Navigation

Utku Kızılok

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /3

Önümüzdeki dönemde İslamcı akım ve tarikatların kapitalist tepesiyle yoksul tabanının ayrışması daha fazla hızlanacaktır. Nitekim sosyalist fikirlerin geçmişe göre İslamcı kimi kesimler içinde daha fazla itibar görmesi, sosyalizme referans veren yazarların İslamcı burjuvaları yerden yere vurarak eleştirmesi ve sükûtu hayale uğrayan yoksul tabanın bir bölümünün bu eleştirilere dikkat kesilmesi bunun bir göstergesidir. Önümüzdeki süreçte İslamcı solcu söylemlerin siyasal arenada daha fazla öne çıkacağı kuvvetle muhtemeldir. Nitekim geniş kitlelerin AKP dışında bir arayış içerisine gireceğini gören Has Parti, doğacak boşluğu doldurmak istemekte ve bu nedenle de sosyal demokrat bir söylemle ortaya çıkmaktadır.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /2

28 Şubat süreci İslamcı kesimler içinde yaşanmakta olan dönüşümün dışa vurmasında önemli bir rol oynayacaktı. Bu kesimden birçok yazar daha liberal görüşler savunmaya başladı. İslamcı kesimler 28 Şubat darbesini yedikten sonra gözle görülür bir şekilde insan haklarına ve demokrasiye vurgu yapma ihtiyacı duyuyorlardı. İslami akımların ana gövdesi artık eskisi gibi Batı karşıtı bir tutum içinde değildi ve hatta RP’nin yerine kurulan Fazilet Partisi’nin (FP) Genel Başkanı Recai Kutan, ilk yurt dışı gezisini ABD’ye yaparken, şeriat düzenine karşı olduklarını söylüyordu. FP, demokratikleşme ve sivilleşmeyi öne çıkartırken, beri taraftan da Özal’ın misyonunu da üstlendiğini dile getirmekteydi. Ancak tüm bunlar Milli Görüş hareketini bir arada tutamadı. Artık Milli Görüş hareketi misyonunu tamamlamış gözüküyordu.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci

Siyasal İslamcı hareket içinde yaşanan değişim ve ayrışma giderek derinleşiyor. Bir zamanlar “adil düzen”den, “mülkün Allaha ait olduğu”ndan, “eşitlik” için şeriattan dem vuran tarikatlar ve tarikat mensupları artık milyar dolarlara hükmediyorlar. İslamcı akımların bağrından doğup gelişen burjuva kesimler özellikle AKP iktidarı döneminde muazzam bir sıçrama yaşadılar, yaşıyorlar. Neredeyse her tarikat kendi sermaye çevresini yaratmış bulunuyor. Dolayısıyla birçok tarikat artık belirli sermaye gruplarını temsil eden bir burjuva harekete dönüşmüştür.

Gizli Diplomasi ve Wikileaks’in İfşa Ettikleri

Yeryüzünde burjuva devletler olduğu müddetçe gizli diplomasi de varlığını sürdürecektir. Diplomasi, uluslararası ilişkilerin yürütülmesi ve bunun için getirilen resmi kurallar, düzenlemeler veya teamüllerdir. Bu ilişkilerde aslında açıklıktan ziyade gizlilik esastır. En hassas ve önemli konular, kapalı kapılar ardında, yani gizli diplomasiyle ele alınır. Dolayısıyla diplomasi burjuvazinin pis işlerini perdeleyen süslü bir vitrindir.

Halka Dayanan Jakobenizm, Tepeden İnmeci Kemalizm

İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kısacası geniş halk kitlelerinin desteğine dayanan, hatta bu halk kitlelerinin ileri itmesinin bir sonucu olarak daha da radikalleşen bir burjuva devrimciliği ile halktan ölesiye korkan, onu küçümseyen ve sürecin dışına iten ve cebir yoluyla baskılayan tepeden inmeci sınırlı bir burjuva devrimciliği aynı olabilir mi? Birincisi Jakobenizm, ikincisi ise Türkiye’deki özgün formuyla Kemalizmdir.

Hukukun Üstünlüğü Yalanı!

Soyut “eşitlik”, “özgürlük” ve “hukukun üstünlüğü” yalanlarına işçi sınıfı kitlelerinin karnı tok olmalıdır. İşçi sınıfı bu soyut genellemelere kanmamalıdır. İşçi sınıfı açısından ölçüt, bu soyut genellemelerin anayasada yer alması değil, hak ve özgürlüklerin pratikte ne kadar geniş olduğudur. Hak ve özgürlükler soyut değil somuttur. İşçi sınıfının önüne konan siyasal ve sendikal yasaklar kaldırılmalı, sınırsız grev, toplanma ve basın özgürlüğü sağlanmalı, Kürt halkının demokratik talepleri karşılanmalı, devrimcilerin, Kürt tutsakların ve on binlerce emekçinin hapishanelerde tutulmasına son verilmelidir. Ancak işçi sınıfı bu talepler uğruna mücadele vermediği müddetçe burjuvazi soyut genellemeleri tekrarlayıp duracak, “hukukun üstünlüğü”nden dem vurmaya devam edecektir.

Sosyalizm Postuna Bürünmüş Kemalizm

Herkes kendi yoluna! Ayrışma ve netleşme her alanda yaşanmalıdır. Kendine sosyalist diyen, ama gerçekte sol Kemalist olanlar, siyasal arenada yaşanan kavganın da basıncıyla her geçen gün daha fazla gerçek renklerine doğru bir dönüşüm geçiriyorlar. O halde bundan sonra hak ettikleri gibi adlandırılmalı, sol Kemalizm sosyalist hareketin dışına itilmelidir. Sosyalist hareketin bu temelde bir dönüşüme uğraması ve enternasyonalist komünizmin belirleyici hale gelmesi için, bir taraftan ideolojik savaşım sürdürülmeli, ama öte taraftan da işçi sınıfı içinde kök salma çabası derinleştirilmelidir.

Arabesk, Kemalist Seçkincilik ve Sol

Komünistler, seçkinci aydınların aksine, kitlelerin kültürsüzlüğü ve cahilliğiyle uğraşarak bu durumlarını onların başına kakmazlar. Eğer kitleler kültürsüz ve cahilse bunun sorumlusu kapitalist sömürü sistemidir. Komünistler işçi kitlelerini bulundukları noktadan ileriye çekecek bir mücadele perspektifini savunur ve bunun gereğini yaparlar. Şunu da bilirler ki, köklü bir toplumsal değişim olmadan, sınıfsız toplumun önünü açacak bir proleter devrim yaşanmadan ve gerekli nesnel koşullar sağlanmadan, kitlelerin köklü bir kültürel değişim geçirmeleri olanaksızdır.

Kürt Sorunu Çözülmüyor, İki Halkın Emekçileri Ölmeye Devam Ediyor

Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve süren haksız savaş Türk ve Kürt emekçi gençlerinin canını almaya devam ediyor. Son iki ayda onlarca asker ve gerilla yaşamını kaybetti. Hakkâri’de 11 askerin aynı gün yaşamını kaybetmesiyle düzen cephesi savaş naraları atmaya başladı. Özellikle de faşist MHP ve geniş bir statükocu koro, hava operasyonlarıyla yetinilmemesi, ordunun Kuzey Irak’a sürülmesi, yeniden olağanüstü hal ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek savaş tamtamları çalıyorlar.

Genç Nüfusta İşsizlik Artıyor, Burjuvazi Korkuyor!

Nisanın ortalarında G20 ülkelerinin çalışma bakanları Washington’da bir toplantı yaptılar ve işsizlik meselesini tartıştılar. Toplantıda, işsiz kitleler içinde genç nüfusun artış göstermesine dikkat çekilmiş. 15-24 yaş arası genç nüfustaki işsizlik oranları, 25 yaş üstü nüfustaki işsizlik oranlarının bir hayli üzerine çıkmış bulunuyor. Bu yükseliş, kapitalizmin sözcülerini küresel düzeyde konuyu ele almaya ve tartışmaya itiyor. Zira ileri kapitalist ülkeler dâhil tüm dünyada işsizliğin hızla yükselmesi ve genç işsiz nüfusun artması, sistemin sahiplerini ve sözcülerini kaygıya ve korkuya itiyor.

Kürt Sorununda Çözümsüzlük Toplumu Zehirliyor

Türk emekçi kitlelerinin Kürt halkının ezilmesinden hiçbir çıkarı yoktur. Bunun yanı sıra, bu yakıcı sorunun Kürt halkının talepleri doğrultusunda çözülmesi halinde, bugün sınıfsal çelişkileri geriye iten, bunu görmeyen ve esas çelişki olarak ulusal ezilmişliği öne çıkartan Kürt işçiler, kendi sınıf sorunlarına sahip çıkacaklardır. Türk ve Kürt işçiler arasındaki önyargıların ortadan kalkmasıyla iki halkın işçilerinin sınıfsal birliğine giden yolun önü açılacaktır. Böylelikle iki halkın işçi sınıfları güçlerini kapitalizme karşı birleştirebileceklerdir.

Statükocu Cephenin Sivil Faşizm Demagojisi

Statükocu-devletçi Kemalist burjuva kesimler, yürüyen iktidar kavgasında geniş kitleleri yanlarına çekmek için bir dizi yeni ideolojik argümanlar geliştirmeye çalışıyorlar. “Sivil faşizm” ya da “İslamofaşizm” gibi kavramların siyaset sahnesinde arz-ı endam etmeye başlaması, statükocu-devletçi Kemalist cenahın yeni ideolojik argüman ihtiyacının bir tezahürüdür.

Tekel Direnişi ve Bağımsız Sınıf Çizgisinin Önemi

Tekel benzeri direnişlerin, işçi hareketinde yaratacağı etkinin kalıcı olması ve daha canlanma aşamasında işçi hareketinin boğulmaması için mutlaka bağımsız sınıf hattına çekilmesi gerekmektedir. İşçi hareketinin bağımsız sınıf çizgisine çekilmesi ve mücadeleye girdikten sonra, sınıf bilinçli işçiler olma yolunda ilerleyen Tekel işçilerinin değişiminin kalıcı olması için, sınıf devrimcilerine büyük bir sorumluluk düşmektedir.

İran Devrimi, Burjuva İç Kapışma ve Dersler

İran’da siyasal ve toplumsal hoşnutsuzluk devam ediyor. Kitlelerin biriken öfkesi her vesileyle kendini dışa vuruyor. Mevcut yönetime muhalif olan ve geçtiğimiz Aralık ayında ölen Ayetullah Ali Montazeri’nin cenaze töreninin ve hemen sonrasına rastlayan Aşura anmasının on binlerce kişinin katıldığı bir gösteriye dönüşmesi bu hoşnutsuzluğun bir ifadesidir. Molla rejimi daha önceki gösterilerde olduğu gibi, bu sefer de kitleleri bastırmaya girişti, birçok insan ölürken, onlarcası tutuklandı ve bir o kadarı da yaralandı. Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde de bu tip kitle gösterileri yaşanmaya devam edecek. Zira egemen sınıf içindeki kavga sürüyor ve on yıllardır kitlelere zulüm uygulayan koyu molla diktatörlüğü yerli yerinde duruyor. Molla rejiminin çelişkilerinin ne yönde çözüleceğini esas belirleyecek olan işçi sınıfı ise henüz örgütlü gücüyle ve sınıf kimliğiyle bu hareketin içine girmiş değildir.

Çürüyen Kapitalizmin Kara Ütopyaları

Burjuvazinin ideolojik çıkışsızlığı ve sermayenin doymayan kâr hırsı (2012 filminin hâsılatının 1 milyar dolara yaklaştığı göz önüne alınırsa ne denmek istendiği daha iyi kavranacaktır) toplumu çürütüyor, insanın binlerce yıllık toplumsal mücadelesinin ürünü olan değerleri tersine çevirmeye çalışıyor. Yani burjuvazinin karanlık ütopyalarda çizdiği tufan manzarası hiçbir şekilde olasılık dışı değildir; tersine, eğer sömürü düzeni alaşağı edilemezse kapitalizmin dinamikleri insanlığı tam bir yıkıma götürecektir. Ancak tüm olguları sergileyen ve olasılıklara işaret eden Marksizm, hiçbir şekilde tarihsel iyimserliği de elden bırakmaz.

Türkiye’nin Alt-Emperyalist Açılımları

Bugün dünyayı saran kriz ve başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok bölgesine sıçrayan emperyalist savaş alevleri, kapitalist düzende kalıcı barış ve huzurun neden bir aldatmaca olduğu gerçeğini de gözler önüne sermektedir. Ama dünyaya gerçekten de barış ve huzur getirmek, ezilen uluslara özgürlük tanıyarak halkların kardeşliğini sağlamak, tüm ülke sınırlarını ortadan kaldırmak ve sınıfsız sosyalist bir medeniyete giden sürecin önünü açmak olanak dâhilindedir. Bunu da ancak işçi sınıfı ve onun devrimci iktidarı başarabilir. Bölge işçi sınıfının enternasyonalist birliğini sağlamak ise, bu hedefte önemli bir mesafe kaydetmek anlamına geliyor.

Kemalizm Çözülürken Sol Neden Figan Ediyor?

Düzenin egemenleri, on yıllardır, “etrafı düşmanlarla çevrili, dış mihraklar tarafından parçalanmak, yer altı ve yer üstü kaynaklarına el konulmak istenen cennet vatanımız Türkiye” masalıyla emekçi kitlelerin bilincine korku düşürmeye, onu tutsak almaya çalıştılar ve halen de çalışıyorlar. Bu korkunun üretilmesinde 85 yıldır devletin resmi ideolojisi olan Kemalizmin özel bir rolü vardır. Unutmayalım ki, Kürt halkına karşı yürütülen haksız savaşın topluma kabul ettirilmesi de bu korku zemini sayesinde mümkün olmuştur ve olabilmektedir.

Kürt Sorunu: İnkârcılıkta Yeni Arayışlar

Son birkaç senedir Kürt sorununun sözümona çözülmesini içeren bir plandan söz edilmekte, Kürt kitlelere umutlar pompalanmakta, fakat çok geçmeden bunlar fos çıkmaktadır. Zira diğer temel siyasi konularda olduğu gibi, TC’nin Kürt sorunu konusundaki siyasetini belirleyen yüksek askeri bürokrasidir ve onun da geleneksel yaklaşımı şudur: “Kürt sorunu yoktur!” Rejim üzerindeki askeri vesayetin kalkmasını ve Avrupai bir parlamenter işleyişin egemen olmasını isteyen burjuva kesimler ve onların liberal yazar-çizer taifesi ise, meseleyi kültürel kırıntılar verilmesine indirgemektedirler.

Darbe Günlükleri ve İktidar Kavgasının Seyri

Yaşanan burjuva iktidar kavgası gerek sosyalist harekette gerekse işçi hareketinde yansımalarını bulmuştur. Bürokrasi eliyle sendikalar ve işçilerden kesilen paralarla oluşturulan devasa fonlar darbeci güçlerin emrine koşulmuştur. Türk Metal’in faşist lideri Mustafa Özbek darbeci güçlerin etkin bir parçası olurken, bazı sendika bürokratları ise, siyasal ortamı darbecilerin işine gelecek şekilde germeye çalışmışlardır. Bu tür sendika bürokratları işçi hareketini burjuva kamp içi iktidar kavgasına alet etmeye çalışmaktadırlar. İşçi sınıfı örgütlerinin ve işçi hareketinin burjuva iktidar kavgasına alet edilmesi asla kabul edilemez. İşçi sınıfı örgütlü bir güç haline geldikçe ve bağımsız sınıf çizgisini hâkim kıldıkça, burjuva devletin tüm pisliğini açığa çıkartıp sorumlulardan hesap soracaktır. İşte o zaman burjuva düzenden hesap sorma gibi bir dertleri olmayan sağlı-sollu tüm burjuva partilerin de, onların dümen suyundan giden sendika bürokratlarının da maskelerini indirecektir.

Ekim Devrimine Giden Süreçte İşçi Denetimi Deneyimi

Rusya işçi sınıfının tarihe kazıdığı muzaffer devrim deneyimi, bir kez işçi denetimine girişen kitlelerin bu sınırlarda kalamayacağını ve iktidarı almaya yürümek zorunda olduğunu gözler önüne sermektedir. Ama bu devrimin ispat ettiği bir şey daha var: “İşçi denetimi”nin sağlanması ve onun siyasal iktidarın fethine ilerletilmesi zorunluluğu kendiliğinden gerçekleşmemektedir. İşçi kitlelerinin ve toplumun yoksul kesimlerinin önderliğini kazanacak ve onları doğru taktiklerle ve doğru zamanda iktidarın ele geçirilmesi için yönlendirecek Bolşevik tipte bir partiye de ihtiyaç vardır. Rusya işçi sınıfının devrim deneyimi bugün de bizlere ışık tutmaya ve ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.