Navigation
17 Temmuz 2020

ABD’de İsyan Büyüyor, Tarihsel Kavga Devam Ediyor /3

2. Dünya Savaşında ABD ordusunda milyonlarca Afro-Amerikalı askerlik yapmıştı. Orduda en zorlu işlerde ve ön cephelerde savaşmış bu askerler “vatan uğruna” savaşırken bile ayrımcılığa uğramıştı. Hayatını feda etmeye gelince ön sıralara, vatandaşlık ya da askerlikle ilgili haklardan yararlanmaya gelince en arkalara itildiklerini görmüşlerdi. Orduda ırk ayrımcılığı sadece rütbe edinmeyle ya da verilen görevlerle ilgili değildi. Siyah askerlerin birlikleri ile beyaz askerlerin birlikleri bile ayrıydı.

Ideological Repercussions of the Historical Impasse

Today, numerous indications point to the fact that capitalism is suffering an existential crisis. Marxism explains that there can be no capitalism without crises. This is vindicated by the current state of global economy. The upper echelons of finance capital seek to postpone the crisis and save the banks and credit institutions, which only makes the crisis more destructive.

14 Temmuz 2020

Çuvala Sığmayan Mızrak

Erdoğan rejimi varlığını sürdürebilmek için son dönemde çeşitli cephelerde saldırgan hamleler yapıyor. Kıdem tazminatı gibi haklar başta olmak üzere içeride işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarına yeni saldırılar gündeme getirilirken, daha genel anlamda demokratik hak ve özgürlükler ile hâlâ kalmış olan bazı muhalefet mevzilerini ve imkânlarını da ortadan kaldırmak üzere yasa değişiklikleri yapıyor. Dışarıda ise maceracı emperyal siyaseti derinleştiren, gerilimleri körükleyen çizgisini yeni hamlelerle sürdürüyor.

12 Temmuz 2020

“Japon Mucizesinin” İşçilere Dayatması: Çalışarak Ölmek ya da Yalnızlaşarak Çürümek!

Burjuvazi küreselleşmenin dünyaya barış, demokrasi ve refah getireceğini, ileri teknolojinin de bu noktada en önemli rolü oynayacağını savunup durdu. Hâlâ da savunuyor. İleri teknolojinin kapitalizm altında insanlığa refah, sağlık, huzur ve mutluluk getirmediğinin en güzel örneklerinden biri de Japonya. “Japon mucizesinin” ardında ne yatmaktadır? Elbette tıpkı diğer kapitalist ülkelerde olduğu gibi işçilerin sınırsız ve vahşice sömürülmesi gerçeği!

9 Temmuz 2020

İktidarın ve Sermayenin Kıdemli Sorunu: Kıdem Tazminatı

Siyasi iktidar uzun yıllardır kıdem tazminatını bir fona devrederek gasp etmek, “kıdem tazminatı yükünü” patronların üzerinden almak, bu yolla zaten zayıf olan iş güvencesini ortadan kaldırmak ve sermaye sınıfı için yeni bir kaynak yaratmak arzusundaydı. Bu gayeyle kıdem tazminatı fonu konusu her fırsatta gündeme getiriliyor, saldırı hamlelerinin ardı arkası kesilmiyordu. Koronavirüs salgını bahanesiyle işçilerin ücretsiz izinlere çıkarıldığı, işten atıldığı, işçi eylemlerinin yasaklandığı, sendikaların faaliyetlerinin sınırlandığı bu dönemi fırsat olarak gören iktidar konuyu yeniden gündeme getirdi.

Yani Kısacası KAPİTALİZM…

“Heytt ulan, / Savulun! / Kapitalizm geliyor!” / Yer açın Tanrısına bütün zamanların. / Şimdi bütün başlar onun önünde eğiliyor. / El pençe divan duruyor Zillullah-ı fil arz / Meclis-i vükela secdeye varıyor. / Papaz, haham / Ve hacı ve hoca ve imam / Yani kim geçmişse “efendi ve kul” tedrisatından / Hepsi birden aynı safta duruyor. / Bağırıyorlar, / Eğip başlarını hep bir ağızdan

6 Temmuz 2020

Burjuvazinin Krize Çözümü: Haklara Saldırı ve İzolasyon

İçinde bulunulan krizin derinliği ve şiddeti ile orantılı olarak işçi sınıfını çok boyutlu saldırılar bekliyor. Bu noktada iki sermaye örgütünün gündeme getirdiği iki proje oldukça dikkat çekici. Bu iki projenin içeriğini anlatmadan önce, önerilerin burjuvazi tarafından her duruma maymuncuk gibi uydurdukları koronavirüs bahanesi ile duyurulmasının çok şeyi açıkladığını belirtmeden de geçmeyelim.

4 Temmuz 2020

Yaşlılarımızın Ölüm Nedeni Koronavirüs Değil Kapitalist Çürümüşlüktür

Gündeme oturduğu Aralık 2019’dan bu yana koronavirüs salgınında ölenlerin çok büyük çoğunluğunu 70 yaş üzerindeki insanlar oluşturdu. Özellikle Avrupa’da ölenlerin ciddi bir kısmı huzurevleri ve bakım evlerinde kalan yaşlılardı. Salgın gündeme girer girmez tuzukuru sınıfların yaşlıları özel doktorları ve hemşirelerini yanlarına alıp Yeni Zelanda gibi ücra yerlerdeki lüks sığınaklarına koşmuşlardı. Oysa emekçi kitleler kaçacak bir yerleri olmadığı gibi salgının tepeye tırmandığı söylenen zamanlarda bile eğer hâlâ işlerini kaybetmedilerse gece gündüz çalışmaya devam ettiler.

Hazirandı, Sıcaktı

Hazirandı / Sıcaktı / Ve on beşinde daha da ısınacaktı / Düşman / Kafa kafaya verip ininde / Güya / “DİSK’in çanına ot tıkayacaktı” / Ve fakat işçiler, birdiler / Güçlerinin birliklerinden geldiğini bildiler / Ve için için yanar gibi / Uğuldayıp kaynar gibi / Bir yanardağın bacasından / Uğuldayıp çıktılar / Eyüp’ten / Silahtarağa’dan, Levent’ten / Ve Topkapı’dan / Çekmece’den / Zeytinburnu’ndan / Dört bir kolundan şehrin / Yüreği ateş dolu nehirler gibi / Ateşten bir öfkenin yüreğine aktılar

1 Temmuz 2020

Marx’ın Kapital’ini Okumak /19

Marx bu bölümde, artı-değer oranının hangi formüllerle temsil edilebileceğini açıklar. Bir grup formül dizisi şöyledir: Artı-Değer/Değişen Sermaye = Artı-Değer/Emek Gücü Değeri = Artı-Emek/Gerekli Emek. Bu dizide ilk iki formül değerler oranını gösterirken, üçüncüsü ise bu değerlerin üretimi için harcanan zamanların oranını göstermektedir. Bu formüller kavramsal açıdan güçlü ve doğrudur fakat klasik ekonomi politik bunlardan bilinçli olarak uzak durmuştur. Bunun yerine sömürü derecesini gözlerden gizleyecek formüller türetmiştir.

29 Haziran 2020

Yağmacılık Kapitalizmin Doğasında Var

Floyd'un katledilmesini takiben patlak veren protestoların büyüklüğü ve halkın öfkesi burjuvazinin “yağmacı” söyleminden nemalanma niyetini boşa çıkarmış olsa da bu meselenin üzerinde durmak gerekiyor. Zira bugüne kadar dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan kitle isyanlarında, protesto gösterilerinde burjuvazinin başvurduğu ilk yöntemlerden biri “şiddet ve yağma” söylemini kullanarak karalama kampanyası yürütmek olmuştur.

26 Haziran 2020

Türkiye Sosyalist Hareketine Tanıklık Eden Komünist Çınar: Vedat Türkali ve Romanları /2

90’lı yılların puslu günlerinde pek çok kişi kalemini burjuva ideolojisinin hizmetine amade ederken, komünist çınar Vedat Türkali ise direnenler ve akıntıya karşı kürek çekenler safında yer aldı. O gelecek kuşaklara komünizm hedefinden şaşmamayı salık verdi ve yıkılan Sovyetler Birliği’nin gerçekte ne olduğunu yazmaya, anlatmaya girişti. Türkali, yazdığı romanlarla gelecek kuşaklara tarihi taşıdı, aktarma kayışı görevini büyük bir ciddiyetle yerine getirdi.

Kim?

Dağların tepesinden aşıran kim yolları? / Tünellerle / Bir yüreği bir yüreğe düşüren… / Kimin ellerinden çıkar sarayların damı, / Şatoların endamı? / Yoksa içinde yaşayan soytarıların kıçından mı? / Kimdir, / Işıl ışıl aydınlatan şehirleri ve caddeleri? / Bir gönülden bir gönüle köprüleri kuran kim? / Hamuru yoğuran, / Ekmeği pişiren… / Kimdir

23 Haziran 2020

Heykeller Yıkılırken!

George Floyd’un 25 Mayısta katledilmesinin ardından başlayan protestolar ABD’de toplumsal isyana dönüşürken, sokağa çıkma yasakları, Ulusal Muhafızın devreye sokulması ve polisin azgın saldırıları bu isyanı kısa süre içinde bastırmaya yetmedi. Üstelik ırkçılığa ve polis terörüne yönelik öfke ve tepkinin dile getirildiği protesto gösterileri bu ülkenin sınırlarını aşarak tüm dünyaya yayıldı. ABD’den binlerce kilometre öteye sıçrayan bu ateş, bir kez daha siyahıyla, beyazıyla milyonlarca emekçiyi ortak sloganlar etrafında birleştirdi.

“İşyeri Konuşmaları”ndan

İrlandalı devrimci Marksist James Connolly, İrlanda’da ve Amerika’da bulunduğu farklı dönemlerde, işçilerin sosyalizme yönelik önyargılarını kırmak ve onları sosyalist mücadele saflarına kazanmak üzere çeşitli makaleler kaleme almıştır. Bu makaleler, her iki ülkede de sosyalist gazetelerde basılıp yaygın bir dağıtımla geniş bir işçi kitlesine ulaştırılmıştır. Connolly, gelen yoğun talep üzerine, bu makaleleri broşür haline getirmek üzere derlemiştir. İlk kez 1909 yılında “Workshop Talks” adı altında basılan bu broşürdeki yazılarında Connolly, hicivsel, espirili ama çarpıcı bir anlatımla ve argümanlarla, egemen sınıfın propaganda bombardımanına maruz kalan işçilerin sosyalizme ilişkin zihinsel bulanıklıklarını gidermeye çalışmaktadır. Bu broşürün ilk bölümlerinden yaptığımız çeviriyi yayınlıyoruz.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.