Navigation

Utku Kızılok

Lübnan’daki Felâket Ne Anlatıyor?

Lübnan’daki felâket burjuva rasyonalitesinin nasıl yok olduğunu, kapitalist rekabetin şekillendirdiği siyasal aklın nasıl burjuva çıkarlara odaklanıp körleştiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Keza kapitalist düzenin nasıl çürüyüp döküldüğünü, burjuva siyasetinin nasıl yozlaşıp vurdumduymaz hale geldiğini de.

Krizle Sarsılan Kapitalizm ve Salgın Paniği

Salgın üzerinden yaratılan korku, şimdilik emekçi kesim üzerinde bir pasifikasyona yol açmış olsa da, bunun ilelebet sürdürülemeyeceği gün gibi açıktır. Toplumun sınıflara bölündüğü, sınıfsal eşitsizliklerin akıl almaz sınırlara ulaştığı, milyarlarca insanın açlık ve yoksulluğa itildiği bir dünyada burjuva zirvelerin planlarının aynen hayata geçeceğini düşünmek, sınıf savaşımını inkâr etmektir. Kapitalizm ekonomik, siyasal, toplumsal, çevresel sorunları getirip aynı noktada düğümlemiştir. Kapitalizmin yol açtığı felâketler, insanlığın kaderinin ortak olduğu, işçi sınıfının mücadelesi olmadan, kapitalist düzen yıkılmadan insanlığın kurtuluşunun mümkün olamayacağı düşüncesinin zeminini güçlendiriyor.

MESS’e Karşı Metal İşçilerinin Öfkesi Büyüyor

Düşük ücret, yoksulluk, ağır çalışma koşulları ve MESS dayatmalarından dolayı metal işçilerinin öfkesi büyüyor. Ancak metal işçileri ve özellikle öncü işçiler, karşılarında son derece örgütlü bir patron örgütü, bir bütün olarak sermaye sınıfı, sermayenin hizmetinde olan siyasi iktidar ve mücadeleden uzak duran bir sendikal anlayış olduğunu asla unutmamalılar. Metal işçilerinin taban örgütlülüğü güçlendirilmedikçe, bilinç ve örgütlülük düzeyi ilerletilmedikçe gerçek ve kalıcı kazanımlar elde edilemez, sermayenin dayatmaları püskürtülemez.

İranlı Emekçiler Yeniden Dünya İsyan Sahnesinde

İran’daki kitle hareketi şimdilik geri çekilmiştir ama çok uzun olmayan bir süre sonra tekrardan isyan sahnesine dönmesi kuvvetle muhtemeldir. Unutmamak lazım ki, toplumsal çelişkiler süreç içinde birikip keskinleşerek bir kırılma noktasına ilerler. Bu kırılma, Tunus’ta bir gencin yaşadığı hayata isyan edip kendini yakmasıyla ya da İran ve Şili’de olduğu gibi zamlara duyulan tepkiyle de olabilir.

Tüm Sorunların Çözüm Yolu Devrimden Geçiyor!

Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Tam da 1917 Ekim Devriminin yıldönümünde, dünyanın birçok köşesinde işçi ve emekçi kitlelerin ardı ardına isyanları patlak veriyor. İsyan ateşiyle alevlenen dünya meydanları, adeta Ekim Devrimine selam duruyor. 30 yıl önce tam da bu günlerde dünya burjuvazisi, Berlin Duvarının yıkılmasını sosyalizmin yenilgisiyle özdeşleştirmiş ve kapitalizmin zaferini ilan etmişti. Bu yüzden de egemenler her yıl kutluyorlar duvarın yıkılışını. Fakat söylemlerine egemen olan, gelip yüzlerine yerleşen o eski mağrurluk artık yok.

Korporatist Sendikacılık İşçi Hareketini Felçleştiriyor

Siyasal iktidar, yasaları değiştirme veya grevleri erteleme ama aynı zamanda sendikaları denetimine alma yoluyla işçi hareketine ağır bir darbe vurmuştur. Her totaliter rejim gibi, Erdoğan rejiminin hedefi de sendikaları tümden sınıf mücadelesinin araçları olmaktan çıkartmak, onları herhangi bir meslek örgütüne dönüştürerek devletin uzantısı haline getirmek ve işçi hareketini bu şekilde kontrol altında tutmaktır.

G20 Zirvesi: Şov Bitti, Sorunlar Baki

Trump’ın şovu, kuşkusuz kişiliğinin yanı sıra, onun stratejik ve taktik hamlelerinin bir parçasıdır. Sonuçta karşımızda aptal değil, tekelci burjuvazinin en acımasız taktiklerini uygulayan bir kapitalist vardır. Onun ne yapacağının kestirilemeyeceği imajı, aslında bilinçli olarak yaratılmıştır. Böylece rakipleri karşısında bunu bir üstünlüğe dönüştürebilmektedir.

İşsizlik ve Kapitalizmin Yıkım Tablosu

ILO’nun Dünya İstihdamının Toplumsal Görünümü raporuna göre, dünya ölçeğinde her beş gençten biri ne çalışıyor ne de okuyor. Kapitalist sömürü düzeni milyonlarca insanı işsizliğe ve böylece toplumsal üretimin dışına, boşluğa ve amaçsızlığa itiyor. İşsizlik, insanın en önemli toplumsal dayanak ve tutunma noktasını yok ediyor. Yoksulluk, gelecek belirsizliği, yalnızlaşma ve değersizleşme hissi derin psikolojik sorunlara yol açıyor, intiharları tetikliyor.

Burjuva Zirvelerde Fırtına Korkusu

11-17 Şubat arasında değişik ülkelerde burjuva liderlerin, kapitalist sistemin uluslararası kurum temsilcilerinin ve hükümet görevlilerinin katıldığı birçok konferans yapıldı. Tüm bu konferanslara, kapitalist düzenin karşı karşıya geldiği büyük açmazlar ve buradan doğan krizler damgasını bastı. Uzun bir süredir uluslararası burjuva siyaseti belirleyen, kapitalizmin tarihsel krizi ve Üçüncü Dünya Savaşıdır.

Ticaret Savaşında Son Durum

ABD ile Çin arasında süren ticaret savaşına üç aylık süre boyunca ara verilmesi kararı alındı. 30 Kasımda Arjantin’de düzenlenen G20 zirvesinde görüşen ABD Başkanı Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi’nin vardığı bu “ateşkes” gereğince, her iki taraf karşılıklı olarak yeni ek gümrük vergisi getirmeyecek.

ABD’de Ara Dönem Seçim Sonuçlarının Gösterdikleri

Gün geçtikçe Amerika’da sınıf çelişkileri keskinleşiyor; işçi kitlelerinin ve öğrenci gençliğin tepkisi artıyor. Amerikan egemen sınıfının tüm karalamalarına ve hafızalardan silme operasyonlarına rağmen, sosyalist fikirler uzun onyılların ardından ilk kez kitlelerin ilgisini çekiyor. Siyahların, göçmenlerin, ezilen cinslerin horlanmasına ve dışlanmasına karşı çıkma, kadınların eşitliğini talep etme biçimlerine de bürünen bu öfkeyi, işçi sınıfının mücadele çizgisine çekerek sınıf temelli bir eksene oturtmak ve sınıf kitlelerinin birliğini sağlamak son derece önemlidir.

İnsanlığı Yalnızca Sosyalizm Kurtarabilir

Ne oldu da Fukuyama, gelir ve servet eşitsizliğindeki dağılımı giderecek bir programın gerekli olduğu düşüncesine vardı. Fukuyama’nın asıl derdi kapitalist düzenin selametidir. Kapitalizmin bugünkü umumi manzarası, onun ve birçok burjuva ideologunun neden telaşlandıklarını gözler önüne seriyor.

Kapitalizmin Tarihsel Çıkmazında Ticaret Savaşları /2

Ulus-devlet ve dünya pazarı çelişkili bir bütündür. Gelinen aşama itibariyle küreselleşme geri döndürülemez bir olgudur. Ancak sermaye her adımında çelişkileri büyütür ve kendi engelini kendisi yaratır. Sermayenin hareket tarzı dünya ekonomisinin uluslararası bütünleşmesini ve iç kaynaşmasını üst düzeylere çıkartırken, aynı zamanda kapitalist krizin etkisini de küreselleştirir ve alabildiğine yıkıcı boyutlara taşır.

Kapitalizmin Tarihsel Çıkmazında Ticaret Savaşları

Eğer küresel bütünlük kazanmış dünya ekonomisinin girift ilişkileri üzerinde bir ticaret savaşı cereyan ederse, bunun dünya pazarına etkisi, geçmişteki örnekleriyle karşılaştırılamayacak ölçüde yıkıcı olacaktır. Hiç kuşku yok ki ticaret savaşı, hem emperyalist savaşın yeni boyutlar kazanmasının hem de hegemonya krizinin çarpıcı bir ifadesidir.

Tarihten Hatırlamak: Hitler Faşizminin Kurumsallaşma Süreci

Geçmişte gerek Mussolini İtalyası’nda gerekse Hitler Almanyası’nda meclislerin kapısına kilit vurulmamıştı. Fakat faşist rejimin yöneticileriyle doldurulan bu meclislerin hiçbir işlevi kalmamıştı. Hitler, başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz tertiplediği olaylarla olağan parlamenter süreçleri işlemez hale getirmiş ve topluma korku atmosferini egemen kılarak seçimlerden galip çıkmıştı. İktidara yerleşen faşizm, başvurduğu plebisitlerle güya gücünü halktan aldığını göstermekten de geri durmamıştı.

Ortadoğu’da Savaş Kızışıyor

Amerika ile Rusya arasındaki çelişki ve açmazlar, uluslararası alandaki sıkışıklığını emperyalist güçler arasındaki çatlaklardan yararlanarak aşmaya çalışan Türkiye’nin önüne fırsatlar sermiştir. Uzun bir zamandır Suriye’deki Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen Türkiye, bu iki emperyalist güç arasındaki çelişkiden yararlanarak Afrin’e bir harekât başlatmıştır. Milliyetçiliği kışkırtan, barışı savunanları vatan haini ilan eden ve toplumsal muhalefeti sindirmeye girişen egemenlerin maceracı girişimi, yalnızca Suriye’deki savaşı daha da girift hale getirmekle kalmaz, bununla birlikte, Türkiye’yi sonu belirsiz olayların içine çekerek halkları büyük acılarla karşı karşıya bırakır.

İşçi Sınıfının Devrimci Rolünün Karartılması

Güncel deneyimler de gösteriyor ki sınıf eksenli bir siyaset izlenmeden, patlak veren toplumsal mücadelelerin kapitalizmin temellerine yönlendirilmesi mümkün değildir. Sınıf eksenli bir mücadele olmadıkça, işçi sınıfının ve toplumun harekete geçen çeşitli kesimleri kendi alt-kimliklerine hapsolacak, kendi içlerine kapanacak ve başlayan mücadele kaçınılmaz olarak sönüp gidecektir. İşçi sınıfı hem kapitalizmi yıkabilecek tek devrimci güçtür hem de birleştirici bir güç! Sınıf kimliği tek ve yegâne birleştirici kimliktir! Dolayısıyla, yalnızca sınıf eksenli bir siyaset toplumun çeşitli kesimlerinin mücadelesini kapitalizme karşı yönlendirebilir. Tüm bu olgular, kapitalizmin tarihsel krizine devrimci bir çözümle yanıt verebilecek ve insanlığı bu belâdan kurtarabilecek potansiyele yalnızca işçi sınıfının sahip olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır.

Ekim Devrimi, Sanat ve Etkileri /II

Ekim Devrimi her alanda köklü değişiklikler yarattı ve geride muazzam bir deneyim bıraktı. Asıl tutulması gereken halka da burasıdır. Ekim Devrimi, kapitalizm altında nesnel bir imkâna kavuşan sınıfsız toplum için verilen mücadelenin en görkemlisi ve muzaffer olanıdır. Kapitalizm tarihsel bir krizle boğuşuyor ve insanlığı her alanda çürütüyor. “Üretici güçler gelişip sınıfsız bir toplumun zeminini döşerken, burjuvazi hem üretici güçlerin sınırsız gelişmesini engellemekte hem de bu üretici güçler üzerinde yeni bir toplum kurulmaması için gerici bir mücadele yürütmektedir. Bu gerilim bir taraftan kriz ve savaş, öte taraftan ise toplumsal çürüme olarak kendini açığa vurur.

Ekim Devrimi, Sanat ve Etkileri

Devrim patladığında, bir tarafta 150 milyonluk köylü dünyası, Rusya bozkırlarında ve Orta Asya düzlüklerinde 500 yıl öncesinin ilişkileri, alışkanlıkları ve düşünce biçimleri, öte tarafta büyük kentlerdeki modern kapitalist ilişkiler, devasa fabrikalarda toplanmış modern işçi sınıfı vardı. Şurası kesin ki, Ekim Devriminin etkisiyle karşılaştırılacak olursa, Rusya gibi geri bir ülkede kitleleri geçmişin alışkanlıklarından kopartmak, kültürel dönüşüm yaratmak ve yaratıcı bir gelişmenin önünü açmak o kadar kısa bir sürede asla kapitalizmin harcı olamazdı.

Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız

Elif Çağlı’nın Eylül Günlüğü

11 yıl önce kaleme alınmış bu yazı, Elif Çağlı'nın Eylül Günlüğü adlı şiir kitabını okuyucuya tanıtıyor ve 12 Eylül askeri faşizminin karanlığında direncini ve umudunu yitirmeyenlerin sonunda nasıl bu karanlığı yırttığına odaklanıyordu. Bugün de sivil kökenli bir karanlık dönemden geçiliyor. Ve bugün de direnç çiçeklerini büyütmek, bu karanlığa karşı mücadelede tarihsel iyimserliği yitirmemek büyük önem taşıyor. Bu nedenle sözkonusu yazıyı okuyucularımızın ilgisine tekrar sunuyoruz.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.