Navigation

ABD

Yağmacılık Kapitalizmin Doğasında Var

Floyd'un katledilmesini takiben patlak veren protestoların büyüklüğü ve halkın öfkesi burjuvazinin “yağmacı” söyleminden nemalanma niyetini boşa çıkarmış olsa da bu meselenin üzerinde durmak gerekiyor. Zira bugüne kadar dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan kitle isyanlarında, protesto gösterilerinde burjuvazinin başvurduğu ilk yöntemlerden biri “şiddet ve yağma” söylemini kullanarak karalama kampanyası yürütmek olmuştur.

Heykeller Yıkılırken!

George Floyd’un 25 Mayısta katledilmesinin ardından başlayan protestolar ABD’de toplumsal isyana dönüşürken, sokağa çıkma yasakları, Ulusal Muhafızın devreye sokulması ve polisin azgın saldırıları bu isyanı kısa süre içinde bastırmaya yetmedi. Üstelik ırkçılığa ve polis terörüne yönelik öfke ve tepkinin dile getirildiği protesto gösterileri bu ülkenin sınırlarını aşarak tüm dünyaya yayıldı. ABD’den binlerce kilometre öteye sıçrayan bu ateş, bir kez daha siyahıyla, beyazıyla milyonlarca emekçiyi ortak sloganlar etrafında birleştirdi.

ABD’de İsyan Büyüyor, Tarihsel Kavga Devam Ediyor /2

Irkçılığa karşı tavizsiz mücadele, Marx’tan, Engels’ten ve I. Enternasyonal’den sosyalist harekete miras kalmıştı. 1917 Ekim Devrimiyle başlayan devrimci fırtına 1919’da III. Enternasyonal’in kuruluşuyla yeni bir merhaleye ulaşmıştı. Aynı yıl ABD Komünist Partisi kurulmuş, kuruluşundan itibaren siyahlara yönelik ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi benimsemişti. Enternasyonal’in kuruluş kongresinde dile getirilen “tüm uluslara ve ırklara özgürlüğünü bahşedecek proleter devrim” fikri, ABD’deki radikal siyah aktivistler arasında yankı uyandırmıştı.

ABD’de İsyan Büyüyor, Tarihsel Kavga Devam Ediyor

Tarihte gerçekleşen tüm isyanların patlak vermesine vesile olan tetikleyici bir olay vardır elbette. Ancak görünürdeki bu tetikleyici olay bardağı taşıran damladır sadece. Büyük toplumsal hareketler, sistemin çelişkilerinin, kitlelerin biriken öfkesinin sonucudur. Kapitalizm, tarihinin en ağır kriz dönemlerinden birini yaşıyor. ABD’de son 3 ayda 43 milyon insan işini kaybetti. Sosyal güvencelerden yoksun, gelecek kaygısı taşıyan yoksul kitleler için “Amerikan Rüyası”, gökdelenlerin tepesinden aşağı itildikleri bir kâbusu andırıyor.

Burjuvazinin “Yeni Normali” ve Yükselen Faşizm

Bilindiği gibi 2020’nin ilk aylarına dek onlarca ülkeye yayılan isyan dalgası, burjuvazinin bilinçli bir şekilde yarattığı “pandemi” depremiyle söndürüldü. Ne var ki, bu halk isyanlarının zeminini döşeyen nesnel koşulların ortadan kalkmak bir yana, patlak veren yeni ekonomik krizle birlikte çok daha can yakıcı hale geldiği açıktır. Zaten egemenlerin son süreçte baskı önlemlerini arttırıp faşizm silahını yağlamalarının nedeni tam da bu değil midir? Onlar emekçileri koronayla, göçmen düşmanlığıyla, kriz karşısındaki çaresizlik algısıyla felç etmeye ve faşizmin kucağına itmeye çalışarak sömürü sistemlerinin bekasını sağlamak istiyorlar.

“Zor, Yeni Bir Topluma Gebe Olan Her Eski Toplumun Ebesidir”

Amerika’da isyan ateşinin bu derece büyümesine neden olan şey, çürüyen kapitalist düzenin biriktirdiği çelişkilerden başka bir şey değildir. Yoksul emekçilerin adeta gırtlağına çökerek nefes almasını engelliyor bu sistem. Floyd’un öldürülürkenki “nefes alamıyorum” sözleri, kitlelerin “nefes alamıyoruz” çığlığına dönüştü. Mart ayından bu yana sadece ABD’de 41 milyon insan işsiz kaldı. İşsizlik oranı %25’e ulaştı. Kredi borçları, kiralar, faturalar emekçilerin gırtlağına basıyor; geçim derdi milyonlarca işçi ailesini nefessiz bırakıyor.

ABD’de Floyd’un Çığlığı: “Nefes Alamıyorum”

Milenyum dönemecinden bu yana gerek polis şiddeti gerekse de diğer sansasyonel gelişmeler kitleleri hızlı bir şekilde radikal tepkiler göstermek üzere harekete geçiriyor. Küçük kıvılcımlar büyük patlamaları doğuruyor zira tüm insanlık adeta barut fıçısına dönmüş durumda. Bu bir rastlantı değildir. Şu noktanın altını çizmekte yarar var: Kapitalizm duvara toslamış durumdadır, tarihsel bir sistem krizi içerisinde çaresizce debelenmektedir.

Kapitalist Çürüme, Savaş ve Lümpenleşen Burjuva Siyaset

Sistem krizi kapitalizmi sarstıkça burjuva siyasetin pisliği artan ölçüde alenileşmektedir. Kapitalist çirkefin üzerini örten diplomatik nezaket, siyasal görgü kuralları, karşılıklı iyi niyet ve temenni beyanları, “devlet adamı saygınlığı” vb’nin yerinde yeller esiyor. Bayağılık diz boyu, lümpenlik, kabadayılık yükselen değerler durumunda. Megaloman, narsist siyasetçiler ABD ve İngiltere gibi en büyük emperyalist ülkelerin dümenindeler.

ABD’deki Saldırılar Trump’ın Faşist Politikalarının Sonucudur

Bütün dünyada Trump, Putin, Erdoğan, Duterte, Orban, Bolsonaro, Boris Johnson gibi liderlerin önü burjuvazi tarafından bilinçli olarak açılıyor. Faşizmin kitleleri uyuşturan propaganda dili, bizzat egemenler tarafından örgütleniyor. Dünyanın her köşesinde, iktidara gelen diktatörlerin söylemlerinin özünü göçmen karşıtlığı, yabancı düşmanlığı oluşturuyor.

“Amerika: Sev ya da Terk Et”

Olağanüstü bir dönemden geçen dünyada, Trump gibi liderlerin arttığı ve faşizmin de giderek yükseldiği veya güç kazandığı hesaba katıldığında, bu türden ırkçı-faşist söylemlerin yayılmasını da ciddi bir tehlike olarak görmek gerektiği açıktır. Dünyanın hegemon gücü ABD’nin başındaki bu zatın içinde bulunduğu ırkçı-faşist yönelim, sadece Amerikan halkı için değil tüm dünya halkları için bir tehlikedir.

Dünde ve Bugünde ABD’de Müzisyenler Grevi

ABD’nin en köklü ve en büyük orkestralarından biri olan Chicago Senfoni Orkestrasında geçtiğimiz aylarda bir grev gerçekleşti. Greve çıkanlar orkestra salonunda çalışan temizlik işçileri ya da orkestra binasının tadilatını yapan inşaat işçileri değil, orkestranın müzisyenleriydi. Beş kıtada sayısız konser verip festivallere katılan, birçok müzik ödülüne layık görülen, enstrümanlarından çıkan notalarla Bach’ın, Beethoven’in, Mozart’ın ruhlarını çağıran ünlü Chicago Senfoni Orkestrasının müzisyenleri…

ABD’de Ara Dönem Seçim Sonuçlarının Gösterdikleri

Gün geçtikçe Amerika’da sınıf çelişkileri keskinleşiyor; işçi kitlelerinin ve öğrenci gençliğin tepkisi artıyor. Amerikan egemen sınıfının tüm karalamalarına ve hafızalardan silme operasyonlarına rağmen, sosyalist fikirler uzun onyılların ardından ilk kez kitlelerin ilgisini çekiyor. Siyahların, göçmenlerin, ezilen cinslerin horlanmasına ve dışlanmasına karşı çıkma, kadınların eşitliğini talep etme biçimlerine de bürünen bu öfkeyi, işçi sınıfının mücadele çizgisine çekerek sınıf temelli bir eksene oturtmak ve sınıf kitlelerinin birliğini sağlamak son derece önemlidir.

ABD’de Sosyalizme Dönük İlgi Artıyor

ABD’de sosyalizme dönük ilginin artmış olması çok anlamlıdır. İşçi sınıfının genç kuşakları ve gençlik, kapitalizmin onlara aşırı sömürüden başka bir şey sunamayacağını daha fazla görmeye ve anlamaya başlıyorlar. Sosyalizme dönük ilgi bu gerçekliği gözler önüne seriyor.

“Rüyalar Ülkesi”nde Milyonlar Aç!

Süper güç, silahlanmada en ön sıralarda yer alan, dünyanın dört bir köşesinde iş yürüten, “hayaller ülkesi” ABD ve aç insanların ABD’si. İşte gerçek bu! Bu durum sadece ABD’ye has değil. 23 ülkede bu oranın bariz bir şekilde artmış olması dikkat çekicidir.

Amerikan Gençliği “Yaşam Hakkı” İçin Ayakta

Amerikan işçi sınıfı bugün öğrencisiyle, genciyle ve öğretmeniyle ayağa dikilmek üzere silkinmeye başlamaktadır. Bunu işçi sınıfının diğer kesimleri de takip edebilir. Giderek daha fazla sayıda işçi ve genç, Demokratıyla Cumhuriyetçisiyle burjuva politikacıların düzeni korumak ve sürdürmek dışında bir gayeleri olmadığının farkına varacaktır. Gençler durumlarının kendilerinden önceki kuşaklardan daha kötü olduğunun ve gelecekte hiçbir düzelme olmayacağının farkındalar. Kapitalizmin kendilerine savaştan, krizden ve katliamlardan başka bir şey sunmadığını hissedebiliyorlar.

Sayfalar

ABD beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.