Navigation

Marksizm ve Gençlik

Engels Dünde Değil, Bugünde Yaşıyor!

Engels’in yaşamı biz mücadeleci gençler için bir rehberdir. O bir kutup yıldızı olarak daima yüreklerimizde ve zihinlerimizde ışıldamaya devam edecektir. Bizim için Engels geçmişte değil bugünde yaşıyor. Bizlerin şimdi şu anda mücadelemizi ilerletmek hedefiyle gösterdiğimiz çabada, onun ruhu yeniden can buluyor. Ne mutlu bize ki onun ruhunu her daim diri tutan bir geleneğin parçasıyız. Geleneğimiz bize yolu gösterdi.

Muhtar Berat

Albay Rıfat, / Asker kamuflajlı dürbünüyle, / Haban dağının doruklarından / Oluklarından / Gürül gürül yoksulluk akan kondularına, / Ve kentin, / Kömür tozundan karaya çalan / Kırmızı kiremitli zengin damlarına bakıyordu.

Aşağı Bakmıyoruz! Boyun Eğmiyoruz!

Üniversite gençliğinin sahip olduğu dinamizm egemenleri tedirgin ediyor. Çünkü bu dinamiğin krizin ağır yükü altında ezilen işçi sınıfı hareketinde can bulması demek, iktidarın yolun sonundaki duvara sert bir şekilde çarpması demektir. Mücadelenin güç kazanması için üniversite gençliği yüzünü işçi sınıfına dönmelidir. Öğrenci gençliğin demokratik talepleri ile işçi gençliğin talepleri birleşmelidir.

Boğaziçi’ne Boyun Eğdirme Taarruzu Sürüyor

Yakıcılaşan onca sorunla birlikte emekçi kitlelerde biriken öfkenin açığa çıkma korkusu, iktidar sahiplerinde pek çok olay karşısında hazımsızlık yaratıyor, reflekslerini belirliyor. Bu yersiz bir korku değildir. Boğaziçi, kaynama noktasına yaklaşan bir kap suyun üzerinde beliriveren kabarcık misali, ortamın ısındığının bir göstergesidir. Kapitalizmin yarattığı eşitsizlik, adaletsizlik ve zulüm, gerek Türkiye ölçeğinde gerekse de dünya ölçeğinde geniş kitlelerin bağrında isyan duygusunun mayalanmasına yol açıyor.

İngiltere’de Öğrenciler Kira Grevine Hazırlanıyor

Birleşik Krallık genelinde 140 üniversiteden 50’yi aşkınında öğrenciler yüksek kira bedellerine karşı grev kararı aldı. Salgın nedeniyle kalmadıkları ve olanaklarını kullanmadıkları yurtların ücretlerini ödemek istemeyen üniversite öğrencileri örgütleniyor, harekete geçiyor. “Öfkeliyiz ve öfkeli olmakta haklıyız!” diyen öğrencilerin eyleminin katılım açısından son 40 yılın en büyük kira eylemi olarak tarihe geçmesi bekleniyor.

Acı İlaç ve Galat-ı Hilkat

Gerçi / Bir dediği bir dediğini tutmaz ama / Buyurduğuna göre efendi hazretlerinin, / Uçuyormuş yine / İktisad-ı milliyemiz! / Çökerken hem de / Bütün dünyada iktisadı kapitalizmin, / Çin’i, Amerika’yı / Ve hatta / Bütün Frengistan’ı geçecekmişiz!

Rejimin Boğaziçi Taarruzu: Kayyum ve Kelepçe!

Türkiye’de üniversiteler; akademisyenlerin ihraç edildiği, cübbelerin postallar altında ezildiği, öğrencilerin yerlerde sürüklendiği ve emekçilerin güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği alanlara dönüştürüldü. Rejimin fethe çıktığı, rektörlüğüne kayyum atanan, kapılarına kelepçe vurulan mekânlara dönüştürüldü Türkiye’de üniversiteler... Esaslı soru şudur; üniversitelere biçilen bu kaftan nasıl yırtılacak?

Boğaziçi Kayyum Rektör İstemiyor

Üniversite öğrencileri olarak artan hak gasplarına, baskılara ve anti-demokratik uygulamalara karşı çıkıyoruz. Hayatımızın her alanında güç gösterisi yapanlara, keyfi uygulamalarla eğitim gibi en temel haklarımıza el uzatanlara karşı birlikte ve örgütlü mücadele etmeliyiz. Haklarımız için mücadele etmediğimiz sürece değişen hiçbir şeyin olmayacağını biliyoruz. Umudumuzu büyütüyoruz. “Gücümüz birliğimizden gelir” diyoruz.

Tek Sorun Kopya, Çözümü Ayna!

Yaşadığımız süreçte ortada vahim bir tablo varken, bir de üniversitelerin gündem olan gayri ciddi açıklamalarıyla karşılaşıyoruz. Ticarethaneye dönüşmüş eğitim sektöründe en çok dikkati çeken, Bilkent Üniversitesi rektörünün “Üniversite, sınavlar için çözüm benimsemeye ve tüm öğrencilerin bir ayna kullanmasını zorunlu kılmaya karar verdi” açıklaması oldu. Ve belki ayna alamayan olur diye öğrencilerin evlerine aynalar yollandı.

Bu Yalnızca Bir Manzara Resmi mi?

Resmin alt taraflarına biraz daha dikkatli bakın. Prangalı bir ayak, biraz ötede denizin dibine batarken son bir çırpınışla kurtulmak isteyen eller, bu çırpınışlarda savaşı kaybetmiş olanların yukarı doğru fırlamış prangaları... Bu ellere ve ayaklara saldıran kuşlar, suyun içinde gördüğümüz bu insan uzuvlarına saldıran çeşitli balıklar... Gözlerimize inanamıyoruz! Çünkü karşımızda artık bambaşka bir tablo var.

Kaçamazsın!

Kaçarsın, çoluktan çocuktan... / Kaçarsın aşktan, / Sevgiden, / Ve hatta / Olacak iş değil belki ama / Sevgiliden kaçarsın. / Fakat; / kaçamazsın kardeşim, / Can yoldaşım kaçamazsın. / Canım, ciğerim arkadaşım; / Seni sen eden / Ve her zerresi senden o muhteşem şeyden; / Kavgadan kaçamazsın.

Açız!

açız be adam! açız! / açız diyoruz ya! / unuttuk eti, sütü, peyniri çoktan / sabah akşam / zıkkımın kökünü yiyoruz ya. / boşuna dememişler / “tok açın halini ne bilir” diye / senin sofran dolu / senin miden tıka basa / sen / büyük bir iştahla yersin / bizim alın terimizi / fakat nerden bileceksin / bizim bir öğün dert / diğer öğün dilimizi dişimizi yediğimizi

Ekim’den Bugüne, Geçmişten Geleceğe

Bir asır öncesinden seslendi biri: / “İki sınıf var” dedi / “Biri proletarya, öteki burjuvazi!” / Biri suyun dibindekiler, / Suyun başını tutanlarsa ötekisi. / “İki sınıf var” dedi Petrograd’ın kavgaya tutuşan işçileri / “Biri proletarya, öteki burjuvazi” / Cahillerdi, kabaydı elleri / Fakat ürkek değildi artık gözleri. / Suyun yüzüne çıktı diptekiler şimdi. / Tarihin çağrısına kulak verdi; / Kül rengi fabrikaların açlığa ve yoksulluğa tok, / Ekmeğe ve özgürlüğe aç işçileri / Volga’nın, Neva’nın / Kanı deli akan oğulları ve kızları.

Burjuvazinin “Yeni” Safsatası: Z Kuşağı

Sonraki günlerde “Z kuşağı” meselesi gündemi oldukça meşgul etti. Pek çok kişi konuyu kendi bakış açısıyla yazdı çizdi. İnternette bununla ilgili arama yapılınca karşımıza sayısız içerik çıkıyor. Peki, nedir bu Z kuşağı meselesi?

Kavgayı Dokumak

Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.