Navigation

Devlet Geleneği Bozulmadı: Hrant’ın Gerçek Katilleri Serbest!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de devlet güçlerinin organize ettiği bir suikastla katledildi. Dink, katledilmeden önce “Türklüğe hakaret ettiği” gerekçesiyle, 301. maddeden yargılanmış, ölüm tehditleri almış ve medya eliyle linç edilmişti. Bu linç operasyonunun hemen ardından gelen ölümünden sonra açılan cinayet davası 5 yıl sürdü ve sonuçta komediden öteye geçmedi.

Hrant Dink cinayetinin hesabının sorulmasını isteyen yüzlerce insan, 17 Ocakta gerçekleştirilen son duruşmada, Barbaros Parkı’ndan mahkeme önüne kadar yürüdü. Bu yürüyüş boyunca “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz,” “Bu Dava Böyle Bitmeyecek,” “Celalettin Cerrah Yargılansın, Cemil Çiçek Yargılansın, Muammer Güler Yargılansın”, “Öldür Diyenler Yargılansın”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Faşizme İnat Halklar Kardeştir” sloganları haykırıldı.

“Hrant’ın Dostları” adına mahkeme öncesinde basın açıklamasını Garo Paylan yaptı: “Biz, Hrant için içeride neye karar vereceklerini biliyoruz. Bu karar devletin kararıdır. Emniyetiyle, jandarmasıyla, istihbaratıyla, yargısıyla, medyasıyla, hükümetiyle, muhalefetiyle 5 yıl önce Hrant’ı aramızdan almaya karar vermiş olanlar, şimdi adalet saraylarında bir karar daha verecekler. ‘İki-üç tetkikçinin işi’ diyecekler. Karanlık dünyalarında gizlenmeye çalışacaklar. Bunu nasıl başarabilirler? Biz onları tanıyoruz. Bilmedikleri bir şey var. Biz bitti demeden bu dava bitmeyecek. Tam 5 yıldır yüzlerine haykırdığımız gibi sözümüzü yineleyeceğiz: Katilsiniz! Saklandığınız yerlerden bir bir bulup çıkarana kadar sokaklarda olacağız.”

5 yıllık oyalama sonucunda mahkeme, katilleri “silahlı terör örgütü üyeliği” suçuyla cezalandırmayı reddetti ve azmettirici Yasin Hayal’i cinayete teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Her taşın altında örgüt keşfeden mahkemeler, bu davada asıl suçlu olan büyük örgütü, yani devleti gizlemek için, hiçbir örgüt izine rastlamayamadılar! Böylece 19 sanıklı davada, tetikçi Ogün Samast ve azmettirici Yasin Hayal dışındaki 17 kişi, Erhan Tuncel de dahil olmak üzere beraat ettirildi. Sonuçta bir siyasi cinayette daha devlet, suçu birkaç tetikçinin üzerine yıkarak kendini akladı. 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar sonrasında, Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin bir açıklama yaparak “meğer Hrant Dink üç-beş kendini bilmez tarafından öldürülmüş. Bu karar yerleşik bir geleneğin bozulmadığı anlamına geliyor. Devletin siyasi cinayetler geleneği, devletin bir kısım vatandaşını düşmanlaştırma geleneği devam ediyor. Bu dava bitmedi, biten bir komedi dosyasıdır” dedi.  

Hrant Dink öldürülmeden önce İstanbul Valisi Muammer Güler’in makamında MİT görevlileri tarafından açıkça tehdit edilmişti. Ölümünden sonra delilleri karartanlar arasında İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da bulunuyordu. Dava sürerken Celalettin Cerrah Osmaniye Valiliğine, Muammer Güler AKP milletvekilliğine terfi ettirilerek ödüllendirildiler. Cinayet günü olayla ilgili beşten fazla telefon görüşmesi yapılan astsubay tutuklanmadı. Olay yerindeki kamera görüntülerinde ve zanlıların telefon görüşmelerinde ortaya çıkacak deliller mahkemeye sunulmadan, karartıldı. Davanın bu şekilde sonlandırılması ceberut devlet geleneğinin bir ürünüdür. Beş yıl boyunca bir komedi olarak sahnelenen yargılamada, cinayetin asıl sorumlularına dokunulmamış, devlet korunup kollanmıştır.

Bu dava sonucunda, Anadolu’nun kadim halklarından Ermeniler, bir kez daha Hrant Dink şahsında zulme uğradılar. Hrant Dink davasında verilen hüküm, Anadolu toprakları üzerinde yıllarca yan yana yaşayan Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez ve daha nice halk topluluklarına karşı verilmiş bir yok sayma hükmüdür. Bu hüküm halkların kardeşliğine inananların içlerine sindirebilecekleri bir karar değildir. Bu dava böyle bitmeyecek!