Navigation

Filistin Sorunu

Beyrut Kasabı Öldü, Filistin Sorunu Devam Ediyor

2006’dan bu yana bitkisel hayatta olan İsrail’in eski başbakanı Ariel Şaron’un 11 Ocakta ölmesi, Filistin halkının yaşadığı acıları, katliamları yeniden gündeme taşıdı. İsrail’de “büyük bir asker” ve “kahraman bir savaşçı” olarak görülüp “Buldozer” lakabıyla anılan eli kanlı Şaron, Arap halkları ve özelde Filistin halkı içinse “Beyrut Kasabı” olarak tarihe geçmiştir. Filistinlilerin, Şaron’un ölüm haberini bir bayram havasında karşılamaları ve sevinç duymaları, onun Filistin sorununda izlediği imhacı siyasi çizgiden kaynaklanmaktadır.

BM Kararı Filistinliler İçin Ne Anlama Geliyor?

Filistinlilerin çektiği acıların son bulmasının ve barışın gelmesinin yolu İsrail’in Siyonist politikalarının kesin bir şekilde yenilgiye uğratılmasından geçiyor. Böylesi bir gelişmenin olabilmesi ise, Ortadoğu’da çok daha kapsamlı bir altüst oluşun gerçekleşmesine ve kuşkusuz İsrail işçi sınıfının burjuvaziye karşı devrimci mücadeleyi yükseltmesine bağlıdır. Bu durumda Filistinli emekçilerle İsrail işçi sınıfı arasında gerçekleşebilecek kardeşleşme, Ortadoğu’daki barış sorunu açısından da büyük bir ilerleme anlamına gelecektir.

İsrail’in Gazze Saldırısı

ABD’de geçtiğimiz ay yapılan başkanlık seçiminin sonuçlanması, emperyalist kapışmanın yoğunlaştığı bölgelerde bir süredir baskılanan bazı çatışmaların da su yüzüne çıkmasını sağladı. Irak’ta Kürt yönetimi ile merkezi hükümetin ilişkilerinin gerginleşmesi, hatta birbirlerine karşı askeri pozisyonların alınmasına yol açan gelişmeler ile İsrail’in Gazze’ye düzenlediği yoğun hava saldırıları, bölgede süren kapışmanın daha da ilerleyeceğini gösteren önemli işaretlerdir.

Filistin Sorununun Tarihsel Arka Planı

Filistin sorunu sadece Filistin’le sınırlı değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyen karmaşık bir sorundur. Doğru bir değerlendirme yapabilmek için Filistin sorununun tarihsel arka planını yeniden hatırlamak gerekiyor. Filistin sorununun bir ucu da Yahudi sorununa çıktığı için, İsrail devletinin kuruluş sürecini de bilmek gerekiyor.

Siyonist Vahşet Sınır Tanımıyor

Emperyalist-kapitalist egemenler Ortadoğu halklarına ancak daha fazla savaş, daha fazla kan, daha fazla gözyaşı getirebilirler. Çözüm, tüm halkların ve azınlıkların ayrılma hakları da dahil olmak üzere bütün demokratik haklarını güvence altına almış, gönüllü birlik temelinde oluşturulmuş bir Ortadoğu İşçi ve Emekçi Sovyetleri Federasyonunun kurulmasındadır. Buna yol açacak bir Ortadoğu devrimi olmaksızın, bölgedeki sorunlar yumağına kalıcı, yaşayabilir, adil ve demokratik bir çözüm bulmak olanaksızdır. Bu ise ancak işçi sınıfının enternasyonalist bilinç ve örgütlülük düzeyinin yükseltilmesiyle mümkündür.

Yardım Filosuna Saldıran İsrail Eylemlerle Lanetlendi

Üç yıldır İsrail ablukası altında yaşamak zorunda bırakılan Gazze halkına yiyecek, ilaç ve inşaat malzemeleri taşıyan yardım gemilerinden oluşan filo, İsrail ordusunun hunharca saldırısıyla engellendi. Gazze limanına ulaşmayı amaçlayan gemiler, daha uluslararası sulardayken saldırıya uğradılar. Hücum botlarıyla ve helikopterlerle gemilere çıkartma yapan İsrail timleri, 9 kişiyi katletti ve onlarcasını da yaraladılar.

“Filistin’e Özgürlük, İsrail’e Boykot”

Çeşitli sendikaların, meslek odalarının ve politik çevrelerin desteğiyle oluşturulan İsrail’e Karşı Boykot Girişimi, Gazze saldırısının birinci yılında, İsrail Konsolosluğu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Levent Metro istasyonundan konsolosluk önüne kadar yapılan yürüyüş boyunca atılan sloganlarla, İsrail’in saldırgan politikaları ile Türkiye’nin işbirlikçi tutumu protesto edildi.

Gazze’de Mazlumu Savunurken Diyarbakır’da Zalim Kesilenler

“İkiyüzlülük” sözcüğü kadar burjuvazinin sınıfsal karakterine uygun sıfat az bulunur. Bir yanda milyonlarca insandan oluşan Kürt halkının varlığını dahi on yıllarca kabule yanaşmayacaksın, diğer yanda ise Gazze’de katledilen mazlumların hamisi rolüne soyunup bunu emperyalist emellerine örtü yapacaksın. Doğrusu son haftalarda sergilediği bu performansıyla Türkiye burjuvazisi, katliamcılığın yanı sıra ikiyüzlülükte de ne denli mahir olduğunu göstermiş oldu.

Gazze’nin Aynasında Emperyalist Savaş Gerçeği

Katil İsrail devleti, 22 gün boyunca soluk aldırmaksızın havadan ve karadan bombardımana tuttuğu Gazze’den, bozulması pamuk ipliğine bağlı göstermelik bir ateşkesin ardından geri çekildi. Haftalarca devam eden bu akıllara durgunluk verici vahşet esnasında, ABD, AB ve onların dümen suyundaki Arap devletleri, var güçleriyle, “Hamas’ın saldırılarına karşı kendini savunma hakkını kullandığını” iddia ettikleri İsrail’in arkasında yer aldılar.

Ankara’da Devrimcilere Yönelik Polis Saldırısı

Devrimci grupların, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısını protesto etmek ve İsrail’le yapılan anlaşmaların iptal edilmesini istemek için Ankara’da düzenledikleri yürüyüş polis saldırısına uğradı. 16 Ocak akşamı YKM önünde buluşularak, “İsrail İle Yapılan Anlaşmalar İptal Edilsin – İsrail Elçilikleri Kapatılsın” pankartı arkasında toplanıldı.

Filistin Halkı Kazanacak

Filistin Halkıyla Dayanışma Komitesi, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısını protesto etmek için 17 Ocak Cumartesi günü Ankara’da bir yürüyüş düzenledi. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı yürüyüş “Filistin halkı kazanacak” ortak pankartıyla birlikte Kolej Meydanından başladı.

Filistin Halkı Yalnız Değildir

Filistin halkına yönelik kanlı saldırılar her geçen gün artarken, işçi sınıfı devrimcileri olarak bizlere düşen görev, böylesi kanlı emperyalist savaşları durdurabilecek tek gücün örgütlü işçi sınıfı olduğu bilinciyle mücadeleyi yükseltmektir. Zira bugün Ortadoğu coğrafyasında giderek yayılan savaş cehennemi, örgütlü bir mücadele yürütülmedikçe tüm dünyayı saracak ve dünya işçi sınıfı bu cehennemin içine çekilecektir.

Dünya Halklarından Gazze’ye Destek, İsrail ve ABD İşbirlikçisi Hükümetlere Lanet!

İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü katliam dünya halkları tarafından günlerdir protesto ediliyor. Düzenlenen gösterilerde İsrail ve ABD emperyalizmi lanetleniyor. Pek çok ülkenin egemenleri İsrail’i kınamak bir yana açıkça Hamas’ı suçluyor. Bir kısmı ise, kendi halklarına karşı İsrail’i protesto eden ikiyüzlü açıklamalar yaparken, gerçekte İsrail’e yaptırım uygulamaya dönük hiçbir ciddi adım atmıyor.

Antakya’da İsrail Saldırısı Protesto Edildi

Siyonist İsrail’in Filistin’e yönelik katliamını protesto etmek amacıyla Antakya Demokrasi Platformu bir eylem düzenledi. Öğretmenevi, Maksim ve Kapalı Spor Salonu olmak üzere üç farklı yerde toplanan bin kişilik kitle, Ulus Alanı’na kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Maksim yürüyüş kolunun güzergâhını ve atılan sloganları gerekçe gösteren polis gerginlik yaşanmasına neden oldu. Pankartların indirilip slogan atılmayacağının söylenmesi üzerine polis yolu açtı.

Sayfalar

Filistin Sorunu beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.