Mesaj gönderebilmeniz için "Bize Yazın" menü düğmesini tıkladığınızda karşınıza gelecek formu doldurup, "Gönder" tuşunu tıklamanız yeterli. Mesajlarınızı ve mektuplarınızı bekliyoruz.

Demokrasi ve Plütokrasi

Elif Çağlı, 28 Haziran 2014
28 Temmuz 2014  

IŞİD ve Emperyalist Savaşın Kıskacındaki Ortadoğu

Kerem Dağlı

Ortadoğu birçok kangrenleşmiş sorunla boğuşmaktadır ve bu sorunları gerçek anlamda çözecek olan işçilerin devrimci mücadelesidir. Filistin ve Kürt sorunu gibi ulusal sorunların kalıcı ve halkların yararına biçimde çözülmesi, Sünni ve Şii halklar arasındaki çatışmalar başta olmak üzere her türlü mezhepsel, etnik vb. çatışmanın son bulması da aynı koşula bağlıdır. Bölgeyi yıllardır acıya boğan ve sefalete sürüklemiş olan emperyalist kapışma da ancak işçi ve emekçi sınıfların ortak devrimci mücadelesiyle durdurulabilir. Emperyalistlerin ve kapitalistlerin planlarını, tezgâhlarını boşa çıkaracak olan da budur.

İspanya’da Sarsılan Burjuva Krallık ve Cumhuriyet Talebi Üzerine

Oktay Baran

Geçmişten günümüze sarkan demokratik sorunları küçümsemekdoğru değildir kuşkusuz. Ne var ki bu sorunlara kapsamlı, tutarlı ve kalıcı çözümler üretme yeteneğindeki tek sınıfın devrimci proletarya olduğunu aslaakıldan çıkarmamak gerekir. Bugün dünya kapitalizmi emekçilere kriz veemperyalist savaşlarla cehennem hayatı yaşatırken, sınıfın geniş kitlelerinegerçekleri anlatıp onları kendilerini bekleyen mücadeleye hazırlamaktan, işçisınıfının öncüsünü bağımsız bir devrimci politik çizgide örgütleyip hareketegeçirmekten ve kapitalizmi tüm dünya çapında yıkacak bir sosyalist devrimbilinciyle donatmaktan başka bir yol yoktur.

18 Temmuz 2014  

Dünya Kupası Protestoları ve Brezilya’da “Sol” Hükümetin Cibilliyeti

Serhat Koldaş

Brezilya’da düzenlenen 2014 Dünya Kupası, grevler ve protesto gösterileri eşliğinde başladı. Bu Dünya Kupası, sadece kupaya katılan ülke takımlarının ve futbolcuların performansları, atılan goller, maçlarda alınan sürpriz sonuçlar ya da kupanın final maçıyla anılmayacak. Brezilya işçi sınıfının ve yoksul kitlelerin gerçekleştirdikleri grevler ve protesto gösterileri kupaya damgasını vurmuştur. Bu protestolar, işçi ve emekçilerin öncelikleri ve çıkarlarıyla egemen sınıfın öncelik ve çıkarlarının uzlaşmaz bir karşıtlık içinde olduğunu net bir biçimde ortaya koymuştur.

12 Eylül Davası Sonuçlandı, 12 Eylül’ün Hesabı Sorulmayı Bekliyor!

Ezgi Şanlı

Marksist Tutum sayfalarında 12 Eylül’ün hesabının kapanmadığı defalarca yazıldı. Bu gerçek değişmiş değildir. Aradan geçen 34 yıl, işçi sınıfının içinde bulunduğu örgütsüzlük ve dağınıklık, kapitalist sömürü düzeninin 1980’den bu yana bu topraklardaki görece istikrarı, burjuvaziye rahat bir soluk aldırdı. Ancak bu soluğun kesileceği, kapitalist sınıfın yaptıklarının sonsuza kadar yanına kâr kalmayacağı açıktır. İşçi sınıfı, büyük önderi Marx’ın “tarih sınıf savaşımları tarihidir” diyerek ortaya koyduğu gerçeğin dipdiri bir tarafı olmaya devam ediyor. İşçi sınıfı bu savaşta öne çıkmak için güç biriktirmeye devam ediyor. İşçi sınıfının tarihsel görevlerine odaklananlar 12 Eylül’ün hesabının gerçek anlamda sorulacağına dair inançlarını ve mücadelelerini büyütmeye devam ediyorlar.

15-16 Haziran Ruhuyla Mücadeleyi Büyütelim

Hakan Sönmez

Türkiye işçi sınıfı hareketinde hem bir dönüm noktası hem de doruk noktası olan 15-16 Haziran direnişinin üzerinden 44 yıl geçti. Aradan yıllar geçmesine rağmen 15-16 Haziran 1970’te işçi sınıfının ortaya koyduğu bu büyük eylem henüz aşılmış değildir. Özellikle kapitalizmin içine girdiği küresel kriz ve kızışan emperyalist savaş koşullarında, işçi sınıfının militan mücadelesinin böylesi önemli deneyimlerini sınıfın hafızasında canlı tutmak son derece önemlidir.

13 Temmuz 2014  

Gazze İsrail Bombardımanı Altında

Gazze İsrail Bombardımanı Altında

Filistin halkının tek gerçek dostu, dünyanın tüm ülkelerindeki işçi ve emekçilerdir. İsrail devletine geri adım attıracak olan da ancak bu gücün ortaya koyacağı güçlü enternasyonalist tepki olabilir. Tüm sendikalara, işçi örgütlerine, sosyalist örgütlere düşen görev, bu birleşik tepkiyi uluslararası ölçekte örgütlemek ve işçilerin, emekçilerin Filistin halkının yanında olduğunu katil İsrail devletine ve onun hamiliğine soyunan emperyalist güçlere göstermektir.

11 Temmuz 2014  

Seçim Yaklaşırken AKP’nin “Çözüm” Oyunu

İlkay Meriç

Kürt sorununun demokratik çözümü, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının, ayrılma hakkı da dahil olmak üzere sınırsız ve koşulsuz bir şekilde tanınmasından ve Kürt halkının vereceği karara saygı duyularak bunun hayata geçirilmesinden geçmektedir. Tepede yapılan geçici anlaşmalarla, kültürel hakların tanınmasıyla vb. sınırlı yarım yamalak adımlar sorunun çözülmesine değil uzayarak bir üst düzeyde yeniden ve yeniden patlak vermesiyle sonuçlanmaya mahkûmdur. Dayatmalar, baskılar, engeller birliği değil ayrılığı körükler. Halkların ve işçi sınıfının birliği ise ancak gerçek anlamda gönüllü birliğin koşulları yaratılırsa sağlanabilir.

Kapitalizm Bir Suç Bataklığıdır

Selim Fuat

Trajik biçimde işlenen suçlar, toplumsal çürümenin en açık biçimde sergilendiği durumlardır. Cinayetler, tecavüzler, işkenceler ve benzeri zorbalıklar hem tek tek insanlarda hem de toplumlarda haklı olarak infial uyandırır, öfkeleri kabartır. Toplumun geniş kesimleri bu suçların en ağır biçimde cezalandırılmasını ister ve bekler. Bu tür cezalarla da, bir yandan kabaran öfkeler dindirilirken diğer yandan da bu cezalardan ibret alınarak bu suçların ortadan kalkması, en azından azalması umulur. Çünkü toplumun geniş kesimlerinde suçlulara verilecek bu ağır cezalarla sorunların çözülebileceğine dair bir kanı hâkimdir.

Sefalet ve Savaşlar Turistik Metaya Nasıl Çevrilir?

Serhat Koldaş

Putin’in Rusya’sı; Yunanistan ve euronun krizi; Mandela’nın mirası; savaştan bağımsızlığa Kosova; Bosna ve Sırbistan; Londra ve finansal kriz; dünyanın en yalıtık ülkesi Kuzey Kore; Gürcistan: Özgürlük rüyasının sonu; Kuzey İrlanda: barışa giden yol; büyüyen ve değişen Çin; İsrail ve Filistin; bağımsızlık yolunda İskoçya; Erdoğan ve Anadolu Kaplanları; devrimden sonra Libya… Sıralanan bu başlıklar politik makale başlıkları değil. Bunlar turistik turların isimleri.

2 Temmuz 2014  

Ortadoğu’daki Savaşın Alevi Sorununa Yansımaları

Nazım Yıldırım

Türkiye’de Alevi ve Sünni emekçiler bundan önce defalarca karşı karşıya getirilmiş, tuzaklara düşürülmüş, burjuvazinin çıkarları uğruna büyük yıkımlar yaşamışlardır. Alevi emekçilerin mezheplerinden dolayı yaşadıkları trajedilerin haddi hesabı yoktur. Oysa Aleviler de tüm dini gruplar gibi kendi inançlarının gereklerini kendi belirledikleri gibi yaşama hakkına sahip olmalıdır. Kimsenin dini inançlarının gereğini yerine getirmesi başka bir inancın mensupları için tehdit değildir. Ancak egemen sınıflar tarih boyunca bu farklılıkları ezilenlere karşıtlık gibi algılatarak onları birbirine düşürmüş, böylece sömürü koşullarının varlığını sürdürmesini sağlamışlardır. Bugünün kapitalistleri de aynı yoldan yürüyerek kendi çıkarları için farklı kimliklerden ve inançlardan ezilenleri birbirlerini boğazlamak üzere karşı karşıya getirmektedirler.

İşçiden Çalınan Ömür

Zehra Aras

Saltanatının ilelebet süreceğini zanneden burjuvazi yanılıyor. Bu sömürücü sınıfın bencilliğinden, şımarıklığından, ahlâksızlığından, sahtekârlığından, sömürüsünden, zulmünden nefret eden devrimci işçilerin sayısı artıyor. Dünya işçi sınıfının devrimci mücadelesi sayesinde, yoksullara ömür biçmeye kalkanlar kendileri için biçilen “ömrü” yaşayacaklar!

İşçi Sınıfı İçin Dünya Kupası Ne Anlama Geliyor?

Ankara’dan Marksist Tutum okuru bir işçi-öğrenci
30 Haziran 2014  

Cam İşçilerinin Grevine AKP Yasağı

Cam işçileri, Türkiye işçi sınıfı mücadelesi tarihi içerisinde önemli ve saygın bir yere sahiptirler. Nice büyük grevlere, direnişlere ve işgallere imza atmışlardır. Bugün de AKP hükümetinin grev yasağına karşı tepkilerini çeşitli eylemlerle ortaya koymaktadırlar. Cam işçileri eğer sendikal örgütlülüklerine sahip çıkıp inisiyatifi tümüyle kendi ellerine alırlarsa, patronlara ve onların çıkarlarını savunan AKP hükümetine diz çöktürmeyi başarmanın yolunu mutlaka bulacaklardır. Cam işçileriyle dayanışmak ve mücadelelerini destekleyerek bu yasağa birlikte karşı koymak işçi sınıfının bütününün görevidir.

Ukrayna’da Seçimler ve Siyasi Krizin Boyutları

Levent Toprak

Ukrayna’da 25 Mayısta gerçekleştirilen erken başkanlık seçimi, aylardır süren politik kargaşa ve belirsizliği ortadan kaldırmadı. Seçimlerden kısa bir süre önce ülkenin doğusundaki Donbas bölgesini oluşturan Donetsk ve Lugansk illeri Kiev’deki yeni yönetime karşı isyan bayrağı açarak düzenledikleri referandumlarla (11 Mayıs) kendi bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi. Bu hamle zaten merkezi yönetimin bu bölgelerdeki baskı ve terörünü arttırmış, direnen güçlerle çatışmaları sertleştirmişti. Seçimin, beklendiği üzere Batılı emperyalist güçlerden yana olan bir oligark tarafından kazanılması, merkezi yönetimin yeni baskı politikaları için elini güçlendirmiş durumda.

Libya’da Kaos Derinleşiyor

Utku Kızılok

Yaklaşık üç yıl önce emperyalist saldırının hedefi olan Libya’da, kelimenin tam anlamıyla bir keşmekeş hüküm sürüyor. Kaddafi’nin devrilmesiyle ülkeye “özgürlük ve demokrasi” getireceklerini iddia eden emperyalistler ve yerli burjuva güçler, elbirliğiyle, parçalanmış ve iç savaşın süreğen hale geldiği bir Libya yarattılar. Demokratik hak ve özgürlüklerini talep ettiği zaman Kaddafi’nin hışmına uğrayan ve üstüne kurşunlar yağan Libya halkı, bugün de emperyalist-kapitalist güçlerin yarattığı durumun bedelini ödüyor.

22 Haziran 2014  

NASA Raporu, Piketty’nin “Kapital”i ve Kapitalizmin Çıkmazı

Oktay Baran

Ya sosyalizm ya barbarlık! Kapitalizmin çürümüşlüğünü ve insanlığı bir çöküşe doğru sürüklediğini vurgulayan bu sosyalist sloganın ortaya atılmasının üzerinden yüz yıldan fazla bir süre geçti. Geçen zaman bu sloganın işaret ettiği gerçeği her geçen gün daha da görünür kıldı. Kapitalizme dur denilmezse çöküşe doğru gittiğimiz tespitini, kapitalist sistemin has kurumlarından ve ideologlarından da duymaya başlamamızın bir anlamı olsa gerek. Bunlardan son zamanlarda üzerinde durulan ikisini, NASA sponsorluğundaki araştırmayı ve Fransız iktisatçı Piketty’nin kitabını kısaca ele almakta fayda var.

Tayland’da 12. Askeri Darbe

Ezgi Şanlı

Güney Asya ülkesi Tayland’da, ordu tarafından 20 Mayısta sıkıyönetim ilan edildi ve ardından 22 Mayısta ordunun yönetime el koyduğu açıklandı. Böylelikle 1932 yılında doğmuş Taylandlılar, bu ülkedeki 12. askeri darbeyi görmüş oldular. Sonuca ulaşmamış darbe girişimlerini de hesaba kattığımızda Tayland’ı bir “darbeler ülkesi” olarak adlandırmak hiç de yanlış olmayacaktır. Adı iki gün sonra konmuş olsa da Genelkurmay Başkanı Prayut Çan-oça tarafından ilan edilen 20 Mayıs darbesi, 2006’dan bu yana giderek şiddetlenen burjuva çatışmanın bir sonucudur. Bu darbe Tayland’da burjuva güçler arasındaki kapışmada yeni bir evreye girildiğini göstermektedir.

Sermayenin Arzusu: Her Yer Taşeronlaştırılsın!

Gülhan Dildar

AKP hükümeti, patronların arzusu doğrultusunda hazırladığı ve uzun süredir üzerinde çalıştığı taşeron düzenlemesini torba yasaya dahil ederek 30 Mayısta Meclise sundu. Çalışma Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı tasarının yasalaştırılmasıyla birlikte işçi sınıfı önümüzdeki günlerde yeni saldırılarla karşı karşıya kalacak. AKP hükümeti, burjuva medya aracılığıyla taşeronlaştırma paketini kamuoyuna “müjde” olarak sunarak bilinç bulandırmakta ve tam anlamıyla dezenformasyona başvurmaktadır.

16 Haziran 2014  

Boko Haram ve Emperyalist Tezgâhlar

Suphi Koray

175 milyona yaklaşan nüfusuyla Afrika’nın en kalabalık ülkesi olan Nijerya’da halk Boko Haram adlı radikal İslamcı örgütün saldırıları ile Nijerya ordusunun baskıları arasında sıkışmış durumda. 2009’da toplam 304 kişinin öldürüldüğü eylemlerle sesini duyuran Boko Haram, bu tarihten itibaren saldırılarını giderek arttırdı. Boko Haram’ın eylemleri ve kolluk güçlerinin saldırıları sonucunda bugüne kadar binlerce Hıristiyan ve Müslüman sivil yaşamını kaybetti. Son olarak Mayıs ayında Jos kentinde gerçekleştirilen iki bombalı saldırıda en az 118 kişi öldü. 14 Nisanda ise önce bir durakta gerçekleştirilen bombalı saldırıda 71 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Hemen ardından örgüt aynı gün bir okulu basarak 200’den fazla kız öğrenciyi kaçırmıştı.

"Ölümün Ağzı"

Soner Güven

İrfan Yalçın’ın “Ölümün Ağzı” romanında anlattığı dönemin üzerinden 70 yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında teknolojide çok büyük ilerlemeler gerçekleşti. Ama gerek Zonguldak’ta, gerek Soma’da, gerekse diğer maden ocaklarında çalışan işçilerin hayatında neredeyse hiçbir şey değişmedi. Madenciler o günlerde ayaklarında çarıkla köle gibi zorla madene sokuluyordu. Şimdi ise ayaklarında pazarda 10-15 liraya satılan lastik çizmelerle, üç kuruşluk ücret karşılığında, yerin binlerce metre altında hiçbir can güvenlikleri olmadan çalışıyorlar.

9 Haziran 2014  

Diyarbakır’da “Barış” Şovu, Lice’de Kurşun Yağmuru

Bir yandan barıştan, çözümden dem vuran AKP hükümeti, öte yandan Kürdistan’ı yeni kalekollarla kuşatarak savaş gücünü tahkim etme politikasını kararlılıkla sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl da, Lice’de kalekol inşaatını protesto eden halkın üzerine askerin ateş açması sonucunda bir kişi ölmüş on kişi ise yaralanmıştı. Bunu Meskan dağındaki protestolara yapılan saldırılar izlemişti. Gelinen noktada, yapılması planlanan 300 kalekoldan 100’ünün inşası tamamlanmış bulunuyor ve diğerleri için çalışmalar sürüyor. Durum bu olmasına rağmen, hükümet, her seçim öncesinde olduğu gibi yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de yine “çözüm”den bahsetmeye başladı. Ancak Diyarbakır’da “çözüm çalıştayı” adı altında şov yapılırken, yüz kilometre ötedeki Lice’de asker Erdoğan’ın “B ve C planını” gerçekleştiriyordu.

Soma Katliamı: Cehennem Deliğine Girin Dediler!

İlkay Meriç

Soma’da, 13 Mayısta, Türkiye tarihinin en kitlesel işçi katliamı yaşandı. Vampirlerin “kaza” diyerek normalleştirmeye çalıştıkları bu katliamda işçi sınıfı 300’den fazla evladını kaybetti. Yüzlerce işçi yaralandı, yüzlerce aile tarifsiz acılara boğuldu. Manisa köylerinde kazılan toplu mezarlar, ancak savaşlarda görülebilecek bir tabloyu yansıtıyor. Ancak bu tabloya, acıyı büyük bir öfkeye dönüştüren bir başka tablo daha ekleniyor: Bu katliamın suç ortakları olan Soma Holding yönetiminin ve Erdoğan hükümetinin pervasızlığı, pişkinliği, yalancılığı ve gaddarlığı!

Sosyal Medya ve Toplumsal Hareketler

Kerem Dağlı

Sol hareketin kadroları işçi-emekçi semtlerinde, fabrikalarda ve sendikalarda örgütlenme faaliyeti yürütmek ve işçi sınıfının bağımsız siyasal örgütlülüğünü yaratmak için uğraşmak yerine; politik mücadeleyi AKP karşıtlığına indirgeyerek CHP kuyrukçuluğu yapmayı, Gezi Parkında ve forumlarda oyalanmayı, sosyal medya üzerinden bolca kampanya örgütleyerek basın açıklamaları yapmakla yetinmeyi tercih etmektedirler. İşçi sınıfı içinde örgütlenmek ise sol hareket içinde azınlığı oluşturan sınıf devrimcilerinin üzerine kalmakta, bu arada başta AKP olmak üzere her türden İslamcı tarikat işçi-emekçi semtlerinde, işyerlerinde ve sendikalarda yoğun bir faaliyet yürütmektedir.

3 Haziran 2014  

DP Döneminin Aynasından Bugüne Yansıyanlar

Selim Fuat

Olağanüstü rejimlerin gündemde olmadığına dair söylenenler kapitalist siyasetin doğasını anlamamış olanların safsatasıdır. Emperyalist savaşın ve dünya krizinin ilerlemesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de olağanüstü rejimleri ve bunun bir biçimi olarak askeri darbeleri hep gündemde tutacaktır. Burjuvazinin çeşitli kesimlerinin birbiri ile keskin biçimde kapışması da bunun zeminini güçlendirmektedir. Bütün bunlar emperyalist çağda bütünüyle gericileşmiş bulunan burjuvazinin tüm seçeneklerinin işçi sınıfı için felâket anlamına geldiğini söylemektedir. Bu yüzden işçi sınıfının devrimci öncüleri, sınıfın devrimci siyasal örgütlenmesini güçlendirmek için tüm enerjisi ile seferber olmalıdır. Burjuvazinin işçileri felâkete sürükleyen siyasetlerine karşı koymanın başka bir yolu yoktur.

Seçimlere Yansıyan Erkek Egemen Zihniyet

Zehra Aras

Kapitalizm erkek egemen zihniyeti ve cinsiyet ayrımcılığını her alanda yeniden üretiyor. 30 Mart yerel seçimlerinde de bu durum düzen partileri cephesinde tüm çıplaklığıyla açığa çıktı. Burjuva feministler siyasette kadınlara daha fazla yer verilmesi için kampanyalar düzenlemelerine rağmen bu çabalar düzen partileri cephesinde yine karşılık bulmadı. Halbuki sosyalist mücadelede ve ezilen halkların mücadelesinde kadınlar çok daha fazla öne çıkıyorlar. Bunu son seçimlerde de bir kez daha gördük.

29 Mayıs 2014  

Emperyalizm Sorunu Üzerine

Elif Çağlı

20. yüzyılın başlarında Marksistler arasında emperyalizm sorunu çevresinde dönen tartışmaların üzerinden uzun yıllar geçti. Fakat bu tartışmalar içinde ortaya çıkan farklı eğilimlerin ve yanlış görüşlerin izleri günümüze dek uzanıyor. Üstelik, o günden bugüne dünyada nice olaylar ve değişimler yaşandı. Örneğin, kolon­yalizm ve ulusal bağımsızlık sorunuyla ilgili tartışmalara temel oluşturan sömürge ülkelerin büyük bir çoğunluğu ulusal bağımsızlıklarını kazandılar ve kendi ulus-devletlerini kurdular. Ne var ki, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan bu gelişmelere ilişkin olarak da Marksist saflarda ideolojik ve politik bir netlik sağlanamadı. Emperyalist sistemin eşitsiz ilişkilerinden kaynaklanan “bağımlılık” olgusu, sömürge ülkelerin sömürgeci ülkeye bağımlılığı ile neredeyse bir tutularak konu çarpıtıldı.

On the Question of Imperialism

Elif Çağlı

It has been long since first debates among Marxists over the question of imperialism took place at the beginning of twentieth century. But traces of different tendencies and some misconceptions that emerged in these debates can be felt even today despite the fact that so many events and important transformations took place in the meantime. For instance, a great majority of colonial countries that set the background for the debates on colonialism and national independence gained their national independence and established their own nation-states. However, no ideological and political clarity has been reached within Marxist ranks over these developments which occurred especially after the Second World War. The subject has been distorted in the sense that the kind of “dependence” based on unequal relationships of the imperialist system has been identified almost with the dependence of colonies to colonialist countries.

Özerklik Tartışmaları ve Şovenizm

Utku Kızılok

Yerel seçimlerin ardından, Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, verdiği bir mülakatta, Kürt bölgesinden çıkartılan petrolden pay talep ettiklerini dile getirdi. Hemen ardından Kürt hareketi, Hakkâri ve Şırnak’ın özerklik kapsamında pilot bölge olarak seçildiğini duyurdu. Bu açıklamalar üzerine, AKP’sinden MHP’sine, liberalinden muhafazakârına, sosyal-demokratından kendine komünist sıfatını yakıştıran TKP’ye varıncaya kadar geniş bir yelpaze, dört dörtlük bir şovenizm örneği sergilemekten geri durmadı. Konu Kürt halkının haklı talepleri noktasında tutum almaya gelince, kendilerine liberal ve hatta komünist etiketi takanların gerçek yüzleri hemen açığa çıkıveriyor.

İçerik yayınları