Navigation

Marksizm ve Gençlik

Yani Kısacası KAPİTALİZM…

“Heytt ulan, / Savulun! / Kapitalizm geliyor!” / Yer açın Tanrısına bütün zamanların. / Şimdi bütün başlar onun önünde eğiliyor. / El pençe divan duruyor Zillullah-ı fil arz / Meclis-i vükela secdeye varıyor. / Papaz, haham / Ve hacı ve hoca ve imam / Yani kim geçmişse “efendi ve kul” tedrisatından / Hepsi birden aynı safta duruyor. / Bağırıyorlar, / Eğip başlarını hep bir ağızdan

Hazirandı, Sıcaktı

Hazirandı / Sıcaktı / Ve on beşinde daha da ısınacaktı / Düşman / Kafa kafaya verip ininde / Güya / “DİSK’in çanına ot tıkayacaktı” / Ve fakat işçiler, birdiler / Güçlerinin birliklerinden geldiğini bildiler / Ve için için yanar gibi / Uğuldayıp kaynar gibi / Bir yanardağın bacasından / Uğuldayıp çıktılar / Eyüp’ten / Silahtarağa’dan, Levent’ten / Ve Topkapı’dan / Çekmece’den / Zeytinburnu’ndan / Dört bir kolundan şehrin / Yüreği ateş dolu nehirler gibi / Ateşten bir öfkenin yüreğine aktılar

Kim?

Dağların tepesinden aşıran kim yolları? / Tünellerle / Bir yüreği bir yüreğe düşüren… / Kimin ellerinden çıkar sarayların damı, / Şatoların endamı? / Yoksa içinde yaşayan soytarıların kıçından mı? / Kimdir, / Işıl ışıl aydınlatan şehirleri ve caddeleri? / Bir gönülden bir gönüle köprüleri kuran kim? / Hamuru yoğuran, / Ekmeği pişiren… / Kimdir

1 Mayıs

Bayrakları dalgalanıyor o muhteşem anın / Güneş eski güneş değil / Mavi eski mavi / Ve / Rüzgâr eski rüzgâr… / Sokaklar / Hiç böylesine bir coşkuya tanıklık etmedi / Biz hep bir ağızdan / “Yaşasın 1 Mayıs” diye haykırıncaya kadar / Yüreğimizde öfke / Dilimizde marşlar / Çınlattık dört bir yanını dünyanın / Avuçlarımız patlayıncaya kadar / Biz / Amele sınıfının evlatları / Biz / Toprakta tohum / Yürekte öfke

Adsız Nefer Umudu Yeşertmeye Devam Ediyor!

Aylardan Haziran olunca Nâzım Hikmet’le açılır ufkumuz, yüreğimiz onun umuduyla dolar. Yaşamını ve sanatını mücadeleye adayan, işçi sınıfının çıkarından başka bir çıkarı olmayan devrimci şairdir Nâzım Usta. Kahırla, sürgünle, hapislerle geçen hayatında yılgınlığa, umutsuzluğa asla kapılmadan mücadele dolu bir yaşam sürdürmüştür. Ezenle ezilenler olduğu ve sömürü devam ettiği müddetçe en ağır koşullarda bile başkaldırı, mücadele ve umut da sürecektir. Sürmelidir de. Özellikle gerici koşulların, baskıların daha da ağırlaştığı zamanlarda mücadeleyi sürdürmek, umudu diri tutmayı başarmak gerekir. Devrimci sanatın da burada çok önemli yeri vardır.

“Nâzım’ı Gördüm Çocuklar!"

İşçi sınıfının komünist şairi Nazım Hikmet, daha ilk gençlik yıllarında, içinde bulunulan savaş koşullarının da etkisiyle milli mücadeleye katılmak için Anadolu’ya gitti. Burada sosyalist fikirlerle, şanlı Ekim Devrimiyle tanıştı. Bundan sonraki yıllarda Türkiye Komünist Partisine üye oldu ve ömrünü sosyalizm mücadelesiyle, ezilenlerin yanında ezenlere karşı verilen kavgayla geçirdi. Nâzım bir şairdir ama komünist bir şairdir. Onun şiirlerinin güzelliği, içine damıtılan kavgadan, aşktan ve hasretten, yenilgiler ve zaferlerden çıkarılan derslerden, Marksizm biliminden gelir. O ölümüne kadar hem parti içinde hem de dışında doğrularını savundu, muhalefet etti. Devrimci üretimine sürgünde, hapiste hiç durmadan devam etti.

Kadınım Ben

Mezopotamya’mın yükünü / Omuzlarında taşıyan kadın / Güneşi gülüşüyle doğuran / Kaybolan, vurulup atılan, yakılan, öldürülen / Yaşamın içinde elleri nasırlı kadın / Benim ben! / Siz öldü sandınız ama ölmedim. / Görmediniz gözleriniz açıkken öldüğümü. / Vuruldum, alnımda beş kurşun yarası / Beş kurşuna sığdı hayatımın her anı. / Öldüm!

Adaletin Terazisi

Hak der, / Hak ararız yüzlerce yıldır. / Nasıl yaşanmazsa ekmeksiz, susuz… / Biliriz ki, / Ekmek ve su gibidir adalet de kuşkusuz. / Fakat / Ne yazar kutsal kitaplar? / Kutsal adamlar ne der? / Nakşetmiş midir mesela / Kalem-ul Âlâ alnımıza?

Dünyada Gençliğin Mücadelesi

Biz devrimci gençler, yaratılan korona paniğiyle dünya işçi sınıfının öfkesi ve eylemleri şimdilik bastırılmış görünse de, dünyadaki bu hareketlenmelerden ve tarihsel iyimserliğimizden umutla donanıyor, güzel günlerin geleceğine yürekten inanıyoruz. Ancak şunu da biliyoruz; güzel günler öyle kolayından gelmeyecek. Gençlik, örgütsüzlüğü öven bağımsız bir mücadele yerine, devrimci işçi sınıfının yolundan yürüdüğünde, onun enerjisi ve değişim isteği sosyalizm mücadelesinde taş üstüne taş koyacak, mücadelemizi ileri taşıyacaktır.

Ekonomi Politik

…Ve toplumsal sorunlar, / Toplumsal bir devrim olmadan çözülmezler. / Çünkü yüzlerce yıl / Birikir / Birikir / Birikirler. / Birikirler üst üste, / Yan yana. / Dip dibe… / Koyun koyuna birikir, / Sarmaş dolaş olurlar bir yumak gibi, / Milyonlarca sesi aynı anda duymak gibi… / Kimler gelir / Kimler geçer ve geçmiştir üzerinden. / Neler olup / Neler bitmiştir. / Dolana debelene / Birike birike / Bütün bakiye, bugüne devretmiştir.

Haydi! Birlikte Kavgaya!

Bir el, / Saplayıp hançerini sırtımıza, / Boydan boya yardı bizi, tam ortamızdan. / Tam ortamızdan / Boydan boya / Ve karpuz gibi böldü ikiye… / Bir yarımız bir yana düştü yarı canda, / Diğer yarımız diğer yana… / Bir yarımız / Babasını öldürmüş gibi / Kanlı bıçaklı oldu diğer yarımızla… / Ve diğer yarımız öteki yarımızla… yüz yıllık düşman… / İki yan da birbirinin aynı oysa / Tıpatıp aynı hem de.

İşçinin Depremi

Sallandı gene / Dört bir yanı dünyanın… / Japonya’dan Küba’ya sallandı. / Bir yandan diğer yana / Beşik gibi sallandı durdu. / Burnu bile kanamadı da “keferenin” / Olan gene, / En alttakilere oldu. / Yıkıldı damı üstüne, / Sırtında “başları” taşıyan “ayakların”… / Eli koptu, / Ayağı koptu, / Saçıldı yere ağıtları “başsızların”.

Ana

Maksim Gorki’nin Ana isimli romanı, sınıf mücadelesiyle tanışan genç işçi Pavel ve anası Pelageya Nilovna’nın hayatını anlatır. Pelageya yoksul mahallelerin çamuruna bata çıka yürüyen, yaşamı kambur sırtında bir yük gibi taşıyan kadınlardan biridir. Kocasından sürekli dayak yer, bitkin vücuduyla çalışır, didinir, uyur, uyanır. Aynı günü tekrar yaşarmış gibi günler birbirini takip eder. Ama gün gelir kocası hastalıktan ölür. Babasının ölümünün ardından oğlunun değişmeye başladığını fark eder Ana. Oğlu kitaplar okumaya başlar, anasına karşı davranışları değişir.

Bir Şeyler Var Değiştirmemiz Gereken!

16 Mart İstanbul Beyazıt Meydanında bizzat devlet koruması altındaki faşistler tarafından bizim gibi gencecik 7 sosyalist öğrencinin katledildiği, 50’den fazlasının da yaralandığı katliamın 42. yıldönümüydü… Egemenler yükselen sınıf hareketini boğmak, işçilerin mücadele saflarında yerini alan gençleri sindirmek ve onlara gözdağı vermek istiyor, askeri faşist darbeye zemin hazırlıyorlardı. Burjuvazinin bekçi köpekliğini yapan faşist çeteler grevlere, direnişlere ve ayağa kalkan devrimci üniversite öğrencilerine saldırıyorlardı. Kana buluyorlardı grev-direniş alanlarını, okulları, meydanları, sokakları…

“Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan”

Meline Manuşyan’ın “Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan” adlı kitabını elime aldığımda henüz kitabın sayfalarını çevirmeden bakışlarım kitabın kapağındaki Misak Manuşyan’ın gözlerine takılmıştı. Doğacak güneşi içinde taşıyan gece misali kapkara olan bu gözlerin belli ki bana anlatacağı çok şeyler vardı.

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.