Navigation

Gündem

Egemenlerin Gör Dediğine Gözlerini Kapat!

Burjuva hükümetler bir kez daha krizin yükünü işçi sınıfına yükleme hazırlığındalar. Medya aracılığıyla toplumun bütün ilgisi salgına odaklanırken, perde arkasında çok daha kapsamlı saldırı hazırlıkları yapılıyor. Örneğin salgın önlemleri kapsamında sağlık hizmetini herkesin eşit olanaklarla ulaşabileceği hale getirmek mümkünken, egemenler bundan özellikle kaçınıyorlar. Bunun yerine halk sağlığıyla ve salgının önlenmesiyle hiç ilgisi olmayan, kendi sınıf çıkarlarını gözeten ekonomik önlemler alıyorlar.

Sağlıkta Kapitalizm Virüsü

Kapitalizm, yarattığı her türlü felâketin yanı sıra, kronik hastalıkları ve virütik hastalıkları da arttırıp yaygınlaştırıyor. Ne var ki kapitalist sağlık sistemi, bu hastalıkları tespit, takip ve tedavi etmek için zorunlu olan hastane koşullarını bile sağlayamıyor. Nitekim Covid-19 salgını sırasında yaşananlar, sağlık sisteminin çöküşünü çarpıcı bir şekilde ortaya koyduğu gibi, kapitalizmin insanlık için nasıl bir karabasana dönüştüğünü ve çürümenin doruklarında gezindiğini de çok çeşitli yönlerden sergiliyor.

Çöküşün Bahanesi: Pandemi

Kriz işaretleri salgından çok daha önce yeterince belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştı. Dünya ekonomisindeki büyüme yıllardır hayat vaat etmeyen, cansız ve sürüngen bir karakter almıştı. Şimdi sanki böyle bir durum yokmuş gibi, yaşanan çöküşün salgına bağlanmasının amacı bellidir: kapitalizmi aklamak. Aldıkları ve alacakları tedbirleri meşrulaştırmak, “bu kez çok farklı” havasını yaratarak aldıkları tedbirlerin halkın sağlığı ve ekmeği için olduğunu kitlelere yutturabilmek için alabildiğine abartılı bir salgın tablosu çiziyor ve bunu bir bahane olarak kullanıyorlar. Burjuvazi bizzat kendisinin körüklediği panik havasıyla, büyük finans kuruluşlarına bir kez daha on trilyonlarca dolar aktarılmasının yanı sıra doğabilecek toplumsal tepkiyi bastırmak için polisiye tedbirlerin alınmasını da meşrulaştırmak istiyor.

Mültecileri Silah Olarak Kullanmayı Bırakın!

AKP iktidarı izlediği politikayla mültecileri bir yandan Yunan polisinin saldırılarıyla karşı karşıya bırakırken, bir yandan da yiyeceğin, temiz suyun, tuvalet-banyonun ve hijyenik malzemelerin bulunmadığı, insanların soğuk karşısında çaresiz kaldıkları bir ortamın içine atmıştır. Böylesi koşullarda salgın hastalık riskinin de katlanarak yükseldiği bilinmektedir. Hele de koronavirüs salgını bu kadar gündemdeyken durumun daha vahim bir hal aldığı açıktır.

Rakamların Diliyle Türkiye İşçi Sınıfı

İşçi sınıfı devrimcileri açısından çok açıktır ki genelde toplumsal mücadeleler ve özelde işçi sınıfının mücadelesi söz konusu olduğunda yükseliş ve alçalışlar basit bir “etki-tepki” mantığına göre işlemez. Tarihsel, siyasal, kültürel nice etken son derece karmaşık biçimlerde iç içe geçer ve sonuçlar üretir. Son tahlilde Türkiye işçi sınıfının dünyadaki mücadele rüzgârlarının etkisine henüz girememiş olmasının arkasında da tarihsel, siyasal, kültürel etkenlerin bir sonucu olarak ortaya çıkan örgütsüzlük, dağınıklık hali ve bilinç düzeyindeki muazzam geri savrulma vardır. Fakat bu tablo karşısında yılgınlığa kapılmak yanlışların en büyüğü olur.

Koronavirüse Karşı İşçi Sınıfının Bağışıklık Sistemi Örgütlü Olursa Güçlenir!

Yeni tip koronavirüs hastalığı (Covid-19) dünya ölçeğinde yayılırken, egemenler toplumu bir korku tüneline itmeye, baskı ve yasakları, anti-demokratik uygulamaları, ekonomik krizin ağır sonuçlarını koronavirüs üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Türkiye’de koronavirüs vakası tespit edildiğinin açıklanmasının ardından insanların marketlere koşması, yaşlı insanların kolonya kuyruklarında bitap düşmesi topluma nasıl bir korku salındığının göstergesidir. Korkutulan ve paniğe sürüklenen bir toplumda insanlar doğru düşünemez ve egemenlerin yalanlarını sorgulamadan kabul eder.

Muzaffer Erdost’un Anısına

Sınırlı olanaklarla ve varlığının önemli bir kesitinde baskılar altında faaliyet yürütebilen bir yayınevinin çok geniş Marksist külliyatı tüm boyutuyla ve orijinal dillerinden aktarması elbette zor bir iştir. Ama mütevazı bir girişim içinde Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler ve onlarla çalışan birçok aydın bu külliyatın önemlice bir bölümünü Türkçeye kazandırmayı başarmıştır. Elbette böylesi zorlu bir işin eksikleri, kusurları olacaktı ve olmuştur. Ama Türkiye’de başka hiçbir yayıncının bu işi Sol Yayınları kadar geniş bir ölçekte başarabilmiş olmadığını teslim etmek Türkiye’nin devrimcilerinin ve sosyalistlerinin bir minnet borcudur.

Kaderleri Bir Olan İşçilerin Mücadelesi de Ortak Olmalı

Kapitalist sistemde devletin bir yıllık bütçesi oluşturulurken genelde en büyük gelir kaynağı işçi-emekçilerden toplanan vergilerdir. Yönetenler toplanan vergilerin toplumun, kamunun ihtiyaçları için toplandığını iddia eder. Ancak bu tamamen bir kandırmacadır. Patronlar ve yönetenler bir taraftan işçileri açlık sınırı altında ücretlere çalıştırıp yoksulluğa mahkûm ederken, diğer taraftan vergi yükünü de işçi-emekçi kesimin üzerine yıkarlar.

Emperyalist Savaşa Hayır! Suriye’den Elinizi Çekin!

AKP iktidarının dozunu her geçen gün daha da yükselttiği savaş politikaları, İdlib’i patlamaya hazır bomba haline getirdi. Günlerdir askeri sevkiyatı arttırarak gerilimi tırmandıran iktidar, asker ölümlerine rağmen bu politikasında ısrara devam ediyor. “Şehitler tepesi boş kalmayacak” diyen Erdoğan, asker ölümlerini meşrulaştırmaya çalışırken, bu sözden kısa bir süre sonra 33 askerin daha ölüm haberi geldi. Resmi açıklamalara göre sayı şu anda 36’ya çıktı ve pek çok askerin ağır yaralı olduğu söyleniyor.

Bir Öğretmenin İntiharı

Ankara Batıkent’te yaşayan 15 yıllık öğretmen olan İnan Avşar bu dünyanın adaletsiz olduğunu haykırarak hayatına son verdi. Severek öğretmenlik mesleğini seçtiğini söyleyen Avşar, emek verdiği eğitim kurumlarının nasıl bir işleve sahip olduğunu şu sözlerle ifade ediyordu: “Okul şu an tamamen ticari bir hapishane. Çocuklar saçma sapan bir eğitim sistemine adapte edilmeye çalışılıyor.”

Almanya’da Nazi Terörü

Almanya’nın Hessen eyaletindeki Hanau kentinde iki nargile-kafeye yapılan ırkçı neo-Nazi saldırısında 9 göçmen hayatını kaybetti. Kurbanlardan bir kısmı henüz çok genç yaştaki Türkiye kökenli Kürt göçmenlerden oluşuyordu. Saldırıyı gerçekleştiren 43 yaşındaki Alman neo-Nazi, daha sonra evine yapılan baskında annesi ile birlikte ölü bulundu. Saldırıdan önce internet üzerinden tipik faşist komplo teorilerini içeren bir video konuşması yayınlayan katilin annesini öldürdükten sonra intihar ettiği açıklandı.

Burjuvazinin “Kaygısını” Anlıyoruz, Çözümünü Biliyoruz!

“Yerli ve milli” burjuvazinin güzide temsilcilerinden, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, geçtiğimiz günlerde bir toplantıda şöyle dedi: “Dünya için ikinci büyük mesele gelir eşitsizliği. En üst serveti olanların (bunlar yüzde 1’i oluşturuyor) serveti artıyor, dünya nüfusunun yüzde 99’unun ise aşağı doğru gidiyor. Daha adil bir sisteme ihtiyacı var dünyanın. Kapitalizmin kendini gözden geçirmesi lazım.”

Koronavirüs Salgını ve Kapitalizm

Dünya yeni bir virüs salgınıyla karşı karşıya. Koronavirüs ailesinin yeni açığa çıkan bir üyesi olarak tanımlanan ve son güncellemeyle SARS-CoV-2 olarak adlandırılan virüs özellikle yayılma hızının yüksekliğiyle dünya ölçeğinde bir endişe yaratmış durumda. İlk kez Aralık ayında görülen virüsün aldığı canların sayısı her geçen gün artıyor. Çin’de ortaya çıkan salgın kısa sürede onlarca başka ülkeye yayılmış durumda. Vaka sayısı da büyük bir hızla artıyor. Yeni virüsün öldürücülüğü son 15-20 yıl içinde patlak veren diğer koronavirüs salgınlarındakine nazaran hayli az olsa da yarattığı etki çok daha büyük oldu.

“Otuz Yaşına Gelmişler, Evlenmiyorlar!”

İşsizliği en yakıcı şekilde yaşayanların başında ise gençler geliyor. Gençler arasında işsizlik oranının %30’a tırmanması toplumsal sonuçlar da doğuruyor. Bunun yol açtığı en temel olgulardan biri, aileden ayrılma yaşının yükselmesi. Ebeveynleri ağır bir maddi ve fiziksel külfete sokan bu durum, her iki taraf açısından da ciddi psikolojik sorunları beraberinde getiriyor. Siyasi iktidarsa, izlediği politikalarla daha da derinleştirdiği ekonomik ve sosyal sorunlara tümüyle gözlerini kapayıp, evlenme yaşının yükselmesinin derdine düşmüş durumda.

Büyük Savaşlar Artık İmkânsız mı?

Büyük emperyalist güçler, şimdilik topyekûn ve doğrudan karşı karşıya gelmeden savaşmayı tercih ediyorlar. Yürüyen emperyalist paylaşım savaşı, mevcut aşamada, genelde asimetrik güçlerin karşı karşıya geldiği savaşlar ya da esasen vekil güçler aracılığıyla yürütülen savaşlar şeklinde yeniden paylaşıma konu olan bölgelerde yürütülüyor. Aslolan emperyalistlerin yeniden paylaşım ve hegemonya sorunlarını kalıcı çözüme bağlamak için güçlerini sonuna kadar kullanacak olmalarıdır. Akılcı olmayan bir sistemden de insanlığın kaderi ile ilgili akılcı bir çözüm üretmesini beklemek saçmalıktır.

Sayfalar

Gündem beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.