitalizmin yarattığı her türlü zorbalığa karşı çıktığımız için yürüdük. Bu 1 Mayıs’ta tıpkı dünyadaki diğer gençler gibi 1 Mayıs alanlarında ortak taleplerimizi olabildiğince güçlü bir şekilde haykırarak, bugüne sahip çıktığımızı ve yarınlarımıza da sahip çıkmak için mücadele edeceğimizi gösterdik.

1 Mayıs Ruhuyla Mücadeleyi Büyütelim

İktidar her ne kadar “ekonomik savaş”, “dış müdahale”, “negatif büyüme” gibi kavramlarla kriz gerçeğini kitlelerden saklamak istese de mızrak çuvala sığmıyor. Enflasyon, istihdam ve işsizlik oranları, sanayi endeksleri gibi rakamlar tüm manipülasyonlara rağmen krizi gösteriyor.

Faşizm Belâsı Yeniden Sahnede!

Ekonomik krizler, siyasal krizler, savaşlar, açlık, yoksulluk tüm bunları doğuran kapitalizmdir. Bugün geldiği noktada kapitalizmin insanlığa acı, kan ve gözyaşından başka verecek bir şeyi kalmamıştır. Çözüm faşist ideolojiyle özdeşleşmiş ırkçılık, ayrımcılık, milliyetçilik değil birlik, dayanışma ve kardeşliktir.

Radyum Kızları: Bir Mücadele Hikâyesi

İstanbul Devlet Tiyatrosunda sahnelenen “Bir Peri Masalı: Radyum Kızları” oyununu izledim. Oyunun anlattığı olayları 2016 yılında Dayanışma TV’de izlediğim “Radyum Kızları” belgeselinden biliyordum. Oyun hem konusuyla hem oyuncuların performansıyla bizi 1920’li yıllara götürdü ve kapitalistlerin kâr hırsıyla biz işçilerin yaşamını nasıl da yok saydığını gösterdi.

Sansüre Karşı Yollara Düşenler

Siyasi iktidar, kendisine muhalif olan, demokrat sanatçılara baskı uygulayarak çalışmalarını engellemeye ve onları sindirmeye çalışıyor. Şan şöhret, para pul, mevki peşinde koşan bir avuç omurgasız “sanatçı” müsveddesi ise rejime biat etmiş bulunuyor. Rejime biat eden “sanatçılar”  tek adama sundukları desteğin karşılığını ziyadesiyle alıyorlar. Ancak tüm bunlar bizi yanıltmasın.

Savaşa Gönderilen “Onbeşli”lerin Türküsü

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonucunda on milyonlarca işçi ve emekçi katledildi. Şu anda ise Üçüncü Dünya Savaşı ile dünyada yeniden bir kıyım yaşanıyor. Gözü dönmüş egemenlerin kâr hırsıyla emekçileri birbirine kırdırdığı bu düzende çocuklar hâlâ ölmeye devam ediyor.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.