Navigation

Gündem

Virüse Karşı Savaş mı, Topluma Karşı Savaş mı?

Çıkış şekli her ne olursa olsun Covid-19 hastalığı ve takip eden salgın dünyanın egemenleri içindeki bir kesim tarafından belirli bir doğrultuda kullanılmaktadır. Nedir bu doğrultu? Toplumları korku ve paniğe sürükleyerek, normal zamanlarda hayata geçirilmesi pek mümkün olmayan düzenlemeleri hayata geçirmek ya da bunu kolaylaştıran şartları oluşturmak. Normal zamanlarda hayata geçirilmesi pek mümkün olmayan düzenlemelerin anlamı, esas olarak toplumların ezici çoğunluğunu oluşturan sömürülen ve ezilen emekçilere kabul ettirilmesi zor olan, onların gönüllü olarak razı olmayacakları düzenlemelerdir.

Ali El Hemdan “İnsan Sağlığı Önemsendiği İçin” Vuruldu!

Kimlikler değişse de düşmanımız gene ortak: Onlar Dilek Doğan’a düşman, Ali İsmail Korkmaz’a, Kemal Kurkut’a düşman, Tahir Elçi’ye düşman, Alan Kurdi’ye, Ali El Hemdan’a düşman. Sana, bana, koca işçi sınıfına düşmanlar. Geçmişte olduğu gibi bu gencimizin ölümüne sebep olanlar da yine cezalarını almayacaklar. Egemenler sağlığımızı, sıhhatimizi, yaşamımızı, açlığımızı, çoluk çocuğumuzu zerrece önemsemezler.

Aldatmalar ve 1 Mayıs

Bu sistem altında işçi sınıfının payına hep açlık, yoksulluk, uzun çalışma saatleri, hayat pahalılığı, işsizlik ve acılar düşmektedir. Kapitalizm denen bu beladan, bu ölümcül virüsten tek başımıza kurtulamayız. O yüzden bilinçlenmeli, örgütlenmeliyiz. Ruh ve akıl sağlımızı korumak için burjuva medyadan kendimizi izole etmeli, işçi sınıfının basınını takip edip okuyup okutturmalıyız, izleyip izletmeliyiz.

Orban Koronavirüs Bahanesiyle Otoriterliği Arttırıyor

Pek çok ülkede egemenler koronavirüse tüm kötülüklerin anası olma anlamını yükleyip korku ve paniği körüklerken bir yandan da otoriter yönetimlerini güçlendirecek adımlar atıyorlar. Olağanüstü hal uygulamaları, toplumsal yaşamı altüst eden düzenlemeler, kısıtlamalar, polis devleti dayatmaları pek çok ülkede hayata geçiriliyor. Macaristan’da Victor Orban’ın hayata geçirmeye çalıştığı düzenlemeler buna örnektir. Orban da “koronavirüse karşı etkin bir mücadele vermek” bahanesiyle, otoriter yetkilerini bir adım daha ileri götürmüş durumdadır.

Yaşasın 1 Mayıs!

Kızıl bir dalga yüreğimizdeki alev / tutkuyla sarılmış dizeler / umudun hırsı sarmış yarını / dillerde türkülerimiz / mayıs mayıs kokuyor sabah / Yola çıkmış çocuklar / gergin flamalar /hoş kokulu / bahar / omuzlarda dünyanın yükü / mayıs şarkıları dillerinde / gümbür gümbür akıyor hayat

Sosyal Medya ve Troller

İnternetin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medyanın ne denli öne çıktığını biliyoruz. Özellikle akıllı telefonların kullanımının artması, kitlelere ulaşmakta sosyal medyayı son derece yaygın kullanılan bir araç haline getirdi. Bu olgunun kaçınılmaz bir sonucu olarak devletler de sosyal medya alanını kontrol edebilmek ve gerektiğinde sansürleyebilmek, kendi çıkarları için kullanabilmek, belki de en önemlisi kamuoyu algısını oluşturabilmek ve manipüle edebilmek için çok çeşitli yollar geliştirdiler. Bunlardan biri de trol ordularıdır.

Tuhaf Zamanlar

Türkiye’nin özgünlükleri bir yana bırakılırsa dünyada da manzara farklı değil. Covid-19 korkusu tüm dünyada emekçileri kuşatmış durumda. Doğrusu burjuvazinin yaratıcılık konusunda hakkını vermek gerekiyor! Kapitalist sistem tarihsel krizin içinde debelenirken, dünya genelinde emekçilerin ayak sesleri sokakları inletirken bir süreliğine de olsa tüm muhalefetin ve öfkeli emekçilerin kabuğuna çekilmesini sağlayacak “yeni” bir şey bulmayı başardı!

Nâzım’ın Dizeleriyle “İstanbul’da 1 Mayıs”

İşçi sınıfının ozanı Nâzım Hikmet işçilerin mücadelesini anlatan nice şiirler yazmıştır. Öyle ki Türkiye’de sınıf hareketi onun şiirleriyle tasvir edilir olmuştur. Yıllardır dilden dile aktarılan bu mücadele şiirlerine bu 1 Mayıs’ta bir yenisi daha eklendi. TÜSTAV, Komintern Arşivi’nin 1925 yılındaki belgeleri arasında bulduğu Nâzım Hikmet’in 1 Mayıs için yazmış olduğu “İstanbul’da 1 Mayıs” şiirini yayınladı.

Dünya İşçi Sınıfına Selam Olsun! Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Sosyalizm!

Bugün 1 Mayıs! İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü! Kapitalist sisteme karşı verilen kurtuluş mücadelesinin simgelerinden 1 Mayıs tüm dünya işçi sınıfına kutlu olsun. 1 Mayıslar işçi sınıfının bağrında içten içe yanan hiç küllenmemiş bir ateşin, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesinin dolaysız ifadesidir. Yeni bir dünya kuruluncaya kadar bu mücadele ateşi canlı tutulmaya devam edilecek. Selam olsun dünyanın dört bucağında yüreği 1 Mayıs ile atan işçi sınıfına!

Nazım Hikmet’e Verilen Kırmızı “1 MAYIS” Karanfilinin Hikâyesi

Uğruna hapislerde yattığı komünist fikirleri, mücadelesi ve şiirleriyle bu gün de hepimize güç vermeye, umudumuzu büyütmeye devam ediyor Nazım Hikmet. O, uzun yıllar hapis yatmasına rağmen coşkusunu ve işçi sınıfına inancını hiçbir zaman kaybetmedi. Pek çok insana ilham kaynağı oldu. Genç işçiler, devrimciler onun şiirlerini okudu, okuyor. Bursa’da hapis yatarken “onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar” dediği ve dünyanın kaderini değiştireceğine inandığı işçiler ona sevgisini göstermek ve 1 Mayıs’ını kutlamak için engelleri aşarlar.

Okurlarımızdan Kısa 1 Mayıs Mesajları

Yasaklarla ve korkuyla boğulmaya çalışılsa da 1 Mayıs geleneğini unutturmaya burjuvazinin gücü yetmeyecek. Okurlarımızdan gelen kısa mesajları yayınlıyoruz.

1 Mayıs Geleneği İnatçıdır, Koronavirüs Baş Edemez!

İnişlerle çıkışlarla tarih hep ileriye akmıştır. Tıpkı suyun akıp yatağını bulması gibi tüm baskılara, yasaklara, devlet terörüne ve katliamlara rağmen işçi sınıfı ve onun öncüleri her fırsatı değerlendirerek 1 Mayıs’ın mücadele geleneğini bugünlere taşımışlardır. Bizler de bugün o mücadele bayrağını geleceğe çok daha güçlü bir şekilde taşımak için mücadele ediyoruz.

Bu Ateşi Asla Söndüremezsiniz!

Kitleleri virüsü bahane ederek bir yere kadar korkutabilirsiniz ya sonra? Milyonlarca işçi işsizliğin derin girdabına girdiğinde elbet sorgulayacaklar yaşadıkları düzeni. O zaman gizli ateşler kıvılcıma, kıvılcımlar yangına dönüşecektir. İşçi sınıfının mücadele tarihi bize gösteriyor ki, en karanlık dönemde bile umut hep olmuş, ufacık kıvılcımlar bir araya gelip aleve dönüşmüşlerdir.

Korkmuyoruz, Sinmiyoruz, Meydanlara Çıkacağımız Günlere Hazırlanıyoruz!

Koronavirüsle bizi korkutmaya çalışıyorlar. Biz çok iyi biliyoruz ki, asıl tehlike virüs değil, kapitalizmin ta kendisidir.  Kardeşler, gün birlik olma günüdür, gün dayanışma günüdür. Ellerimizden alınan hakların hesabını sorma günüdür. 1 Mayıs’ın mücadele ruhuyla birleşme günüdür. Yeniden çıkacağımız o meydanlara hazırlanma günüdür. Çocuklarımızın geleceğini yeşertme günüdür.

Karanlıklar Aydınlığa Mücadeleyle Dönüşecek, Yaşasın 1 Mayıs!

Dünya genelinde yüz milyonlarca işçinin kalbinin 1 Mayıs heyecanıyla attığı bugünlerde alanlara çıkamamanın burukluğu içindeyiz. Ama burjuvazi şunu da unutmasın, bu tür yalanlarla ne biz işçilerin mücadele azminden bir şey eksiltebilirler ne de sonsuza değin yalanlarla bu gemiyi yürütebilirler. Tam tersine hem öfkemizi hem de mücadele azmimizi daha çok güçlendiriyorlar.

Sayfalar

Gündem beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.