Navigation

Marksist Tutum

10 Ekimde Katledilen Emekçiler Anıldı

Katliamdan 2 ay sonra, yaşamını yitirenlerin yakınları, milletvekilleri, sendika yöneticileri ve emek örgütleri, barış şehitlerini anmak ve katliamı protesto etmek için Ankara Tren Garında bir araya geldi. İlk olarak hayatını kaybeden emekçiler adına saygı duruşunda bulunuldu. “Anaların Gözyaşı Katilleri Boğacak”, “Gün Gelecek Devran Dönecek Katiller Halka Hesap Verecek” sloganlarıyla beraber Kürtçe ağıtlar yakıldı.

Kıbrıs’a “Suyu Özelleştirin” Dayatması

AKP hükümeti Kuzey Kıbrıs yönetimine “suyu özelleştirin” dayatmasında bulunmuştu. Bu dayatma kabul görmeyince, AKP seçim öncesinde bu projeyi propaganda malzemesi olarak kullanmak üzere açılış töreni düzenledi ancak gerçekte vanaları açmadı. Kıbrıs halkına en kirli ve gayri insani şantajlardan birini yaparak “ya dediğimi kabul edersin ya da susuz kalırsın” diyen AKP, böylece su gibi hayati bir maddenin bile (aslında “bile” değil, tam da bu nedenle) kolayca şantaj malzemesi yapılabildiğini bir kez daha gösterdi.

Türkiye-Rusya Gerginliği: Filler Tepişirken Emekçiler Eziliyor

Farklı ülkelerin kapitalistleri güç yarışı içerisinde karşılıklı olarak tepişirlerken, bu tepişmelerin bedelini her zamanki gibi emekçi kitleler ödemek zorunda kalıyorlar. Her iki ülkenin emekçileri, fillerin tepişmesinde ezilecek çimenler olarak görülüyorlar.

Tahir Elçi: Bir Güvercin Daha Katledildi!

Diyarbakır Barosu başkanı Tahir Elçi’nin katledilişi içine girdiğimiz dönemin karakterini somutlayan baskılara ve katliamlar dizisine eklenen yeni halka oldu. Yeni ama çok önemli bir halka! Bu cinayet Kürt halkını hedef alan baskı ve katliam sürecinde yeni bir aşamaya geçildiğine dair işaretler veriyor. Bugünlerde sıkça hatırlara düşen 90’lı yıllar da Kürt halkı için büyük bir baskı ve katliam sürecini ifade ediyordu. O süreçte Vedat Aydın’ın katledilmesi çok önemli bir semboldü ve “faili meçhul” denen cinayetler silsilesinin açılış fişeğinin atılması anlamına gelmişti. Bugün Tahir Elçi’nin katledilmesi de işte bu tür olasılıkları akla getiriyor.

Tahir Elçi Katledildi, Acı Büyük, Protestolar Devam Ediyor

Roboski de dâhil pek çok katliam, yargısız infaz ve “faili meçhul” davalarında avukatlık yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasımda, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yapılan bir basın açıklamasının ardından katledildi. Elçi, Sur’daki sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar sırasında tarihi Dört Ayaklı Minare’nin hasar görmesini kınamak için düzenlenen basın açıklamasındaydı. Açıklamayı gerçekleştiren ve hayatı boyunca barışı, insan haklarını savunan Elçi, son sözlerinde de operasyonların, ölümlerin durmasını istemişti. Tahir Elçi’nin katledilmesi aynı gün pek çok yerde protesto edildi.

Can Dündar ve Erdem Gül Tutuklandı

Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül, MİT tırlarına ilişkin yaptıkları haberler nedeniyle tutuklanarak 27 Kasımda Silivri Cezaevine gönderildiler. Bilindiği gibi, Adana Savcılığı 19 Ocak 2014 tarihinde “bir ihbar üzerine” durdurduğu TIR’lara el koymuş, bu tırların MİT’e ait olduğu ve ulusal ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde silah taşıdıkları deşifre olmuş, fakat AKP hükümeti ısrarla tırlarda silah değil gıda ve insani yardım malzemesi bulunduğunu iddia etmişti.

Türkiye Rus Uçağını Düşürdü: Savaş Derinleşiyor

Meselenin, tılsımlı bir söz gibi kullanılan “angajman kuralları” filan olmadığı açıktır. Bu son derece vahim sonuçları olabilecek bir güç gösterisidir ve temelde, bizim Marksist Tutum olarak nicedir vurgulayageldiğimiz üçüncü dünya savaşı sürecini somutlayan önemli bir gelişmedir. Muhtemelen bu hadise, ileride savaşın tarihini yazacak insanlar tarafından, üçüncü dünya savaşı sürecinin ana kutup başlarından olan Rusya gibi bir ülkenin, yine açıkça taraf olan ve küçük olmayan bir diğer devlet tarafından ilk kez doğrudan saldırıya uğraması olarak, önemli bir kilometre taşı diye anılacaktır.

Silvan Heyeti: “Ölümün Ardında Kalanları Gördük”

Barış Bloku, 12 gün süren sokağa çıkma yasağının ve saldırının ardından Diyarbakır Silvan’a bir heyet gönderdi. HDP milletvekilleri, demokratik kitle örgütleri ve sendikalardan temsilcilerin bulunduğu heyet, saldırıların yaşandığı Tekel, Konak ve Mescit mahallelerinde incelemelerde bulundu. Yapılan incelemelerin ardından Barış Bloku, İstanbul Fatih’te bulunan Silvanlılar Derneği’nde 20 Kasım günü basın toplantısı yaparak acı ve yıkım tablosunu kamuoyuyla paylaştı.

İstanbul ve Ankara’da Silvan İçin Eylem

Diyarbakır’ın Silvan ilçesindeki abluka ve sokağa çıkma yasağı 12 gün boyunca devam etti. Silvan’da devlet eliyle yürütülen katliamı protesto etmek için İstanbul’da yüzlerce kişi Şirinevler Meydanı’nda bir araya geldi. Meydanda toplanan ve eylem gerçekleştiren yüzlerce emekçi “Diren Silvan İstanbul Seninle” dedi. Eyleme HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, HDP üyeleri, DİSK yöneticileri, demokratik kitle örgütleri ve UİD-DER destek verdi. Eylemde yerini alan onlarca acılı Kürt anası bu kadar katliamın, haksızlığın yaşanmasına rağmen üç maymunu oynayan ya da yalan haber yapan burjuva medyaya tepki gösterdi.

Ankara’da Barış Çağrısı

Ankara Barış Bloku’nun çağrısıyla 15 Kasımda Sakarya Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Eyleme HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de katıldı. “Diyarbakır, Suruç, Cizre, Silvan… Barış Herkes İçin”, “Reyhanlı’yı Unutma! Barış Herkes İçin”, “Ankara Katliamını Unutma! Barış Herkes İçin” pankartlarıyla Sakarya Meydanı’nda toplanan kitle “Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Silvan Halkı Yalnız Değildir”, “İnadına Barış, İnadına Özgürlük” sloganlarını haykırdı.

Barış Bloku: Silvan Yalnız Değildir!

Barış Bloku, 13 Kasımda, Taksim TMMOB’da,  “Silvan Yalnız Değildir!” başlığıyla bir basın toplantısı düzenledi. Barış Bloku bileşenlerinin temsilcileri, CHP ve HDP milletvekilleri, aydınlar ve sanatçıların katıldığı basın toplantısının açılışını Barış Bloku Eş Sözcüsü Gençay Gürsoy gerçekleştirdi. Gürsoy, Silvan’da 30-40 bin kişinin yaşadığı üç mahallede devletin tanklarla, toplarla, ağır silahlarla, bombalarla kendi halkına karşı bir savaş yürüttüğünü ifade etti. Basın toplantısını bu savaşı teşhir etmek ve Silvan’la dayanışma için uluslararası kamuoyu oluşturmak üzere gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Ankara Katliamında Hayatını Kaybedenler Anıldı

Ankara’da, “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingine yapılan canlı bombalı saldırının üstünden bir ay geçti. 10 Kasımda, patlamanın olduğu Gar Meydanı’nda, DİSK, KESK, TMMOB, TTB, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin ve sosyalist grupların katılımıyla bir anma düzenlendi.

1 Kasım Seçimlerinin Ardından

1 Kasım seçim sonuçlarının ne olacağını esas olarak Ortadoğu’daki gelişmeler, dünya ölçeğinde sürüp giden ekonomik kriz ve elbette bu ikisine bağlı olarak şekil alacak sınıf mücadelesi belirleyecektir. Bizler parlamenterist değil Marksist sınıf devrimcileriyiz. Dolayısıyla seçim sonuçlarını düzen partileri gibi ele almadığımız gibi, bu sonuçlardan dolayı umutsuzluğa ya da boş sevinçlere de kapılmayız. Önümüzdeki dönem hem Ortadoğu’da hem de Türkiye’de, Kürt sorununun da basıncıyla çok büyük gelişmeler olacaktır. Olağanüstü rejim inşa hevesleri, Ortadoğu’da Türkiye’nin de dâhil olduğu derinleşen savaş ve çözümsüz kalan Kürt sorunu, toplumsal alanda yeni kırılmalar yaratma potansiyeline sahiptir. Bu da büyüyen sorunlar anlamına gelmektedir. Bizim için temel mesele işçi sınıfı kitlelerinin korkunç bir örgütsüzlük ve sınıf bilincinden yoksunluk durumu içinde olmasıdır ve dün olduğu gibi bugün de odaklanılması gereken nokta bu durumu değiştirmektir. O zaman tüm gücümüzle ileri!

Barış Bloku: Çatışma Değil Müzakere, Savaş Değil Barış!

Barış Bloku, 27 Ekimde, Cezayir Toplantı Salonunda, “Çatışma Değil Müzakere, Savaş Değil Barış” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Barış Bloku bileşenlerinin temsilcileri ve HDP milletvekillerinin de içinde yer aldığı çok sayıda kişi katıldı.

Ankara’da Barışa Bomba: Döktüğünüz Kan Sizi Kurtarmayacak!

Egemenler bu gibi saldırılarla amaçlarına ulaşamayacaklar. Onlar için şu aşamada en büyük sorunu oluşturan Kürt halkının haklı mücadelesini boğamayacakları gibi, onunla dayanışma gösteren sosyalistlerin, devrimcilerin, ilericilerin kavgasını da boğamayacaklar. Bu vahşi saldırıda hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizin ve dostlarımızın acısını yüreğimizin derininde duyuyor, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyoruz. Bu sermaye düzeninin eli kanlı egemenlerine de, yılmak bir yana öfkemizin ve mücadele azmimizin daha da bilendiğini haykırıyoruz. Özellikle Erdoğan’ın başrolünde oynadığı ve ülkeyi bir kan gölüne çeviren bu oyunu bozacağız.

1 Kasım Seçimlerine Giderken

Türkiye bir siyasi kriz içindedir ve net biçimde vurgulamak gerekiyor ki, bu kriz 1 Kasım seçimleriyle çözüme kavuşabilecek bir kriz değildir. Bin bir türlü baskı, zorbalık ve dalavere ile HDP baraj altında bırakılıp da AKP büyük bir meclis çoğunluğuyla yeni bir hükümet kursa da bu böyledir, tek parti hükümeti kurulamayıp mecburen bir koalisyon kurulsa da bu böyledir. Hatta, zor bir ihtimal olmakla beraber, hem AKP’nin 276’yı bulması hem de HDP’nin barajı geçmesi olasılığı dahi bu krizin son bulması anlamına gelmeyecektir.

Yunanistan’da Syriza Oyalamacasına Devam

Syriza’nın bu yıl başında iktidara gelişinin ardından köpürtülen yanılsamalar, seçim sonuçlarından da görüldüğü üzere kısa sürede yerini büyük bir hayal kırıklığına ve umutsuzluğa bırakmıştır. O günlerde reformistler tüm dünyada sevinç çığlıkları atarlarken, biz gerçekleri dile getirerek işçi sınıfını uyarıyor ve asıl eksikliğe dikkat çekiyorduk. Bu hususlar bugün de aynı yakıcılıkla geçerliliğini koruyor.

“Bizim Atlantisimiz Kamp Armen” Dayanışma Konseri

18 Eylül Cuma akşamı, İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen dayanışma konserine yüzlerce kişi katıldı. Geceye katılan destekçiler bu topraklarda konuşulan pek çok farklı dilde selamlandı. Kamp Armen’de büyümüş insanlar, milletvekilleri ve yazarlar, yaptıkları konuşmalarda, Kamp Armen’in gasp edilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu, devletin 100 yıl önce olduğu gibi bugün de ezilen halklara ve inançlara yönelik ayrımcı ve savaş politikalarını devam ettirdiğini, bu topraklarda yaşayan halkların tüm bu saldırılara ortak cevap vermesi gerektiğini vurguladılar.

Kamp Armen’de Yıkıma Karşı Direniş Devam Ediyor

Tuzla’da yoksul Ermeni yetimler için inşa edilmiş olan “Kamp Armen”, Ermeni soykırımının yüzüncü yılında yıkılmak istenmişti. Ancak Ermeni halkı ve onlarla dayanışma içerisinde olan sosyalistler, demokratlar, emekçiler Kamp Armen’de nöbet tutmaya başladılar ve Hırant Dink gibi yetim çocukların emekleriyle inşa edilen kampın yıkılmasına izin vermediler. Kamp Armen’in yıktırılmasına karşı yaklaşık beş aydır direniş devam ediyor ve nöbet tutuluyor.

Kocaeli’de Kanser Riski 7 Kat Fazla

Metal, otomotiv, kimya, tekstil gibi hemen her sektörden fabrikanın faaliyet gösterdiği ve on binlerce işçinin çalıştığı organize sanayi bölgeleriyle çevrili Kocaeli’de kanser vakaları normalin üstünde bir sıklıkla görülüyor.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.