Navigation

Avrupa

AfD’nin Yükselişi Tehlikeli Gelişmelere İşaret Ediyor!

Dünya geneline yayılan siyasi gericileşme eğilimine karşı mücadele etmek, umudu diri tutmak tüm mücadeleci işçilerin görevidir. Bugün, farklı ülkelerde mücadeleci işçiler siyasi gericiliğin farklı evreleri ile karşı karşıya olmalarından kaynaklı olarak farklı pozisyonlarda, farklı yöntemlerle mücadelelerini sürdürüyor olabilirler. Ama mücadelelerin hedefi ortak olmalıdır: faşizmi ve emperyalist savaşları emekçilerin başına musallat eden kapitalizme son vermek!

İngiliz Kapitalizminin Sancısı

Brexit’in getireceği yeni sorunlar aslında AB konusunda sosyalist çevrelerin geniş bir bölümünde de hâkim olan milliyetçi yaklaşımların yeni bir sınaması da olacaktır. AB konusunda çeşitli ülkelerdeki sosyalistler çoğunlukla AB’ye katılmamayı ya da AB’den çıkmayı ilerici ya da sosyalist bir politika adına savundular. Bu pozisyonlar aslında çoğu durumda devletçi, ulusalcı, reformist hastalıkların dışa vurumuydu.

AP Seçimleri, Faşist Yükseliş ve Faşizme Karşı Mücadele

Avrupa’da yükselen faşizmin önünü kesmek tabii ki mümkündür. Ama bu işçi sınıfının saflarında ciddi bir toparlanışı ve sınıf eksenli bir mücadeleyi gerektiriyor. Bunun da önkoşulu devrimci güçlerin her türlü küçük-burjuva sol etkiden sıyrılıp faaliyetin temeline işçi sınıfını oturtmalarıdır. Emekçilerin gerçek sorunlarını bıkmadan usanmadan gündeme getirmek, gerçek düşmanın sermaye sınıfı olduğunu ve bu sorunların tek çözümünün de kapitalist sömürü sistemine son vermekte yattığını kitlelere mücadele içinde kavratmak kilit önemdedir.

Avusturya’da Politik Skandal

Son gelişmelerin, ırkçı, göçmen ve mülteci düşmanı, gerici, piyasacı malûm partinin son yıllarda Strache ile kaydettiği yükseliş ve ulaştığı oy potansiyelinde büyük bir kırılmaya sebep olacağı su götürmez. Halkın gözündeki “vatansever” imajı yerle bir olmuş, “Her şey Avusturya için” mottosu çökmüş, makyaj dökülmüş, çirkin ve riyakâr yüzleri teşhir olmuş bulunuyor.

Brexit, AB ve İşçi Sınıfı

AB’nin geleceği açısından da önem arz eden Brexit sürecinin kaotik bir hal alması, Birliğin gidişatını olumsuz yönde etkilemektedir. Almanya ve Fransa’nın başını çektiği AB, olası ihtimallere karşı kendince tedbir almaya çalışsa da, Brexit’in hem Birleşik Krallık hem de AB tarafını epeyce sıkıntıya soktuğu açıktır. AB’nin artık eski AB olmadığı ve bir tür çözülme sürecine girdiği nicedir dile getirdiğimiz bir gerçekliktir.

Fransa-Almanya Anlaşması Ne Anlama Geliyor?

Geçtiğimiz günlerde Belçika sınırındaki Alman kenti Aachen’de Fransa ve Almanya arasında yeni bir işbirliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile AB, uluslararası ilişkiler, askeri, ticari, diplomasi ve eğitim gibi alanlarda iki ülke arasında işbirliği hedefleniyor.

Makedonya ve Yunanistan’ın İsim Kavgası

Yalnızca büyük güçlerin bölge üzerindeki hegemonya kavgası dolayısıyla kışkırttıkları etnik, dini ya da mezhepsel sorunlar değil sözkonusu olan. Mevcut burjuva devletlerin milliyetçiliği de bir yandan halkları birbirine düşman kılarken, bir yandan da ezilip sömürülen emekçi yığınları tahakküm altında tutmanın aracı olarak iş görüyor.

Orban’ın “Dış Mihraklar”ı

Orban hükümetinin iş kanununda yaptığı köklü değişikliğe karşı, Aralık ayında Macaristan’ın pek çok kentinde kitlesel protesto gösterileri düzenlendi. Muhalefet partileri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve genciyle yaşlısıyla Macar işçiler, “köle yasası”nın geri çekilmesi ve anti-demokratik uygulamaların kaldırılması için alanları doldurdular.

Ben Bu Korkuyu Nerede Olsa Tanırım!

Dünya işçi sınıfı huzursuz, öfkeli ve bütün bu gidişattan rahatsız! Sorun kurtuluşa giden yolun nerede olduğunun ve nasıl o yola girileceğinin kavranması sorunudur. Bırakalım egemenler çıkarlarında ve korkularında ortaklaşsınlar. Dünya işçi sınıfı yeni bir dünya kurma mücadelesinde ortaklaşacak!

Bu Kez Sarı Yelekleriyle Geldiler!

Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketi de, bu isyan dalgası üzerinde yükselen eylemlerin son örneklerinden birini oluşturuyor. 17 Kasımda, akaryakıt zamlarını protesto çağrısına yanıt veren on binlerce emekçinin katılımıyla başlayan eylemler kısa sürede tüm Fransa’ya yayıldı.

Fransa’daki Görüntüler Dünya Ahvalinin Resmidir!

Geçtiğimiz günlerde internete oldukça sarsıcı bir görüntü düştü. Bir okulun bahçesinde diz çöktürülen gençlerin elleri arkadan kelepçelenmiş ya da enselerinin üzerinde kavuşturulmuş, kafaları ise ya duvara dayandırılmış ya da yere eğdirilmişti.

Çürüyen Kapitalizm, Çıkışsız Kitleler ve Sivrilen Uçlar

Madalyonun bir yüzünde faşist hareketlerin güç kazanması, milliyetçilik, ırkçılık, göçmen ve yabancı düşmanlığı varken, madalyonun diğer yüzünde ise göçmenleri kucaklayanlar, onlara dayanışma elini uzatanlar ve sosyalizmin yeniden filizlenmesi var.

Bulgaristan ve Fransa’da “Hükümet İstifa” Sesleri Yükseliyor

Akaryakıt zamları, tıpkı Bulgaristan’da olduğu gibi Fransa’da da, hükümetin giderek şiddetlenen saldırıları karşısında hoşnutsuzluğu yükselen emekçi yığınlar için bir kıvılcım işlevi gördü. Toplumun büyük çoğunluğunun haklı görüp destek verdiği eylemlere, işçiler, emekliler, küçük çiftçiler, küçük esnaf, kamyoncular gibi geniş bir yelpazeden emekçi kesimler katıldı.

İsveç Seçimlerinin Gösterdikleri

Emperyalist savaşın bir sonucu olarak artarak devam eden göç dalgası önümüzdeki günlerde de dünya gündeminden düşmeyecektir. Emperyalist savaşın gazabından kaçarak çaresizce duvarlar ve sınırlar önünde bekleyen milyonların sayısı daha da artacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki, bir taraftan Avrupa ve Amerika’da ırkçılık ve göçmen karşıtlığı tabana yayılırken, bir taraftan da karşıtını yaratmaktadır.

Almanya’da Polisin Yetkileri Arttırılıyor

Polisin yetkilerini arttıran “Polis Görev Yasası”nda (PAG) yapılan değişiklik hem ülke çapında tartışmalara, hem de on binlerce insanın katıldığı protesto gösterilerine yol açtı. Yapılan ırkçı propagandalara, göçmenler potansiyel tehdit olarak gösterilerek korku yaratılmak istenmesine rağmen on binlerce işçi ve emekçi bu pervasızlığa karşı sokağa döküldü ve bu saldırıyı öyle kolayına kabul etmeyeceğini gösterdi.

Sayfalar

Avrupa beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.