Navigation
3 Eylül 2020

Belarus İşçi Sınıfı Burjuva Kapışmanın Kıskacında

Belarus’ta ne burjuva muhalefet ne de Bonapartist rejim işçi sınıfının çıkarlarını savunmaktadır. Burjuvazi içi kapışmadan işçi sınıfına ne refah ne de demokrasi çıkacağını SSCB’nin dağılmasının ardından kurulan onca devletten de, geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız “renkli devrim”lerden ve “bahar”lardan da biliyoruz. Burjuvazi ayağa kalkan işçileri kendi politik rayına sokup, kendi “devrimi”nin itici gücü haline getirmeye çalışıyor. Oysa rejimden hoşnutsuzluklarını üretimden gelen güçlerini kullanarak grevlerle, iş bırakmalarla gösteren işçilerin, burjuva güçlerin tribünlerine yakıt olmak yerine iktidarı kendi ellerine almaya yönelmeleri gerekiyor.

Hepiniz Suçlusunuz!

Birkaç gün önce Musa Dinç adında bir yazar bozuntusunun derlediği Gül ve Düşün adlı masal kitabında yer alan Kurnaz Tilki ve Boz Ayı masalında tecavüzün anlatıldığı ortaya çıktı. Değil çocukların, yetişkin bir insanın dahi okuyunca kanını donduran cümleler var kitapta! Yazar çocuklara hiç de dolaylı olmayan şu mesajları vermiş oluyor: Seni kızdıran, sevmediğin birinden intikam almanın en iyi yolu tecavüzdür! Tecavüz edilen insanın namusu beş paralık olur! Yani tecavüz eden değil tecavüz edilen kirlenir! Fahişe damgası yer, insan içine çıkamaz! Tecavüz eden çok iyi bir iş başarmıştır! Göğsünü gere gere ortalıkta gezebilir!

31 Ağustos 2020

Marx’ın Kapital’ini Okumak /21

Marx, buraya kadarki incelemeler boyunca sermayeden artı-değerin nasıl çıktığını gördüğümüzü, şimdi de artı-değerden sermayenin nasıl çıktığını göreceğimizi belirtir. Vurguladığı üzere, artı-değerin sermaye olarak kullanılmasına, yani elde edilen artı-değerin yeniden sermayeye çevrilmesine sermaye birikimi denir. Marx konuyu bir örnek eşliğinde açıklamaya başlar. Sermaye birikimini önce tek bir kapitalist açısından ele alır.

Buzdolabı Efsanesi ve Çöken Ekonomi

Erdoğan, tuhaf bir akıl yürütmeyle ama kuşkusuz bilinçli olarak, kendi dönemi dışındaki tüm ekonomik gelişmeleri dondurmakta ve sanki AKP iktidarı olmasa her şey eskisi gibi kalmaya devam edecekmiş gibi bir algı yaratmaya çalışmaktadır. Teknolojik gelişmelerin artık hayatın normal standartları haline geldiğinin görülmesini pek arzu etmeyen iktidardakiler neredeyse “AKP sayesinde artık çarık giymiyorsunuz ayakkabı giyiyorsunuz, işte bu büyük gelişme bizim sayemizde oldu, AKP olmasaydı medeniyet Türkiye’ye girmeyecekti” bile diyecek durumdadırlar.

29 Ağustos 2020

Türkiye Sosyalist Hareketine Tanıklık Eden Komünist Çınar: Vedat Türkali ve Romanları /3

Vedat Türkali’yi ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
Vedat Türkali, 27 Mayıs darbesine kapı açan bu siyasi ve ekonomik kriz sürecinin çeşitli toplumsal kesimlerdeki yansımalarını, 1974’te yazdığı ilk romanı Bir Gün Tek Başına’da işlemiştir. 1959 sonbaharından başlayarak darbeden bir gün öncesine kadar geçen süredeki gelişmeler; işçi ve emekçilerin iktidar ile muhalefet partileri arasında kutuplaştırılması, küçük-burjuva aydınların bu kapışmadaki konumlanışları, 1960 Nisanında başlayan öğrenci eylemleri romanda bir nehir gibi akmaktadır. Bir Gün Tek Başına tüm bu toplumsal ve siyasal gelişmeleri odağına alarak küçük-burjuva aydının ikilemlerini ve korkaklığını, bunları aşamadığı koşulda onu bekleyen hazin sonu çarpıcı şekilde işlemektedir.

28 Ağustos 2020

Büyük Ortadoğu Savaşı ve İsrail-BAE Anlaşması

Her halükârda İsrail ile BAE arasında imzalanan türde anlaşmaların bölgede kalıcı bir barışa ve emekçilerin refahına hizmet etmeyeceği apaçıktır. Kapitalist iktidarların hiçbirinin niyeti de bu değildir. Barışa ve refaha giden tek yol bölge emekçilerinin birleşerek burjuva iktidarların kirli anlaşmalarını boşa çıkarmaları ve sömürü düzenini yıkmak üzere siyasal iktidarı bizzat kendi ellerine almalarıdır.

ABD’de Irkçı Nefrete Karşı Tepki Devam Ediyor

ABD'de yine bir siyah emekçi polis şiddetinin hedefi oldu. 23 Ağustosta ABD’nin Wisconsin eyaletinin Kenosha şehrinde Jacob Blake adlı bir siyah emekçi, çocuklarının gözü önünde polis tarafından vuruldu. Polis, arkası dönük olduğu halde Blake’in üzerine kurşun yağdırdı. Bu olayın duyulmasıyla birlikte saldırın gerçekleştiği Wisconsin eyaletinde binlerce emekçi sokaklara döküldü.

27 Ağustos 2020

Bu Tabloyu Değiştirmek Bizim Elimizde

Bu resim, Joseph Zeitoun adında Ummanlı bir öğrencinin mezuniyet ödevi olarak yaptığı üç boyutlu bir çalışma. Evladını savaştan, yıkımdan, katliamlardan oluşan bir tablodan kaçırmaya çalışan Suriyeli bir babayı öne çıkaran bu resim, hem teknik, hem de konu açısından çok çarpıcı. Resimde gördüklerimiz klasik resim çerçevesi içine sığdırılmış bir konu olsaydı, mesela tel örgülerin öte tarafına çocuğunu geçirmeye çalışan bir baba resmedilseydi yine etkilenir ve yaşam kavgası veren bir göçmenin dramına odaklanırdık. Ama resim çerçevenin dışına çıkınca, seyirciyle resim arasındaki duvar yıkılıyor.

Bolivya’da Hükümet Seçimleri Erteledi, Kitleler Genel Grevle Gücünü Gösterdi

Kasım 2019’da ABD destekli bir darbeyle reformist sosyalist başkan Evo Morales’i zorla istifa ettirerek Bolivya yönetimine el koyan faşist hükümet, 23 Temmuzda aldığı kararla seçimleri bir kez daha askıya aldığını duyurdu. Bu da, Bolivya anayasasına göre 90 gün içinde seçimlerin yenilenmesi gerekirken, 9 ay içerisinde seçimleri üçüncü kez erteleyen darbeci hükümete karşı tepkileri beraberinde getirdi.

24 Ağustos 2020

Emperyal Hayaller ve Gerçekler

TC egemenleri emperyal hedefler doğrultusunda boylarından büyük işlere kalkışmışlar, tökezledikçe daha da tutarsızlaşıp daha büyük zikzaklar yapmak zorunda kalmışlar, savaşın herhangi bir cephesinde kalıcı bir geri adım atarlarsa elini verenin kolunu kaptıracağı düşüncesiyle oynadıkları kumarda eli giderek daha da büyütmüşlerdir. TC’nin askeri kabiliyeti ve iktisadi gücü düşünüldüğünde, körükledikleri savaştan amaçlarına ulaşarak çıkmaları pek mümkün değildir. Bunun son örneğini Libya’da yaşanan gelişmelerde görmek mümkündür.

22 Ağustos 2020

Köleci Roma’dan Kapitalizme: Çöküşün Anatomisi

Çok özel bir tarihsel dönemden geçtiğimiz, gün geçtikçe daha fazla belirginleşiyor ve kapitalizmin tarihsel bir kriz içinde debelendiği, umutsuzca bir çıkış yolu aradığı gerçeği de gittikçe daha fazla görünür hale geliyor. Finans kapitalin zirveleri ve çoğu burjuva ideolog da gidişatın son derece kötü olduğunun farkındalar. O kadar ki, artık çürüyen ve çürüdükçe her yanından pis kokular yükselen kapitalizmin gidişatını Roma İmparatorluğunun çöküş dönemiyle karşılaştıranların sayısı giderek artıyor. Kapitalizmi tarih sahnesinden silmek isteyenler için pek çok öğretici dersi de içeren bu analoji hiç de yabana atılır cinsten değildir.

19 Ağustos 2020

Lübnan’daki Felâket Ne Anlatıyor?

Lübnan’daki felâket burjuva rasyonalitesinin nasıl yok olduğunu, kapitalist rekabetin şekillendirdiği siyasal aklın nasıl burjuva çıkarlara odaklanıp körleştiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Keza kapitalist düzenin nasıl çürüyüp döküldüğünü, burjuva siyasetinin nasıl yozlaşıp vurdumduymaz hale geldiğini de.

Sahip Olduğunuz Servet Bizden Çaldıklarınızdır

Neredeyse bütün emperyalist kapitalist ülkelerin tarihi kanlıdır, kirli ve yoğun bir emek sömürüsünün üzerine kuruludur. Burjuvazi ne kadınları ne de çocukları esirgemiş, hepsini iliklerine kadar sömürmüş, halkları soymuş, dünyayı yağmalayıp talan etmiştir. İşte bu yoğun emek sömürüsünün, hatta çocuk köleliğin en çok uygulandığı ülkelerden bir tanesi de bugünün özgürlükler ve demokrasi ülkesi olarak pazarlanan İsviçre’dir.

17 Ağustos 2020

Cezaevleri Kaşıkla Boşaltılırken Kepçeyle Dolduruluyor

Siyasi baskılar yoğunlaştıkça, yasaklar arttıkça, toplum cendere içine alındıkça dışarısı büyük bir hapishaneye dönüşmeye, hapishaneler de tıkış tıkış olmaya başladı. 2007’den bu yana her yıl bir önceki yıla oranla daha fazla kişi cezaevlerine düşüyor. Diğer yandan suç kapsamı giderek genişletilip, iktidarın keyfi uygulamalarına göre şekilleniyor. Twit attığı için, iktidardakileri eleştirdiği için, yaşanan gerçekleri dile getirdiği için, barış istediği için insanlar hapishanelere tıkılıyor.

14 Ağustos 2020

“Büyük Reset”

Birçoklarının olduğu gibi Büyük Resetçilerin de görmediği şeylerden birisi kapitalizmin tarihsel bir sistem krizi içinde olduğu ve bunun bir parçası olarak zaten bir savaş konjonktüründen geçmekte olduğudur. Üçüncü Dünya Savaşı sonuçlanmamıştır, yürürlüktedir. Savaş tamamlanıp galipler ve mağluplar netleşmedikçe kapitalizm altında küresel bir mutabakat oluşmasının zemini yoktur. Nitekim aslında Schwab da pandemi öncesinde zaten büyümekte olan köklü sorunların pandemiyle daha da şiddetlendiğini söyleyerek aslında gidişatın mevcut niteliğini saptamış oluyor.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.