Navigation
10 Kasım 2020

Rejimin Sorunları Büyüyor

Rejimin bekası için içeride ve dışarıda yeni gerilimler yaratılması bir zorunluluktur. Bu yapılamadığı koşullarda, yalnızca ekonomik alandaki yıkım ve toplumsal sorunlar değil ama aynı zamanda dış siyasal alandaki sıkışma da daha fazla görünür hale gelmektedir. Rejimin varlığını koruma ve iç siyasal süreci şekillendirme ihtiyacıyla izlediği emperyal siyaset ve bu bağlamda yarattığı krizler kesinlikle birbirinden kopartılamaz, bunlar bir bütünün parçalarıdır.

ABD Seçimleri Ne Anlatıyor?

Kriz, tırmanan işsizlik ve derinleşip kalıcılaşan yoksulluk, sağlık hizmetlerinin çökmesi ve kitlelerin büyüyen umutsuzluğu, sermayenin uluslararası sözcülerine alarm zilleri çaldırıyor. Ancak ne Biden ne de Trump böylesi köklü sorunlara çözüm üretecek kapasiteye sahiptir. Amerikan işçi sınıfının da dünya işçi sınıfının da kurtuluşu bir bütün olarak burjuvaziye karşı yürütecekleri mücadeleye bağlıdır.

Ekim’den Bugüne, Geçmişten Geleceğe

Bir asır öncesinden seslendi biri: / “İki sınıf var” dedi / “Biri proletarya, öteki burjuvazi!” / Biri suyun dibindekiler, / Suyun başını tutanlarsa ötekisi. / “İki sınıf var” dedi Petrograd’ın kavgaya tutuşan işçileri / “Biri proletarya, öteki burjuvazi” / Cahillerdi, kabaydı elleri / Fakat ürkek değildi artık gözleri. / Suyun yüzüne çıktı diptekiler şimdi. / Tarihin çağrısına kulak verdi; / Kül rengi fabrikaların açlığa ve yoksulluğa tok, / Ekmeğe ve özgürlüğe aç işçileri / Volga’nın, Neva’nın / Kanı deli akan oğulları ve kızları.

9 Kasım 2020

Kurtuluşun Ateşini Yüreklerimizde Taşıyoruz

Kapitalizme karşı mücadele veren biz emekçi kadınlar, 1917 Martında kadın tekstil işçilerinin genel grev çağrısıyla devasa bir gösteriye dönüşen Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitinginin Ekim Devriminin yolunu açtığını unutmuyoruz. Tarihimizle gurur duyuyor ve bu bilinçle onlardan aldığımız bayrağı sıkıca kavrıyor ve kurtuluşun ateşini yüreklerimizde taşıyoruz. Selam olsun şanlı Ekim Devrimine ve onun ateşini bugünlere ulaştıran önderlerimize.

Kapitalizmi Yıkmak İçin Ekim’in Yolundayız!

Biz işçiler sınıf bilinciyle donanmadığımız, sınıf kimliğimizle örgütlenmediğimiz, sermaye sınıfının ve onların siyasi temsilcilerinin beyinlerimizi bulandırmasına izin verdiğimiz, mücadelemizi sınıf kardeşlerimizle birlikte sermaye sınıfına karşı yöneltmediğimiz sürece kapitalist sistem tüm insanlığı çürütmeye devam edecek.

Ekim Devriminin Dersleriyle Donanalım

Öfkemiz, dünyanın değişmesi gerektiğine olan inancımız artarken Ekim Devrimi sınıfsız bir dünya kurma mücadelemizde deniz feneri olmaya, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. 1917’de işçiler, emekçiler, baskıcı ve despot Rusya’da, örümcek kafalı çarların Rusya’sında iktidarı aldılar. Lenin, Troçki, Krupskaya, Sverdlov gibi, ismini bildiğimiz ya da bilmediğimiz daha binlerce Bolşevik devrimci, yıllar boyunca inatla işçi sınıfının saflarında mücadeleyi büyüttüler.

Emekçi Kadınlar Devrimle Özgürleşir

Metal sektöründe vardiyalı çalışan bir grup kadın işçiyiz. Çalıştığımız fabrikada, ağır çalışma koşullarıyla birlikte sermayeye hizmetimizi tamamlarız, sonrasında ise ev içi mesaimiz başlar. Yarısından fazlası boş olan buzdolabımızın başına geçer ve ne pişireceğimizin telaşına düşeriz. Malûm, yemek yapmakta en zor iş, yemeğin adını koymaktır. Yemeğin adı da ancak evdeki malzemelerin çeşitliliği ile olur. Bu zorlu koşullarda, yoksulluğun kol gezdiği bir süreçte bu ne zor iştir, bilirsiniz. Yemek pişer, çamaşır, bulaşık ve çocukların bakımı, dersleri derken zar zor atarız yatağa kendimizi.

8 Kasım 2020

Ekim Devrimi 103 Yıldır “Kurtuluşun Tek Yoluyum” Diyor

O yol, o kızıl yol, duruyor durduğu yerde. Önüne kürenmiş karlar eriyecek. Yıkılacak önündeki barikatlar. Patikalarında kızıl karanfillerin boy verdiği bu yol bize kapılarını bir kere daha açacak. Göçmen çocukların ölü bedenleri kıyıya vurmasın diye… İşsiz gençler, evini geçindiremeyen babalar intihar etmesin diye… İnsanlar haksızlık ve adaletsizlik çarkında perişan olmasın diye… Halklar egemenlerin çıkarları uğruna savaşıp birbirini boğazlamasın diye… Bir avuç asalak sermayedar milyarlarca insanı sömürmesin diye, yani sınıflar ortadan kalksın diye...

Sönmeyen Ateş

arihsel açıdan, önderlik sorununun çözülmesi diye bir görev vardır. Ve bunu da yapacak tek güç işçi sınıfının, Bolşevik tarzda örgütlenmiş devrimci partisidir. Ekim Devriminin sönmeyen ateşinden bu dersleri çıkarmak, ona uygun davranmak biz örgütlü işçilerin olmazsa olmazlarından olmalıdır.

Dünü Bugüne Bağlıyor, Geleceğe Umutla Yürüyoruz!

Pusulamız Marksist Tutum bizlere tarihin tüm ezilenlerinin muradının gerçekleşeceği tarihsel bir dönemeç noktasında olduğumuzu söylüyor. Ekim Devriminin güncelliğini vurguluyor. Bizler bu bilinçle, tıpkı Ekim Devrimini yaratan Bolşevikler gibi, sınıfımızın kadınlarını ve erkeklerini mücadele saflarına çekmeye çalışıyoruz. Bugün mütevazı görünen çalışmalarımızla sınıfımızın kadınlarına ve erkeklerine mücadele ruhu aşılıyoruz.

7 Kasım 2020

Özgürlüğün Kapılarını Açacak Yeni Ekimler İçin!

Rusya’da emekçi kadınların devrimin kıvılcımını çaktığını, canla başla devrime destek verdiğini ve devrimin zafere ulaşmasında büyük paylarının olduğunu biliyoruz. O kadınlardan birini hayal edelim. Başında örtüsü, üzerinde Rusya’nın soğuk kışları için ince kalan paltosuyla yirmilerinde bir kadın… Rus Çarlığının zorbalığı, emperyalist savaşın getirdiği yıkım ve açlık canına tak etmiş. Belki sevdiğini kaybetmiş savaşta, belki babasını...

Yeni Ekimler Hayalse Bu Korku Niye?

Ekim Devrimi diğer ülkelere yayılmış olsaydı, bugün sınıfsız, sömürüsüz ve her anlamda özgür bir dünyada yaşanacaktı. Onların düzenleriyse çoktan tarihin çöp sepetinde hak ettiği yerde olacaktı. Korkmakta haklılar çünkü son yıllarda dünyanın pek çok yerinde açlar, evsizler, yoksullar, işsizler, işçiler, emekçiler, kadınlar meydanlara çıkarak kapitalist düzeni sorguluyorlar.

Sönmeyen Bir Ateştir Ekim Devrimi

Ekim Devrimi uzun yılların birikimidir. Günümüzün kötü şartlarından çıkıp daha mutlu ve güzel bir dünyanın inşası Ekim Devriminden elde edilen tecrübe ve deneyimleri iyi okumakla ve bunu üzerimize bir ödev bilerek hareket etmekle mümkündür. Ekim Devrimi biz işçi sınıfına umut olmuştur. İşçi sınıfının iktidarı nasıl ele geçireceğini ve neler yapacağını göstermiştir.

Selam Olsun Ekim Devrimine!

Kapitalist sömürü alabildiğine insanların kanını emiyor. Ancak tarihte hiçbir şah, padişah, sultan ya da firavun ya da adına ne dersek diyelim hiçbir egemen görülmemiştir ki sonsuza dek zulmünü baki kılabilsin. Tarihte zulmedenler olmuşsa elbette onun karşısında duranlar da olmuştur. İşte biz işçiler o gün zulme karşı duranların torunlarıyız. Bugün de zulmedenler sanmasınlar ki hep bu devran böyle dönecek.

5 Kasım 2020

Salgın Sağlık Sisteminin İflasını da Ortaya Seriyor

Kitleleri salgından koruma bahanesiyle derhal baskıcı yöntemlere başvuran kapitalistler, hızla yeni hastaneler kurmak, sağlık ekipmanları üretecek tesisler açmak, sağlık çalışanlarının sayısını arttırmak gibi uygulamaların adını bile ağızlarına almıyorlar. Emperyalist ülkelerin hegemonya krizine dönüşen “aşı savaşları” süredururken, hali hazırda kolera, sıtma gibi tedavisi bulunan basit hastalıklardan dahi her yıl yüz binlerce insan yaşamını yitiyor. Ama bu durum kapitalizm altında hiç de şaşırtıcı değil. Hem mental hem fiziksel hastalıkları arttıran, bu zemini döşeyip sürekli besleyen kapitalizmdir.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.