Navigation
18 Nisan 2018

Faşizme Karşı Direniş Çiçekleri: Beyaz Gül

Gençliğin özünde heyecan, dinamizm, değişim ve mücadele isteği vardır. Faşizm dönemlerinde egemen güçler de bu özden faydalanmak, gençliği kendi saflarında yedeklemek isterler. Bu tornadan geçmeyi reddedenler baskı ve şiddetle sindiriliyordu. Zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme karşı direnmeyi seçen gençler de vardı Hitler Almanya’sında; İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversiteli gençler tarafından kurulan Beyaz Gül grubu gibi.

16 Nisan 2018

Bir İşçi Önderi: “Yalınayak İsmet”

İsmet Demir, nam-ı diğer “Yalınayak İsmet”. O bir inşaat işçisiydi. Onun bir işçi önderi olduğunu, onu tanıyan inşaat işçisi arkadaşları anlatmışlar tanımayan başka işçilere. Kulaktan kulağa, memleketin bir ucundan diğer ucuna ulaşmış mücadelesinin hikâyesi. Onun hakkında yazanlar oldu, oluyor, olacak da. Onu en iyi bir serüvenci gibi inşaat sahalarında verdiği mücadelelerinden, kendi anlattıklarından tanımalı mücadeleci işçiler. 1979 yılında kaybettiğimiz Demir, hayatını ve mücadelesini “Grev ve Direnişler Üzerine Anılar-Deneyler İşçi Sınıfı Mücadelesinden Bir Kesit” adlı kitapta anlatmıştı.

13 Nisan 2018

Emeklilik Sistemine Yönelik Saldırılar Artıyor

Bizzat kapitalist kurumların yayınladığı raporlar işçi sınıfının kapitalist sistemde parlak bir geleceğinin olamayacağını ortaya koyuyor. OECD 2017’de yayınladığı raporda “Gelecekteki yaşlılar daha uzun bir ömür sürüyor olacak ancak kendinden önceki nesillere kıyasla daha eşitsiz koşullarda yaşayacaklar. Daha uzun yaşam, hayatın bir noktasında işsiz kalma ve daha düşük gelir anlamına geliyor” tespitini yaparak emeklilik yaşının yükseltilmesinin bu sorunu olumsuz yönde etkileyeceğini itiraf etmişti.

Sosyalist Ozan Federico Garcia Lorca

İspanyol ozan Lorca 1898 yılında Fuente Vaqueros’ta doğdu. Babası Granada’da toprak sahibiydi. Çocukluğu İspanyol baladları ve Çingene öyküleri dinlemekle geçti Lorca’nın. Bu sayede İspanyol halklarını yakından tanıma fırsatı buldu. Özellikle gençlik dönemi, Çingeneler arasında şiirler yazarak şarkılar söyleyerek geçti.

10 Nisan 2018

Amerikan Gençliği “Yaşam Hakkı” İçin Ayakta

Amerikan işçi sınıfı bugün öğrencisiyle, genciyle ve öğretmeniyle ayağa dikilmek üzere silkinmeye başlamaktadır. Bunu işçi sınıfının diğer kesimleri de takip edebilir. Giderek daha fazla sayıda işçi ve genç, Demokratıyla Cumhuriyetçisiyle burjuva politikacıların düzeni korumak ve sürdürmek dışında bir gayeleri olmadığının farkına varacaktır. Gençler durumlarının kendilerinden önceki kuşaklardan daha kötü olduğunun ve gelecekte hiçbir düzelme olmayacağının farkındalar. Kapitalizmin kendilerine savaştan, krizden ve katliamlardan başka bir şey sunmadığını hissedebiliyorlar.

Kaç Vakte Kadar? 

Bir çift göz boşluğa takılıp kaldı mı, / derler “bir gelen olacak” / Mutlak vardır bir gelen ve gelir / gelir çalar kapıyı birden bire / bir şey oturur yüreğine / Kapının yanında asılı ceketin cebi huzursuzlanır / duyulur bir telefon sesi acı acı… / “Ateş düştüğü yeri yakar” derler / Kim bilir senin sıran kaçıncı?

9 Nisan 2018

Olağanüstü Koşulların Siyaset Sahnesinde Otoriter Liderler

Kriz koşulları derinleştikçe gelişkin burjuva demokrasisi ile övünmekte olan ülkelerde bile demokrasinin sınırları giderek daralmakta, anti-demokratik uygulamalar ve otoriterleşme artmaktadır. Bu süreç burjuvazinin lehine baskı koşullarını sürdürebilecek, kitleleri emperyalist savaşlara, milliyetçi saldırganlığa ikna edebilecek, insanlık dışı uygulama ve katliamların kararlarını tereddüt göstermeden alabilecek milliyetçi, faşist kişiliklerin de tarih sahnesinde öne çıkmasına sebep oluyor.

6 Nisan 2018

“Sosyal” Yardımlar ve Ulufelerle Nereye Kadar?

“Sosyal” yardım projeleriyle AKP hem muhtaç duruma düşürdüğü milyonlarca insanı kendine mecbur hale getirirken hem de “sosyal patlama” tehlikesini bertaraf etmeye çalışıyor. Kitleleri “fedakârlık” yaptıkları sürece Türkiye’nin büyüyeceği, Türkiye büyüdükçe bu büyümeden pay alacağının hayaliyle avutuyor. Kendi cömertliği olarak sunduğu bu “yardımların” kaynaklarını ise belirtmiyor. İşçi ve emekçilerin ödedikleri vergilerin, yine çalışan işçilerin kesintileriyle oluşan İşsizlik Fonunun nerelerde kullanıldığının hesabını vermiyor. Kitlelerin sorunların kaynağını görmesini engelliyor.

3 Nisan 2018

Tarihten Hatırlamak: Hitler Faşizminin Kurumsallaşma Süreci

Geçmişte gerek Mussolini İtalyası’nda gerekse Hitler Almanyası’nda meclislerin kapısına kilit vurulmamıştı. Fakat faşist rejimin yöneticileriyle doldurulan bu meclislerin hiçbir işlevi kalmamıştı. Hitler, başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz tertiplediği olaylarla olağan parlamenter süreçleri işlemez hale getirmiş ve topluma korku atmosferini egemen kılarak seçimlerden galip çıkmıştı. İktidara yerleşen faşizm, başvurduğu plebisitlerle güya gücünü halktan aldığını göstermekten de geri durmamıştı.

Mısır Seçimlerinin Anlattıkları

Siyasal muhalefeti bastırıp, etkili muhalifleri tutuklamak, medya araçlarını bütünüyle denetim altına alıp toplumun her konuda tepeden ve sürekli olarak maniple edilmesini sağlamak olağanüstü rejimlerin alâmeti farikalarıdır. Rejime muhalefet edenlerin kriminalize edilerek bastırılması, gerçekliği olmayan endişelerin topluma sürekli olarak zerk edilmesiyle oluşturulan korku atmosferinde emekçilerin paralize edilmesi bu türden yönetimlerin güçlerini arttırır.

31 Mart 2018

Gündüzleri Hitler Gençliği, Geceleri Swing Kids

Faşist rejimlerin tüm kuşatmalarına karşın, hayatı elinde tutmak isteyenler, direnenler hep olmuştur. Yönetmenliğini Thomas Carter’in yaptığı 1993 yapımlı Swing Kids adlı film, Hitler Almanya’sının gençliğindeki bu dönüşümü ortaya koyuyor. Gündüzleri Hitler Gençliği’nin bir üyesi, geceleri Swing Kids (Swing Çocukları) olmak arasında ikili bir yaşam sürmekte olan gençlerin dönüşümünü anlatan bu film, faşizmin insana ve hayata olan düşmanlığına ışık tutuyor.

28 Mart 2018

Burjuva Demokrasisi ve Proleter Sınıf Mücadelesi

Tüm dünyada hüküm süren otoriterleşme eğilimine karşı verilecek demokrasi mücadelesini, burjuva demokrasisinin parlak günlerini yeniden canlandırmak sanki mümkünmüş gibi onunla sınırlamak, bu mücadeleyi kapitalist düzenin sınırlarında tutmaya çalışmak, işçi sınıfının mücadelesini de düzene yönelik boş ümitler deryasında boğmak anlamına gelmektedir.

24 Mart 2018

Sermaye, Emeği ve Doğayı Talan Ederek Büyüyor

Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte doğa karşısında tümden aciz olma durumundan kurtulan insanlık, ne yazık ki kapitalizmin işleyişi ve kâr hırsı nedeniyle doğaya akıl almaz zararlar da verdi, vermeye devam ediyor. Kapitalizm öncesi medeniyetlerin hiçbiri doğanın dengesini böylesine bozacak, iklim vb. değişikliğine sebebiyet verecek nitelikte dönüşümler gerçekleştirmemişti.

Gerçek Saadet Zincirini Oluşturmak!

Herkesin belli bir parayla katılmasına ve yanında getirdiği her yeni kişi için ekstradan prim almasına dayanan “saadet zinciri” dümenine milyonlarca işçinin, emekçinin katıldığını biliyoruz. Oysa ezilenler için gerçek saadet zinciri ancak, emekçilerin tüm varlıklarını kapitalist sömürü sistemini ortadan kaldırma davasına adamaları ve yanlarına bir kişiyi daha alarak bu mücadeleye dâhil olmaya karar vermeleriyle mümkün olacaktır.

21 Mart 2018

Newroz’da Barış ve Özgürlük Talepleri Öne Çıktı

Ağır baskı ve engelleme çabalarına rağmen, Newroz çok sayıda kentte kitlesel bir şekilde kutlandı. Kürt halkının tüm haftaya yayarak kutlama doğrultusundaki isteğinin, hükümet tarafından “ancak 21 Mart günü yapılabilir” tutumuyla reddedilmesine rağmen, gerek İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde gerekse başta Diyarbakır olmak üzere birçok Kürt ilinde yüz binlerce insan Newroz alanlarına aktı.

Sayfalar

Front page feed beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.