Navigation

Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu Kuruldu

Sermaye devletinin Kürt kentlerinde yürüttüğü savaşın boyutları gün geçtikçe genişliyor. Ağır silahlar ve tanklarla ateşe tutulan kentlerden her geçen gün katliam haberleri geliyor. Kentler yakılıp yıkılıyor, yüz binlerce Kürt göçe zorlanıyor. Abluka altındaki bölgede, yaşamı yeniden inşa etmek ve Kürt halkıyla dayanışmayı örüp kuvvetlendirmek için “Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu” kuruldu.

7 Mart Pazartesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan bir basın toplantısı vasıtasıyla kuruluşunu kamuoyuyla paylaşan Koordinasyon, çalışmalarına başladı. “Savaşa ve Yıkıma Karşı, Yaşamı Birlikte İnşa Ediyoruz” sloganıyla HDK tarafından kurulan Dayanışma Koordinasyonu, Kürt halkıyla Türkiye’nin pek çok ili arasında dayanışma köprüleri örmeyi amaçlıyor.

Basın toplantısında konuşan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, devletin Kürt illerinde “Çöktürme Planı” eşliğinde korkunç sonuçları olan bir savaş yürüttüğünü ifade etti. Yürütülen haksız savaşın Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından “devletin kudreti” olarak ifade edildiğine de dikkat çeken Koçyiğit, “Devletin kudretini çok iyi biliyoruz. Yeni değil bu kudret gösterileri, Kürt halkına, işçilere, toplumun tüm ezilen kesimlerine yönelik bu kudret gösterilerine daha önce de tanıklık ettik” dedi. Koçyiğit, gerçek kudret sahibinin zalimane ve ceberut tutumlarıyla devletin olmadığını, bu tutumlara karşı direnen halkların kudret sahibi olduğunu vurguladı. HDK’nin, bölgede yürütülen haksız savaşın ve katliamların hesabının sorulması ve sorumluların yargılanması için gerekeni yapacağını aktaran Koçyiğit, tüm insanları Kürt halkıyla dayanışmaya ve yaraları sarmaya çağırdı.

Koçyiğit’in ardından konuşan Barış Bloku Eş Sözcüsü Gençay Gürsoy, sürmekte olan devlet terörü ve yıkım politikalarının Osmanlı’dan miras alındığını vurgulayarak “Çapul Serbest!” anlayışının devam ettiğini söyledi. Gürsoy, Osmanlı’nın fetih seferleri gibi AKP’nin de bugün, Kürt illerine kolluk güçlerini yığarak yakıp yıktığını, insanları katlettiğini, daha sonra ise korucu grupları bölgeye yollayarak çapula ve talana giriştiğini belirtti. Başbakan’ın “yaraları sararız” sözlerine de değinen Gürsoy, “devlet yakar yıkar ama parasını da verip yapar” anlayışının insanlarla alay etmek olduğunu ifade etti. Gürsoy konuşmasını, yüreği yanan milyonlarca insanı savaşa karşı örgütlemenin en önemli görev olduğunu vurgulayarak noktaladı.

Rojava Yardımlaşma Derneği adına konuşan Neslihan Güner ise mücadeleye güç vermek gerektiğini vurguladı. Güner, Kobanê’de insanlık onurunun kazandığını belirterek, Cizre, Sur, Silopi’de de ayağa kalkan insanlık onurunun kazanacağına olan inancını ifade etti. Zulme karşı dimdik ayakta duran ailelerin yanında olmak gerektiğini söyleyen Güner bölgede acil olarak battaniye ve gıdaya ihtiyaç olduğunu aktardı.

Güner’in konuşmasının ardından Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu Başkanı Abdulhakim Daş bir konuşma yaparak, Kürt illerinde yürütülen savaşın bir devlet geleneği olduğunu vurguladı. İçinden geçtiğimiz savaş süreciyle birlikte sadece Silopi’de 6694 binanın hasar gördüğünü, 30 bin insanın evsiz kaldığını belirten Daş, buradaki hasarın asıl olarak devletten tazmin edilmesi gerektiğini söyledi.

Konuşmaların sona ermesiyle Koordinasyon tarafından hazırlanan basın metnini Benazir Çoşkun okudu. Basın açıklamasında, sermaye devletinin AKP ve Saray eliyle “Çöktürme” ve “Master” planları doğrultusunda siyasi ve maddi bir soykırım yürüttüğü belirtildi. Başkanlık adı altında faşizmin kurumsallaştırılmaya çalışıldığı ifade edilerek faşizme karşı mücadeleyi yükseltmenin ve halklar arasındaki dayanışmayı örmenin gerekliliği vurgulandı. Devletin Kürt illerinde yürüttüğü savaşla yüzlerce insanın canına kıydığı, insanlara tarifsiz acılar yaşattığı, kentlerin ateşe verilerek yaşam alanlarının ve insanlığın ortak mirası olan tarihi eserlerin yok edildiği dile getirildi.

Saldırı altındaki ilçelerde, abluka altındaki insanların aylardır evsiz ve işsiz olduğuna, en temel ihtiyaç maddelerine bile ulaşamadığına dikkat çekilen açıklamada, dayanışmanın bir parçası olarak, ihtiyaç duyulan malzemelerin toplanarak bölgeye iletileceği belirtildi. Kuru gıda, kahvaltılık, mama, çocuk bezi, kadın pedi, battaniye, sünger yatak, yeni ayakkabı, yeni elbise gibi malzemelerin HDP il ve ilçe temsilciliklerine teslim edileceği ifade edildi.

Basın açıklaması, çok yıkıcı etkileri olan bu savaşa karşı barışın sesini yükseltme, “Kürt halkı yalnız değildir” şiarıyla Şengal, Ninova ve Kobanê süreçlerinde olduğu gibi dayanışma ağlarını örme çağrısıyla sonlandırıldı.