Navigation

Küresel Isınma

Arktik’te Hegemonya Kavgası Kızışıyor

Çağımız hegemonya krizinin yıkıcı sonuçlarıyla yüz yüze. Emperyalist savaşın kendine özgü dinamiklerle devam ettiği bugünkü süreç, Arktik bölgesinde de egemenlik mücadelesinin süreceğini gösteriyor. Kuzey kutbu eriyor ve eridikçe de kapitalistlerin bölgeye hücumu devam ediyor.

Küresel Kapitalizm, Küresel Felâket

Durum alabildiğine ciddiyken kapitalistler istiflerini bozmuyorlar bile. Küre ısınacak, milyarlarca insan cehennemi yaşayacak, insanlığın geleceği olmayacak, onlar için ne gam! Kapitalistler büyüme, rekabeti sürdürebilme, enerjide dışa bağımlılığı azaltma bahanesiyle petrol sondaj kuyularının, kömür santrallerinin, madenlerin, fabrikaların sayısını arttırmayı, ormanları, nehirleri yok etmeyi, toprağı, denizleri kirletmeyi, doğayı talan etmeyi pervasızca sürdürüyorlar.

Kapitalizmde “Temiz Enerji” Olmaz

Dünya Enerji Konseyinin raporuna göre, sürekli artan küresel enerji talebi 2030 yılında tavan yapacak ve ardından da düşmeye başlayacak. Küresel düzeydeki düşük büyüme hızlarından dolayı halihazırda enerjiye olan talebin artış hızının da giderek yavaşladığını belirten rapor, şu anda enerji üretiminin %4’ünü oluşturan güneş ve rüzgâr enerjilerinin 2060’a kadar büyük gelişme kaydedip enerji üretiminin %20 ve %39’luk kısmını oluşturacağını söylüyor. Yani o kadar da üzülmemize gerek yok diyor rapor, karbon emisyonunu arttıran ve küresel ısınmaya sebep olan fosil yakıtların kullanımı giderek azalacak!

Paris Zirvesi Küresel Isınmayı Durduracak mı?

Burjuvazi, doğanın korunması, küresel ısınmanın önüne geçilmesi taleplerini dahi sert bir biçimde bastırıyor. İklim değişikliği ve küresel ısınma gibi doğa ve insanlık için son derece ciddi sorunların çözümü kapitalizme karşı örgütlü mücadelenin yükseltilmesinden geçmektedir. Doğanın ve insanlığın düşmanı kapitalizm yıkılıp yerine doğayla uyumlu bir üretim tarzı inşa edilmedikçe doğanın mahvı son bulmadığı gibi insanlığın kurtuluşu da mümkün olmayacaktır!

Kapitalizm Yıkılmadan İklim Değişikliği Durdurulamaz

Kampanyayı yürütenlerin samimiyetsizliği bir tarafa, dünyanın acımasızca tahrip edildiği kapitalist sistemde, ne kadar temenni edilirse edilsin daha kârlı olduğu sürece fosil yakıtlardan vazgeçerek %100 yenilenebilir temiz enerji kullanımını sağlamak dünyanın hiçbir ülkesinde mümkün değildir. Elbette Türkiye gibi kimi ülkelerde enerji politikalarının sonuçları daha acımasız ve yıkıcı boyutlarda olurken kimi ülkelerde bu dozaj daha az olabilir. Ama bu durum yukarıda sözünü ettiğimiz gerçeği değiştirmez. Bu nedenle görev savmak kabilinden yürütülen bu tür kampanyalar, kampanyaya iyi niyetle destek verip, gerçekten bu gidişe dur denmesini isteyen emekçileri kandırmak ve asıl çözümü gizlemek dışında bir işe yaramamaktadır. Dünyayı felâketten kurtaracak tek gerçek çözüm kapitalist sistemin ortadan kaldırılmasıdır.

Küreyi Kimin Eli Isıtıyor?

Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren Hükümetler Arası İklim Değişimi Paneli (IPCC) geçtiğimiz günlerde beşinci raporunu açıkladı. Söz konusu rapor, 2007’de hazırlanan bir önceki rapora göre çok daha karanlık bir tablo çizerek alarm zillerine basıyor ve hükümetleri harekete geçmeye çağırıyor. Ne var ki, doğanın ve insan emeğinin kâr uğruna amansızca yağmalanmasına dayanan kapitalist sömürü sisteminde bu çığlık boş duvarlara çarpıp sönümlenmeye mahkûm.

Küresel Isınma ve Doha’nın Doğası!

Doğayla insanı barıştırmak, maliyet hesabı yapmadan doğayı katletmeyecek teknolojilere yönelmek, kârı değil insanı ve doğayı temel alan temiz enerji kaynaklarına yönelmek, rekabete son vererek dünya ölçeğinde üretimi planlamak… Bunlar elbette hayal değildir. Dünya işçi sınıfı kapitalizmi alt eder etmez tam da böyle bir dünya kurmaya girişecektir.

Kopenhag İklim Zirvesi Fiyaskosu

Tüm köklü çevre sorunları, ancak insanların gerçek ihtiyaçlarını temel alan ve üretenler tarafından oluşturulup denetlenen bir planlamayla, doğayla uyumlu bir üretim tarzının dünya ölçeğinde örgütlenmesiyle giderilebilir. Ama bu niteliklere sahip bir ekonomi ve toplum düzeninin kapitalizmle bağdaşmadığı da apaçıktır. Dolayısıyla “ekolojik toplum” için kapitalizmin ortadan kaldırılması olmazsa olmaz şarttır.

Küresel Isınma ve Emperyalist Paylaşım

Kuzey Buz Denizinin paylaşımı, “felâket ekonomisi” olan kapitalizmin mantığını anlamak ve insanlığın başına ne gibi belâlar açacağını görmek açısından önemli bir örnek oluşturuyor. Küresel ısınmayı bile kârlı bir fırsata dönüştürmeye uğraşan, bu anlamda dünyanın yokoluşundan bile faydalanmaya çalışan bu toplumsal sistemin ne denli çürüdüğünü gösteriyor.

Obezite, Küresel Isınma ve Bir Muhakeme İhtiyacı

Yaklaşık 50 yıldır küresel ısınma, yerkürede ölçülebilir ve günlük hayatta hissedilebilir değişiklikler yaratmış durumda. Dünyanın her yerinden bilim adamları bu konu üzerine araştırmalar yapıyor. Birçok kuruluş küresel ısınma üzerine rapor üstüne rapor yayınlıyor ve yaklaşan felâket konusunda alınması gereken önlemleri sıralıyor.

Küresel Isınma Tehdidi Altında, Geleceğimiz

Üzerinden henüz 150 yıl kadar bir süre geçmiş olmasına rağmen insanlık bugün, Marx’ın, kapitalizmin daha gençliğinde öngördüğü eğilimlerinin en trajik sonuçlarıyla yüzleşmek noktasındadır. Çünkü yaşamın ta kendisi olan doğa, ona hükmetmeyi başardığı oranda onu pervasızca sömüren kapitalist üretim tarzının ölümcül tehdidi altındadır. Yaşamın kaynağı kurumak üzeredir.

Katrina Kasırgasının Gösterdikleri

ABD’deki Katrina Kasırgası bir kez daha kapitalizmin insan yaşamını ne denli hiçe saydığını gösterdi. Haftalar öncesinden her yönüyle öngörülmüş olan bir kasırga, tam sayı belli olmamakla birlikte, resmi ağızlardan yapılan açıklamalara göre muhtemelen binlerce insanın ölümüne yol açtı. Yüce Amerikan devleti, yoksullukları nedeniyle bölgeyi terk edememiş ve çoğunluğu siyah olan binlerce insanı ölüme terk ederek dolar cumhuriyetinin içyüzünü bir kez daha ortaya koydu.

Küresel Isınma ve Burjuva İkiyüzlülüğü: Kyoto Protokolü

Küresel ısınma sorunu son yıllarda yoğun bir şekilde tartışılıyor. Yeryüzündeki insan ve canlı hayatı bakımından ciddi birtakım sonuçları olacağı ileri sürülen bu küresel sorunun çözümü için dünya burjuvazisi Kyoto Protokolü denen protokolü gündeme getirdi. 141 ülkenin katılımı ile imzalanan protokol 1997 yılından beri sürüncemedeydi ve uygulamaya geçmeyi bekliyordu. Sonunda, bilim adamlarının küresel ısınmayla acilen mücadele çağrıları yaptığı bir dönemde protokolün işlemesi için düğmeye basıldı ve Kyoto Protokolü nihayet geçtiğimiz Şubat ayında yürürlüğe girdi.

Kapitalizm İnsanlığı Tehdit Ediyor

Mart ayının ilk günlerinde gazetelerden ve yabancı ajanslardan alınan haberler kapitalizmin çok fazla üzerinde durulmayan bir yüzünün daha açığa çıkmasını sağladı. Haberin başlığı şöyleydi: KIYAMET KAPIDA!

Küresel Isınma beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.