Navigation

Ziya Egeli

Mehveş

Ziya Egeli bu şiirinde, yoksul emekçilerin geleneksel kültür kalıplarının içinde nasıl çıkışsızlığa itildiğini, kadının ikinci cins sayılmasını, insan sevgisini, emekçilerin çelişkilerini, acılarını ve sevinçlerini işliyor. Bir dağ başında doğan ve istenmeyen Mehveş’in bir işçi haline gelerek işçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesinde nasıl öne geçtiğini anlatıyor.

Azar Azar

Yaşamak değil ki bizimkisi. / İdare ediyoruz işte / İdare lambası gibi / Azar azar. / İdare lambası deyince, hani / Ne söner, / Ne ışıtır hesabı yani… / Göz gözü görecek kadar; azar azar…

Kadın Olmak

Gökyüzünde ay / Petekte bal / Sevgilinin elinde “gül” değiliz. / Bir elmanın yarısı / Ya da / “Namus belası” olmak değil derdimiz. / Ne bir cennet isteriz ayaklarımızın altında / Ne de / Namus belasına bir cehennemde yaşamak… / Çünkü biliriz; / Nasıl koparılıp atıldığını dalından / Nasıl kırıldığını kolunun kanadının / “Gül” olunca kadınların, / Mezara gömülür gibi gömülüp evlere / Nasıl tarumar edildiğini umutlarının.

Kavgayı Dokumak!

Bazen kavuşmak / Bazen / Bir daha kavuşamamak üzere ayrılmaktır / Halı dokumaya benzer yani / Kavgayı da dokumak / Ya sabredip ilmek ilmek dokuyacaksın / Ya da / Sabrın yoksa / İşi ehline / İlmek ilmek örene bırakacaksın

Yeni Bir Dünya Kuracağız

Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız

Ben Muhammed Aden

Ben Muhammed Aden / Evet… / İstemeden girdim hayatınıza, biliyorum. / Ne siz, / Ne de ben, istemeden. / Ve fakat takdir edersiniz; / Hiç kimse / Yerinden yurdundan kopmaz, / Dağların, denizlerin koynuna atmaz, / Kurban etmez ne kendini, / Ne de çocuklarının körpe bedenlerini / Durup dururken.

Mutluluğun Tarifi

Eyy mutlu insan! / Nasıl mutlu olabiliyorsan / Bana da anlatsan… / Nasıl gülünüyor meselâ karnın yırtılıncaya kadar / Ama / Ardından / Salya sümük ağlamadan / Eyy mutlu insan / Bir tarifi var da eğer vermiyorsan / İki elim yakandadır … bilesin.

Ahmet Yıldız Bu Ortalamaya Girer mi?

Ortalamaya vuruluyor artık her şey. / Bin dört yüz Türk lirası alır meselâ / Asgari ücretli bir işçi bir ayda / Fakat / Yıllık on bin dolarmış / Kişi başına düşen gelir ortalama / Ekmek ortalama / Aş ortalama / Ve memleketimizde / Seksene dayanmış güya yaş ortalama

“Faşizmin Nifakı”

Böyle değildi bu kavak ağaçları. / Dalları yapraksız; / yaprakları şarkısız olmazdı. / Sokaklarda fink atardı kediler, / bir arabanın altından diğerine korkarak kaçmazdı. / Kuşlar, / “cik” leyip uçmazdı hemen / dokundurmadan dallara ayaklarını.

Bölünme, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”!

Ne zaman / şalteri indirip bir fabrika / kavgaya tutuşsa patronla… / İşte o zaman / Suphilerin evin duvarında yazan slogan / hepimizin diline dolanır, / Genç, yaşlı, / Çoluk çocuk / Kadın erkek herkes / Aynı sloganı haykırır, aynı davaya inanırdı; / “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”

Yola Çıkarken, Yolda ya da Yaşamak Bu!

Hesabını yaptın mı / uzun ve dikenli yolların? / Her adımda bir engel. / Her adımda, ayağına dolanan, / Tutup paçalarından çeken kırk el. / “Vazgeç bu sevdadan “ diyenler de olacak, / “sana mı kaldı dünyayı kurtarmak “diyenler de. / Tutar tutmaz daha kavganın kolundan, / Atar atmaz ilk adımlarını daha, Yaşamın dibinden kırk el, / Hem de en dibinden kırk el, / Kırkı birden, / Her birinde beş parmak,

Sorun Hele

Sorun hele / Yağlı ilmiklerinizden / Sorun / Gerisin geri gitmiş mi hiç adımlarımız / Eğilmiş mi zulmün karşısında / Sevgilinin kollarına uzatır gibi uzattığımız boyunlarımız? / Olsa olsa / Yağlı urganlarınız / Hasretle boynumuza sarılan yoldaşlarımızın / Kolları olur

Proleter Devrimimiz!

Hangi umut cümlesi / İçinde sen geçmeden kurulabilir? / Hangi dağın yüceliğinin hükmü vardır / Doruklarına senin adın yazılmadan? / Hangi ateş ısıtır insanı Senin sevdanla yanmıyorsa? / Hangi ekmek doyurur insanı / Hamuru senin aşkınla mayalanmıyorsa? / Hangi kumaş bahar gibi / Allı yeşillidir, / Sarar sarmalar bedenini, / Seni düşünerek, / Senin için dövüşerek dokunmuyorsa?

Hayallerim, Doktor Muzaffer ve Rıza Amca

Hayallerim ah hayallerim! / İşim gücüm… / Aklım fikrim… / Seni hayallerim. / Kim var / Bana senden daha yakın? / Gönlümün içindekini / Gözümün ucundakini bilen kim var? / Kim duydu / İlk düştüğümü aşka¬? / Benden on altı yaş büyük Zarife’ye, / Nasıl baktığımı kim gördü / Senden başka?

Suriyeli Mülteci ve Kürt Yoksul Çocuklara

Sökseniz ciğerlerimi yerinden, / çıkarsanız gözlerimi, / atsanız dünyanın öbür ucuna, / atsanız da, görmese halini yeryüzünün. / Çocukların karaya vurmuş cesetlerini görmese. / Görmese parçalanmış bedenlerini, / minicik ellerini, / sarı kavruk saçlarını, / kanla dolmuş avuçlarını görmese. / Ah yüreğim! / Nasıl dayanılır bu zulme? / Islana ıslana pınarları kuruyan gözlerim, / görüp de nasıl katlanılır? Söyle! / Ahh ellerim! / Nasırlı ellerim! / Nasıl duruyor hâlâ saçlarım yerinde yolunmadan?

Gözlerimde Tütüyorsun

Ben seni / uğruna ölüp ölüp dirildiğim / Ben seni / her ağacın dalında / Ben seni / her arının balında / Ben seni / dünde, bugünde ve yarında bildiğim için / Bu yerin, / hayalinle aydınlattığım / bu yerin altında / Kollarından bağlıyım sana / KAVGAM…

Burjuvalar Darbe Yapar, İşçiler Devrim Yapar

Ah ne “şanlı” / burjuva parlamentolarınız / ne “şanlı”! / Mermer kaplı beton direkleri / ihtişamlı mı ihtişamlı. / Ceylan derisi koltuklara oturur / kıymetli burjuva kıçlarınız. / Birleşince pazarda çıkarlarınız, / Kurulunca “al gülüm ver gülüm” düzeni, / Çift kanatlı melek olur / daha önce lanetleyip şeytan diye taşladıklarınız. / Bir konsensüs oluşur, / “kutsal ticaretin” mabedinde. / Ve doluşur sıralarına; / tüccar, sanayici, finans kapitalin temsilcileri.

AKP’nin Güvenceli Kölelik Stratejisi

Gerek Avrupa İstihdam Stratejisi, gerek onun bir parçası olarak Türkiye’de uygulamaya sokulan Ulusal İstihdam Stratejisi, işçileri köleleştirme stratejileridir. Hangi süslü cümlelerle kamufle edilmeye çalışılırsa çalışılsın bu stratejiler, AB’ye üye ve aday üye ülkelerdeki tekellerin uluslararası rekabetinin önünü açmak, bu rekabetin önünde engel olarak görülen kurallı çalışmayı son kertesine kadar esnekleştirip kuralsızlaştırmak, bu rekabetin yaratacağı kriz, çatışma ve savaş ortamına karşı işçi sınıfı ve emekçilerin tepkisini örgütleyebilecek başta sendikalar olmak üzere işçi örgütlerini dağıtmak, yok etmek için varlar. Mücadeleci işçiler olarak işyerlerinde tabandan başlayarak uluslararası mücadele birliğini yaratmaksızın, bu kan emici sömürü düzeninden kurtulamayız. Yaşasın bütün dünya işçilerinin uluslararası mücadele birliği!

Ya Onlar Kazanacak ya da Biz!

Ya onlar kazanacak / Ya da biz / Şakaya gelir yanı yok bu işin / Ortada bir yerde durup / Paçayı kurtarmaya çalışmanın onursuzluğu bir yana / İmkânı da yok / Ya onlar kazanacak / Ya da biz

“Ayaklar Baş Olmaz” mı? İşçiler Yönetemez mi?

İşçiler yönetebilir, yönetmelidir de. Ve onun için kendi siyasal örgütünü kurmak, mücadele örgütlerinde örgütlenmek, sendikalarını mücadeleci sendikalara dönüştürmekten başka çıkar yol da yoktur. Bu hem tüm dünya insanlarının ve hem de dünyanın geleceği açısından elzem ve hayırlı olandır.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.