Navigation

Ortadoğu

Lübnan: “Her şeyi Çalabilirsiniz, Ama Umudumuzu Çalamazsınız”

Ülke genelinde yürüyen protestoların ruh halini özetleyen bir afişte iste şöyle yazıyor: “Her şeyi çalabilirsiniz, ama umudumuzu çalamazsınız.” Bugün Lübnan’da emekçiler kendilerini sefalet koşullarına iten, yolsuzluklara gömülmüş rejimin devrilmesini istiyorlar. Tüm sorunların çözümünü ve geleceğe dair olan umutlarını “Devrim” sloganıyla ifade ediyorlar. Koronavirüs korkutması ile bastırılmaya çalışılan Lübnanlı emekçiler, en zor şartlarda bile mücadelenin yürüyebileceğini bizlere gösteriyor.

Emperyalist Savaşa Hayır! Suriye’den Elinizi Çekin!

AKP iktidarının dozunu her geçen gün daha da yükselttiği savaş politikaları, İdlib’i patlamaya hazır bomba haline getirdi. Günlerdir askeri sevkiyatı arttırarak gerilimi tırmandıran iktidar, asker ölümlerine rağmen bu politikasında ısrara devam ediyor. “Şehitler tepesi boş kalmayacak” diyen Erdoğan, asker ölümlerini meşrulaştırmaya çalışırken, bu sözden kısa bir süre sonra 33 askerin daha ölüm haberi geldi. Resmi açıklamalara göre sayı şu anda 36’ya çıktı ve pek çok askerin ağır yaralı olduğu söyleniyor.

İran Seçimleri: Rejimin İstikrarı mı, Yeni Krizler mi?

Bir önceki seçimde yaklaşık 150 milletvekiliyle temsil edilen Ruhani destekçilerinin sandalye sayısının 20’nin altına ineceği görülüyor. Bu “şaşırtıcı” sonuç aslında egemen sınıfın köktenci kanadının zaferine değil, tersine muhalefetin başarısına işaret ediyor. Zira gerek sol muhalefet gerekse de “reformcular”dan oluşan burjuva muhalefet seçimleri boykot çağrısı yapmıştı ve görünen o ki bu çağrı kitlelerde karşılık bulmuştur. Düzen muhalefetinin boykot çağrısı, rejimin dümenini elinde tutan köktencilerin anti-demokratik girişimlerine bir tepki olarak gündeme gelmiştir.

Libya Eğik Düzleminde

Emperyalist güçler ve bölge güçleri, kirli hesapları üzerinden Libya’ya üşüşürken, Libya halkı dokuz yıldır, emperyalist paylaşım savaşının en kanlı cephelerinden birinde cehennemi yaşamaktadır. Sarraclar, Hafterler ve diğerleri üzerinden yürütülen emperyalist savaşın emekçilerin çıkarlarıyla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Bu savaş yüzünden ülke altüst olmuş, yüz binlerce insan sefaletin en derinine itilmiş, yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmış, binlercesi Akdeniz’de boğulup gitmiştir.

Süleymani Suikastı ve Tırmanan ABD-İran Gerilimi

Trump’ın iç politikada elini güçlendirmek istemesi, ABD’deki Evanjelistlerin, İsrail’in ve Suudilerin Trump yönetimini İran’a karşı kışkırtması gibi faktörler geçerli olsa da, sanki ortada zaten yürüyen bir savaş yokmuş, zaten ABD nicedir İran’ı köşeye sıkıştırıp kışkırtmaya çalışmıyormuş gibi yapılan tek boyutlu yorumlar meseleyi açıklayamazlar. Esas görülmesi gereken, emperyalist bir paylaşım savaşının yaşanmakta olduğu ve Amerikan emperyalizminin bu savaşı yeni cephelere yayma arzusu taşımasıdır.

İranlı Emekçiler Yeniden Dünya İsyan Sahnesinde

İran’daki kitle hareketi şimdilik geri çekilmiştir ama çok uzun olmayan bir süre sonra tekrardan isyan sahnesine dönmesi kuvvetle muhtemeldir. Unutmamak lazım ki, toplumsal çelişkiler süreç içinde birikip keskinleşerek bir kırılma noktasına ilerler. Bu kırılma, Tunus’ta bir gencin yaşadığı hayata isyan edip kendini yakmasıyla ya da İran ve Şili’de olduğu gibi zamlara duyulan tepkiyle de olabilir.

Irak’ta İsyan Ateşi

Iraklı emekçiler, işsizliğe, yolsuzluğa ve son derece yaşamsal olan kamu hizmetlerinin yetersizliğine karşı bir kez daha sokağa döküldüler. 1 Ekimde Şii kentlerinde patlak veren gösteriler kısa sürede Bağdat da dâhil pek çok kente yayıldı. Halkın son derece yakıcı taleplerle yükselttiği eylemlere hükümetin tavrı her zamanki gibi azgın bir devlet terörüyle yanıt vermek oldu. Emekçi kitleler sokağa çıkma yasağı ve polis şiddetiyle engellenmeye çalışılırken, sadece altı gün içinde 110 gösterici katledildi, 6 binden fazlası yaralandı.

40. Yılında İran’da Devrim ve Karşı-Devrim

İran’da işçi ve emekçiler, 12 Şubat 1979’da büyük bir devrimle Şah diktatörlüğünü yıktılar. Ne var ki devrim bir işçi iktidarına ilerleyemedi. Devrim sürecinde, bir yanda işçi sınıfı il il, fabrika fabrika oluşturduğu şuralarıyla sahnede yer alırken, öte yandan da Molların önderliğindeki bazaari burjuvazisi ve küçük-burjuvazisi iktidarı ele geçirmeye çalışıyordu. Küçük-burjuva sosyalizminin tüm renkleriyle baskın olduğu o günün koşullarında, işçi sınıfı Bolşevik tipte bir önderlikten yoksun oluşunun bedelini, bu devrimin Mollalar tarafından gasp edilmesiyle acı bir şekilde ödedi ve halen de ödemeye devam ediyor.

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de Paylaşım Kavgası Kızışıyor

Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz’de sular çok daha fazla ısınacaktır. Türkiye’nin egemenleri, güney kara sınırlarının derdine düşmüşken, güney denizlerinde de giderek artan ölçüde bir sıkışma yaşamakta ve Batılı güçlerle bir de bu hususta gerilimler büyümektedir.

Hegemonya Savaşı ve İran’a Yönelik Yaptırımlar

ABD, saldırgan politikalarla İran’ı dize getirmek istemektedir. Onu çepeçevre kuşatmayı, İsrail karşısında güçsüz bırakmayı, Sünni Arabistan öncülüğünde Şii İran’a karşı bir savaş başlatmayı hedeflemektedir. Yaptırımlarla İran’ı zayıflatmayı, bölgedeki etkisini kırmayı ve daha uzun vadede rejimi yıkarak ABD’nin çıkarları temelinde şekillenmiş bir Ortadoğu’nun parçası haline getirmeyi arzulamaktadır.

Irak’ta Emekçilerin İsyanı

Irak’ta ABD işgaliyle ve ardından IŞİD’in baskı, şiddet ve infazlarıyla geçen yıllardan sonra emekçiler, geçim sıkıntısıyla baş başa kaldılar. Irak egemenleri, ülkenin zengin petrol yataklarından kendi servetlerini arttırmak için istifade ederken, emekçilerin payına işsizlik, artan yoksulluk, elektrik kesintileri, temel hizmetlerden yoksunluk düştü. Protesto dalgasının ülkenin güneyinde başlaması, Iraklı egemenlerin bundan sonra işinin kolay olmadığını ortaya koyuyor.

Ortadoğu’da Savaş Sona mı Eriyor?

Akıldan çıkartılmaması gereken en önemli nokta, Suriye savaşının, bugün yürüyen dünya savaşının bütününü değil, yalnızca bir cephesini temsil ediyor oluşudur. Savaşlar büyük güçler arasında, nüfuz alanlarını yeniden paylaşmak üzere yürütüldüğüne göre, elbet bir noktada taraflardan biri, o nokta ya da alanda, diğerinin üstünlüğünü kabul eder. Ama sözkonusu olan bir dünya savaşıdır ve mesela Suriye cephesinde bir tarafın ağır basması savaşın tamamen sonuçlandığı anlamına gelmez.

ABD’nin İran Hamleleri, Lübnan’da ve Irak’ta Seçimler

Ortadoğu’da birbiri ardına önemli gelişmeler yaşanıyor. Trump’ın İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklaması, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdığı büyük provokasyon gününde İsrail’in Gazze’de vahşi bir katliam gerçekleştirmesi ve Suriye’ye ve Lübnan’a yönelik tacizlerini arttırması bunların en öne çıkanları arasında yer alıyor.

Filistinlilerin “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü”

Filistinlilerin 30 Martta başlattıkları ve 15 Mayısa kadar süreceğini açıkladıkları “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü” bir ayı aşkın bir süredir devam ediyor. İsrail devleti bu süreçte 50’ye yakın Filistinliyi katletti, 5500’den fazlasını yaraladı. Gazze sınırında yaşanan bu katliam, kuruluşunun 70. yıldönümünde İsrail devletinin doğasını bir kez ortaya seriyor.

Mısır Seçimlerinin Anlattıkları

Siyasal muhalefeti bastırıp, etkili muhalifleri tutuklamak, medya araçlarını bütünüyle denetim altına alıp toplumun her konuda tepeden ve sürekli olarak maniple edilmesini sağlamak olağanüstü rejimlerin alâmeti farikalarıdır. Rejime muhalefet edenlerin kriminalize edilerek bastırılması, gerçekliği olmayan endişelerin topluma sürekli olarak zerk edilmesiyle oluşturulan korku atmosferinde emekçilerin paralize edilmesi bu türden yönetimlerin güçlerini arttırır.

Sayfalar

Ortadoğu beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.