Navigation

Utku Kızılok

Eğitim Şûrası Kararları: AKP’nin Kendi Suretinde Bir Toplum Hayali

Hızla otoriterleşen AKP açısından din, toplumu kendi ideolojik tasavvuru temelinde dönüştürmesi ve dinsel bir içerikle doldurduğu emperyalist ideolojiyle arkasına takması noktasında çok işlevsel bir araçtır. Uzun bir süredir Erdoğan’ın dillendirdiği “dindar nesil” bizzat devlet zorbalığıyla tepeden topluma dayatılarak hayata geçirilmektir. Şu hususun altını önemle çizmek gerekiyor: AKP’nin “dindar nesil”den muradı, pratikte geniş işçi-emekçi çocuklarının itaatkâr ve rızacı nesiller haline getirilmesi demektir.

Egemenlerin İhtişamlı Sarayları Ne Anlatır?

Sermayenin emperyalist hevesleri ve Erdoğan’ın Bonapartist tutkuları toplumu bir maceraya sürüklemektedir. Bu tehlikenin geniş kitlelerin bilincine çıkması için öncelikle uygun yol ve yöntemlerle Erdoğan’ın emekçi kitleler nezdinde yarattığı yanılsamayı kırmak gereklidir. Burjuvazinin tüm kesimlerinin karşısına işçi sınıfının bağımsız çıkarları konmalı ve kitlelerin tepkisi kapitalist sömürü düzenine yönlendirilmelidir.

AKP ve İttihat Terakki’nin Ortak Hevesleri

Şimdilerde ise AKP’de ifadesini bulan İslamcı/muhafazakâr sermaye kesimleri, kendi efsaneleri doğrultusunda, Osmanlı’nın sembollerini güncelleştirmeye çalışıyorlar. “Yeni ve büyük Türkiye” vurgusunun anlamını da burada aramak gerekir. Nitekim AKP ve Erdoğan, bu temelde kendi sembollerini de oluşturmaktadır.

Berlin Duvarı’nın Yıkılmasından Kapitalizmin Tarihsel Krizine

Berlin Duvarı’nın yıkılışı 25. yılında burjuva cenahta çeşitli kutlamalara konu oluyor. Burjuvazi bu kutlamaları, sosyalizm fikrine yönelik bir ideolojik saldırı aracı olarak kullanıyor. Sosyalist solda ise yıkılan bürokratik diktatörlüklerin sosyalizm olduğu yolundaki yanılsamalar ve çarpık anlayışlar devam ediyor. Duvar’ın yıkılışının 20. yılında kaleme aldığımız devrimci Marksist değerlendirmeyi tekrar yayınlıyoruz.

İstihbarat Savaşları ve “Dost Ülke” Yalanı

Kapitalist krizin derinleştiği ve emperyalist savaşın yaygınlaştığı günümüz istikrarsızlık koşullarında, burjuva devletler düzenin bekası için her yönden baskı araçlarını geliştiriyorlar. Anti-demokratik yasaların devreye sokulması, toplumun gözetlenmesi, devletin elinde tuttuğu şiddet araçlarının kuvvetlendirilmesi gibi polis devleti uygulamaları uzun süredir yürürlüktedir.

Ortadoğu Savaşı

2003’te ABD emperyalizminin savaş makineleri Irak’ı yerle bir ederken, dönemin ABD başkanı Bush sonsuz bir savaş başlattıklarını açıklamıştı. Söz konusu ifade gelişigüzel bir şekilde telaffuz edilmiş değildi. Pek çok ABD sözcüsü benzeri ifadeler kullanmaktaydı ve onlar, fitilini ateşledikleri emperyalist savaşın bugünden yarına bitmeyeceğini ve değişik biçimler alarak on yıllarca sürebileceğini anlatmak istemekteydiler. Bizler Marksist Tutum sayfalarında kapitalizmin içine yuvarlandığı tarihsel krizi ve açmazı derinlemesine analiz etmiş, Balkanlar’da başlayan ve çeşitli biçimler altında devam eden, Afganistan ve Irak’la birlikte yeni bir aşamaya yükselen emperyalist savaşın tahripkâr sonuçlarını ve siyasal dengeleri nasıl değiştireceğini öngörmüştük. Pazar, yatırım ve enerji kaynaklarının yeniden paylaşılması ve emperyalist-kapitalist sistemin hegemonik gücünün yeniden tayin ve tesis edilmesi amacıyla başlatılan savaş, bugün esas itibariyle Ortadoğu’da yoğunlaşmış ve alabildiğine karmaşık bir Ortadoğu savaşına dönüşmüştür.

Savaş, Suriyeli Göçmenler ve Milliyetçilik

Mart 2011’de Suriye’de başlayan halk protestoları, yerini bir süre sonra iç savaşa bıraktığında, Başbakan Erdoğan, Esad rejiminin kısa zamanda çökeceğini ve kısa zamanda Şam’daki Emevi Camii’nde namaz kılacaklarını açıklamıştı. Bu heyecanlı ifadenin anlamı açıktı: Kardeşlikten çıkarılıp kalleş ilan edilen Esad’ın kısa sürede alt edilmesiyle Türk emperyalizmi Ortadoğu’daki rüştünü ispat edecek ve Osmanlı hayalleriyle dolu AKP adeta fetih duygusu tadacaktı.

Cangıla Dönüşen Kapitalist Kent İnsanlığı Boğuyor

İnsanın uygarlaşmasının sembolü olan kent, kapitalist sistemde tam anlamıyla bir cangıla dönüşerek insanlığı boğuyor. Çoğunlukla dikey bir şekilde büyüyen, yeşil alanların saksıda çiçek gibi kaldığı, karmaşanın hüküm sürdüğü beton bloklu labirentlerde milyarlarca insan ömür tüketmekte.

Libya’da Kaos Derinleşiyor

Yaklaşık üç yıl önce emperyalist saldırının hedefi olan Libya’da, kelimenin tam anlamıyla bir keşmekeş hüküm sürüyor. Kaddafi’nin devrilmesiyle ülkeye “özgürlük ve demokrasi” getireceklerini iddia eden emperyalistler ve yerli burjuva güçler, elbirliğiyle, parçalanmış ve iç savaşın süreğen hale geldiği bir Libya yarattılar. Demokratik hak ve özgürlüklerini talep ettiği zaman Kaddafi’nin hışmına uğrayan ve üstüne kurşunlar yağan Libya halkı, bugün de emperyalist-kapitalist güçlerin yarattığı durumun bedelini ödüyor.

Özerklik Tartışmaları ve Şovenizm

Sorunun kaynağında Kürt halkının yok sayılması, ezilmesi ve demokratik haklarının tanınmaması yatmaktadır. Günümüzde, birden çok milliyeti barındıran ülkelerin çok büyük bir bölümünde, federasyona ya da özerkliğe dayalı bir sistem uygulanmaktadır. TKP gibilerinin tezi doğru olsaydı, başta federasyonla yönetilen ABD olmak üzere, özerklik ya da federasyon sisteminin olduğu ülkelerin paramparça olması gerekirdi. Lakin gerçekler şovenistleri çürütüyor. Elbette biz devrimci Marksistler TKP gibi sol Kemalistlerin penceresinden değil, işçi sınıfının uluslararası çıkarları temelinde bakıyoruz meseleye.

Medya ve Demokrasi

Gerçek bir basın özgürlüğü ile demokrasi arasında dolaysız bir bağ vardır. Basının özgür olmadığı bir düzende demokrasiden söz edilemez. Aslında burjuva düzene baktığımızda bu gerçeği tüm çıplaklığıyla görebiliriz. Öncelikle en demokratik burjuva toplumda bile ifade özgürlüğünün oldukça sınırlı olduğunu belirtmek lazım. Hem devlet aygıtını hem de basın ve medya araçlarının tekelini elinde tutan burjuvazi, bu sınırlı ifade özgürlüğünü dahi daraltmakta ve işçi-emekçi kitlelerin sesini boğmaktadır. Medya araçları üzerinde tekel kuran burjuvazi, bu araçlar dolayımıyla kapitalist kültürü yeniden üreterek geniş kitlelere empoze eder, toplumu genel ve özel çıkarları temelinde belirler ve yönlendirir. Ne var ki kitleleri aldatmaya çalışan burjuvazi, “basın halkın gözü kulağı ve sesidir” ifadesini kullanmayı da ihmal etmez. Lakin burjuva medya doğal olarak sahibinin sesidir. Dolayısıyla geniş emekçi kitlelerin doğru bilgiye ulaşmasını –ve meselâ sistemin tüm pisliklerinin göz önüne serilmesini– burjuva medyadan beklemek boşunadır.

Suriye Açmazı ve Rojava’da Halk Uyanışı

Ortadoğu işçi sınıfının örgütlenmesi ve birleşerek aynı amaç doğrultusunda ilerleyebilmesi için, başta Kürt ve Filistin halkları olmak üzere ezilen halkların desteklenmesi, demokratik haklarının tanınması amacıyla egemenlere baskı yapılması gerekmektedir. Türkiye başta olmak üzere İran, Irak ve Suriye işçi sınıfı, ezilen Kürt halkının ulusal ve demokratik haklarını desteklemeden Kürt işçileri yanına çekip kardeşleşmeyi sağlayamaz! Ortadoğu’yu kanlı açmazdan kurtaracak işçi devrimiyle oluşturulacak Ortadoğu İşçi Sovyetleri Federasyonu, kapitalist sömürüye son verip barış ve huzur getirmekle kalmayacak, ezilen halkların haklarını da garanti altına alacaktır.

Kapitalizm ve Yolsuzluk

17 Aralıkta başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun etkileri devam ediyor. Hiç kuşku yok ki, bu operasyonun asıl amacı yolsuzlukla mücadele etmek değil, AKP’ye ve Erdoğan’a haddini bildirmekti. Nitekim AKP ile Gülen Cemaati arasında süren iktidar kavgası, operasyon sonrasında alabildiğine sertleşmiş ve yeni boyutlar kazanmıştır. Fakat esas yaşanan şeyin bir iktidar kavgası olması, yolsuzluğun ise bu doğrultuda bir yıpratma unsuru olarak kullanılması, ortada devasa bir yolsuzluk ve rüşvet bataklığı olmadığı anlamına gelmez, gelmemektedir. Tersine, AKP hükümeti gırtlağına kadar yolsuzluk ve rüşvet bataklığına batmıştır.

Sendikal Hareketin Krizi

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen Hava-İş kongresinde THY yönetiminin ekibinin seçilmesi, hemen sonrasında ise Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş’te büyük bir yolsuzluğun patlak vermesi sendikal hareketin vahim durumunu yeniden gündeme getirdi. Uzun bir dönemdir Türkiye’de sendikal hareket krizdedir ve bu kriz hâlâ aşılabilmiş değildir. Sendikalar giderek daha fazla bürokratlaşmış, üst bürokrasi burjuvaziyle ve burjuva hükümetlerle daha fazla iç içe geçmiş, yozlaşma ve yolsuzluk alıp başını gitmiştir. Şaşırtıcı olmayan bu son gelişmeler sendikal krizin giderek derinleştiğinin de bir başka ifadesidir.

Marx, Cumhuriyetçilik ve Kemalist TKP

SİP-TKP’nin önde gelen isimlerinden Kemal Okuyan, burjuva cumhuriyetin 90. yıldönümü kutlamalarının yapıldığı 29 Ekimde, “Marx Cumhuriyetçiydi” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Daha yazının girişinde Okuyan şöyle diyor: “Marx’ın ABD’deki Cumhuriyetçilerin destekçisi olduğunu bilir misiniz? Bush’un partisinin yani…” Marx önce Cumhuriyetçi Parti yanlısı ilan ediliyor, sonra da kaşla göz arasında ABD emperyalizminin azılı temsilcisi Bush gibilerin destekçisi gibi gösteriliyor. Peki bir buçuk asır öncesine ait bir meseleye dair herhangi bir not düşülmeden, bodoslamadan Marx’ın, Cumhuriyetçiliğin ve Bush’un yan yana dizilmesinin amacı nedir?

AKP ve Anadilde Eğitim

AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın günlerce sır gibi sakladığı, büyük bir merak ve beklenti yaratarak açıkladığı sözümona demokratikleşme paketinden, Kürt sorununun çözümü bağlamında dişe dokunur bir şey çıkmadı. Bu paketin en çok ses getiren maddelerinden birini, özel okullarda Kürtçe eğitim hakkının tanınması oluşturuyordu. Kürtlerin temel taleplerinden birini oluşturan anadilde eğitim hakkı, sözde tanınıyormuş gibi görünüyor, ama aslında son derece sınırlı bir alana hapsedilerek gasp edilmeye devam ediliyordu.

Emperyalist Savaşta Suriye Açmazı

Suriye’de süren iç savaş, 21 Ağustosta kimyasal silah kullanılarak gerçekleştirilen saldırıyla birlikte kritik bir noktaya geldi. Şam’ın kenar semtlerinden Guta’da yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu katliamın, tam da Esad’ın muhalif güçlere karşı bariz bir üstünlük kazandığı, uluslararası alanda ise elinin güçlendiği bir döneme denk gelmesi dikkat çekiciydi.

Küçük-Burjuva Sosyalistlerin “Gezi Komünü”

Sosyalist hareketin büyük çoğunluğu, hep bir ağızdan “Gezi” protestolarını anti-kapitalist bir hareket olarak nitelendiriyor. Sınıf mücadelesinin verili koşullarıyla hiçbir şekilde örtüşmeyen ve hayal âleminin ürünü olan bu değerlendirmeyi, daha beter ve daha “uçucu” tahliller ve benzetmeler izliyor. “Gezi”yle birlikte yepyeni bir toplum doğduğunu müjdeleyenler mi istersiniz, devrimin göz kırptığını ve “Gezi”nin eşsiz bir komün olduğunu söyleyenler mi istersiniz, sosyalistlerin gövdesini oluşturduğu parklardaki forumlardan sovyet tipi iktidar organları çıkartmaya çalışanlar mı istersiniz, hızını alamayıp “Gezi” ve Paris Komünü arasında benzerlikler kuranlar mı istersiniz… Düşler “gezi”sinin çıfıt çarşısında yok yok!

Ortadoğu’da Değişen Dengeler, AKP ve Kürt Sorunu

Ortadoğu kazanı fokur fokur kaynıyor. Emperyalist nüfuz mücadelesinin önümüzdeki günlerde Kürt meselesine nasıl etki edeceğini göreceğiz. Lakin AKP’nin gerekli adımları atmaması ve sürecin akamete uğraması, çok daha kanlı bir dönemin başlamasını kaçınılmaz kılacaktır. Şurası çok açık ki, Kürt sorununun çözülmesi doğrultusunda gerekli adımları atmayan bir Türkiye için deniz bitmiştir.

Lenin’i Anlamak /5

Lenin, yalnızca hangi halkanın kavranması gerektiğini bilmenin yetmeyeceğini, aynı zamanda bu halkanın nasıl kavranması gerektiğini ve zincirin nasıl çekileceğini bilmek gerektiğinin de altını çizer. İşte tüm krizlere rağmen Bolşevik Parti’nin işçi sınıfının önderliğini kazanması ve devrimde yol göstermesi bu bütünü kurmayı başarması sayesindedir.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.