Navigation
20 Mart 2019

Emperyalizm Batılı Güçlerden mi İbaret?

Çin’in emperyalist bir güç olduğunu görmemek kimi şablonlardan kurtulamamanın bir eseridir. Çin’in geçirdiği aşamaların ve geldiği noktanın öngörülememesi ve anlaşılamaması, Çin’de geçmişte sözümona sosyalist bir devrim olduğunu ve bu devrimin kazanımlarının bir biçimde yaşadığını sanmakla, gerçek sınıfsal içeriğine bakılmaksızın devlet mülkiyetinde keramet bulmakla mümkün olmuştur.

18 Mart 2019

Enternasyonal Sorunu

Üçüncü Enternasyonalin (Komintern) kuruluşunun 100. yıldönümü vesilesiyle Elif Çağlı’nın Enternasyonal Sorunu başlıklı yazısını yeniden yayınlıyoruz. Üçüncü Enternasyonal, Lenin önderliğinde biçimlenen Bolşevik örgütlenme ve mücadele anlayışı temelinde 1919 Martında kuruldu. Çeşitli eksikliklerine rağmen dünya işçi sınıfının devrimci enternasyonal örgütü olarak inşa edilen Üçüncü Enternasyonal, Lenin döneminde bu doğrultuda çok önemli bir işlev görmüştür.

The Question of International

On the occasion of 100th anniversary of the founding of the Third International (Comintern) we are re-publishing The Question of International by Elif Çağlı. The Third International was founded in March 1919 on the basis of the conception of Bolshevik organising and struggle shaped under Lenin’s leadership.

16 Mart 2019

Hindistan-Pakistan Gerilimi ve Emperyalist Hegemonya Kavgası

Burjuva güçler kendi çıkarları temelinde hesaplar yapıp adımlar atarken, yüz milyonlarca emekçinin korkunç bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını zerrece umursamamaktadırlar. Onları ilgilendiren tek şey, daha fazla kâr, daha büyük nüfuz alanları, daha geniş pazarlardır. Kapitalist sömürü ve zulüm düzeni, Hindistanlısıyla, Pakistanlısıyla, Keşmirlisiyle, Çinlisiyle tüm emekçilerin çıkarlarını da ortaklaştırmaktadır.

13 Mart 2019

Venezuela: Devrimle Oyun Oynanmaz

20 yıllık Bolivarcı iktidar, bu süre boyunca sorunları ülkenin emekçilerinden yana köklü ve kalıcı bir şekilde çözmek için ciddi bir adım atmadı, atamazdı da. Zira bu sorunların gerçek bir çözümü için kapitalizmin tasfiye edilmesi gerekiyor. Oysa tüm aldatıcı sol söylemlerine rağmen Bolivarcı iktidarın sınıf tabiatı burjuvadır. Bir burjuva iktidardan işçilerin iktidarı ele geçirmesinin ve kapitalist mülkiyeti tasfiyeye girişmesinin önünü açmasının beklenemeyeceği açıktır, kuşkusuz dünyaya Marksizmin penceresinden bakanlar için!

Kadın Olmak

Gökyüzünde ay / Petekte bal / Sevgilinin elinde “gül” değiliz. / Bir elmanın yarısı / Ya da / “Namus belası” olmak değil derdimiz. / Ne bir cennet isteriz ayaklarımızın altında / Ne de / Namus belasına bir cehennemde yaşamak… / Çünkü biliriz; / Nasıl koparılıp atıldığını dalından / Nasıl kırıldığını kolunun kanadının / “Gül” olunca kadınların, / Mezara gömülür gibi gömülüp evlere / Nasıl tarumar edildiğini umutlarının.

11 Mart 2019

Burjuva Zirvelerde Fırtına Korkusu

11-17 Şubat arasında değişik ülkelerde burjuva liderlerin, kapitalist sistemin uluslararası kurum temsilcilerinin ve hükümet görevlilerinin katıldığı birçok konferans yapıldı. Tüm bu konferanslara, kapitalist düzenin karşı karşıya geldiği büyük açmazlar ve buradan doğan krizler damgasını bastı. Uzun bir süredir uluslararası burjuva siyaseti belirleyen, kapitalizmin tarihsel krizi ve Üçüncü Dünya Savaşıdır.

Üniversite Mezunları İşsizlik Girdabında

Hükümet tüm sorunlara gözünü ve kulağını tıkayıp bildiği gibi davranmaya devam ederken, gençler üniversitelere binbir umutla girmiş, işçi-emekçi aileler gırtlağından kesip çocuklarını okutmaya çalışırken öğünlerini küçültmüş ne gam! Nasıl olsa milyonlar, yaratılan kutuplaşmayla ortak sorunlarının bilincinde değil. Nasıl olsa milyonlar örgütsüz!

8 Mart 2019

8 Mart ve Emekçi Kadınların Mücadelesi

8 Mart, işçi sınıfının mücadele tarihinde bugünün ve geleceğin işçi kuşaklarının sahiplenmesi gereken günlerden biridir. Sadece “Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmasına neden olan olaylar nedeniyle değil, işçi sınıfının kurtuluşu mücadelesinde tuttuğu yer bakımından da bu böyledir.

7 Mart 2019

Ekonomik Kriz, Emekçi Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği

Emekçi kadınlar kapitalist düzenin gerek ekonomik gerekse toplumsal cenderesi altında dört bir koldan ezilmektedirler. Kapitalizm, emekçiler için yoksulluğu baki kılarken, eşitsizliği ve her türden gericiliği de yeniden ve yeniden üretmektedir. Sömürü çarkları ancak bu sayede dönebilmektedir. Emekçi kadınların bu girdaptan kurtulup her alanda eşitlikçi bir dünyaya kavuşmaları ancak bu sistemin yıkılmasıyla mümkün olabilir. Sorun sınıfsal bir sorundur ve mücadele de sınıfsal zeminde ve devrimci hedeflerle yürütülmek zorundadır.

Gerçeğe Ulaşmanın Yolu Sormak, Anlamak ve Değişmektir!

Genç işçiler, mücadeleye girdikleri andan itibaren emek ve sermaye arasındaki çelişkiyi daha fazla fark etmeye başlıyorlar ya da fark edecekleri zemin güçleniyor. Sermaye sınıfının, medyanın ve tarafsızlığına inandığı kolluk kuvvetlerinin, hükümetin tutumlarına tanık oluyorlar. Diğer taraftan sınıf dostu çevrelerin yaklaşımlarını da bizzat deneyimlemiş oluyorlar. Tabir yerinde ise gerçek dost ve düşmanı tanımaya başlıyorlar.

4 Mart 2019

Marx’ın Kapital’ini Okumak /3

Meta ilişkisi yalnızca mübadeleye konu olan ürünler arasında kurulan bir ilişki değildir. Metalar kendi başlarına piyasaya gidemeyeceklerine göre, bunların ellerinden tutup mübadeleyi gerçekleştiren meta sahiplerini de tanımak gerekir. Metaları ellerinin altında bulundurup dolaşıma sokanlar, birbirlerinin karşısına alım ve satım işlemi yapmak isteyen kişiler olarak çıkarlar. Her bir meta sahibi, ancak her iki tarafın (alıcının ve satıcının) katıldığı bir irade beyanıyla kendi metasını elden çıkarır ve yabancı bir metanın sahipliğini elde eder.

İşsizlik Tehdidiyle Yitip Giden Hayatlar

Ekmek parası kazanmak için gittikleri portakal bahçesi kızına mezar olan baba Karakeçili, “kızımı sanki orada bıraktım, bir daha oraya gitmem” diyor. Karakeçili ailesi bir daha o bahçelerde çalışmasa da işçi sınıfına hayatı zindan eden bu köhne düzen devam ettiği sürece başka çocuklar boyu kadar çamurun içine batarak çalışmaya devam edecek. Belki de tıpkı Berivan gibi çalışırken yaşamdan koparılacaklar

1 Mart 2019

EYT: Kapitalizmde İşçi Sınıfına Gelecek Yok!

Bugün EYT’li olanların on binlercesi daha çocuk denilecek yaştan itibaren köle gibi çalışmıştır. Emekli olmak için önüne konulan prim engelini fersah fersah aşmış yüz binlerce insan, hastalıklarla boğuşmaktan arta kalan ömrünü işsizliğe, açlığa çaresizce boyun eğmek zorunda kalmadan sürdürebilmek için hiç değilse emekli maaşı garantisine sahip olmaya çalışmaktadır.

Kapitalizmin Tosladığı Duvarlar

Son dönemde Trump’un ABD-Meksika sınırına ördürmek istediği duvar hem ABD’de, hem de dünya kamuoyunda gündem olmuş durumda. Meksika sınırına duvar meselesi Trump’un 2016 başkanlık seçimlerinde dile getirdiği gerici vaatlerden biriydi.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.