Navigation
3 Aralık 2019

“Prekarya” Safsatası, İsyan Dalgası ve İşçi Sınıfı Gerçeği

Guy Standing, İngilizcede güvencesiz anlamına gelen “precarious” sözcüğü ile proletarya anlamına gelen “proletariat” sözcüğünü birleştirerek yarattığı “precariat” (prekarya) teriminin, oluşmakta olan yeni bir sınıfı tanımladığını iddia ediyor. Bundan kırk yıl önce Gorz, “Elveda Proletarya”da, eskinin tarihsel öznesi olan sanayi proletaryasının yerini yeni bir özneye bıraktığını iddia ediyor ve bunu sanayi sonrası proleterlerin “olmayan-sınıfı” olarak adlandırıyordu.

Simurg Efsanesi ya da Bizim Hikâyemiz

Zamanın birinde bir ülke varmış; Kuşlar Ülkesi! Efsane bu ya, her türden kuşun bir arada yaşadığı bu ülkede gel zaman git zaman işler karışmış. Sıkıntılar artmış, adaletsizlik baş göstermiş. Kuşlar arasındaki birlik ve beraberlik bozulmuş. Bu sorunlardan, ülkedeki adaletsizlikten ve karmaşadan bıkan kuşlar gece gündüz bir kurtarıcı bekler olmuşlar, yani Simurg’u! Anlatacağımız bu efsane Simurg efsanesidir ve doğrusu bizim de hikâyemizdir.

30 Kasım 2019

Marx’ın Kapital’ini Okumak /12

Manifaktür içindeki işbölümü ile toplumsal işbölümü arasındaki ilişki her tür meta üretiminin genel temelini oluşturur. Yalnızca işin kendisi göz önünde tutulduğunda, toplumsal üretimin tarım, sanayi vb. gibi büyük türlere ayrılmasını Marx genel işbölümü diye adlandırır. Tarım, sanayi gibi üretim türlerinin tiplere ve alt-tiplere ayrılmasını özel işbölümü diye niteler. Bir atölyenin içinde meydana gelen işbölümünü ise tekil işbölümü diye isimlendirir. Toplum içindeki işbölümünü ve buna uygun olarak bireylerin belli özel meslek alanlarına bağlanmalarını anlamak için tarihe bakmak gerekir.

İspanya’da Seçimler ve Yükselen Milliyetçilik

Derin bir ekonomik krizin etkilerinin sarsıcı biçimde yaşandığı İspanya’da, karşılıklı kışkırtılan İspanyol ve Katalan milliyetçiliklerinin öne çıkmasıyla birlikte, işçi ve emekçilerin temel sorunlarının geri plana itilmesini sağlayan bir siyasal atmosfer oluşmuş durumda. Bir süreden beri İspanya’daki siyasal gelişmeleri bu atmosfer belirliyor.

28 Kasım 2019

İranlı Emekçiler Yeniden Dünya İsyan Sahnesinde

İran’daki kitle hareketi şimdilik geri çekilmiştir ama çok uzun olmayan bir süre sonra tekrardan isyan sahnesine dönmesi kuvvetle muhtemeldir. Unutmamak lazım ki, toplumsal çelişkiler süreç içinde birikip keskinleşerek bir kırılma noktasına ilerler. Bu kırılma, Tunus’ta bir gencin yaşadığı hayata isyan edip kendini yakmasıyla ya da İran ve Şili’de olduğu gibi zamlara duyulan tepkiyle de olabilir.

25 Kasım 2019

İsyan Dalgasının Endonezya Halkası

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da farklı kıtalarda pek çok ülkede haftalar, aylar süren emekçi isyanları patlak verdi. Endonezya, işçi sınıfının, yoksul emekçilerin ve gençliğin yükselttiği bu isyan dalgasının halkalarından biri oldu. Toplumsal huzursuzluğun arttığı, işçi sınıfının ücret artışı başta olmak üzere bir dizi taleple grevlerinin yaygınlaştığı Batı Papua’da çatışmaların büyüdüğü Endonezya’da, bardağı taşıran son damla parlamentodan geçirilmek istenen yasalar oldu, protestolar Eylül ve Ekim ayına yayıldı.

Millî Eğitim Bakanlığı Bütçesinin Anlattıkları

MEB bütçesinden en az 25 milyar lira kesinti yapılmış. O zaman okulların elektrik, su, doğalgaz, kömür, telefon faturaları, tadilatı, kırtasiye, temizlik malzemesi giderleri, meslek liselerinin atölye malzeme ihtiyaçları ne olacak? Kim ödeyecek bu ihtiyaçların parasını? Bu saydığımız liste yalnızca temel ihtiyaçlardır.

22 Kasım 2019

Artan İntiharlar Neyi Gösteriyor?

Peuchet, kapitalist toplumun insanı öğüten yabancılaştırıcı doğasını mahkûm ederken Marx’ın da gözünden kaçmayan şu sözleri sarf eder: “Bu nasıl bir toplum, insan milyonların ortasında en derin yalnızlığı yaşıyor; hiç kimse farkına varmadan dayanılmaz kendini öldürme arzusuyla kahrolabiliyor? Bu toplum toplum değildir, Rousseau’nun dediği gibi, vahşi hayvanların yaşadığı bir çöldür.” İşte tam da bu nedenle sınıf devrimcileri olarak diyoruz ki, milyonların içinde yalnız değilsin! Çare örgütlü mücadelede.

Kırlangıcın Kanatlarındaki Özgürlüğün Hikâyesi

İnsanın kendini ifade etme biçimlerinden biri olarak sanat, duyguların, tasarımların, güzelliğin derin bir biçimde dışa vurumu ve bu yolla yaratıcılığın ortaya konulmasıdır. Aynı zamanda çeşitli deneyimlerin geleceğe aktarılmasının bir aracıdır. Bu nedenle zamanının ruhunu yansıtır. Böylesine önemli bir araç olan sanat, tarihin çeşitli dönemlerinde ezilenlerin egemenlere karşı verdiği mücadelelere güç vermiştir.

20 Kasım 2019

Bolivya’da Darbe

Bolivyalı işçiler ve emekçiler henüz son sözlerini söylemiş değillerdir. Darbenin ardından bu kez de Morales yanlıları sokakları doldurmuşlardır. Daha da önemlisi, Bolivya’nın devrimci geleneklere sahip işçi ve emekçi sınıflarının, devrimci ve sosyalist güçlerinin sahneyi bu kadar kolay terk edeceklerini düşünmemek gerekir. El Alto şehri başta olmak üzere ülkenin pek çok bölgesi direniş merkezine dönüşmeye, darbecilere karşı öz-savunma güçleri örgütlenmeye başlamıştır.

18 Kasım 2019

Kapitalist Çürüme, Savaş ve Lümpenleşen Burjuva Siyaset

Sistem krizi kapitalizmi sarstıkça burjuva siyasetin pisliği artan ölçüde alenileşmektedir. Kapitalist çirkefin üzerini örten diplomatik nezaket, siyasal görgü kuralları, karşılıklı iyi niyet ve temenni beyanları, “devlet adamı saygınlığı” vb’nin yerinde yeller esiyor. Bayağılık diz boyu, lümpenlik, kabadayılık yükselen değerler durumunda. Megaloman, narsist siyasetçiler ABD ve İngiltere gibi en büyük emperyalist ülkelerin dümenindeler.

16 Kasım 2019

Bu Nasıl Cendere: Emekli Olamamak da Dert, Olmak da!

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de devreye sokulan neo-liberal saldırıların önemli alanlarından birini sosyal güvenlik alanı oluşturdu. İşçilerin mücadele sonucu belli haklar elde etmeleriyle oluşturulan sosyal güvenlik sistemi tüm dünyada olduğu gibi burada da tasfiye edilmeye çalışılıyor. Sağlıktan eğitime, emeklilik sisteminden vergi adaletsizliğine varıncaya kadar burjuvazi gözü dönmüşçesine saldırıyor.

14 Kasım 2019

Şili’de Halk Bugün Ayaklanıyor!

Tanklar ile neoliberal politikalar arasında, neoliberal politikalar ile kitlelerin isyanı arasında doğrudan bir bağ var. Yıllarca askeri faşist diktatörlüğün hüküm sürdüğü Şili, neoliberal politikaların test edildiği bir laboratuvar ülke olmuştur. 80’lerden itibaren tüm dünyada uygulanmaya başlanan neoliberal saldırı politikaları, 1973’te bir darbe ile yönetime el koyan Pinochet diktatörlüğü altında ilk kez bu ülkede hayata geçirilmiştir.

9 Kasım 2019

Düzenin Payandası: Korporatist Sendikacılık

Tek adam rejiminin her türlü siyasal baskısının yanında ekonomik krizin faturasını işçi-emekçilere ödetiyor oluşunda sendikal bürokrasinin büyük bir payı bulunmaktadır. Türk-İş üst bürokrasisi, Hak-İş ve Memur-Sen aldıkları pasif tutumla, satış sözleşmeleriyle işçi sınıfının her türlü eylemini engelleyerek sınıf hareketini felce uğratmışlardır. Çelişkilerin alabildiğine derinleştiği, işçi sınıfına yapılan saldırıların azgınlaştığı bir ortamda bu sendikalar yaptıkları grev, direniş ve eylemlerle değil, satış sözleşmeleri, kendilerine aldıkları lüks araçlar, fahiş oranda yüksek maaşlarla gündeme gelmektedirler.

6 Kasım 2019

Tüm Sorunların Çözüm Yolu Devrimden Geçiyor!

Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Tam da 1917 Ekim Devriminin yıldönümünde, dünyanın birçok köşesinde işçi ve emekçi kitlelerin ardı ardına isyanları patlak veriyor. İsyan ateşiyle alevlenen dünya meydanları, adeta Ekim Devrimine selam duruyor. 30 yıl önce tam da bu günlerde dünya burjuvazisi, Berlin Duvarının yıkılmasını sosyalizmin yenilgisiyle özdeşleştirmiş ve kapitalizmin zaferini ilan etmişti. Bu yüzden de egemenler her yıl kutluyorlar duvarın yıkılışını. Fakat söylemlerine egemen olan, gelip yüzlerine yerleşen o eski mağrurluk artık yok.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.