Navigation

Avrupa

Ukrayna’da İkinci “Ateşkes”

Minsk’de biraraya gelen Ukrayna, Rusya, Almanya ve Fransa liderleri, 11 Şubatta, Doğu Ukrayna’da ateşkes ilan edilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Emperyalist kapışmanın yerel güçler üzerinden yürütülen sıcak bir savaşa dönüştüğü Ukrayna’da, geçtiğimiz Eylül ayında da bir ateşkes anlaşmasına varılmış, fakat bu anlaşmanın ömrü 48 saati geçmemişti. ABD’nin Minsk’e giden süreçte ve sonrasındaki savaşçıl söylemleri, Rusya dahil tüm tarafların hızlandırdıkları savaş hazırlıkları, anlaşmadan bu yana neredeyse her gün birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle ve sınır bölgelerinden ağır silahları çekmemekle suçlamaları, aslında bu ikinci ateşkesin de birinciyle aynı kaderi paylaşacağını gösteriyor.

Syriza’ya Bağlanan Boş Umutlar

Kapitalizmin tarihsel krizinin hüküm sürdüğü mevcut konjonktürde, krizin en çok ezdiği ülkelerden birinde, düzen içi sol bir partinin hükümet kurmasından zafer sarhoşluğuna kapılanları büyük bir hüsran beklemektedir. Bu gelişme, proleter devrimcilerin işini kolaylaştırmak şöyle dursun, onların görevlerini çok daha acil, yakıcı ve hayati hale getiriyor.

İspanya’da Sarsılan Burjuva Krallık ve Cumhuriyet Talebi Üzerine

Geçmişten günümüze sarkan demokratik sorunları küçümsemek doğru değildir kuşkusuz. Ne var ki bu sorunlara kapsamlı, tutarlı ve kalıcı çözümler üretme yeteneğindeki tek sınıfın devrimci proletarya olduğunu asla akıldan çıkarmamak gerekir. Bugün dünya kapitalizmi emekçilere kriz ve emperyalist savaşlarla cehennem hayatı yaşatırken, sınıfın geniş kitlelerine gerçekleri anlatıp onları kendilerini bekleyen mücadeleye hazırlamaktan, işçi sınıfının öncüsünü bağımsız bir devrimci politik çizgide örgütleyip harekete geçirmekten ve kapitalizmi tüm dünya çapında yıkacak bir sosyalist devrim bilinciyle donatmaktan başka bir yol yoktur.

Ukrayna’da Seçimler ve Siyasi Krizin Boyutları

Ne emperyalist Avrupa Birliği ne de emperyalist Rusya Ukrayna işçi sınıfının kurtuluşu ya da ümidi olabilir. Rusya ile Batılı emperyalist güçler arasında geçici uzlaşmalar, ateşkesler olsa bile, Ukraynalı emekçileri bölüp parçalayacak bir çatışma zemini daima var olacaktır. Bu zemini ortadan kaldırmanın yolu, enternasyonalist devrimci bir politikanın işçi sınıfının örgütlü mücadelesi temelinde yükseltilmesidir.

Fransa ve Macaristan’da Seçimlerin Gösterdikleri

Fransa’da yapılan yerel seçimler ile Macaristan’da yapılan parlamento seçimleri faşist partilerin güç kazanmasıyla sonuçlandı. Kapitalizmin derin kriz koşullarında ağır saldırlara maruz kalan emekçiler, gerçek ve devrimci bir alternatifin yokluğu koşullarında faşist demagojinin etkisine açık hale geliyorlar. Seçimler işçi sınıfının politik eğilimlerinin göstergelerinden biri olduğu için, iki seçimin de doğru bir perspektifle değerlendirilmesi gerekiyor.

Kırım, Ukrayna ve Stalinizmin Günahları

1922’de SSCB kurulurken Ukrayna ve Gürcistan’la yaşanan gerginliğin onca zaman sonra bugün yeniden patlak vermesinde, gördüğümüz üzere, Stalinizmin şovenist politikalarının çok büyük bir payı vardır. Rus şovenizmini faşizan sınırlarda körükleyen bugünkü Putin yönetimi, 2008 yılında Gürcistan’dan sonra bugün de Ukrayna ve Kırım’a göz dikmiştir. Bugün Ukrayna ve Gürcistan’daki rejimler Rusya’ya karşı Batılı emperyalist blokun himayesine girmek için çırpınıyorlar ve bu ülkelerin emekçileri bu burjuva politikalara destek oluyorlarsa, bunun arkasında Stalinizmin yakın tarihteki cani politikalarının yattığını görmemiz gerekiyor. Öte yandan bugün yaşananların sorumluluğunu, tümüyle Batılı emperyalistlerin sırtına yıkarak, Putin Rusyası’nın emperyalist politikalarını görmezden gelmek asla kabul edilemez.

Bosna-Hersek’te Emekçilerin Öfkesi Büyüyor

Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yaşanan sancılı süreç sonrasında ortaya çıkan devletlerden biri olan Bosna-Hersek, Şubat ayının başlarında, son dönemin en büyük kitle eylemlerine sahne oldu. Ülkenin eski bir sanayi kenti olan Tuzla’da yer alan bir fabrikanın özelleştirilip kapatılması ve binlerce işçinin işsiz kalması işçilerin öfkesini daha da körükledi.

Ukrayna’da Neler Oluyor?

Ukrayna’da son birkaç ayda meydana gelen olaylar, aslında dünyanın pek çok farklı bölgesinde yürüyen süreçlerin en bariz örneklerinden birini oluşturuyor. Bu süreçler ikili bir karaktere sahiptir. Yoksulluktan, sefaletten, çürümüş ve baskıcı rejimlerden bıkan halk kitleleri, içinde bulundukları derin hoşnutsuzluğun ve huzursuzluğun sonucu ayağa kalkıyor, kitlesel protestolar düzenliyor, isyan ediyor. Ancak devrimci alternatiflerin yokluğunu fırsat bilen burjuva güçler, kitlelerin muazzam enerjisini kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmeye, kullanmaya çalışıyorlar.

Eurosur: Göçmenlere Yeni Sur

Ne dünyamız ne de insanoğlu kapitalist devletlerin kendi egemenlik alanlarını belirlemek üzere çizdikleri sınırlarla var olmadı. Sınıfların ortaya çıkmasıyla birlikte devletler var oldu, sınırlar çizildi. Son yüzyıl içerisinde de insanların seyahat ve göç etme özgürlükleri önce pasaportla, daha sonraları da vize ile sınırlandı. Üretici güçlerin gelişimi, sınıfların ve sınırların olmadığı sosyalist bir dünyanın kurulmasını zorunlu kılıyor. İnsanoğlu eninde sonunda ulus-devletin deli gömleğini parçalayacak, kapitalizmi tüm rezillikleriyle beraber geride bırakacaktır.

Viyana’da Faşistlerin Balosu Protesto Edildi

Faşist Avusturya Özgürlük Partisi öncülüğünde her yıl düzenlenen ve 24 Ocak Cuma gecesi Avusturya sermaye devletinin yönetim merkezi sayılan tarihi Hofburg Sarayında gerçekleştirilen “Viyana Akademiker Balosu”, Alman, Avusturyalı ve göçmen devrimcilerin ve anti-faşistlerin hışmına uğradı.

Yunanistan’da Faşist Tehdit Büyüyor

Yunanistan’da bugün temel sorun, kapitalizmi açıkça hedef tahtasına oturtacak bir proleter devrimci çizgiyi ortaya koymaktır. Yunan kapitalizmi iflas etmiş, düzen partilerinin kokuşmuşluğu ortaya çıkmış, iktisadi kriz genişleyerek bir siyasal ve toplumsal krize büyümüştür. Kitleler radikalleşmekte ve devrim/karşı-devrim kamplarında kutuplaşma derinleşmektedir. Faşistlerin son seçimlerde 400 binden fazla oy (yaklaşık %7) alarak 18 milletvekiliyle meclise girmelerinin ardında da toplumun derin bir kapitalist krizle sarsılıyor oluşu gerçeği yatmaktadır.

Avusturya’dan Kısa Haberler

Avusturya’da işsizlik tırmanıyor ve artık burjuva siyasetçiler bunu açıkça itiraf ediyorlar. Resmi rakamlara göre 360 bin olan işsiz sayısının önümüzdeki yıl 450 bine kadar tırmanacağı ifade ediliyor. Sebep olarak genel ekonomik büyümedeki durgunluk, kış aylarında inşaat sektöründeki faaliyetlerin yavaşlaması ve diğer AB ülkelerinden gelen işgücünün ülke iş piyasasında oluşturduğu basınç gibi demagojik argümanlar ileri sürülüyor.

Sayfalar

Avrupa beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.