Navigation

Okurlarımızdan mektup ve mesajlar

Haftada Sadece 30 Ders mi? Hadi Bakalım Filyasyona!

Nisan ayından bu yana okullarda öğretmenler Vefa Grubu olsun, filyasyon çalışmaları olsun boş durmuyorlar. Kronik bir hastalığı yoksa her öğretmene dönüşümlü olarak görev veriliyor. Gönüllülük temelinde deniliyor ama maalesef daha çok okul idareleri tarafından çoğu zaman öğretmen bilgilendirilmeden isimler İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine veriliyor. Öğretmenlerin bu işe “hayır” demek gibi bir lüksleri yok. Artık on beş yıl önceki güçleri olmadığı için bugün “hayır” demek, yarın hem okuldan hem Milli Eğitim Müdürlüklerinden en küçük açıklarının takibi demek.

Yalnızlık Sarılarak Giderilebilir mi?

“İnsanların bireysel sorunlarından dolayı kendilerini yalnız hissetmemeleri için birbirimizi sıcak bir şekilde kucakladığımız bir toplum yaratmalıyız” diyen Japonya hükümet temsilcisi Katsunobu Kato gibiler, çözümü hemen de bulmuşlar! Kendini kötü hissedenlere “sarılma odaları” kurmuşlar. “Kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz, sorunlarla nasıl baş edeceğinizi bilmiyor musunuz, işyerindeki ya da okuldaki stresten kurtulmak mı istiyorsunuz? O zaman size çare: sarılarak rahatlayın!

Bugün Onların Olsun Ama Gelecek Bizimdir!

Savaşmak yalnızca topla tüfekle olmaz ki… Savaşmak yüreğinle aklının bir olduğu, inandığın doğrular için bütün gövdenle girmektir kavgaya. Her gördüğün şeye bu amaçla bakabilmek, esir alınmış beyinlere kurtuluş yollarını anlatabilmektir. Bazen bir sözle, bazen bir şiirle, bazen kendi evladıyla, bazen de… Çağımızın yanlışlarına göz yummak değil, karşı durmak için atıyor yüreğim.

Bu Düzen Bir Amistad!

Birkaç arkadaşla birlikte, merak edip Amistad filmini izledik. Film 1839 yılında Amistad gemisiyle taşınan kölelerin isyanını ve özgür kalmaları için verilen mücadeleyi anlatıyor. Amistad gemisindeki kölelere nasıl canice zulmedildiğini, açlığa terk edildiklerini, öldürüldüklerini gözler önüne seriyor.

Çin: Gençliğin Kapitalizme Öfkesi Mayalanıyor

Ülkedeki baskıcı totaliter rejimin uygulamalarına rağmen işçiler, gençler akıllarıyla dalga geçildiğini görüyor, mücadele etmenin yollarını arıyorlar. O yüzden yeni jenerasyon işçiler sosyal medya hesaplarında sömürülen işçilerin, fakir çocukların fotoğraflarını paylaşıyorlar. 1920’lerde yoksullar adına baskıcı toprak ağalarını deviren kişilerin anlatısına yer verilen ve kurgusal bir film olan “Let Bullets Fly (Mermiler Uçuyor)” gibi filmler tekrardan gündem olmaya başlamış durumda.

Yediğimiz her lokmada Ekim Devrimini yapan işçilerin hakkı var!

Yediğimiz her lokmada Ekim Devrimini yapan işçilerin hakkı var! Yıllar önce katıldığım bir işçi toplantısında Ekim Devrimiyle ilgili konuşurken artık emekli olmak üzere olan bir ağabey bu sözleri söylemişti. Tam olarak içselleştirilmiş bir sınıf bilincinin ifadesi olan bu cümle o günden beri aklımdan çıkmadı. Gerçekten de bugün tüm dünyadaki işçilerin sosyal güvenlikten halk sağlığı uygulamalarına, kamusal eğitim hakkından kadın haklarına pek çok kazanımı Ekim Devrimi sayesinde var olabildi, yaygınlaşabildi.

Sönmeyen ateş tüm dünyayı saracak

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki tam bir çürüme çağı. Kapitalizm insanlığı felâkete sürüklüyor, dünyayı yaşanmaz bir hale getiriyor. Elbette bir avuç azınlığı bir kenara koyarsak! Şöyle bir etraflıca bakalım yaşamımıza, çevremize, ülkemize ve dünyamıza. Bırakalım bugünü, geleceğe umutla bakabiliyor muyuz? Ne kalacak bizden sonra yaşayanlara, çocuklarımıza?

Geçmişten geleceğe mücadele hep devam ediyor

Ben lise öğrencisi bir gencim, Ekim Devrimini en içten duygularımla ve saygıyla anıyorum. Ben örgütlü mücadeleye katılınca Ekim Devrimini öğrendim. Ekim Devrimi işçi sınıfına ışık tutuyor. Gelecek nesillere yani biz gençlere yol gösteriyor. Geçmişten geleceğe mücadele hep devam ediyor.
Yaşasın Marksist Tutum!
Yaşasın proleter devrimimiz!

Ne mutlu proleter devrim meşalesiyle yolunu bulanlara

Soğuk ülkenin sıcak yürekli işçileri kalktılar ayağa, sıkılı yumruklarıyla selamladılar büyük işçi önderini, 1917 yılının Ekiminde. Bir oldu eller kalktı havaya, döndü döndü koca bir balyoz oldu indi egemenlerin ensesine. Devrim bayrakları dalgalandı Petrograd sokaklarında, sardı tüm ülkeyi. Selam olsun o günleri yaratan ellere! Selam olsun o günlerin geleceğini bizlere muştulayanlara! Ne mutlu proleter devriminin meşalesiyle yolunu bulan biz işçilere!

Miadını dolduran çürümüş sistem yıkılmalıdır

“Alt sınıfların eskisi gibi yönetilmek istememesi, üst sınıfların eskisi gibi yönetememesi ve genel bir krizin varlığı.” Bu söz içinde bulunduğumuz zamanı tarif ediyor ama bundan tam 103 yıl önce muzaffer Ekim Devriminin önderi Lenin’in devrimin koşulları nedir sorusuna verdiği yanıttır. Olgunlaşan koşullar, yüzyıllardır birikmiş olan tecrübe, içinde bulunduğumuz zamanda kapitalizmi yıkmanın zeminini döşedi. Zamanı dolmuş ve çürümüş bu sisteme karşı güçlendireceğimiz örgütlü mücadele, Ekim Devrimini anmanın en güzel yolu olsa gerek.

Kurtuluşun Ateşini Yüreklerimizde Taşıyoruz

Kapitalizme karşı mücadele veren biz emekçi kadınlar, 1917 Martında kadın tekstil işçilerinin genel grev çağrısıyla devasa bir gösteriye dönüşen Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitinginin Ekim Devriminin yolunu açtığını unutmuyoruz. Tarihimizle gurur duyuyor ve bu bilinçle onlardan aldığımız bayrağı sıkıca kavrıyor ve kurtuluşun ateşini yüreklerimizde taşıyoruz. Selam olsun şanlı Ekim Devrimine ve onun ateşini bugünlere ulaştıran önderlerimize.

Kapitalizmi Yıkmak İçin Ekim’in Yolundayız!

Biz işçiler sınıf bilinciyle donanmadığımız, sınıf kimliğimizle örgütlenmediğimiz, sermaye sınıfının ve onların siyasi temsilcilerinin beyinlerimizi bulandırmasına izin verdiğimiz, mücadelemizi sınıf kardeşlerimizle birlikte sermaye sınıfına karşı yöneltmediğimiz sürece kapitalist sistem tüm insanlığı çürütmeye devam edecek.

Ekim Devriminin Dersleriyle Donanalım

Öfkemiz, dünyanın değişmesi gerektiğine olan inancımız artarken Ekim Devrimi sınıfsız bir dünya kurma mücadelemizde deniz feneri olmaya, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. 1917’de işçiler, emekçiler, baskıcı ve despot Rusya’da, örümcek kafalı çarların Rusya’sında iktidarı aldılar. Lenin, Troçki, Krupskaya, Sverdlov gibi, ismini bildiğimiz ya da bilmediğimiz daha binlerce Bolşevik devrimci, yıllar boyunca inatla işçi sınıfının saflarında mücadeleyi büyüttüler.

Emekçi Kadınlar Devrimle Özgürleşir

Metal sektöründe vardiyalı çalışan bir grup kadın işçiyiz. Çalıştığımız fabrikada, ağır çalışma koşullarıyla birlikte sermayeye hizmetimizi tamamlarız, sonrasında ise ev içi mesaimiz başlar. Yarısından fazlası boş olan buzdolabımızın başına geçer ve ne pişireceğimizin telaşına düşeriz. Malûm, yemek yapmakta en zor iş, yemeğin adını koymaktır. Yemeğin adı da ancak evdeki malzemelerin çeşitliliği ile olur. Bu zorlu koşullarda, yoksulluğun kol gezdiği bir süreçte bu ne zor iştir, bilirsiniz. Yemek pişer, çamaşır, bulaşık ve çocukların bakımı, dersleri derken zar zor atarız yatağa kendimizi.

Ekim Devrimi 103 Yıldır “Kurtuluşun Tek Yoluyum” Diyor

O yol, o kızıl yol, duruyor durduğu yerde. Önüne kürenmiş karlar eriyecek. Yıkılacak önündeki barikatlar. Patikalarında kızıl karanfillerin boy verdiği bu yol bize kapılarını bir kere daha açacak. Göçmen çocukların ölü bedenleri kıyıya vurmasın diye… İşsiz gençler, evini geçindiremeyen babalar intihar etmesin diye… İnsanlar haksızlık ve adaletsizlik çarkında perişan olmasın diye… Halklar egemenlerin çıkarları uğruna savaşıp birbirini boğazlamasın diye… Bir avuç asalak sermayedar milyarlarca insanı sömürmesin diye, yani sınıflar ortadan kalksın diye...

Sönmeyen Ateş

arihsel açıdan, önderlik sorununun çözülmesi diye bir görev vardır. Ve bunu da yapacak tek güç işçi sınıfının, Bolşevik tarzda örgütlenmiş devrimci partisidir. Ekim Devriminin sönmeyen ateşinden bu dersleri çıkarmak, ona uygun davranmak biz örgütlü işçilerin olmazsa olmazlarından olmalıdır.

Dünü Bugüne Bağlıyor, Geleceğe Umutla Yürüyoruz!

Pusulamız Marksist Tutum bizlere tarihin tüm ezilenlerinin muradının gerçekleşeceği tarihsel bir dönemeç noktasında olduğumuzu söylüyor. Ekim Devriminin güncelliğini vurguluyor. Bizler bu bilinçle, tıpkı Ekim Devrimini yaratan Bolşevikler gibi, sınıfımızın kadınlarını ve erkeklerini mücadele saflarına çekmeye çalışıyoruz. Bugün mütevazı görünen çalışmalarımızla sınıfımızın kadınlarına ve erkeklerine mücadele ruhu aşılıyoruz.

Ekim mirasını bizlere aktaranlara selam!

Ekim Devrimi Bolşevik işçilerin mücadeleye adanmışlıklarıyla yarattığı ruhtur. Ne mutlu ki o mücadele ruhu, tarihin tozlu sayfalarında kalmadı. Marksist Tutum bu ruhun yeniden ve yeniden can bulmasıdır.

İhtiyacımız Enternasyonal dayanışma, birlik ve örgütlenmedir

Bugün işçi sınıfının ihtiyacı olan şey enternasyonal dayanışmadır. Enternasyonalizm milliyetçiliğin panzehiridir. Ve ne kadar güçlü bir panzehir olduğunu Ekim Devrimini gerçekleştiren Rusya işçi sınıf ve onları destekleyen dünya işçileri göstermiştir.

Üreten biziz, yöneten de biz olacağız

İnsanlığın binlerce yıllık tarihsel yolculuğunda nice dönemeçler vardır. Tekerleğin icadı, yazının icadı, Fransız İhtilali, Sanayi Devrimi gibi dönüm noktaları insanlığın büyük ve tarihsel adımlarıdır. Her biri milat sayılan bu olaylar tarih denilen çizgiye iliştirilmiş birer büyük işarettir. Bir önceleri bir de sonraları vardır. Örgütlü işçi sınıfının “üreten bizsek yöneten de biz olmalıyız” deyip iktidarı devralması ve tüm üretim araçlarını toplumun malı haline getirmesi ise insanlık tarihi için çok büyük bir milattır.

Karanlığı yırtan Ekim Devrimine selam olsun!

Ekim Devriminin kızıl feneri parıl parıl parlamaktadır. Ona ulaşmak bizim elimizde. Bugün yapmamız gerekeni deneyimler gösteriyor. Geçmiş işçi kuşaklarından işçi abi ve ablalarımız bize rehberlik ediyor. Ekim Devrimi bize bu karanlık dünyadan çıkışın yolunu gösteriyor. Egemenler her ne kadar Ekim Devrimini karalamaya çalışsalar ve kendi düzenlerini tarihin sonu ilan etseler de geçen zaman ve yaşadığımız olaylar sosyalist devrimin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Mücadele bayrağını daha ileri taşıyalım

Tarihsel miadını dolduran kapitalizm insanlığa her türlü acıyı yaşatmaya devam ediyor. Bizler Marksist Tutum okuru gençler olarak bu kara tablonun böyle devam etmeyeceğini biliyoruz. Birinci emperyalist paylaşım savaşı döneminde de insanlık benzer karanlık günlerden geçiyordu. Rusya’da işçiler ve yoksul köylüler bir devrim gerçekleştirerek devam eden paylaşım savaşının sona ermesini sağladılar. Bolşeviklerin önderliğinde Ekim Devrimini gerçekleştirerek ve işçi iktidarını kurarak dünya halklarına kapitalizmden kurtuluşun yolunu gösterdiler, ilham kaynağı oldular.

İşçi sağlığı ve güvenliği devrimle sağlanacak

Bundan 103 yıl önce işçiler Rusya’da iktidarı aldı. Başka bir dünya isteyen işçiler, emekçiler yıllar boyu süren mücadeleler sonucunda iktidarı almayı başarmıştı. Bugün birçok hakkımız geçmiş işçi kuşaklarının bizlere bırakmış olduğu mirastır. Bizler iş güvenliği uzmanları olarak çalışan işçileriz. Ekim vesilesiyle bir araya geldik ve geçmişten bugüne işçi sağlığı ve güvenliği alanında gerçekleştirilen kazanımlara baktık.

Kapitalizm gençleri çıkışsızlığa sürüklüyor

Çarlık Rusya’sının efendilerini silip atan büyük Ekim Devrimi’nin 103.yılında, işçi sınıfının gençleri olarak bizler yolumuza ışık tutan devrimcilerin mücadele ateşini yüreklerimizde hissediyoruz. Kapitalist sistem dünyanın her yerinde açlık, sefalet ve işsizlik üretiyor, gençleri çıkışsızlığa sürüklüyor. Fakat işçi sınıfının şanlı mücadele tarihi bize gösteriyor ki bu devran böyle gelmemiş böyle de gitmeyecek. Selam olsun yolumuza ışık tutan Ekim Devrimine! Selam olsun örgütlü işçi sınıfının gücünü bizlere gösterenlere!

Özgürlüğün Kapılarını Açacak Yeni Ekimler İçin!

Rusya’da emekçi kadınların devrimin kıvılcımını çaktığını, canla başla devrime destek verdiğini ve devrimin zafere ulaşmasında büyük paylarının olduğunu biliyoruz. O kadınlardan birini hayal edelim. Başında örtüsü, üzerinde Rusya’nın soğuk kışları için ince kalan paltosuyla yirmilerinde bir kadın… Rus Çarlığının zorbalığı, emperyalist savaşın getirdiği yıkım ve açlık canına tak etmiş. Belki sevdiğini kaybetmiş savaşta, belki babasını...

Yeni Ekimler Hayalse Bu Korku Niye?

Ekim Devrimi diğer ülkelere yayılmış olsaydı, bugün sınıfsız, sömürüsüz ve her anlamda özgür bir dünyada yaşanacaktı. Onların düzenleriyse çoktan tarihin çöp sepetinde hak ettiği yerde olacaktı. Korkmakta haklılar çünkü son yıllarda dünyanın pek çok yerinde açlar, evsizler, yoksullar, işsizler, işçiler, emekçiler, kadınlar meydanlara çıkarak kapitalist düzeni sorguluyorlar.

Sönmeyen Bir Ateştir Ekim Devrimi

Ekim Devrimi uzun yılların birikimidir. Günümüzün kötü şartlarından çıkıp daha mutlu ve güzel bir dünyanın inşası Ekim Devriminden elde edilen tecrübe ve deneyimleri iyi okumakla ve bunu üzerimize bir ödev bilerek hareket etmekle mümkündür. Ekim Devrimi biz işçi sınıfına umut olmuştur. İşçi sınıfının iktidarı nasıl ele geçireceğini ve neler yapacağını göstermiştir.

Selam Olsun Ekim Devrimine!

Kapitalist sömürü alabildiğine insanların kanını emiyor. Ancak tarihte hiçbir şah, padişah, sultan ya da firavun ya da adına ne dersek diyelim hiçbir egemen görülmemiştir ki sonsuza dek zulmünü baki kılabilsin. Tarihte zulmedenler olmuşsa elbette onun karşısında duranlar da olmuştur. İşte biz işçiler o gün zulme karşı duranların torunlarıyız. Bugün de zulmedenler sanmasınlar ki hep bu devran böyle dönecek.

Rehberimiz sınıf mücadelesi tarihinde saklıdır

Kapitalizmin sarsıcı krizlerle boğuştuğu günümüzde, krizin etkileri dünya emekçileri için katlanılmaz hale gelmiş durumda. Bir taraftan derin sorunlara yol açan bu koşullar aynı zamanda kapitalizm illetinden kurtulmak için de büyük imkânları bağrında taşıyor. Bu imkânları hayata geçirmek için bize kılavuzluk edecek olan deneyimler sınıf tarihimizde saklı. Kapitalizmi tarihin çöplüğüne gönderip onun yerine sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurmak için sınıf tarihimize ve de onun en önemli örneği olan Ekim Devrimine bakmamız gerekiyor.

İşçi sınıfın gençleri Ekim'in yoluna!

Çarlık Rusya’sının efendilerini silip atan büyük Ekim Devrimi’nin 103.yılında, işçi sınıfının gençleri olarak bizler yolumuza ışık tutan devrimcilerin mücadele ateşini yüreklerimizde hissediyoruz. Kapitalist sistem dünyanın her yerinde açlık, sefalet ve işsizlik üretiyor, gençleri çıkışsızlığa sürüklüyor. Fakat işçi sınıfının şanlı mücadele tarihi bize gösteriyor ki bu devran böyle gelmemiş böyle de gitmeyecek. Selam olsun yolumuza ışık tutan Ekim Devrimine! Selam olsun örgütlü işçi sınıfının gücünü bizlere gösterenlere!

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.