Navigation

Marksist Tutum

ABD’de Floyd’un Çığlığı: “Nefes Alamıyorum”

Milenyum dönemecinden bu yana gerek polis şiddeti gerekse de diğer sansasyonel gelişmeler kitleleri hızlı bir şekilde radikal tepkiler göstermek üzere harekete geçiriyor. Küçük kıvılcımlar büyük patlamaları doğuruyor zira tüm insanlık adeta barut fıçısına dönmüş durumda. Bu bir rastlantı değildir. Şu noktanın altını çizmekte yarar var: Kapitalizm duvara toslamış durumdadır, tarihsel bir sistem krizi içerisinde çaresizce debelenmektedir.

Lübnan: “Her şeyi Çalabilirsiniz, Ama Umudumuzu Çalamazsınız”

Ülke genelinde yürüyen protestoların ruh halini özetleyen bir afişte iste şöyle yazıyor: “Her şeyi çalabilirsiniz, ama umudumuzu çalamazsınız.” Bugün Lübnan’da emekçiler kendilerini sefalet koşullarına iten, yolsuzluklara gömülmüş rejimin devrilmesini istiyorlar. Tüm sorunların çözümünü ve geleceğe dair olan umutlarını “Devrim” sloganıyla ifade ediyorlar. Koronavirüs korkutması ile bastırılmaya çalışılan Lübnanlı emekçiler, en zor şartlarda bile mücadelenin yürüyebileceğini bizlere gösteriyor.

Soma Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!

13 Mayıs 2014, Türkiye işçi sınıfının tarihine, bu topraklarda yaşanan en kitlesel işçi katliamının tarihi olarak kazındı. Soma Holdinge ait Eynez kömür ocağında yaşanan bu katliamda işçi sınıfı 301 evladını kaybetti. Emekçilerin yüreğini dağlayan Soma katliamında, Holding patronları pişkinlikte sınır tanımayıp hiçbir sorumluluk kabul etmezken, siyasi iktidar da katliamın üzerini örtmeye, sorumluları aklamaya çalışmıştı.

Dünya İşçi Sınıfına Selam Olsun! Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Sosyalizm!

Bugün 1 Mayıs! İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü! Kapitalist sisteme karşı verilen kurtuluş mücadelesinin simgelerinden 1 Mayıs tüm dünya işçi sınıfına kutlu olsun. 1 Mayıslar işçi sınıfının bağrında içten içe yanan hiç küllenmemiş bir ateşin, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesinin dolaysız ifadesidir. Yeni bir dünya kuruluncaya kadar bu mücadele ateşi canlı tutulmaya devam edilecek. Selam olsun dünyanın dört bucağında yüreği 1 Mayıs ile atan işçi sınıfına!

İnsanlığa Kâbusu Yaşatan Kapitalizm Yıkılmalıdır! 1 Mayıs Ruhuyla Mücadeleye!

İşçi ve emekçilerin eşi görülmedik ağırlıkta ve küresel ölçekte eşgüdümlü bir saldırı altında bulunduğu bugünlerde, bu saldırılara karşı koyabilmek için işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışması, her zamankinden büyük bir önem taşıyor. Bizler biliyoruz ki, insanlığa kâbusu yaşatan kapitalizmin yıkılmasının bir ölüm-kalım sorunu haline dönüştüğü gerçeği bu süreçte çok daha fazla emekçi tarafından görülür hale gelecektir.  Dünya meydanlarını aydınlatacak isyan ateşleri çok daha güçlü biçimde yeniden canlanacaktır.

Siyasi Tutsaklara Özgürlük!

Tek adam rejimi, adli mahkûmlara açık cezaevi ve denetimli serbestlik uygulamalarıyla büyük ölçüde tahliye yolu açarken, siyasi mahkûmları ve tutukluları her türlü hastalık riskiyle yüz yüze bırakmaktadır. Bunun bilinçli bir sınıf politikası olduğu şüphe götürmemektedir. Egemenler nasıl ki, “büyük bir tehdit”ten bahsedip halkı “evde kalmaya” çağırırken işçileri tıpkı virüsler gibi “yarı canlılar” olarak görüp umursamıyorlarsa, siyasi tutsaklara da düzenlerini tehdit eden, yok edilmesi gereken haşereler gözüyle bakmaktadırlar. Nihayetinde içeride de dışarıda da bir sınıf savaşı yürümektedir.

Koronavirüse Karşı İşçi Sınıfının Bağışıklık Sistemi Örgütlü Olursa Güçlenir!

Yeni tip koronavirüs hastalığı (Covid-19) dünya ölçeğinde yayılırken, egemenler toplumu bir korku tüneline itmeye, baskı ve yasakları, anti-demokratik uygulamaları, ekonomik krizin ağır sonuçlarını koronavirüs üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Türkiye’de koronavirüs vakası tespit edildiğinin açıklanmasının ardından insanların marketlere koşması, yaşlı insanların kolonya kuyruklarında bitap düşmesi topluma nasıl bir korku salındığının göstergesidir. Korkutulan ve paniğe sürüklenen bir toplumda insanlar doğru düşünemez ve egemenlerin yalanlarını sorgulamadan kabul eder.

Muzaffer Erdost’un Anısına

Sınırlı olanaklarla ve varlığının önemli bir kesitinde baskılar altında faaliyet yürütebilen bir yayınevinin çok geniş Marksist külliyatı tüm boyutuyla ve orijinal dillerinden aktarması elbette zor bir iştir. Ama mütevazı bir girişim içinde Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler ve onlarla çalışan birçok aydın bu külliyatın önemlice bir bölümünü Türkçeye kazandırmayı başarmıştır. Elbette böylesi zorlu bir işin eksikleri, kusurları olacaktı ve olmuştur. Ama Türkiye’de başka hiçbir yayıncının bu işi Sol Yayınları kadar geniş bir ölçekte başarabilmiş olmadığını teslim etmek Türkiye’nin devrimcilerinin ve sosyalistlerinin bir minnet borcudur.

Emperyalist Savaşa Hayır! Suriye’den Elinizi Çekin!

AKP iktidarının dozunu her geçen gün daha da yükselttiği savaş politikaları, İdlib’i patlamaya hazır bomba haline getirdi. Günlerdir askeri sevkiyatı arttırarak gerilimi tırmandıran iktidar, asker ölümlerine rağmen bu politikasında ısrara devam ediyor. “Şehitler tepesi boş kalmayacak” diyen Erdoğan, asker ölümlerini meşrulaştırmaya çalışırken, bu sözden kısa bir süre sonra 33 askerin daha ölüm haberi geldi. Resmi açıklamalara göre sayı şu anda 36’ya çıktı ve pek çok askerin ağır yaralı olduğu söyleniyor.

İran Seçimleri: Rejimin İstikrarı mı, Yeni Krizler mi?

Bir önceki seçimde yaklaşık 150 milletvekiliyle temsil edilen Ruhani destekçilerinin sandalye sayısının 20’nin altına ineceği görülüyor. Bu “şaşırtıcı” sonuç aslında egemen sınıfın köktenci kanadının zaferine değil, tersine muhalefetin başarısına işaret ediyor. Zira gerek sol muhalefet gerekse de “reformcular”dan oluşan burjuva muhalefet seçimleri boykot çağrısı yapmıştı ve görünen o ki bu çağrı kitlelerde karşılık bulmuştur. Düzen muhalefetinin boykot çağrısı, rejimin dümenini elinde tutan köktencilerin anti-demokratik girişimlerine bir tepki olarak gündeme gelmiştir.

“Hrant İçin, Adalet İçin”: On Üçüncü Yıl!

Halkların kardeşliği için mücadele eden ve gerçekleri dile getirdiği için katledilen Hrant Dink, bu yıl da dostları, sevenleri tarafından İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere çeşitli kentlerde gerçekleştirilen etkinliklerle anıldı. Hrant Dink 2007 yılının 19 Ocağında, genel yayın yönetmeni olduğu AGOS gazetesinin önünde katledilmişti.

Fransa Emeklilik Saldırısına Karşı Genel Grevde

Fransa’da Macron hükümetinin “Emeklilik Reformu” adı altındaki yeni saldırı planını yasalaştırmak üzere harekete geçmesi yüz binlerce işçiyi sokağa dökmüş durumda. 5 Aralıktan bu yana, 250’den fazla sendika ve meslek örgütünün katılımıyla gerçekleştirilen genel greve Sarı Yelekliler de dahil tüm emekçi kesimler destek veriyor. 5 Aralıkta, ülkenin dört bir yanında 1 milyondan fazla işçinin protesto gösterileri eşliğinde başlayan grev, takip eden günlerde de benzer kitlesellikteki eylemlerle devam etti.

Ekvador: İsyan Dalgasında Bir Halka Daha

Son süreçte yaşanan isyan dalgasına Güney Amerika ülkelerinden Ekvador da eklendi. Lenin Moreno liderliğindeki burjuva hükümetin 1 Ekimde ilan ettiği ekonomik saldırı paketine işçilerin ve taşıma sektöründeki emekçilerin grevle yanıt vermesinin ardından eylemler tüm ülkeye yayıldı. Kitlesel protesto gösterileriyle birlikte yüz binlerce emekçinin sokağa dökülmesi hükümeti alarm durumuna itti.

10 Ekim Karanfilleri Bir Kez Daha “Barış” Şiarıyla Anıldı

10 Ekim katliamında yaşamını yitiren 103 emekçi başta Ankara olmak üzere pek çok kentte anıldı ve katliamın sorumluları lanetlendi. 10 Ekim 2015’te, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin “Emek, Barış ve Demokrasi” şiarıyla Ankara’da gerçekleştirdiği mitinge on binlerce işçi ve emekçi katılmıştı. O sabah Türkiye’nin dört bir yanından gelip Ankara Garı önünde toplanan emekçiler, IŞİD canilerinin bombalı saldırısına uğramıştı. Bu saldırı sonucunda 103 emekçi hayatını kaybetmiş, 500’den fazlası yaralanmıştı.

Emek Örgütleri: “Bu Toprakların İhtiyacı Adalet, Demokrasi ve Barıştır”

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin yaptığı, “bu toprakların ihtiyacı adalet, demokrasi ve barıştır” başlıklı açıklamada, emekçilerin karşı karşıya kaldıkları tehlikeye dikkat çekilerek, "göz göre göre susma zamanı değildir” deniliyor.

12 Eylül'ü Unutma!

Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, işçi sınıfının 12 Eylül'le hesaplaşmasının önemine daima güçlü bir vurgu yaptık. Bunun önemi Türkiye'nin bir kez daha içinde bulunduğu olağanüstü baskı rejimine işçi sınıfı cephesinden anlamlı bir direniş gösterilememiş olmasıyla daha iyi anlaşılabilir.

Kayyum Darbesine Tepkiler Büyüyor

Diyarbakır, Van ve Mardin’de HDP’li büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanmasına tepkiler büyüyor. Halk iradesine karşı yapılan bu darbe, çok sayıda siyasi örgüt ve platformdan, demokratik kitle örgütlerinden yapılan açıklamaların yanı sıra, tüm yasaklara rağmen başta Diyarbakır ve Mardin olmak üzere pek çok kentte gerçekleştirilen eylemler ve basın açıklamalarıyla da protesto ediliyor.

Halk İradesine Kayyum Darbesi

Diyarbakır, Mardin ve Van’daki tüm protesto eylemlerinin ve basın açıklamalarının bizzat kayyum valiler tarafından yasaklanması, batıda yapılan protesto eylemlerine saldırılması vb. rejimin başta HDP olmak üzere tüm muhalefetin gücünü test etmek üzere de başvurduğu bilinçli bir politikanın ürünüdür. Yapılan saldırı sadece HDP’yi değil, tüm muhalefeti, işçileri, emekçileri vuracak ağır bir saldırı dalgasının kritik bir halkası niteliğindedir.

17 Ağustos Depreminden 20 Yıl Sonra

Geride 30 bine yakın ölü, 100 binden fazla yaralı bırakan ve Düzce’den İstanbul’a çok geniş bir alanda büyük bir yıkım yaratan Gölcük depreminin üzerinden 20 yıl geçti. Daha büyük acılar yaşanmasının önüne geçmenin yegâne yolu ve en büyük önlemi, bu sömürü, vurgun ve soygun düzenini ortadan kaldırmaktır.

Büyük Usta Engels Mücadelemizde Yaşıyor

Uluslararası işçi sınıfının önderi, öğretmeni, Marx’ın yoldaşı ve Marksizmin kurucularından Friedrich Engels 5 Ağustos 1895’te hayatını kaybetmişti. Lenin’in de vurguladığı gibi Engels, yoldaşı Marx ile birlikte işçi sınıfına kendini bilmeyi, kendi sınıf bilincine ulaşmayı ve toplumsal kurtuluşu için nasıl ve hangi araçlarla kavga etmesi gerektiğini öğretti. Büyük ustamızı ölümünün 124. yıldönümünde saygıyla anarken, Utku Kızılok’un “Ölümünün 112. Yılında Engels” başlıklı yazısını okurlarımızın dikkatine tekrar sunuyoruz.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
Devrimci mücadelenin sorunlarına az çok aşina olan herkes, işçi sınıfı içinde çalışma iddiasında olan tüm örgüt ve çevrelerin yaşamında “küçük-burjuvalık” sorununun önemli bir yer tuttuğunu bilecektir. Küçük-burjuva düşünce, siyasal eğilim ya da davranış örnekleri karşısında, bu örgütlerden kişilere yöneltilen eleştiriler hemen hemen ortak yönler içerir. Bu tip eleştirileri yönelten kişi ve çevreler de sıklıkla aynı hastalıklardan mustarip olsalar bile sonuç değişmez. Esasen bizzat bu durum da üzerinde durduğumuz sorunların önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, ele aldığımız sorun gerçektir, ciddi bir sorundur ve etki alanı geniştir.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.