Oktay Baran
YZ uygulamaları kapitalist ekonominin her alanında, bilimsel çalışmalarda, sanat alanında, spor müsabakalarının yayınlarında ve tabii ki gündelik yaşamın çeşitli noktalarında da giderek artan ölçüde kullanılıyor. Biz bu yazıda genel olarak YZ ile değil, son üç yıldır doğrudan “son kullanıcının” gündelik yaşamında önemli yer tutan sohbet botlarıyla (ya da ajanları) ilgileneceğiz. ChatGPT ile başlayıp, Gemini, Grok, DeepSeek, Claude, Copilot vb. adlarıyla farklı versiyonlarının da piyasaya sunulduğu bu metin tabanlı sohbet uygulamaları, Büyük Dil Modellerine (BDM) dayanıyorlar. Kısa süre içerisinde farklı teknik mimari ve modellere dayanan ama aynı YZ öğrenme yöntemlerini kullanıp resim, video, ses/müzik dosyaları üreten uygulamalar da çıkıp çok popülerleştiler. Hepsi birden “yeni içerik” ürettikleri iddiasıyla, en üst başlık olarak, “üretken yapay zekâ” olarak adlandırılıyorlar. Yaptıklarıyla basit bir sohbet uygulaması olmanın çok ötesine geçtikleri doğrudur. Ne var ki, tüm bu adlandırmalar, teknoloji tekellerinin çıkarları doğrultusunda son derece vurgulu ideolojik yönler taşıyorlar. Nasıl ki ölü emek olan makineler yeni bir değer yaratmazlar ve bu açıdan üretken değillerse, “dijital ölü emek deposu” olarak kendini betimleyen bu uygulamalar da, üretken veya yaratıcı değillerdir; yeni ve özgün bir şey yaratmazlar. Net olan bir şey var; karşımızda olan şey, hiçbir şekilde bir zekâ değildir; yaratıcı veya üretken gibi yeni sıfatları da hak etmiyor. Bu adlandırma ve iddialar artık birer dev haline gelmiş YZ teknoloji tekellerinin PR çalışmasının, reklâm kampanyasının parçası olan palavralardır.