Navigation

Kerem Dağlı

NATO Zirvesinde Yeni Savaş Hazırlıkları

Batılı emperyalistlerin vurucu gücü NATO’nun yıllık toplantısı 4-5 Eylül tarihlerinde Galler’de yapıldı. Beklendiği üzere bu zirveden emperyalist savaşı daha da kızıştıracak, hegemonya yarışında tansiyonu daha da yükseltecek kararlar çıktı. Bu kararlar, tam da I. Emperyalist Paylaşım Savaşının yüzüncü yıldönümünde, dünyanın pek çok bölgesinde yeni bir emperyalist paylaşım savaşının nasıl da büyük bir hızla yayılmakta olduğunu doğrulamaktadır.

Ferguson’da Irkçılık, Polis Terörü ve Amerikan Demokrasisi

Amerikan polisi, 9 Ağustosta Missouri eyaletine bağlı Ferguson kasabasında, Michael Brown isimli 18 yaşındaki siyah genci sokak ortasında 6 kurşunla infaz etti. Bu olay üzerine Ferguson halkı sokaklara döküldü ve protesto gösterileri kısa sürede ABD’nin pek çok kentine yayıldı. Göstericilerle başa çıkamayan Demokrat Partili vali, önce sıkıyönetim ilan etti, ardından da ulusal muhafızları yani orduyu göreve çağırdı. Ancak ne sıkıyönetim ilanı, ne ordunun devreye girmesi ve ne de polisin göstericilere uyguladığı aşırı şiddet, protestoların son bulmasına yetti.

Ortadoğu’ya Barış, Kürtlere Özgürlük!

AKP hükümetinin eli kanlı gerici güçleri desteklemesini engelleyecek, İsrail’le sürdürülen gizli anlaşmaları ve Türkiye burjuvazisinin Ortadoğu’daki kanlı emperyal hesaplarını bozacak olan şey, Türkiye’deki Türk, Kürt vs. tüm işçi ve emekçilerin tepkilerini örgütlü bir şekilde yükseltmesidir.

IŞİD ve Emperyalist Savaşın Kıskacındaki Ortadoğu

Ortadoğu birçok kangrenleşmiş sorunla boğuşmaktadır ve bu sorunları gerçek anlamda çözecek olan işçilerin devrimci mücadelesidir. Filistin ve Kürt sorunu gibi ulusal sorunların kalıcı ve halkların yararına biçimde çözülmesi, Sünni ve Şii halklar arasındaki çatışmalar başta olmak üzere her türlü mezhepsel, etnik vb. çatışmanın son bulması da aynı koşula bağlıdır. Bölgeyi yıllardır acıya boğan ve sefalete sürüklemiş olan emperyalist kapışma da ancak işçi ve emekçi sınıfların ortak devrimci mücadelesiyle durdurulabilir. Emperyalistlerin ve kapitalistlerin planlarını, tezgâhlarını boşa çıkaracak olan da budur.

Sosyal Medya ve Toplumsal Hareketler

Sol hareketin kadroları işçi-emekçi semtlerinde, fabrikalarda ve sendikalarda örgütlenme faaliyeti yürütmek ve işçi sınıfının bağımsız siyasal örgütlülüğünü yaratmak için uğraşmak yerine; politik mücadeleyi AKP karşıtlığına indirgeyerek CHP kuyrukçuluğu yapmayı, Gezi Parkında ve forumlarda oyalanmayı, sosyal medya üzerinden bolca kampanya örgütleyerek basın açıklamaları yapmakla yetinmeyi tercih etmektedirler. İşçi sınıfı içinde örgütlenmek ise sol hareket içinde azınlığı oluşturan sınıf devrimcilerinin üzerine kalmakta, bu arada başta AKP olmak üzere her türden İslamcı tarikat işçi-emekçi semtlerinde, işyerlerinde ve sendikalarda yoğun bir faaliyet yürütmektedir.

Çin Kapitalizmi ve Sınıf Hareketinin Durumu

Bir yandan biriken toplumsal çelişkiler, diğer yandan ekonomik krizin ve ABD’yle gittikçe kızışan emperyalist kapışmanın basıncı ÇKP bürokrasisini gittikçe sıkıştırmaktadır. Bu durum da ÇKP içindeki kavgayı kızıştırmaktadır. Dolayısıyla önemli bir tehlike de, yükselen sınıf hareketinin ÇKP içindeki siyasi çekişmelere payanda olmasıdır. Çünkü ÇKP içindeki Maocu-muhafazakâr kanat, ki bunlar Çin’in kapitalistleşme sürecinin daha yavaş işletilmesini savunan devletçilerdir, bazı “sosyal devlet” uygulamalarını da savunmakta ve işçilerin kafasını çelebilmektedirler. Bu engellenebilirse, muazzam bir devrimci potansiyelin heba olmasının önüne geçilebilecek ve Çin işçi sınıfının dünya devrimine katkısının önü açılabilecektir.

Ukrayna’da Neler Oluyor?

Ukrayna’da son birkaç ayda meydana gelen olaylar, aslında dünyanın pek çok farklı bölgesinde yürüyen süreçlerin en bariz örneklerinden birini oluşturuyor. Bu süreçler ikili bir karaktere sahiptir. Yoksulluktan, sefaletten, çürümüş ve baskıcı rejimlerden bıkan halk kitleleri, içinde bulundukları derin hoşnutsuzluğun ve huzursuzluğun sonucu ayağa kalkıyor, kitlesel protestolar düzenliyor, isyan ediyor. Ancak devrimci alternatiflerin yokluğunu fırsat bilen burjuva güçler, kitlelerin muazzam enerjisini kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmeye, kullanmaya çalışıyorlar.

Ortadoğu’ya Devrim Gerekiyor

Arap coğrafyasını altüst eden isyan dalgasının üzerinden üç sene geçti, ama Arap halklarına “artık yeter” dedirten koşullar ortadan kalkmış değil. Emekçi sınıfların ayağa kalktığı ülkelerin hiçbirinde sorunlar çözülmedi. Demokratikleşmeden söz etmek zor, siyasi istikrarsızlık hâlâ varlığını sürdürüyor. Barış ve huzurdan bahsetmekse hiç mümkün değil. Suriye’de kanlı bir içsavaş sürüyor ve diğer ülkelerde de içsavaşlara ucu açık çatışmalı-gerilimli durumlar mevcut.

Ortadoğu’da Kartlar Yeniden Karılıyor

Emperyalistlerin Ortadoğu’ya dönük temel politikasının özü halen “böl ve yönet” olarak devam etmektedir. Emperyalistler ulusal-etnik-mezhepsel ayrılıkları bu çerçevede kullanmaya devam etmektedirler. Bu da çatışmaların ve savaşların devam etmesi anlamına gelir. Suriye’de süregiden iç savaş bunun en kanlı örneği durumundadır. Ne ABD-İran yakınlaşması ne de Suriye Konferansı Suriye halkının çektiği acılara son verecektir. Suriye dışında da savaş farklı biçimlerde devam etmektedir.

Gezi Sürecini Doğru Okumak

Gezi süreci üzerine sosyalistler arasında epeyce tartışma yürümüş durumda. Bu tartışmaların ve yazılıp çizilenlerin ağırlık noktasını Gezi hareketinin niteliğinin analiz edilmesi ve açığa çıkan enerjinin devrimci muhalefet kanallarına aktarılması meseleleri oluşturdu. Herkes kendi sınıfsal ve siyasal meşrebine uygun tahlillerde bulundu. Hareketin devam ettiği süreçte eylem sarhoşluğundan gözleri körleşen küçük-burjuva sosyalizminin değişik fraksiyonları, ortalık durulmaya ve protesto gösterileri yükseldiği hızla geri çekilmeye başladığında bir süre daha dalgayı devam ettirmeye uğraştılar. Bugün gelinen noktada bunun çok da mümkün olmadığını “hissetmeye” başlamış durumdalar, ama halen süreçten gerçek anlamda ders çıkartmak yönünde ciddi bir değerlendirmeye rastlamak zordur. Sadece kimi çevrelerin “sürecin çok abartıldığı” yönündeki utangaç ve tutarsız eleştirileri söz konusudur.

Afrika’da Yürüyen Emperyalist Kapışma

Dünyanın gittikçe daha fazla bölgesi emperyalist savaşın alanı haline geliyor. Bazı coğrafyaların talihi ise öteden beri “kara” harflerle yazılmış durumda, tıpkı Afrika gibi… Yüzyıllar boyu Avrupalı sömürgecilerin elinde çekmediği kalmayan, köleleştirilen, aşağılanan, acıların ve sefaletin en derinine mahkûm edilen Afrika halklarının çilesi kapitalizmin bu en “modern” çağında da son bulmuş değil.

Burjuvazi Nasıl Bir Din İstiyor?

Komünistlere düşen, ezilenlerin ve sömürülenlerin dini duygularıyla alay etmek, onları inançlarından dolayı küçük görmek veya aşağılamak değil, bu durumu yaratan toplumsal koşulları değiştirmeye çalışmaktır. Ağrılar sona erdiğinde ağrı kesiciye olan ihtiyaç da kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bugün için işçi sınıfının çoğunluğunu oluşturan dindar işçileri kazanmanın ve onları sosyalizm mücadelesine çekmenin yolları bulunmadan da bu mümkün olmayacaktır. İlk şart da, dine Kemalist-Stalinist gözlüklerle bakmaktan kurtulmaktır.

Dünya Ekonomisini Kimler Kontrol Ediyor? /2

Kapitalizm küreselleştiği ölçüde dünya ekonomisini çok daha organik bir bütün haline sokarak ve krizleri de küreselleştirerek sistemin kırılganlığını iyice arttırmakta, diğer yandan da işçi sınıfının mücadelesini küreselleştirmekte ve dünya devriminin nesnel koşullarını hazırlamaktadır. Son yıllarda Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Arap coğrafyasından Asya’ya kadar dünyanın her yerinde patlamalarla kendini açığa vuran toplumsal hareketlerin yayılma ve birbirlerinden etkilenme hızı, bunun apaçık kanıtıdır. Burjuva uzmanların yapmaya çalıştığı gibi, kapitalist işleyişte onun asla sahip olmadığı ve olamayacağı bir rasyonalite aramak boşunadır. Bu yüzden de tek çare, kapitalist sistemi yıkıp tarihin çöp sepetine atmaktır.

Dünya Ekonomisini Kimler Kontrol Ediyor?

Lenin’in emperyalizmi kapitalizmin en üst aşaması olarak tahlil etmesinin üzerinden 100 yıla yakın bir süre geçti. Ondan önce de Marx başta Kapital olmak üzere çeşitli çalışmalarında sermayenin merkezileşme eğilimini toplumsal sonuçlarıyla birlikte ortaya koymuş, kapitalizmin dünya pazarını nasıl yarattığını anlatmış ve bunun tekelleşmeyle başbaşa gittiğini vurgulamıştı. Geçen yıllar boyunca kapitalizmin gösterdiği gelişim Marx’ın ve Lenin’in tahlillerini fazlasıyla doğrulamış, en büyük mali sermaye gruplarından oluşan birkaç yüz şirket dünya ekonomisine yön verir hale gelmiştir. Üstelik de insanlığın çoğunluğunun sefaleti, artan yoksulluk ve işsizlik, çevre felaketleri ve savaşlar pahasına.

Brezilya’da Emekçi Kitleler Ayakta

Tüm örnekler göstermektedir ki, gerçek anlamda düzenin temellerine yönelebilecek nitelikteki toplumsal hareketlerin olmazsa olmaz lokomotifi örgütlü işçi sınıfıdır. İşçi sınıfının sahnede yer almadığı veya işçilerin örgütsüz biçimde bireysel olarak harekete katıldığı durumlarda, çeşitli nedenlerle yaşanan patlamaların veya isyanların uzun ömürlü olması mümkün değildir. Asıl belirleyici olan işçi sınıfının kendi talepleriyle ve örgütlü gücüyle sahneye çıkmasıdır. Bu da sınıfın bağımsız politik çizgisinin ve örgütlülüğünün yaratılmasıyla mümkündür.

Emperyalizmin Nükleer Tehdit Öcüsü: Kuzey Kore

Birleşik ve gerçek anlamda özgür ve demokratik bir ortamda yaşamak isteyen Koreli emekçiler gibi, onların Japon ve Çinli sınıf kardeşlerinin de, Ortadoğu’nun yoksul halklarının da kaderi ve görevleri ortaktır: gerçek bir işçi iktidarı için devrimci mücadeleye atılmak. Dünyayı boyunduruğu altına almış emperyalist-kapitalist sistemin başı olan Amerikan emperyalizminin kafasını ezecek olan da işçi ve emekçi halkların bu kitlesel ve devrimci mücadelesi olacaktır, ellerinden kan damlayan diktatörler değil…

Asırlık Utanç: Ermeni Kırımı

Türkiye’nin emekçi sınıflarını ilgilendirense Türkiye burjuvazisinin korkuları yahut diaspora burjuvazisinin, çeşitli emperyalist güçlerin hesapları olmamalıdır. Son tahlilde Ermeni soykırımı tarihsel bir gerçeklik olarak orta yerde durmaktadır ve bu yüzden de Ermeni sorunu bağlamında Türkiye’yi iç ve dış politika alanında köşeye sıkıştıran asıl faktör diasporanın faaliyetleri değil TC devletinin izlediği politik çizgidir. İnkâr politikasından vazgeçilmediği takdirde durum daha da kötüleşecektir. Bu utanmazlığın sürdürülmesine daha fazla izin verilmemelidir. Kürt sorununda girilen yeni sürece paralel biçimde TC, Ermeni sorunu bağlamında da gerçekleri kabul etmek ve yaşananların sorumluluğunu üzerine almak zorundadır.

Kemalizmin Şizofrenik Milliyetçiliği

CHP İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler’in Ocak ayında Mecliste sarfettiği sözler, Kürt sorununun çözümü önünde önemli bir engel oluşturan ve Kemalizme içsel olan Türkçü-ırkçı kavrayışın fütursuz bir ifadesi olması bakımından önemlidir. Çünkü bu sözleri, ırkçılığı zaten malûm olan MHP’nin bir milletvekili değil, kendini “sosyal demokrat” addeden CHP’li bir vekil sarfetmiştir. Bu ifşaatla, Kemalist zihniyetin gerçek yüzünü oldukça net açığa vuran bu ifadelerin ortaya dökülmesi bir bakıma iyi olmuştur. Kendini “solcu, sosyal demokrat” olarak yutturmaya çalışan ve her fırsatta “Kürt kardeşleriyle bir problemi olmadığını” söyleyen, demokrasiden ve insan haklarından dem vuran CHP’nin nasıl da ırkçı bir eğilimi içinde barındırdığı, 1930’lardaki anlayışın hâlâ yok olmadığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

Kapitalizm İşçinin Güvenliğine de Sağlığına da Zararlıdır

Gelinen noktada gerek işçi sağlığı ve güvenliği, gerekse de diğer sosyal haklar açısından işçi sınıfının durumu tüm dünyada büyük hızla eşitlenmektedir. Maalesef bu eşitlenme ileri bir noktada değil, tarihsel olarak geri bir noktada olmaktadır. Neo-liberal politikalar sayesinde kapitalizm işçi sınıfını adeta yeniden vahşi kapitalizm koşullarına döndürmeye çalışmaktadır. Esnek üretim, taşeronlaştırma ve örgütsüzleştirme saldırılarına, uzayan çalışma saatleri ve artan iş yükü eşlik etmektedir. Kapitalizmin işçi sınıfına dayattığı gayri insani çalışma koşulları “karoşi” gibi (aşırı çalışmadan kaynaklanan ani ölüm) meslek hastalıklarını ortaya çıkarmaktadır. Kapitalizmin işçi sınıfının başına açacağı belâların sonu olmadığı gibi, ona reva gördüğü berbat çalışma ve yaşam koşullarının da dibi yoktur.

BM Kararı Filistinliler İçin Ne Anlama Geliyor?

Filistinlilerin çektiği acıların son bulmasının ve barışın gelmesinin yolu İsrail’in Siyonist politikalarının kesin bir şekilde yenilgiye uğratılmasından geçiyor. Böylesi bir gelişmenin olabilmesi ise, Ortadoğu’da çok daha kapsamlı bir altüst oluşun gerçekleşmesine ve kuşkusuz İsrail işçi sınıfının burjuvaziye karşı devrimci mücadeleyi yükseltmesine bağlıdır. Bu durumda Filistinli emekçilerle İsrail işçi sınıfı arasında gerçekleşebilecek kardeşleşme, Ortadoğu’daki barış sorunu açısından da büyük bir ilerleme anlamına gelecektir.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.