Navigation

Marksist Tutum

HDP Seçim Bildirgesini Açıkladı

Halkların Demokratik Partisi, 21 Nisanda seçim bildirgesini açıkladı. Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, eş genel başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş “Büyük İnsanlık, Biz’ler Meclise” başlıklı 12 maddeden oluşan bildirgeyi birlikte açıkladı. Bildirgede yer alan maddelerle HDP, toplumun tüm ezilen kesimleri için daha fazla demokrasi, daha çok özgürlük ve daha fazla ekonomik refah vaat etti.

Akdeniz’de Göçmen Katliamı Devam Ediyor

Kapitalizmin en kanlı yüzlerinden biri savaşlarsa, bunun bir parçası da, milyonlarca insanın yerinden yurdundan olması, hayatta kalmak için yine ölümü göze alarak göç yollarına düşmek zorunda kalmasıdır.

Milyonlar Newroz’u Coşkuyla Kutladı

HDP’nin 17-22 Mart arasında çeşitli kent ve ilçelerde örgütlediği Newroz kutlamalarının en görkemlileri 21 Martta Diyarbakır’da ve 22 Martta İstanbul’da yapılan mitingler oldu. Kürt halkının direniş şarkılarının yanı sıra dünya  devrim şarkılarının da eşlik ettiği bu kutlamalarda, Kürt halkı barış ve özgürlük talebini vurgulu bir şekilde dile getirdi.

Berkin Elvan Türkiye’nin Dört Bir Yanında Anıldı

Polisin gaz fişeğiyle katlettiği insanları çocuk bedeninde simgeleştiren Berkin Elvan, ölümünün birinci yıldönümünde pek çok kentte düzenlenen eylemlerle anıldı. Erdoğan’ın o günlerde “kahramanlık destanı yazan” polisi, bugün de kahramanlığını kanıtlamak için işbaşındaydı. İstanbul ve Ankara’da düzenlenen anma ve protesto eylemlerine yine gazla saldıran polis, onlarca kişiyi gözaltına aldı. Polis saldırılarında yaralananlar da oldu.

İşsizlik, Resmi Yalanlar ve Burjuva İkiyüzlülük

Bütünüyle kâra dayanan kapitalist sistem nedeniyle, dünyadaki zenginliğin artışına paralel olarak işsizlik, yoksulluk ve gelir eşitsizliği de kesintisiz artmaya devam etmektedir. Dünyada 805 milyon insan kronik beslenme yetersizliği çekmektedir. 1,2 milyar insan günde 1 doların altında bir gelirle yaşamaya mahkûm kılınmaktadır. İşsiz sayısı 200 milyonu aşmıştır.

HDP ve Hükümet Temsilcilerinden Ortak Açıklama

Basın açıklamasına çözüm süreci açısından bakacak olursak, hükümetin çözüm süreci bağlamında anlamlı adımlar atmaya pek gönüllü olmadığı bu toplantı vesilesiyle bile alenen kendisini göstermiştir. Bu tür basın önü buluşmaların alışıldık görüntüsü olan neşeli yüzlerden eser yoktu. Taraflar ne ortak bir metni deklare etmiş ya da imzalamışlar, ne de biz şu konuda anlaştık demişlerdir. Tuhaf biçimde iki taraf birbirlerine pek temas etmeyen, atıf yapmayan kendi beyanatlarını yapmıştır. Toplantının bir tarafı olan HDP heyeti “çözüm sürecine” ilişkin 10 konu başlığını ve Öcalan’ın PKK’ye silah bırakmayı gündem yapan bir olağanüstü kongre çağrısını duyurmuş, hükümet tarafı da çağrıyı olumlu bulduğunu ifade etmiş ve “silah bırakılırsa demokratik gelişmeler daha hızlı olur” demiştir ve başka da bir şey dememiştir.

Anadolu Yoksullarının “İnce Memed”ini Kaybettik!

Edebiyatın Türkçe söyleyen büyük ustası Yaşar Kemal hayata gözlerini yumdu. 90 yılı aşan ömründe Anadolu’nun yoksul insanları ile hemhal olan, onların acılarını, korkularını, mutluluklarını, cesaretlerini anlatan romanlar, hikâyeler yazan Yaşar Kemal, uzun süredir yoğun bakımda yattığı hastanede yaşamını yitirdi. Yaşar Kemal, bu toprakların yoksullarının derdini, tasasını, yaşadıkları zulmü ve bu zulme başkaldırısını anlatan büyük bir yazar ve Türkiyeli emekçiler ve sosyalistler için önemli bir değerdi.

Türkiye’nin Dört Bir Yanında Okullar Boykot Edildi

AKP hükümeti otoriter uygulamalarını arttırıyor ve eğitimde baskıcı uygulamalarını tırmandırarak toplumu kutuplaştırıyor, bölüyor. Eğitimin demokratik, bilimsel ve laik bir içerikte örgütlenmesi, herkesin anadilinde eğitim alabilmesi için Eğitim-Sen, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin çağrısıyla ve “Laik, Bilimsel, Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam” şiarıyla 13 Şubatta bir günlük uyarı boykotu yapıldı. Öğrenciler boykot, öğretmenler grev yaparken, pek çok ilde basın açıklamaları ve yürüyüşler gerçekleştirildi.

Metal İşçileriyle Omuz Omuza Mücadeleyi Büyütelim!

Metal grevinin, 1980 faşist darbesinden bu yana böylesine kitlesel bir grev deneyimi yaşamamış olan metal işçileri için önemi ve anlamı büyüktür. Burjuvazi bunu gayet iyi bildiğinden, işçilerin coşkusu ve kararlılığı karşısında siyasi temsilcilerini harekete geçirerek grevi fiilen yasaklamıştır. Yapılması gereken şey açıktır: “Grev” diyerek daha ilk günden MESS cephesinde büyük bir gedik açan metal işçilerinin, AKP hükümetinin bu saldırısını aynı kararlılıkla geri püskürtmeleri ve metal patronlarına ve sermaye hükümetine gereken dersi vermeleri!

On Binler Hrant İçin Haykırdı: “Buradayız Ahparig!”

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, sermaye devletinin uzantıları tarafından katledilişinin 8. yılında on binlerin katıldığı bir yürüyüşle, katledildiği yer olan Agos Gazetesi önünde anıldı. Anma için saat 13:00’da Taksim’de toplanmaya başlayan kitle, “1915’ten Hrant’a, Soykırım Sürüyor!” pankartı arkasında, Osmanbey’de bulunan Agos Gazetesi önüne yürüyüşe geçti.

Roboski Yarası Kanamaya Devam Ediyor

Roboski’de devlet zulmünün açtığı yara halen kanamaktadır. Devrimci işçi sınıfı haklı temellerde mücadele eden tüm ezilenlerin olduğu gibi ezilen Kürt halkının da yanındadır. Ezilen Kürt halkının mücadelesinin bir parçası olarak Roboskili ailelerin adalet arayışına destek olunmalı, TC bu katliamı yaptığını kabullenmeye ve bunun bedelini ödemeye zorlanmalıdır. Bu katliamda fiilen sorumluluk alanların ve onlara emirleri verenlerin en ağır cezaları almaları sağlanmalı, devlet mağdur ailelerden özür dilemeli ve bunun gereklerini yerine getirmelidir.

19 Aralık Katliamının Hesabı Er Geç Sorulacak

19 Aralık 2000’de, TC tarihinin devrimci tutsaklara yönelik en kanlı katliamlarından biri yaşanmıştı. Burjuva devlet, F tipi hücrelerde tecrit edilmeye direnen yüzlerce devrimci tutsağa karşı, kurşunlarla, kimyasal gazlarla, bombalarla saldırıya geçerek 30 kişiyi katletmişti. Türkiye’nin çeşitli kentlerindeki 20 hapishaneye eş zamanlı olarak düzenlenen bu kanlı saldırıya, hiç utanmadan bir de “Hayata Dönüş Operasyonu” adı takılmıştı.

Ferguson’da Yeniden İsyan Ateşi

Tüm dünyada kapitalist sistem tarihsel bir kriz ve tıkanma durumu yaşıyor ve geniş emekçi yığınlara acı ve mutsuzluktan başka şey vermiyor. Dünyanın en istikrarlı ve güçlü görünen ülkesi ABD’de de durum bundan farklı değil. Eşitsizlik ve adaletsizlik her düzeyde (sınıfsal, ırksal, cinsel) artıyor ve ezilen, sömürülen emekçi kitleler giderek daha fazla öfkeleniyorlar. Brown davası gibi hadiseler sadece bu genel öfkenin somut çıkış noktalarını oluşturuyorlar. İçine girmiş bulunduğumuz genel kriz dönemi, dünyanın her yerinde bu tür toplumsal patlamaları daha sık yaşayacağımız bir dönemdir. Bu haklı öfke patlamaları örgütlü bir sınıf eylemi düzeyine yükseldiğinde, egemenlerin iktidarının da alaşağı edileceğine şüphe yoktur.

HDK: Saldırının faili hükümettir!

HDP PM üyesi Ahmet Karataş'a yönelik faşist saldırıyı kınıyor ve HDK'nın konu hakkındaki açıklamasını yayınlıyoruz.

Irkçı Amerikan Polisi Katletmeye Devam Ediyor

Derinleşen sistem krizi ve savaş koşullarında, en genişinden en darına tüm burjuva demokrasilerinde olağanüstü rejimlere has baskıcı ve militarist uygulamaların giderek yaygınlaştırıldığı ve olağan hale getirildiği görülüyor. Elbette ne ABD’nin ne de diğer kapitalist devletlerin korkuları boşuna değildir.

Cumartesi Anneleri 500. Haftada Bir Araya Geldi

Cumartesi Anneleri, 500 haftadır kayıplarının bulunması için Galatasaray Meydanında bir araya geliyorlar. 27 Mayıs 1995’te ilk defa toplanan aileler, kaybolan çocuklarının, eşlerinin, yakınlarının hesabını sormak, akıbetlerini öğrenmek ve onlardan geriye kalanlara ulaşabilmek istiyorlar.

IŞİD ve Destekçilerine Karşı Kürt Halkıyla Dayanışmayı Yükseltelim!

AKP’nin oyalama taktikleriyle pasifize etmeye çalıştığı Kürt halkı, TC’nin Kobanê’nin düşmesi karşısında sergilediği “oh olsun” tavrına sessiz kalmıyor. İstanbul’dan Van’a, İzmir’den Diyarbakır’a Türkiye’nin dört bir yanında tepkisini gösterip sokağa dökülerek AKP hükümetinin izlediği bu kirli politikaya tepkisini dile getiriyor.

12 Eylül’ün Hesabını İşçi Sınıfı Soracak!

Bundan 34 yıl önce Türkiye, güne gözlerini, radyodan okunan Milli Güvenlik Konseyi bildirisiyle ve sokaklardaki askeri araçların sesleriyle açmıştı. Faşist cuntanın hazırladığı bu bildiride, “yüce Türk milletini”ne, ordunun, “ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek” amacıyla yönetime el koyduğu söyleniyordu.

Bir Kova Buzlu Suyla Meydan Okumak?

Bu tür toplumsal sorunların çözümü için gerekli kaynaklar, emekçilerin ödediği vergiler sayesinde devasa bütçelere sahip olan devletler ve halkı soyup soğana çeviren tekeller tarafından karşılanmalıdır. Emekçilerin “meydan okumaları” gereken şeyse, insanlık yoksullukla, açlıkla, hastalıklarla boğuşurken asalak burjuvaziyi semirten kapitalizmdir.

Torun Center İnşaatında İşçi Katliamı

Mecidiyeköy’de, yıkılan Ali Sami Yen Stadı arazisi üzerinde yapımı devam eden Torun Center inşaatında, yük ve insan taşımacılığında kullanılan asansörün 32. kattan zemine çakılması sonucunda asansördeki 10 işçi korkunç bir şekilde hayatını kaybetti. Aynı inşaatta geçtiğimiz Nisan ayında 19 yaşındaki Erdoğan Polat, yine inşaat sepetinin halatının kopması sonucu 15. kattan zemine düşerek yaşamını yitirmişti. Ancak Torunlar GYO yönetimi bu acı ölümü bile umursamadı ve gerekli önlemleri almayarak daha büyük katliamlara zemin hazırlamaya devam etti. Sonuç, beş ay sonra aynı inşaatta 10 işçinin aynı şekilde can vermesi oldu.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.