Navigation

Gündem

Savaş da, Askeri Harcamalar da Büyüyor

Militarist yükseliş ve silahlanma yarışına, dünya silah ticareti, kapitalist devletlerin askeri harcamaları ve büyük silah imalatçısı ülkelerin savaş sanayilerindeki büyümeye dair son veriler üzerinden bakarak, içinden geçtiğimiz dönem ve sürece dair tespitlerimizi bir de bunlar aracılığıyla gözden geçirmiş olalım.

Savaşa Gönderilen “Onbeşli”lerin Türküsü

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonucunda on milyonlarca işçi ve emekçi katledildi. Şu anda ise Üçüncü Dünya Savaşı ile dünyada yeniden bir kıyım yaşanıyor. Gözü dönmüş egemenlerin kâr hırsıyla emekçileri birbirine kırdırdığı bu düzende çocuklar hâlâ ölmeye devam ediyor.

Kapitalizmin Çıkmazında Körüklenen Faşizm

Faşizmle, onu küçümseyerek, “bir daha yaşanmaz” diyerek mücadele edilemeyeceği, bu zihniyetle ancak işçi sınıfının ezilmesine zemin hazırlanacağı açıktır. Faşist hareketler tüm dünyada güç kazanırken, işçi sınıfının tüm örgütleri bu canlı tehdit karşısında sınıfı bilinçlendirme ve “faşizme karşı sınıf cephesi” perspektifiyle mücadeleye hazırlama göreviyle yüz yüzedir.

Gerçekleri Görmek Gerek

Kuşku yok ki, iktidarın özellikle Türkiye nüfusunun üçte birini barındıran, ekonomisinin de üçte ikisini üreten beş büyük şehirde kitle desteğinin azalması, bunların biri hariç diğerlerinde muhalefetin kazanması muhalif kitleler açısından bir moral kaynağı olmuştur. Bu önemsiz bir şey değildir. Ne var ki umudu büyütmenin yolu sahte hayalleri körüklemekten, kitlelerin gözünü boyamaktan geçmiyor. Ne denli acı görünürse görünsün, devrimci olan tek şey gerçeklerdir.

Kapitalizmin “Orta Çağ” Karanlığını Yaşıyoruz!

Kapitalizmin çürüdüğü,  tarihsel krizinin derinleştiği dönemlerden geçiyoruz. Tarih tekerrür etmez ama bugün kapitalizmin tarihsel krizi insanın aklına Orta Çağ karanlığını getiriyor. Yaşadığımız yüzyılda burjuvazi topluma adeta karanlık çağın cehennemini yaşatırken, onu iktidardan alaşağı edecek olan işçi sınıfı da güç biriktirmeye devam ediyor.

Burjuva Zirvelerde Fırtına Korkusu

11-17 Şubat arasında değişik ülkelerde burjuva liderlerin, kapitalist sistemin uluslararası kurum temsilcilerinin ve hükümet görevlilerinin katıldığı birçok konferans yapıldı. Tüm bu konferanslara, kapitalist düzenin karşı karşıya geldiği büyük açmazlar ve buradan doğan krizler damgasını bastı. Uzun bir süredir uluslararası burjuva siyaseti belirleyen, kapitalizmin tarihsel krizi ve Üçüncü Dünya Savaşıdır.

İşsizlik Tehdidiyle Yitip Giden Hayatlar

Ekmek parası kazanmak için gittikleri portakal bahçesi kızına mezar olan baba Karakeçili, “kızımı sanki orada bıraktım, bir daha oraya gitmem” diyor. Karakeçili ailesi bir daha o bahçelerde çalışmasa da işçi sınıfına hayatı zindan eden bu köhne düzen devam ettiği sürece başka çocuklar boyu kadar çamurun içine batarak çalışmaya devam edecek. Belki de tıpkı Berivan gibi çalışırken yaşamdan koparılacaklar

EYT: Kapitalizmde İşçi Sınıfına Gelecek Yok!

Bugün EYT’li olanların on binlercesi daha çocuk denilecek yaştan itibaren köle gibi çalışmıştır. Emekli olmak için önüne konulan prim engelini fersah fersah aşmış yüz binlerce insan, hastalıklarla boğuşmaktan arta kalan ömrünü işsizliğe, açlığa çaresizce boyun eğmek zorunda kalmadan sürdürebilmek için hiç değilse emekli maaşı garantisine sahip olmaya çalışmaktadır.

Sözde Silahsızlanma Anlaşmaları Bozulurken

Dünyayı akıl almaz bir tehlikenin içine sürükleyen kapitalistler, kimyasal ve nükleer silahlarla geri dönüşü olmayacak bir yıkımın zeminini döşüyorlar. Nükleer füze tehditlerini oyun oynarmışçasına ağızlarında dolaştırıp duruyorlar. Bu o kadar basit bir karar olmamakla birlikte, gözü dönmüş kapitalistlerden insani düşünmelerini beklemek de bir o kadar ahmaklık olur.

Sadako ve Bin Turna Kuşu

Çocuklar adını, sebebini bilmedikleri savaşlar yüzünden o küçücük savunmasız bedenleriyle kurban edilirler. Sadako işte bu çocuklardan yalnızca bir tanesiydi. Japonya’ya atılan atom bombası Sadako gibi yüzlerce çocuğu ailelerinden koparıp aldı. Geriye ise insanı kahreden ve vicdanlarımızda derin yaralar bırakan hatıraları kaldı.

Kapitalist Sistemin Sancısı

Davos’un ışıltılı bir gösteri gibi dünyaya empoze edildiği o şaşaalı yıllar çoktan geride kaldı. O yıllarda Davos umutlu ve iyimser bir perspektif içinde dünyanın gidişatına yön verecek gündemleri ortaya koyan, bunları dünyaya tartıştırmayı amaçlayan emperyalist güçlerin başını çektiği bir burjuva oluşumdu. Şimdi ise gündem belirleme ve iyimserlik tersine dönmüş durumda.

Bir Mezar Taşının Anlattıkları

Geçtiğimiz günlerde öğrendik ki Marx’ın İngiltere’deki mezarına çekiçle saldırmışlar. Anıt mezarın üzerinde özellikle Marx’ın, eşinin ve çocuklarının adının yazıldığı bölüm çekiç darbeleriyle ağır hasara uğratılmış. Saldırının gerçekleştiği Highgate mezarlığının bakım ve güvenliğinden sorumlu vakfın yaptığı açıklamada, saldırıyı yapanlar ve saldırının zamanı hakkında net bir bilgi verilmemiş.

İktidarın Seçmeci “Çevreciliği”

Sosyal yardım adı altında emekçileri kendine bağlama stratejisinin bir aracı olarak da kullanılan ucuz-kirli kömürlerle havayı solunamaz hale getirenler, açgözlü burjuvazinin ve onun sömürü-yağma-talan sistemi olan kapitalizmin sorumluluğunu, “poşetlerle, plastikle doğayı siz katlediyorsunuz” diyerek, suçu tek tek emekçilerin sırtına yıkarak kendilerini aklamaya çalışmaktadırlar.

Emekçi Kadınlar Emperyalist Savaşlara Karşı Çıkmalıdır

Ezilen sınıfların kadınlarının mahkûm edildiği trajediler tüm savaşlarda aynıdır. Bugün de başta Ortadoğu olmak üzere emperyalist savaşlar birçok bölgede devam ediyor. Bunun bedelini de ezilenler ödüyor. Suriye, Yemen, Filistin’den daha pek çok coğrafyaya emekçiler bombalarla can veriyor, açlığa mahkûm ediliyor, göç yollarında ölüyor ve kadınlar Boko Haram, IŞİD gibi örgütlerin kölesi olarak tecavüz kurbanı oluyor.

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de Paylaşım Kavgası Kızışıyor

Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz’de sular çok daha fazla ısınacaktır. Türkiye’nin egemenleri, güney kara sınırlarının derdine düşmüşken, güney denizlerinde de giderek artan ölçüde bir sıkışma yaşamakta ve Batılı güçlerle bir de bu hususta gerilimler büyümektedir.

Sayfalar

Gündem beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.