12 Eylül faşist darbesinin ürünü olarak bundan 44 yıl önce 6 Kasım 1981’de kurulan YÖK, bugün de egemen sınıf için işlevini sürdürüyor. Üniversitelerdeki devrimci, ilerici unsurları sindirmek, sorgulamayan, sığ hayaller dünyasında yaşayan, kariyerizm bataklığına saplanmış bir nesil yaratmak isteyen burjuvazi ve faşist rejim, YÖK gibi bir sopayı kullanmaya devam ediyor. Üniversitelerde uygulanan baskılar, en küçük eylemlerin dahi engellenmek istenmesi, öğrencilerin gözaltılarla, soruşturmalarla baskılanmaya çalışılması, kayyım rektörlerin, antidemokratik uygulamaların sıradanlaşması YÖK’ün bugün de kuruluş misyonunu aynen devam ettirdiğini gösteriyor.
YÖK’ün kuruluş yıldönümü olan 6 Kasım Perşembe günü üniversite öğrencileri ve gençlik örgütleri Beyazıt’ta ortak bir eylem gerçekleştirdi. Marksist Tutumcu öğrencilerin de katıldığı eylemde “YÖK, Polis, Medya! Bu Abluka Dağıtılacak!”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza!”, “Eşit, Parasız, Bilimsel, Anadilde Eğitim!”, “Ferman Devletin, Üniversiteler Bizimdir!” sloganları atıldı. “YÖK, Kayyım, Çete Düzenine Karşı Mücadeleye” pankartının açıldığı eylemde, YÖK düzenine karşı mücadelenin büyütüleceği vurgulandı.
Yapılan ortak açıklamada faşist rejimin üniversitelere yönelik müdahalelerine ve son günlerde üniversitelerde artan faşist saldırılara tepki gösterildi. 1980 öncesinde yükselen toplumsal muhalefetin önemli bir kesimini oluşturan üniversite gençliğini baskılamak amacıyla kurulan YÖK’ün, yaklaşık yarım asır sonra iktidardaki faşist rejimin ve sermayenin ihtiyaçlarına cevap vermeye devam ettiği belirtildi. Rejimin üniversiteleri kayyumlarla yönettiği, ticarethane olarak gördüğü, öğrencilerin her türlü talebinin baskılandığı dile getirildi. Üniversite öğrencilerinin sorunlarının katmerleşerek arttığı belirtilirken buna karşı üniversitelilerin tepkilerinin de arttığı belirtildi. 19 Mart sürecinin bunu ortaya koyan önemli bir örnek olduğu, başta Beyazıt’ta polis barikatlarının aşılması olmak üzere ülke çapındaki eylemlerde gençliğin öne çıktığı vurgulandı. Üniversite gençliğinin bu hareketine paralel olarak faşist saldırıların hız kazandığı, uzaklaştırma ve kulüp kapatmalarla baskıların arttığı söylendi.
19 Martta İstanbul Üniversitesinde yaşanan eylemlere yer verilen açıklamada, “Yıllardır baskı altında tutulan, yoksulluk ile sınanan, her türlü hak ve özgürlüğü gasp edilen gençliğin “artık yeter” demesi oldu. 19 Mart direnişi, bu köhnemiş düzenden çıkış arayışıdır” denildi. İktidarın öğrencilere yönelik soruşturmalar, uzaklaştırma cezaları ve kulüp kapatmaları gibi baskı uygulamaları eleştirilirken, geçtiğimiz günlerde Hacettepe Üniversitesinde muhalif öğrencilere karşı gerçekleştirilen saldırıların gençliği sindirmek, mücadele enerjisini başka kanallara akıtmak amacıyla bizzat yapıldığı belirtildi. Baskı ve saldırıların üniversite gençliğini sindirmeyeceği dile getirilirken mücadeleyi büyütme çağrıları yapıldı.
link: Marksist Tutum, YÖK, Kayyum ve Çete Düzenine Karşı Mücadeleye!, 7 Kasım 2025, https://marksist.net/node/8642
MESS Sözleşmesinde İşçiye “Makul Olma” Dayatması
Ekim’e Giden Yol: Devrimci Hazırlık





