Navigation

Yavuz Girgin

Taksim’de Düzen Güçlerinin Faşist Gösterisi

Bugün “Hocalı’nın hesabını sormaya” kalkışan Türk devleti, yarın “Humus’un hesabını sorma” türünden çağrılar yükseltebilir! İşçi sınıfının içerde kitleleri emperyal saldırılara payanda edecek böylesi kitle gösterilerine karşı uyanıklığı elden bırakmaması gerekiyor. Emperyalist kriz ve savaşın büyük kitleleri işsizlik ve belirsiz bir gelecek endişesine sevk ettiği günümüzde, milyonlarca insana faşist güçlerin sunacağı hiçbir insani seçenek olamaz.

“Futbolda Büyük Temizlik” mi?

Yasada yapılan değişiklikle birlikte şimdilik 8 kişinin şike nedeniyle tutuklulukları son buldu. Tahliyelerin başlaması da gösteriyor ki, burjuva hukuku futbolda esaslı bir temizlik yapacak kudrette değildir. Zengin kulüplerle iktidarı elinde bulunduran siyasetçiler arasında yeni ilişkilere girilecek, nihayet seçilen birkaç isim cezalandırılarak yargılama son bulacaktır. Milyar dolarlık getirisi olan futbolun “iyi oynayan kazansın” mantığı ile oynanması kapitalist sistemin kurallarına aykırıdır

Polis Terörü Tırmandırılıyor!

Emperyalist savaş ve ekonomik krizin dünyayı sardığı günümüzde, emperyalist kapitalist güçler kitleleri sopayla zapturapt altına almaya çalışıyorlar. ABD’de “Wall Street’i İşgal Et!” hareketine dönük polis terörü de, İngiltere’de göçmen isyanlarına karşı polis terörü de, Yunanistan’daki grev ve gösteriler sırasında estirilen polis terörü de, Türkiye’de toplumsal muhalefete karşı AKP eliyle girişilen polis terörü de aynı şeyin ifadesidir. Kriz ve savaş sarmalına giren burjuvazi, polis devleti uygulamalarıyla düzenini güvence altına almaya çalışmaktadır. Ancak burjuvazinin bu saldırıları işçi sınıfının ve ezilen Kürt halkının mücadelesini bugüne kadar durduramadı, durduramayacak!

Kürt Halkına Dönük Linç Kampanyası

Burjuva gazeteler kocaman başlıklarla savaş naraları atıyorlar. Savaş düzeni alan medya, masa başında kendinden menkul operasyonlar düzenliyor, asıp kesiyor, mağaraları temizliyor, milliyetçilik kusuyor. Düzen cephesi, halkın tepki göstermesi, meydanlara çıkması ve balkonlara bayrak asması için elinden geleni ardına koymuyor. Ellerine bayraklar verilmiş gençlere kentlerin caddelerinde ölüm kokan sloganlar attırılıyor. Devletin tepesi saldırgan tutumu tırmandırıyor ve “intikam”, “kökünü kazıyacağız” demeçleri veriyor. İzmir gibi güya çağdaş kentlerden “kana kan, intikam” sloganları yükseliyor.

19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi: Gerçekler Gizlenemez!

Emperyalist-kapitalist sistemin küresel kurumları ise her geçen gün daha da göze batan bu tür gerçekleri toplumdan gizlemek için sistematik çalışmalar yapmaktan geri durmuyorlar. Bu türden çalışmalardan biri de Eylül ayında İstanbul’da yapılan bir kongreydi. ILO’nun düzenlediği 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi 11-15 Eylül tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştirildi. Kongreye 100’ün üzerinde ülkeden binlerce kişi katıldı.

Haiti Depremi ve Emperyalist Haydutlar

2010 yılının ilk büyük felâketi Latin Amerika’nın en yoksul ülkesi olan Haiti’de meydana geldi. 12 Ocak günü akşam saatlerinde yaşanan büyük deprem Haiti’yi yerle bir etti. Başkent Port-au-Prince’in 15 km güneybatısında meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremde resmi rakamlara göre 110 bin kişi öldü.

Ergenekon ve “Fırat’ın Doğusu”

Türkiye işçi sınıfı Kürt halkının ulusal, demokratik taleplerini desteklemeli, onun kendi kaderini tayin etme hakkını savunmalıdır. Katliamlar, yargısız infazlar ve “faili meçhul” cinayetler, ancak Kürt halkının ve işçi sınıfının mücadelesiyle aydınlatılabilir, sorumlulardan hesap sorulabilir ve bir daha yaşanmasının önüne geçilebilir. Bunun için de, yasal ve yasadışı egemenlik aygıtlarıyla burjuva sömürü ve zorbalık düzenini tarihin çöplüğüne atmaktan başka çare yok.

Direniş Gecesi ve Siyaset Ayrımı!

Sinter ve Gürsaş işçilerinin Birleşik Metal-İş öncülüğünde düzenlediği “Gün Dayanışmayı ve Mücadeleyi Yükseltme Günüdür” dayanışma gecesi işçilerin birliği ve coşkusu kadar, DSP ve CHP milletvekillerine duyulan tepki ile de akıllarda kaldı. İşten atılmaların, düşük ücretlerin, sendikasızlaştırmaların yoğunlaştığı bir dönemde, gündeme seçimler de gelmiştir. Bu dönemde mücadele eden işçiler burjuva siyasetine ve siyasetçisine karşı her zamankinden daha uyanık olmak zorundadırlar.

Güney Afrika’da Göçmenlere Saldırılar Tırmanıyor

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde apartheid dönemini aratmayan saldırılar yaşanıyor. Güney Afrika’nın Johannesburg ve Cape Town kentlerinde Mayıs ayı boyunca 50’ye yakın siyah göçmen işçi katledildi. Katledenler Güney Afrika’da yıllarca ırkçı apartheid uygulamasına maruz kalan siyah Güney Afrikalılardı. Katlettikleri de yıllarca onlardan yardımlarını esirgememiş yoksul siyah komşularıydı.

Son Gülen İyi Güler

Dünyanın, insanlığın ve uygarlığın içinde bulunduğu durumu anlamak isteyen biri, emperyalist işgal altındaki Irak’a bakmalıdır. Bu­gün Irak, insanlığın hal ve gidişatını en güzel özetleyen yerlerden biridir. Emperyalist haydutların pençesinde kıvranan Irak, insanların can güvenliğinin olmadığı, insanlık onurunun ve emeğin yerlerde süründüğü, her gün onlarca insanın parçalanarak can verdiği bir cehenneme dönüşmüştür. Em­per­yalist efendilerin yarattığı bu kanlı ve kara tabloda tek bir mutlu var: parababaları!

“Şifre Buyurmuş Bir Paşa”

Van’ın Özalp ilçesinde bir kışla. Kışlanın gri renkli nizamiye kapısından tanklar, toplar, silahlı askerler aralıksız girip çıkıyor. Gri kapının üstünde kurşuni harflerle Orgeneral Mustafa Muğlalı Kışlası yazıyor. Caddeden geçen her Kürt bu adı okuduğunda aklına “Şifre buyurmuş bir paşa” geliyor.

Servet Nerede Birikiyor

Özel mülkiyetin ve sınıfların var olduğu bir toplumda eşitlikten veya adil bölüşümden bahsedilemez. Kapitalist toplum rekabet ve işçi sınıfının yarattığı artı-değerin sömürülmesi üzerine kurulmuştur. Kapitalist üretim insanlar arasında eşit bölüşüm ve refah için değil kâr için yapılır. Kapitalizm yıkılmadan insanlığın kurtuluşu imkânsızdır. Kapitalizm var oldukça ülkeler arasında eşitsizlikler de var olacaktır. Zengin ve fakir ülke ayrımı kapitalizme özgü bir ayrımdır. Her ülkedeki esas eşitsizliğin kaynağı sömüren ile sömürülen sınıflar arasındaki eşitsizliktir.

Ceza Kanunları Değil Özgürlük Kanunları Yazacağız

Burjuvazi yaşanan son ekonomik krizden bu yana ekonomide, siyasette ve devlet aygıtında pek çok değişikliği gündeme getiren kanunlar, uygulamalar, mevzuatlar çıkarttı. Yılların statükocu-bürokratik devleti, büyük sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden organize ediliyor. Bu çerçevede İl Özel İdaresi Yasası, Kamu Personeli Yasası, İş Yasası, Sendikalar Yasası, DGM, CİK, CMUK vb. yasalar ve nihayet Anayasaya dek uzanan bir dizi yasa değişiklikleri yapıldı ya da yapılıyor. Bu zincir içinde yer alan bir yasa değişikliği de Haziran ayında gerçekleştirildi: Yeni Türk Ceza Kanunu!

8 Mart ve Zehra Kosova

Sınıfımızın mücadele tarihi zengin mirasa sahip. Kapitalizme karşı verilen mücadelede nice onurlu insan, hayatı pahasına bu mücadeleyi yaşattı, yaşatıyor. Ve bu onurlu insanlar içinde kadın direnişçilerin daima özel bir yeri olacak. Sınıf bilinçli kadın işçiler kokuşmuş düzene karşı mücadeleye giriştiklerinde, korkudan, yılgınlıktan ve umutsuzluktan eser kalmıyor. Ve kadın işçiler mücadeleye katılmaksızın asla kazanamayacağız.

Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkı Engellenemez

Resmi tarihin iddiaları, bir başka deyişle burjuva söylemi, düşüncesi ve ideolojisi, Kürt sorunu konusunda yıllar yılı egemenliğini devam ettirdi. Dönemin Komintern'i ve TKP tavrını Kemalist diktatörlükten yana belirlemişti. '68 kuşağı önderlerinin çoğu Kemalizmin etkisindeydi. 2000'li yıllarda dahi, Kürt sorunu konusunda, kendisini "komünist", "Marksist" vb. sıfatlarla adlandıran parti ve grupların çoğu Kemalist ideolojiden etkilenmekten kurtulamadı ve kurtulamıyorlar.

Çevrenin Katili Kapitalist Sistemdir

İnsana değer vermeyen bir sistem doğaya asla değer vermez. Kapitalist sistemin zenginliğinin tek kaynağı, bu açıdan özel bir anlamı olmayan doğayı bir kenara bırakacak olursak işçi sınıfının sömürüsüdür. Ve işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı verdiği mücadele, doğayla birlikte tüm insanlığın kurtuluşu için biricik çözüm yoludur. İnsanının özgürleşmesi yolunda ilk büyük adımı doğanın bilincine varmasıysa, ikinci büyük adımı sınıf bilincine varmasıdır. Sınıfsal bölünmüşlük ortadan kardırıldığında ilk defa zorunluluk aleminden özgürlük alemine doğru bir adım atılmış olunacak.

Kapitalizm: Kan ve Kâr İmparatorluğu

Toplum, sömürenler ve sömürülenler olarak iki büyük sınıfa bölünmüş olduğu müddetçe egemen, örgütlü ve iktidarı elinde tutan bir avuç burjuva, örgütsüz milyonları ezmekten, katletmekten geri durmayacaktır. Dün Maraş'ta, bugün cezaevlerinde, Kürdistan'da, Irak'ta gerçekleştirilen katliamların özü, tekellerin kârlarını korumak ve arttırmak, iktidarlarını sürdürmek ve milyonlarca insanı sömürmeye devam etmektir. Katliamcı ve sömürücü iktidarlar yıkılmadıkça gelecek dünden farklı olmayacaktır.

Genç İşgücü Sömürüsü: Çıraklık ve Stajyer İşçilik

Sermaye sınıfı kendi çıkarları için işçi sınıfını mesleki dar görüşlülük, işkolu ve ulusallık düzeyinde bölmeye çabalamaktan geri durmaz. İşyerlerinde işçileri kadrolu, mevsimlik, çağrı usulü çalışan veya çırak-stajyer işçi statülerine ayırmak da işçi sınıfını bölmek ve gücünü zayıflatmak amacına hizmet eder. Oysaki, işçi sınıfının çıkarları mesleki, yerel ya da ulusal bölünmüşlükte değildir. Dünya işçilerinin çıkarları ortaktır. Daimi işçilerle çırak ve stajyer işçiler arasındaki bölünmüşlük sermaye sınıfının körüklediği bölünmüşlüktür. İşten atılma, atılanların yerine düşük ücretle çırak ve stajyer işçilerin çalıştırılması, fazla mesailere kalmak, daimi işçilerin karşılaştıkları bir dizi sorundur. Ancak işçi sınıfının gücü örgütlü birlikteliğinden gelir. İster daimi isterse çırak ve stajyer işçi olsun bölünmüşlük ve rekabet, işçi sınıfının hiçbir kesiminin sorunlarının bir tekini dahi çözmez, çıkarlarına hizmet etmez. Daimi işçiler, çırak ve stajyer işçiler, sınıf örgütlerinde ortak politikalar temelinde birleşerek ve emek güçlerini sömüren kapitalist sınıfa karşı ortak mücadele ederek sorunlarını çözeceklerdir.

Sınıf Mücadelesinde İstanbul Sendikalar Birliği

Tarihten ders almasını bilmek gerekir. Rus işçileri en koyu gericilik, baskı ve açlık yıllarında iktidarı aldılar. Bunun için Rus işçilerine gerekli olan sadece Bolşevik Partisinin işçi sınıfının bağımsız çıkarlarını ısrarla savunmasıydı. Tarih bizlere, işçi sınıfına mücadele içinde sınanmış devrimci Marksistler önderlik ettiğinde, onun, değil sendika bürokratlarını, değil gerici Türk sermayesini, dünya sermayesini dahi yerle bir edecek cesareti, kararlılığı, bilinci göstereceğini 15-16 Haziranda, Paris Komününde, Ekim Devriminde defalarca göstermiş oldu.

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.