Navigation

Ezgi Şanlı

Amerika’da Neler Oluyor?

ABD'deki seçimler pek çok kesim tarafından Amerika’nın tarihindeki en önemli seçimler olarak görülüyor. Seçim sonuçları ne olursa olsun Amerika’yı bir kaosun beklediği vurgulanıyor hatta iç savaş çıkabileceği yorumları yapılıyor. Yorumların doğruluk derecesi elbette tartışılabilir ama böylesi yorumların bu kadar yaygın yapılabiliyor oluşunun, tüm dünyanın nasıl olağanüstü bir süreçten geçtiğini ortaya koyduğu apaçıktır.

İstanbul Sözleşmesi Aynasında Muktedirlerin Sancısı

İçinde bulunduğumuz kapitalist çürüme çağında, içerdiği tüm olumlu maddelere rağmen bir sözleşmenin, yasal düzenlemenin vs. kadına yönelik şiddetin önüne geçemeyeceği, tek başına İstanbul Sözleşmesinin “yaşatmayacağı” açıktır. Ama bu ve benzeri demokratik hakların varlığı ile yokluğu arasında önemli farklar olduğu da açıktır. Dolayısıyla kadın örgütlerinin İstanbul Sözleşmesine sahip çıkması ve uygulanmasını istemesi, emekçi kadınların iktidarın oyunlarına gelmemesi, aynı şekilde Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesine karşı çıkması son derece anlamlıdır.

İktidarın ve Sermayenin Kıdemli Sorunu: Kıdem Tazminatı

Siyasi iktidar uzun yıllardır kıdem tazminatını bir fona devrederek gasp etmek, “kıdem tazminatı yükünü” patronların üzerinden almak, bu yolla zaten zayıf olan iş güvencesini ortadan kaldırmak ve sermaye sınıfı için yeni bir kaynak yaratmak arzusundaydı. Bu gayeyle kıdem tazminatı fonu konusu her fırsatta gündeme getiriliyor, saldırı hamlelerinin ardı arkası kesilmiyordu. Koronavirüs salgını bahanesiyle işçilerin ücretsiz izinlere çıkarıldığı, işten atıldığı, işçi eylemlerinin yasaklandığı, sendikaların faaliyetlerinin sınırlandığı bu dönemi fırsat olarak gören iktidar konuyu yeniden gündeme getirdi.

Rakamların Diliyle Türkiye İşçi Sınıfı /3

İşçi sınıfının bugünkü örgütsüzlüğü, dağınıklığı, sessizliği, çeşitli dinamiklerin etkisiyle derinlerde gerçekleşen mayalanmayı, birikimi görmeye engel değildir. Bugün işçi sınıfının yakıcı sorunları çözüm beklemektedir, örgütlenme ihtiyacı kendini dayatmaktadır ve geçmişin dersleri ortadadır. İşçi sınıfının saflarına örgütsüzlük ve dağınıklığın hâkim olduğu, işçi sınıfının yenilmiş göründüğü uzun suskunluk yıllarını her zaman fırtınalı yükselişler takip etmiştir.

Rakamların Diliyle Türkiye İşçi Sınıfı /2

Bugün gelişmiş bir kapitalist ülke olan, dünyanın ilk büyük yirmi ekonomisi arasında yer alan, gelişkin bir işçi sınıfına sahip Türkiye, yirminci yüzyılın ilk çeyreği sona ererken henüz kurulmuş, Osmanlı İmparatorluğu bakiyesi bir ülkedir. Yani Türkiye işçi sınıfı, Avrupa işçi sınıfından bambaşka yollar izleyerek tarih sahnesine çıkmıştır ve üstelik bu, 150 yıllık bir gecikmeyle olmuştur. Burada birkaç cümle ile özetlediğimiz bu tarihsel-siyasal arka planın günümüze kadar uzanan ciddi sonuçları vardır. Öte yandan vurgulamak gerekir ki Türkiye’de işçi sınıfının gelişim süreci ve mücadele deneyimleri, söz konusu tarihsel arka planın olumsuz etkilerini silebilecek güç ve sürekliliğe ulaşamamıştır.

Rakamların Diliyle Türkiye İşçi Sınıfı

İşçi sınıfı devrimcileri açısından çok açıktır ki genelde toplumsal mücadeleler ve özelde işçi sınıfının mücadelesi söz konusu olduğunda yükseliş ve alçalışlar basit bir “etki-tepki” mantığına göre işlemez. Tarihsel, siyasal, kültürel nice etken son derece karmaşık biçimlerde iç içe geçer ve sonuçlar üretir. Son tahlilde Türkiye işçi sınıfının dünyadaki mücadele rüzgârlarının etkisine henüz girememiş olmasının arkasında da tarihsel, siyasal, kültürel etkenlerin bir sonucu olarak ortaya çıkan örgütsüzlük, dağınıklık hali ve bilinç düzeyindeki muazzam geri savrulma vardır. Fakat bu tablo karşısında yılgınlığa kapılmak yanlışların en büyüğü olur.

İsyan Dalgasının Endonezya Halkası

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da farklı kıtalarda pek çok ülkede haftalar, aylar süren emekçi isyanları patlak verdi. Endonezya, işçi sınıfının, yoksul emekçilerin ve gençliğin yükselttiği bu isyan dalgasının halkalarından biri oldu. Toplumsal huzursuzluğun arttığı, işçi sınıfının ücret artışı başta olmak üzere bir dizi taleple grevlerinin yaygınlaştığı Batı Papua’da çatışmaların büyüdüğü Endonezya’da, bardağı taşıran son damla parlamentodan geçirilmek istenen yasalar oldu, protestolar Eylül ve Ekim ayına yayıldı.

Suriyeli Mülteciler Sorunu

Siyasi iktidarın ve Türkiyeli kapitalistlerin Suriyeli mültecileri sonuna kadar istismar ettiği, mültecilerin yükünü yoksul işçi ve emekçilere yıktığı ortadadır. Suriyeli mülteciler sorununun çözümü ancak Türkiyeli emekçilerin siyasi iktidarın niteliğini görmesi ve Suriyeli emekçi mültecilere kardeşlik elini uzatmasıyla mümkün olabilir. Günün görevi milliyetçi önyargılardan arınmış, Suriyeli mülteci emekçilerle dayanışma içinde olan, entegrasyon politikalarının uygulanmasını talep eden, emperyalist savaşa karşı çıkan, örgütlü mücadelede yerini alan işçilerin sayısını arttırmaktır.

Syriza’nın Seçim Yenilgisinin Gösterdikleri

Yıllar boyunca krizin faturasının kendilerine kesilmesine karşı defalarca ayağa kalkan, genel grevlerle, eylemlerle ülkeyi sarsan, Avrupalı egemenlerin yüreğini ağzına getiren Yunan işçi ve emekçiler seçimlerle oyalanmış, reformizm silahıyla vurulmuş, yatıştırılmıştır. Sonuçta ekonomik krizin bedeli kendilerine, umut bağladıkları “radikal sol” kılıflı bir iktidar eliyle ödetilmiştir.

İsviçre’de Kadın Grevi: Kapitalizm Altında Eşitlik Yok!

Bugün cinsiyet ayrımcılığına, sömürüye, yoksulluğa, tacize, şiddete karşı korkusuzca mücadele edenler emekçi sınıfların kadınlarıdır. Değişim yaratabilecek olan işçi sınıfının kadınlarıdır. Tam da bu nedenle emekçi kadınların sorunlarına odaklanmayan, işçi sınıfının mücadele yöntemlerini benimsemeyen, işyerlerinde, işçi sınıfı saflarında anlamlı bir örgütlenme çalışması yürütmeyen, hedefine kapitalizmi koymayan hareketlerin kadın haklarında anlamlı bir ilerleme sağlaması mümkün değildir.

Hindistan İşçi Sınıfının Ayak Sesleri

Çürüyen kapitalizm sorunları derinleştirmekte ve yeni sorunlar yaratmaktadır. Biriken çelişkiler ve sorunlar karşısında ayağa dikilmeye ve savaşmaya hazır olduğunu gösteren Hindistan işçi sınıfının, kendisine doğru temellerde yol gösterecek bir devrimci önderliğe duyduğu ihtiyaç ortadadır.

Grev, Hak, İhsan

Sınıf devrimcileri, içinde faaliyet yürüttükleri işçi sınıfını idealize etmekle değil, onun mevcut durumunu en ince detaylarına kadar kavramakla ve buradan hareketle onu dönüştürmeye çalışmakla yükümlüdürler. Bu çerçevede hak mücadelesi ve hak arama bilinci ile çareyi “devlet büyükleri”nden beklemek, bir kurtarıcı beklemek, ihsan ve lütuf beklemek arasındaki önemli farklılıklara değinmekte fayda var.

Hegemonya Savaşı ve İran’a Yönelik Yaptırımlar

ABD, saldırgan politikalarla İran’ı dize getirmek istemektedir. Onu çepeçevre kuşatmayı, İsrail karşısında güçsüz bırakmayı, Sünni Arabistan öncülüğünde Şii İran’a karşı bir savaş başlatmayı hedeflemektedir. Yaptırımlarla İran’ı zayıflatmayı, bölgedeki etkisini kırmayı ve daha uzun vadede rejimi yıkarak ABD’nin çıkarları temelinde şekillenmiş bir Ortadoğu’nun parçası haline getirmeyi arzulamaktadır.

Küresel Kapitalizm, Küresel Felâket

Durum alabildiğine ciddiyken kapitalistler istiflerini bozmuyorlar bile. Küre ısınacak, milyarlarca insan cehennemi yaşayacak, insanlığın geleceği olmayacak, onlar için ne gam! Kapitalistler büyüme, rekabeti sürdürebilme, enerjide dışa bağımlılığı azaltma bahanesiyle petrol sondaj kuyularının, kömür santrallerinin, madenlerin, fabrikaların sayısını arttırmayı, ormanları, nehirleri yok etmeyi, toprağı, denizleri kirletmeyi, doğayı talan etmeyi pervasızca sürdürüyorlar.

Şarbon ve Ötesi…

Mevcut iktidar halkın ucuz et yemesini sağlamak bahanesiyle canlı hayvan ithalatında ısrar ediyor ve bu ithalatı olabildiğince hızlı ve kârlı kılmaya odaklanıyor. Bunun için tüm denetimleri ortadan kaldırıyor. Fakat fiyat etiketlerine bakıldığında ithalatın etin ucuzlamasına ve yoksul evlerine girmesine pek yaramadığı ortada. Egemenler kazandıkları paraların, büyüyen sermayelerinin tadını çıkarırken halkın sağlığını hiçe saymaya devam ediyorlar.

“Nâzım’ın Çilesi”

Fiş, Nâzım’la dost olduğu yıllar boyunca onunla her konuda uzun uzun sohbet etme, onunla yolculuklara çıkma, anılarını dinleme, düşüncelerini, duygularını öğrenme fırsatı bulmuştur. Bu nedenle romanda sık sık iç monologlara başvurur, büyük şairin duygularını, düşüncelerini onu konuşturarak, şiirlerinden, kitaplarından alıntılar yaparak kendi ağzından aktarır. Nâzım’ın dizelerinden önce o dizeleri ortaya çıkaran mekân ve anları tasavvur etmeye çalışır. Kısacası Nâzım’ın Çilesi, komünist bir şairi, o şairi var eden dönemi anlama çabasıdır.

İşçiler Mücadele İçinde Değişir

İşçilerin siyasi ve toplumsal gelişmeleri kendi sınıf çıkarları açısından değerlendirebilmesi, bu çıkarlara uygun hareket edebilmesi, sınıf bilinci ve kimliği edinebilmesi tabiri caizse ha deyince olmuyor. Dönüşüm her alanda zor ve sancılı bir süreçtir. Söz konusu olan işçilerin dönüşümü olduğunda bu daha da zorlu bir süreçtir ve işçi süreklilik kazanan örgütlü mücadelenin bir parçası olmadan bu dönüşümü yaşama şansına sahip değildir.

İşçi Sınıfının Penceresinden AKP’li Yıllar

AKP iktidarı, dolaylı vergilerin arttırılması, ulaşım, sağlık ve eğitimin daha da pahalı hale getirilmesi, niteliksizleşmesi, artan hayat pahalılığı, işyerlerinde baskı ve mobingin artması, özel istihdam bürolarının yaygınlaştırılması, kentsel dönüşüm adı altında yaşam alanlarının yok edilmesi, kaotik bir şehircilik anlayışı ile insanların canından bezdirilmesi gibi icraatların da sahibidir. Açıktır ki AKP iktidarının ve tek adam rejiminin işçiler için anlamı kölelik ve yıkımdır. Bu nedenle işçiler hem bu iktidara hem tek adam rejimine hem de kapitalizme karşı mücadelede yerini almalıdır.

8 Mart ve Emekçi Kadınlar

Tüm dünyada otoriterleşme yükselişte. Bu rejimler militarizmi, ırkçılığı, milliyetçiliği, göçmen düşmanlığını körükleyerek savaş düzenine geçiyor. Antidemokratik uygulamalar, baskılar alabildiğine artıyor. Topluma boğucu bir hava egemen oluyor. Milyarlarca insanın gündelik yaşamının akışı bu olguların etkisiyle şekilleniyor. Ağır saldırılar altında bunalan, burjuva ideolojik aygıtlar tarafından esir alınan, örgütsüz, yoksul işçi ve emekçiler sıkışmışlık ve çıkışsızlık içinde bulunuyor. Elbette kapitalizm altında çifte ezilmişlik cenderesine sıkıştırılmış emekçi kadının yaşamı da aynı ölçüde zorlaşıyor.

Karanlıkları Yırtan Fırtına: Ekim Devrimi

Dünya işçi sınıfının en büyük tarihsel eyleminin, şanlı Ekim Devriminin üzerinden 100 yıl geçti. 1917’de dünyayı sarsan bu kızıl fırtına, tarih nehrinin yatağını değiştirdi. Dünyanın tüm ezilenleri bu fırtınanın yarattığı umudun etkisi altına girdiler. O güne kadar gördükleri en büyük kıyım olan dünya savaşının biteceğine, sömürünün son bulacağına, yepyeni bir dünya kurulacağına, gerçek mutluluğa ve özgürlüğe ulaşılacağına inandılar. O dünyayı elleriyle kurmak için işe giriştiler.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.