Navigation

Marksist Tutum

Ankara’da Barışa Bomba: Döktüğünüz Kan Sizi Kurtarmayacak!

Egemenler bu gibi saldırılarla amaçlarına ulaşamayacaklar. Onlar için şu aşamada en büyük sorunu oluşturan Kürt halkının haklı mücadelesini boğamayacakları gibi, onunla dayanışma gösteren sosyalistlerin, devrimcilerin, ilericilerin kavgasını da boğamayacaklar. Bu vahşi saldırıda hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizin ve dostlarımızın acısını yüreğimizin derininde duyuyor, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyoruz. Bu sermaye düzeninin eli kanlı egemenlerine de, yılmak bir yana öfkemizin ve mücadele azmimizin daha da bilendiğini haykırıyoruz. Özellikle Erdoğan’ın başrolünde oynadığı ve ülkeyi bir kan gölüne çeviren bu oyunu bozacağız.

1 Kasım Seçimlerine Giderken

Türkiye bir siyasi kriz içindedir ve net biçimde vurgulamak gerekiyor ki, bu kriz 1 Kasım seçimleriyle çözüme kavuşabilecek bir kriz değildir. Bin bir türlü baskı, zorbalık ve dalavere ile HDP baraj altında bırakılıp da AKP büyük bir meclis çoğunluğuyla yeni bir hükümet kursa da bu böyledir, tek parti hükümeti kurulamayıp mecburen bir koalisyon kurulsa da bu böyledir. Hatta, zor bir ihtimal olmakla beraber, hem AKP’nin 276’yı bulması hem de HDP’nin barajı geçmesi olasılığı dahi bu krizin son bulması anlamına gelmeyecektir.

Yunanistan’da Syriza Oyalamacasına Devam

Syriza’nın bu yıl başında iktidara gelişinin ardından köpürtülen yanılsamalar, seçim sonuçlarından da görüldüğü üzere kısa sürede yerini büyük bir hayal kırıklığına ve umutsuzluğa bırakmıştır. O günlerde reformistler tüm dünyada sevinç çığlıkları atarlarken, biz gerçekleri dile getirerek işçi sınıfını uyarıyor ve asıl eksikliğe dikkat çekiyorduk. Bu hususlar bugün de aynı yakıcılıkla geçerliliğini koruyor.

“Bizim Atlantisimiz Kamp Armen” Dayanışma Konseri

18 Eylül Cuma akşamı, İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen dayanışma konserine yüzlerce kişi katıldı. Geceye katılan destekçiler bu topraklarda konuşulan pek çok farklı dilde selamlandı. Kamp Armen’de büyümüş insanlar, milletvekilleri ve yazarlar, yaptıkları konuşmalarda, Kamp Armen’in gasp edilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu, devletin 100 yıl önce olduğu gibi bugün de ezilen halklara ve inançlara yönelik ayrımcı ve savaş politikalarını devam ettirdiğini, bu topraklarda yaşayan halkların tüm bu saldırılara ortak cevap vermesi gerektiğini vurguladılar.

Kamp Armen’de Yıkıma Karşı Direniş Devam Ediyor

Tuzla’da yoksul Ermeni yetimler için inşa edilmiş olan “Kamp Armen”, Ermeni soykırımının yüzüncü yılında yıkılmak istenmişti. Ancak Ermeni halkı ve onlarla dayanışma içerisinde olan sosyalistler, demokratlar, emekçiler Kamp Armen’de nöbet tutmaya başladılar ve Hırant Dink gibi yetim çocukların emekleriyle inşa edilen kampın yıkılmasına izin vermediler. Kamp Armen’in yıktırılmasına karşı yaklaşık beş aydır direniş devam ediyor ve nöbet tutuluyor.

Kocaeli’de Kanser Riski 7 Kat Fazla

Metal, otomotiv, kimya, tekstil gibi hemen her sektörden fabrikanın faaliyet gösterdiği ve on binlerce işçinin çalıştığı organize sanayi bölgeleriyle çevrili Kocaeli’de kanser vakaları normalin üstünde bir sıklıkla görülüyor.

Demokrasi ve Barış Konferansı Müzakere ve Barış Talebiyle Toplandı

Demokrasi ve Barış Konferansı Daimi Koordinasyonu’nun çağrısıyla, 12 Eylülde İstanbul Akatlar Kültür Merkezi’nde “Kürt Sorunun Çözümü İçin Müzakere ve Barış İçinde Yaşama Hakkı” başlıklı bir konferans düzenlendi. Demokrasi ve Barış Konferansının ilk iki toplantısı, çözüm sürecinin tartışıldığı, çatışmasızlığın devam ettiği dönemlerde gerçekleştirilmişken, üçüncü konferans savaşın iyice körüklendiği bir ortamda toplandı. Tartışmalara Ortadoğu’daki emperyalist savaş, Kürt halkına karşı yürütülen kirli savaş, Kürt halkının özyönetim talebi, Cizre ve çeşitli bölgelerde devam eden şiddetli çatışmalar damgasını vurdu.

AKP’nin İç Savaş Kışkırtması

Bugünkü ağır süreç sosyalistler için de büyük bir sınavdır. Havanın kurşun gibi ağır olduğu günlerde, tereddütsüz biçimde ezilen Kürt halkının yanında durmayı bilmek sonsuz ölçüde önem taşıyor. Şoven saldırılara karşı Kürt halkını yalnız bırakmamak, onunla devrimci dayanışma içinde olmak ve faşist saldırıları omuz omuza püskürtmek sosyalistlerin boynuna borçtur. Aslında bu görev sosyalistler bir yana kendine demokratım diyen ve tutarlı olmak gibi bir derdi olan herkesin görevidir.

Hopa’da Sel Değil Doğa Talanı Öldürdü!

Eğer kapitalizme dur denilmezse, sermayenin dinmek bilmez iştahı bütün dünyayı yutup kendisi de yok olana dek sürecektir. Çevre sorunu kategorisine sokulan tüm sorunlar aslında doğrudan kapitalizmin ürünü olan sorunlardır ve bunlara karşı mücadelenin kapitalizme karşı yürütülen devrimci mücadeleden bağımsız yürütülerek başarıya ulaşması mümkün değildir.

“İşçiler, Emekçiler Barış İstiyor!” Forumu Sonuç Bildirgesi

23 Ağustosta, Cezayir toplantı salonunda yapılan “İşçiler, Emekçiler Barış İstiyor!” forumunun sonuç bildirgesini yayınlıyoruz.

Cumartesi Annelerinden Savaşa Hayır Çığlığı

Cumartesi Annelerinin, kayıp yakınlarının ve İHD’nin (İnsan Hakları Derneği) her hafta Cumartesi günü düzenlediği “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” oturma eylemleri devam ediyor. Bu hafta İstanbul, Diyarbakır, Batman ve Yüksekova’da gerçekleştirilen eylemlerde bir araya gelen anneler ve kayıp yakınları savaş istemediklerini dile getirerek, kayıpların bulunması talebini yinelediler.

HDK-HDP Bileşenleri Toplantısının Sonuç Bildirgesi

3 Ağustos 2015 tarihinde HDP Genel Merkezinde gerçekleştirilen HDK-HDP bileşenleri toplantısının sonuç bildirgesidir: HDK HDP bileşenlerinin temsilcileri, genel başkanları, eşsözcüleri ve eş genel başkanları olarak, Suruç katliamında yaşamını yitiren 31 sosyalist genci anıyor, bu katliamın arkasındaki bütün ilişkiler açığa kavuşturuluncaya ve adalet sağlanıncaya değin mücadeleyi yürüteceğimizi ifade ediyoruz. Hükümetin bu katliamdaki sorumluluğunu örtmek için katliamı unutturmasına, yaşamını yitiren gençlerimizi ve hatta HDP'yi bu katliamın sorumlusu ilan etmesine izin vermeyeceğiz.

İstanbul’da “Büyük Barış Yürüyüşü”ne Yasak, Ankara’da ve Gazi’de Polis Terörü

AKP hükümeti, Suruç katliamını ve öldürülen polisleri bahane ederek, terörle mücadele adı altında Kürtlere, devrimcilere ve demokratlara yönelik ağır bir saldırı dalgası başlatmış bulunuyor. IŞİD’le mücadele ise bu saldırının kamuoyuna (özellikle dış kamuoyuna) yutturulması için bir bahane olarak kullanılmakta. 7 Haziran seçimlerinde istediği sonucu alamayan AKP, Erdoğan’ın başkanlık planlarının sekteye uğraması, HDP’nin güç kazanması ve Ortadoğu’daki gelişmeler nedeniyle, dizginsiz bir şekilde savaş politikalarını şiddetlendiriyor. AKP’nin saldırılarına ve savaş politikasına karşı ortak mücadeleyi yükseltelim! Kirli yollarla varmak istediği iktidar hevesini kursağında bırakalım!

Suruç’ta Katliam: Döktüğünüz Kan Sizi Kurtarmayacak!

Suruç’ta basın açıklaması yapmak üzere toplanan çoğu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi yüzlerce genç bombalı saldırıya uğradı. Onlarca insanın hayatına mal olan bu vahşi saldırı ilk tespitlere göre bir intihar bombacısı tarafından gerçekleştirilmiş olarak görünüyor. Saldırının hedefi olan gençler, Kobanê’nin yeniden inşasına yardımcı olmak için sınırı geçmek üzere Suruç’a gelmişlerdi.

AKP’nin Savaş Oyunları

Erdoğan ve şürekâsının savaş hesaplarının kendi ellerinde patlaması için, Erdoğan’ın apolet takarak otoriter yürüyüşünü sürdürme hevesini kursağında bırakmak için, işçi sınıfına düşen görev, bu emperyalist savaş hevesi ve girişimine geçit vermemek, buna karşı tereddütsüz biçimde direnmektir. Kürt halkıyla açık ve net bir dayanışma içinde olmak bu mücadelenin kilit taşıdır. Bu direniş aynı zamanda savaş tamtamlarının uğultusu altında gidilebilecek bir erken seçimde Kürt düşmanlığına, şovenist-militarist politikalara geçit vermemeyi de içermektedir.

HDP’ye Kanlı Saldırı: Bombalarınız da Sizi Kurtaramayacak!

AKP’nin her alandaki kirli politikalarını ve karanlık tertiplerini boşa çıkarmak için bu seçimlerde HDP’nin alabileceği en yüksek oyu almasını sağlamak yakıcı bir önem taşıyor. Bu sağlandığında bu saldırılar da boşa çıkarılmış olacaktır. Böylece bu alçakça saldırılarda hayatını kaybeden ve halen yaşam mücadelesi veren insanlarımızın hesabını sorma yolunda en önemli adım atılmış olacaktır. Gün mazlum Kürt halkıyla dayanışmayı daha da yükseltmek ve eli kanlı zorbalardan hesap sormak üzere kenetlenme günüdür.

Saldırılar Sosyalist Basını ve Metal İşçilerini Yıldıramaz!

İşçilerin birliğini bozmak, azimlerini kırmak ve aralarına kuşku tohumları ekmek için, onbinlerce metal işçisini sarmış olan bu mücadeleyi "terörist" bir kışkırtmaymış gibi sunmaya yelteniyorlar. Bu safsataya sözümona inandırıcılık kazandırmak için Metal İşçileri Birliği (MİB) ve Kızıl Bayrak'a yönelik kanunsuz ev baskınlarına ve gözaltılara giriştiler.

HDP’ye Yönelik Saldırılar Protesto Edildi

7 Haziran seçimlerine az bir zaman kala HDP’ye yönelik provokasyonlar devam ediyor. AKP ve Erdoğan, HDP’nin anti-demokratik seçim barajını yıkıp geçeceği korkusuyla saldırılarını arttırıyor. 18 Mayıs sabahı HDP’nin Adana ve Mersin il binalarına bombalı saldırılarda bulunulması ise saldırıların yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor.

HDP’ye Saldırıların Sorumlusu AKP’dir!

HDP’ye yönelik saldırılar son haftalarda tırmanarak artarken, 18 Mayısta Adana ve Mersin il binalarına yapılan bombalı saldırılar, provokasyon planlarında bir üst evreye geçildiğinin işaretini veriyor. Bu saldırılarda Adana’da 7 HDP’li yaralanırken, can kaybının yaşanmamış olması tümüyle tesadüftü.

Video: Kamp Armen Yıkılmasın!

[img_assist|nid=4208|title=|desc=|link=url|url=http://dayanisma.tv/kamp-armen-yikilmasin|align=left|width=250]Ermeni yetimler için inşa edilmiş olan “Kamp Armen”e yıkım ekipleri girdi. Buna yükselen tepkiler, 9 Mayısta daha geniş çaplı bir dayanışma eyleminde ifadesini buldu. O gün orada olan Dayanışma TV, yaptığı haberde, Rakel Dink, Menderes Samancılar, Yetvart Danzikyan ve Deriteks sendika yöneticilerine de mikrofon uzatıyor. Videoyu izlemek için tıklayın

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Gülhan Dildar
O, Türk edebiyatının ve sinemasının kilometre taşı… Kendi deyimiyle “Marksist-Leninist roman yazarı”… Yaşamının sonuna dek üretken, yüreğinde yaşam sevincini bir an olsun eksiltmeyen ateşli bir komünist aydın… Genç kuşaklara nefesi tükeninceye dek “örgütlenin” çağrısı yapan bir komünist çınar… Vedat Türkali… Tüm ölümlüler gibi günahları sevaplarıyla, zaaflarıyla, 97 yıllık yaşamı boyunca sosyalist mücadelenin bir neferi olmuş; ürettiği senaryoları, filmleri, tiyatro oyunları, romanları, şiirleriyle bugünün genç devrimci kuşaklarına muazzam bir miras bırakmıştır
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden oluşan ikinci kitabını e-broşür formatında okurlarımıza sunuyoruz. Sorarım sana;/ Terleye terleye, / Üşüye üşüye, / Kan ter içinde kala kala, / Umudun umutsuzluğa karışa karışa, / Günlerin haftalara, haftaların aylara, / Ayların yıllara dönüşe dönüşe, / Bütün sinirlerin gerilerek / Hangi işi bitirdin bugüne dek? / Milim milim / Santim santim ilerleyerek / Halı dokur gibi yani mesela… / Halı dokur gibi sabırla.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.