Navigation

Gündem

Okurlarımızdan: 1 Mayıs Mücadeleyi Büyütme Günüdür!

Okurlarımızın işyerlerinden,mahallelerinden, okullarından gönderdikleri 1 Mayıs mektupları, hem dünya işçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'ı kutluyor hem de tüm emekçileri, kapitalist sömürüye, emperyalist savaşa ve siyasal baskılara karşı mücadeleye davet ediyor.

Nice Seslerle Alanlara!

Bizler  “insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın”  diyen Ayşe öğretmenin sesiyiz. Bizler yıllarca atanamayan, çıkışsızlığa sürüklenip intihar eden Merve öğretmenin sesiyiz. Bizler yaşamı var eden, dünyayı değerli kılan işçi sınıfının bir parçasıyız.

Rejimin Dayatmalarına Karşı Tek Çare Mücadele

Saray ittifakı, danışıklı dövüşle açıkladığı 24 Haziran takvimiyle, erkene alınacağı pek çok göstergeden belli olan seçimleri, bir baskın seçime dönüştürmüştür. Bu noktada, uluslararası alandaki sıkışıklık, savaş politikalarından istenen derecede bir sonucun alınamaması ve çok daha önemlisi ekonomik alandan gelen şiddetli basıncın büyük bir rolü olduğu açıktır. Rejim, eli daha fazla zora girmeden ve tabanı daha fazla zayıflamadan bu seçimleri aradan çıkarmak ve bunu aynı zamanda bir meşruiyet göstergesi olarak kullanmak istemektedir.

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Mücadelesi

Dünya işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşırken, biz komünist işçilere düşen görev, gerek dünyada gerek yaşadığımız topraklarda burjuva iktidarlara karşı, işçi sınıfı içinde saldırıları göğüsleyecek bir mücadele hattında ısrarcı olmaktır.

Emperyalist Savaş Suriye’de Doludizgin İlerliyor

Üçüncü Dünya Savaşının yoğunlaştığı Ortadoğu’nun en kanlı cephesi olan Suriye’de, savaş yedinci yılını doldurdu. Emperyalist ve bölgesel kapitalist güçlerin başlarda yönlendirdikleri örgütler ile sahada oldukları, sonrasında kendilerine bağlı askeri yapıları da bunlara ekleyerek doğrudan bulundukları Suriye’de, savaş, bitmeye yaklaşması bir yana daha karmaşık bir hal alarak doludizgin ilerliyor. Etki alanlarını genişletmek için birbirlerine karşı çok yönlü hamlelerde bulunan emperyalist güçlerin her müdahalesi, savaşın yeni boyutlar kazanmasına yol açıyor.

Bir İşçi Önderi: “Yalınayak İsmet”

İsmet Demir, nam-ı diğer “Yalınayak İsmet”. O bir inşaat işçisiydi. Onun bir işçi önderi olduğunu, onu tanıyan inşaat işçisi arkadaşları anlatmışlar tanımayan başka işçilere. Kulaktan kulağa, memleketin bir ucundan diğer ucuna ulaşmış mücadelesinin hikâyesi. Onun hakkında yazanlar oldu, oluyor, olacak da. Onu en iyi bir serüvenci gibi inşaat sahalarında verdiği mücadelelerinden, kendi anlattıklarından tanımalı mücadeleci işçiler. 1979 yılında kaybettiğimiz Demir, hayatını ve mücadelesini “Grev ve Direnişler Üzerine Anılar-Deneyler İşçi Sınıfı Mücadelesinden Bir Kesit” adlı kitapta anlatmıştı.

Sermaye, Emeği ve Doğayı Talan Ederek Büyüyor

Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte doğa karşısında tümden aciz olma durumundan kurtulan insanlık, ne yazık ki kapitalizmin işleyişi ve kâr hırsı nedeniyle doğaya akıl almaz zararlar da verdi, vermeye devam ediyor. Kapitalizm öncesi medeniyetlerin hiçbiri doğanın dengesini böylesine bozacak, iklim vb. değişikliğine sebebiyet verecek nitelikte dönüşümler gerçekleştirmemişti.

Şekerde Özelleştirme: İşçiler Haklarını, Toplum Sağlığını Kaybedecek!

“Yerli ve milli” olmak üzerine bu kadar laf edip mangalda kül bırakmayan AKP hükümeti, iktidara geldiğinden bu yana birçok devlet işletmesini özelleştirme yoluyla yabancı şirketlere sattı. AKP’nin bu icraatları, “yerli ve milli”lik meselesinin burjuvazi için ne anlama geldiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de sıra Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş’nin 14 işletmesine gelmiş durumda.

Yoksulluk ve Örgütsüzlük İşçileri Yakıyor!

İşsizliğe mahkûm edilmiş ve bir umut arayan insanlar, tahammülleri tükenince çıldırma ve hatta canlarına kıyma noktasına gelebiliyorlar. Nitekim bu tür trajik vakaların sayısının son dönemde hızla artmaya başladığını görüyoruz. Geniş tanımlı, dar tanımlı, tarım içi, tarım dışı, mevsimlik işçi, sanayi işçisi vb. kavramların arasında evirilip çevrilen rakamlar, işsizlik girdabından çıkamayan, yoksulluğa mahkûm edilen işçilerin intihar mektuplarında, bireysel eylem çığlıklarında, umutsuzluğa sürüklenip anti-depresanlara mahkûm edilmiş binlerce genç insanda gerçek karşılığını yukarıdaki örneklerde olduğu gibi dramatik bir şekilde buluyor.

Haft Coffee Hizmete Başladı!

Yalova’nın merkezinde bir ay önce bir kafe açıldı. Bu kafe “cezaevi konsepti” ile inşa edilmiş. İşletme sahibi her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüş. “Hiç hapse girmeyenlerin bu deneyimi mutlaka yaşaması gerek” diyenlerin örneğin “barış” mesajlarını sosyal medya hesaplarından paylaşmaları yeterlidir bu “deneyimi” yaşamaları için!

Madenlerin Özelleştirilmesinde Gerçek Niyetler

AKP hükümeti, içine girilen çok boyutlu kriz koşullarında sermayenin kârını maksimize edebilmek için, emeğin ve doğanın tahribatını hiçe sayan adımları birbiri peşi sıra atıyor. Dizginsiz sömürünün önündeki tüm engelleri kaldırmak üzere maden yasaları değiştiriliyor, dünyanın en kirli havası pahasına kömüre yönelim teşvik ediliyor. Hükümetin planlarının bir ayağını da kömür madenlerinin özelleştirilmesinin tamamlanması oluşturuyor.

HDP Kongresi On Binlerin Katılımıyla Gerçekleştirildi

Haftalardır gözaltılarla, ev baskınlarıyla ve tutuklamalarla devam eden yıldırma operasyonuna rağmen HDP 3. Olağan Kongresi, 11 Şubatta, Ankara Spor Salonunda, on binlerce partilinin ve konuğun katılımıyla gerçekleştirildi. Baskı ve saldırılara rağmen kongreye katılım çok yoğun ve coşkulu oldu.

Emperyalist Savaş Makinesi Tüm Dünyada Vites Yükseltiyor

ABD, yürümekte olan Üçüncü Dünya Savaşını büyük güçlerin daha açıktan karşı karşıya gelecekleri yeni bir evreye doğru hızla ilerletmeye hazırlanmaktadır. Bunun anlamı, savaş makinesi vites yükseltirken dünyanın başına daha büyük belâlar örülecek oluşudur. Üstelik nükleer cephanenin modernize ve yeniden inşa edileceğinin ifade edilmesi, buna nükleer belâların da dâhil olduğunu gösteriyor.

“Ne Kadrosu Yahu, Çalışıyorsunuz İşte”

Temelleri daha önce atılmış olsa da AKP hükümetleri döneminde iyice yerleşen ve yaygınlaşan taşeron çalışma, bugün 2 milyondan fazla işçiyi kapsamaktadır. Taşeron firmalarda çalışmak da, malûm, işçilerin en büyük sıkıntılarından biridir. Kötü çalışma koşullarında, düşük ücretlerle, güvencesiz, örgütsüz çalışmak demektir çünkü taşeron işçiliği. Bu yüzden taşeronda çalışan işçilerin çoğunun en önemli arzusu, kadrolu işçi pozisyonuna geçmektir.

“Ayaklar” Kim, “Babayiğitler” Kim Ola?

Biz işçiler bu memleketin insanı değilmişiz gibi “üvey” muamelesi görüyoruz her zaman. Ücretimiz asgari. 1451 lira yani. Doymuyoruz. Çoluğu çocuğu okutamıyoruz. Kiramızı ödeyemiyoruz. Et denen şeyi yılda bir bayramdan bayrama ya görüyoruz, ya görmüyoruz.  Devletin verdiği  %3-5 zam. Bize kalan tek yol örgütlenip GREV YAPMAK. Ama önümüzde o kadar büyük bir engel var ki: Devlet. Devleti yönetenler “BABAYİĞİTLERİ” sevdiği için hemen onlardan yana olup bizim grevleri yasaklıyor.

Sayfalar

Gündem beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.