Navigation

Marksizm ve Gençlik

Ben Anadolu’yum

Ben Anadolu’yum / Bazen, adıma türküler yakılır / Bazen, yağma masasında meze olurum / Bazen sevdalanırım gökyüzüne, uzatırım kollarımı Ağrı’nın doruklarından / Bir ana gibi bereketli ve hünerliyim / Tanık oldum / Binlerce yıl gerisine ve bugüne / Ama alışamadım / Yasemin kokan bahçelerdeki barut kokusuna

Cizre’de, Sur’da Katledilen Kız Çocuklarına

Anaların özlemleriyle sulanan / Bir dal yasemin olsak / Karanlık gecelerde sokak lambalarından sızan huzmeler / Sarsa bedenlerimizi / Sahipsiz kuytularda pusuya yatan hayınlar / Defolsa yeryüzünden / Zorlu kavgalardan damıtılmış derslerle / Kursak yeni yaşamları / Saçlarımızda yine eskisi gibi / Beyaz kurdeleler / Yaz rüzgârları çizse sınırlarımızı / Rengârenk uçurtmaları salsak gökyüzüne / Yerlerde gümüş gamzeleriyle uzanmış kız çocukları…

“Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum” Oku, Okut!

Kapitalistlerin krizlerini atlatma çabaları olan daha yoğun sömürü, büyüyen işsizlik ve yakıcı savaş karşısında işçi ve emekçiler hoşnutsuzlar. Krizlerin yarattığı devrimci durumları işçi sınıfının büyük devrimine taşıyacak olan, örgütlü gücümüzdür. İçinden geçtiğimiz kriz ve savaş sürecini doğru anlamak, devrimci örgütlülüğümüzü büyütmek için “Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum” broşürünü okumamız ve okutmamız gerekiyor.

Gecede Tutuşan Yıldızdı Onlar

Sınıfımızın tarihinde devrimci liderlerin rolü, devrimlerin gelişiminde ya da gerileyişinde belirleyici olmuştur. Özellikle o dönemde yaşamış olan ve büyük roller üstlenen Lenin’in, Rosa ve Karl Liebknecht’in, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının dört yıl içinde (1919-1924) peşpeşe ölmeleri gidişat üzerinde doğrudan etkili olmuştur. Lenin de, Rosalar da, Suphi ve yoldaşları da Marksizmin ışığında, dünya devrimini savunan ve bu uğurda canlarını ortaya koyan devrimci önderlerdir. Onlar bizim örnek alarak mücadelemizde yaşattığımız devrimci önderlerimizdir.

Mülteci Kampında Bir Kürdüm

Siz hiç kendi ülkenizde mülteci oldunuz mu? / Eviniz bombalandı mı? / Elektriksiz, susuz kaldınız mı? / Bombaların altında uyanıp, / Bomba sesleriyle uyudunuz mu? / Günlerce evinize mahkûm oldunuz mu? / Gözünüzün önünde en yakınlarınız öldürüldü mü? / Siz hiç kendi ülkenizde mülteci oldunuz mu?

Magma

Alev alev / Sıcak lav kaynıyor / Yerin içi değil / Kalbimizin / Beynimizin / Avuçlarımızın içi! / Evlerimizin / Sokaklarımızın içi! / Can evimiz / Bağrımız / Mezopotamya / Yağmaya / Talana / Barbarlığa / Gebe bırakıyorlar

AKP Taarruzda, Üniversiteler Hedefte

Her türlü baskı ve saldırının arttığı, otoriterleşmenin boyut atladığı günümüzde devrimci öğrencilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle provokasyonlara gelmemek ve mümkün olan en geniş birliktelikle saldırılara karşı koymak elzemdir. Burjuva kutuplaştırıcı politikalar ve algı operasyonları sınıf devrimciliği eksenli ideolojik, siyasal ve örgütsel bir çalışmayla bertaraf edilebilir. Devrimci Marksizm silahını kuşanan öğrenci gençlik, devrimci proletarya ile birlikte AKP’ye ve sermaye düzenine hak ettiği okkalı cevabı verecektir!

Pusula

Yaz bitti. / Yeşili kayboldu yaprakların. / Çıkmaz bir yola düşüp, nereye böyle? / Dur gitme... / Rüzgâr önüne aldı / kurumuş yaprakları / Savuruyor bir o yana bir bu yana...

Güneşe Hasret

Doğudan doğmuyor güneş / Güneş Doğu’da doğmuyor… / Orada bir can ağacının dalları kırılıyor. / Minicik çocukların gülümsemeleri soluyor / Dillerine hasret anaların ağlayamayan bebeleri, / Daha analarının karnında kurşunla tanışıyor. / Dolu dolu kurşunlar yağıyor / Sağanak sağanak… / Gökyüzü maviden uzak, kurşunî. / Zemheri soğukluğunda bebelerin bedenleri, / O minicik bedenleri toprak ana kabul eder mi şimdi?

Otoriterleşme Süreci Polis Terörüyle Üniversitelerde

TC devleti geçmişten bugüne baskı ve zulmünü öğrenci hareketine de göstermiştir. 70’li yıllarda yükselen öğrenci hareketleri de 1980 askeri faşist darbesiyle bastırılmıştı. Otoriterleşme sürecinde gelinen aşama o kadar ileri bir düzeydedir ki bugün üniversitelerde 70’li yıllardaki gibi örgütlü işçi-öğrenci hareketleri, devrimci mücadeleler olmamasına rağmen devlet pervasızca üniversitelere saldırmaktadır. Biz Marksist Tutumcu öğrenciler olarak, bu saldırılara karşı durmanın ancak öğrencilerin Marksizm bilinciyle donanması, örgütlenmesi ve mücadeleye atılmasıyla mümkün olduğunu savunuyoruz. Erdoğan’ın başkanlık sistemi dayatmasına da dünyadaki otoriterleşme eğilimine de işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle karşı durulabilir. Artan saldırılara, yoğunlaşan polis şiddetine karşı tüm öğrencileri işçi sınıfının saflarında, devrimci mücadeleye çağırıyoruz!

Elbet Bitecek!

Elbet bitecek bu kan, bu gözyaşı / Güneşli mavili sabahlara uyanacağız / Uçsuz bucaksız ovalarda özgürce koşacağız / Zalimler, zorbalar, haramiler! / Yaptığınız yanınıza kâr kalmayacak / Ne kadar öldürseniz de, yok etseniz de / Bitmeden, tükenmeden çoğalacağız / Elbet bitecek bu kan, bu gözyaşı / Hayatı yaratan nasırlı eller cellâdınız olacak / Artık çocuklarımıza kıyamayacaksınız / Onlar, yarattığımız dünyada özgürlüğe kanat açacaklar, / Güneşli, mavili sabahlara uyanacaklar

Yürü

Her gündoğumunda / Bir bebek gibi yenilen / Ayağına taşlar takılsa da yılma / Büyüyeceksin düşe kalka / Koşar adım yürü kavgaya, umutla, sevdayla… / Yaşamı yeniden kurmaya yürü / Hürriyet dolu şarkılar söylemeye yürü / Yürü son kavgaya proletarya / Yürü kurtuluşa! / Kuşanıp da gel Marx’ın öğretisini / Prometheus’un ateşi gibi ışık tutuyor sana / Tarih götürecek seni aydınlığa / Dikenli yollardan gül bahçelerine varacaksın gör bak.

Gençlik ve Pompalanan Hayaller

Üniversitelerin temel işlevinin inceleme-araştırma yapmak, bilimsel bilgi üretmek, öğretmek olduğu varsayılır. Oysaki üniversitelerdeki tablo bundan çok uzak. Üniversiteler bilgiye ulaşmak için gerekli olan bilimsel yöntemleri zihinlerden uzak tutmaya çalışan bir anlayışla yönetiliyor. Eleştiren, sorgulayan genç beyinler soruşturmalara maruz kalmakta, kimi zaman kolluk güçleri tarafından “bilim yuvası”ndan atılabilmektedir.

Örgütsüzsek Güçsüzüz

Eğitim sistemindeki çarpıklıklar, psikolojik problemler, işsizlik, genç işçilerin yaşadığı sorunlar her gün büyüyor. Savaşa, silahlanmaya ayrılan bütçe her gün artıyor. 3. Dünya Savaşı artık çok daha etkili bir biçimde kendini gösteriyor. Kapitalizm dünyayı bir yok oluşa sürüklüyor. Bu koşullarda gençlik yanıltıcı ve çarpık bir özgürlük anlayışına kapılmamalıdır. Çürüyen kapitalizm karşısında ah etmek yetmez, bataklıktan sıyrılıp onu kurutmak için mücadele etmek gerekir.

Tahir Elçi’nin Katledilmesi Okan Üniversitesi’nde Protesto Edildi

Okan Üniversitesi öğrencileri olarak, 2 Aralık Çarşamba günü, bu katliamı kınamak ve barış talebimizi dile getirmek için bir yürüyüş gerçekleştirdik. Sağlık fakültesinin önünde bir araya gelen kitle meydana doğru yürüdü. Yürüyüş boyunca “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Hepimiz Elçi’yiz Öldürmekle Bitmeyiz”, “Şehit Namirin” sloganları atıldı. Yürüyüş esnasında çevreden geçenler alkışlarıyla yürüyüşümüze destek oldular.

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.