Navigation

Utku Kızılok

Lenin’i Anlamak /2

Sebatkâr ve zahmetli çalışmalar olmadan, emek verilmeden ve gerekli ter akıtılmadan başarıya ulaşılamaz. Görünüşte çok devrimci olan, kişileri ya da örgütleri heyecanlandırma ve tatmin etmekle sınırlı kalan bir faaliyetin işçi kitleleri ileriye çekemeyeceği açıktır. Devrimci faaliyetin ana amacı işçi kitleleri durdukları noktadan ileriye çekmek, bilinç dönüşümüne uğratmak ve kapitalizme karşı mücadeleye sevk etmektir. Aksi durumda, işçi sınıfının mücadelesini ileri taşımayan her çaba, Lenin’in önemle belirttiği üzere, coşkulu sloganlar üzerinde yükselen devrimci lafazanlıktan öteye geçemez. Bu bakımdan, en gerici dönemlerde dahi uygun çalışma biçimleriyle işçilere ulaşmayı ve onları ileriye çekmeyi bilmek gereklidir. İşçi sınıfının sendikal, siyasal, devrimci örgüt ve bilinç düzeyinin geri olduğu bugünün Türkiye koşullarında da, bu zahmetli görev değişmemektedir.

Lenin’i Anlamak

Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.

Muhteşem Süleyman’dan Muhteşem Erdoğan’a!

Başbakan Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl dizisini hedef alan açıklamalarının ve Osmanlı padişahlarına dair yorumlarının, hiç kuşkusuz ki üstü kazınması gereken birçok anlamı var. Başbakan Erdoğan diziye müdahale edilmesi için savcıları göreve çağırırken, AKP’li milletvekilleri dizinin yasaklanması niyetiyle yasa teklifi hazırlamak üzere harekete geçtiklerini açıklamışlardır. Başlatılan tartışmanın temel işlevlerinden biri, suni gündemle toplumun yönlendirilmesidir.

AKP’nin 10 Yılı ve İşçi Sınıfı

Genel olarak bu siyasal çizgi AKP’nin güdük demokratlık barutunu tüketmiş olduğunu açıkça göstermektedir. Öte yandan AKP’li burjuvazinin hızlı palazlanışı, bu temelde çabuk çürüme/yozlaşma eğilimleri göstermesi ve İslamcı kesim içinde sınıf farklılıklarının gizlenemez hale gelmesi de onun toplumsal meşruiyetini aşındırmaktadır. Emekçilerin yaşamında gerçekleştirdiği bazı tek yanlı düzeltmelerin de gitgide sonuna gelinmesi ve artık saldırıların daha pervasızca yapılması bu tabloya eklenmektedir. Emekçi kitlelerin çoğunluğunun AKP’den henüz kesin bir kopuşu söz konusu değilse de, bir hoşnutsuzluğun mayalanmakta olduğu açıktır.

Emperyalist Savaş, Ekim Devrimi ve Barış

95. yıldönümünde 1917 Ekim Devrimi kapitalizm karşısında işçi sınıfına fener olmaya devam ediyor. Uluslararası ölçekte büyük sarsıntılar yaratan bu devrimin evrensel sonuçlarından biri de, hiç kuşku yok ki sürüp giden I. Dünya Savaşına “dur” demesi ve halkların barış çığlığının aracı haline gelmesiydi. Kurulan işçi iktidarı, “tazminatsız ve ilhaksız” barış talebini yükselterek ve tüm gizli savaş anlaşmalarını deşifre ederek Rusya’nın savaştan çekildiğini açıklamıştı.

Olimpiyatlar, Spor ve Milliyetçilik

2012 Olimpiyatları 27 Temmuz-12 Ağustos tarihleri arasında Londra’da yapıldı. Özellikle günümüz teknolojisi sayesinde milyonlarca insanın müsabakaları izlediği veya aktif bir şekilde haberdar olduğu olimpiyatlar, dünya burjuvazisi için pek çok açıdan bir platform işlevi görmektedir. Olimpiyatların spor bağlamında bir dünya arenası olması nedeniyle, neredeyse tüm ülkeler burada boy gösteriyorlar. Oyunların düzenlendiği ülkeler, bu vesileyle geniş kitlelere kendi propagandalarını yapıyor, turizm gelirlerini arttırmaya çalışıyor ve dünya sermayesinin ilgisini çekiyorlar. Meselâ İngiltere, Londra’nın tarihi mekânlarına, güzelliklerine, buralarda ne kadar hoş zaman geçirildiğine dönük reklâmlar, haberler vs. yaptırarak ilgi çekmeye çalışırken, beri taraftan da alttan alta İngilizlerin ne kadar üstün bir millet olduğunun propagandasını yapıyordu.

“Muhafazakâr Sanat” Tartışmaları ve Sanat

Sanatın toplumun gerçek sorunlarıyla ilgilenmesi ve insanın yaratıcılığını tüm yönleriyle dışa vurabilmesi için kapitalizmden kurtarılması gerekiyor. Sanatçı kapitalist piyasanın tutsaklığından kurtulduğunda özgürce yaratmaya girişecektir. Şurası açık ki, kapitalizmin alaşağı edilmesiyle sanata vurulan zincirler kırılacak ve bilinci özgürleşen sanatçının toplumsal temelde yaratıcılığı gürül gürül akmaya başlayacaktır.

Polis, Halk ve Devlet

Kapitalist düzende işçi-emekçi sınıfların çıkarlarını güden, tüm sınıf kesimlerine eşit uzaklıkta duran bir polisten söz etmek mümkün olamaz. Bu düzende polisin demokratikleşmesi, “şeffaflaşması” vb. söz konusu bile olamaz. Dolayısıyla bir zor aygıtı olan polis de, burjuva devletin alaşağı edilmesiyle birlikte ortadan kalkmak zorundadır. İşçi demokrasisinde ise, polise gerek olmayacaktır.

MİT Krizi Neyin Krizi?

Önümüzdeki dönemde, derinleşen küresel kriz ve yeni cephelere doğru genişleyen emperyalist savaş, içeride Kürt sorunuyla da birleşerek egemen sınıfı sıkıştıracak ve düzenin bağrında yeni krizler üretecektir. Sınıf hareketindeki bir yükseliş ise, burjuvazinin krizlerini daha da derinleştirecektir.

“Rus Baharı” mı?

Putin, kelimenin gerçek anlamıyla bir Bonapart olarak yükselmiş ve tam da bundan ötürü Rusya’nın acımasız çarlarından Korkunç İvan’la özdeşleştirilmiştir. Rusya’da kurulan Bonapartist rejim, bürokratik diktatörlükten kapitalizme geçişte çivileri sökülen devleti burjuva temellerde örgütlemeyi, ekonomik ve siyasi karmaşaya son vermeyi başarmıştır. Bu rejim burjuva sistemin, geçen 20 yıl içinde gelişen burjuva ve küçük-burjuva sınıfın kökleşmesini de sağlamış bulunuyor. Nitekim burjuva muhalefetin sokağa inmesi, gösterilere katılan insanların sayısının artması, Putin’in reformlardan dem vurması bunun bir yansımasıdır.

Türk-İş Kongresi, Sendikal Bürokrasi ve İşçi Sınıfı

Bununla birlikte, Sendikal Güç Birliği Platformu’nu meydana getiren şu ya da bu sendika yönetiminin niteliğinden ve bu platformu oluşturan sendikacılar arasındaki farklılıklardan bağımsız olarak, açıklanan bildiride dile getirilen hususlar anlamlıdır. Bu bildiride sendikal hareketin kan kaybettiğine, güçsüzleştiğine ve güvensizleştiğine dikkat çekilerek; sendikaların demokratikleştirilmesinden, tabanın söz ve karar sahibi olmasından, emeğin hakları için siyasal alana müdahaleden ve bu kapsamda sosyal-siyasal platformlar yaratmaktan, işçiler arasında mesleki ayrımlara son veren birleşik bir mücadeleden, sınıf dayanışmasından, işçi sınıfına dönük saldırılara karşı durulacağından, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için mücadele edileceğinden söz edilmektedir. Tüm bu hususlar önemlidir ve bunların hayata geçirilebilmesi için kapsamlı bir mücadele vermek gereklidir.

“Demokratik ve Özgür Afganistan” Kan Ağlıyor!

ABD öncülüğündeki emperyalist koalisyonun 7 Ekim 2001’de Afganistan’a başlattığı savaşın üzerinden on yıl geçti. Emperyalist güçler, savaşın yoğunlaştığı ilk üç ay boyunca büyük bir yıkıma yol açmakla kalmadılar, bunu izleyen on yıllık dönemde Afganistan’da adeta taş üstünde taş bırakmadılar. On binlerce yoksul Afganlı yaşamını kaybederken, çok daha fazlası yaralandı, sakatlandı ve yüz binlerce insan evini terk etmek zorunda kaldı. Zaten iç savaşlarda bitap düşen Afganistan’ın yoksul halkı, emperyalist yıkım sonucunda Ortaçağı aratacak bir yaşama mahkûm edilmiş durumda.

Türkiye’nin Emperyalist Atakları

Türk burjuvazisi kendisi için yatırım ve pazar alanları oluşturmak, uluslararası siyaset arenasında dikkate alınacak bir nüfuz elde etmek ve dolayısıyla yürüyen emperyalist paylaşımdan pay kapmak amacıyla Afrika’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar dört bir yana ulaşmaya, buralarda yerleşmeye çalışıyor. Bu kapsamda, Başbakan Erdoğan’ın kapitalistlerin de içinde bulunduğu kalabalık bir grupla Kuzey Afrika’ya yaptığı “Arap Baharı” turu, Türkiye’nin emperyalist hamlelerinde önemli bir evreyi temsil etmektedir.

Norveç Katliamı ve Avrupa’da Yükselen Faşist Hareket

Kapitalist krizle, işçi sınıfına yönelik saldırılarla, anti-demokratik yasaların yürürlüğe sokulmasıyla, ırkçılığın ve milliyetçiliğin yükseltilmesiyle, faşizan örgütlenmelerin artmasıyla yol alan bir emperyalist savaş süreci söz konusudur. Unutmayalım ki, Avrupa burjuvazisi geçmişteki gücünü önemli ölçüde kaybetmiş bulunuyor. Bir zamanlar sömürgeci imparatorluklar kuran emperyalist Avrupa burjuvazisinin eski gücü artık yok!

“Beyaz Yakalılar”: “Orta Sınıf” mı, İşçi Sınıfının Bir Kesimi mi?

Kapitalist gelişmeye paralel olarak hizmet sektörü bugün artık oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır ve bu sektörde çalışanları homojen bir yığın olarak görmek son derece yanlıştır. Meselâ, herhangi bir finans şirketinde kafa emeği harcayarak çalışan "beyaz yakalı" işçi de, aynı yerde kol emeği harcayarak çalışan "mavi yakalı" işçi de hizmet sektöründe çalışmaktadır. Dolayısıyla hizmet sektörü doğrudan doğruya "beyaz yakalı" çalışanların alanı olarak görülemez.

Avrupa İşçi Hareketinde Bir Dönem Kapanırken

Avrupa işçi hareketinde bir dönem kapanmış bulunuyor. İşçi sınıfının içinden doğup gelişen ve sendikalarla organik bağları olan sosyal demokrat partiler, çoktandır işçi sınıfının “burjuva” partileri olmaktan çıkıp, burjuvazinin işçi partileri haline gelmişlerdir. Bu partilerin sendikalarla ilişkisi devam etmesine ve sendikal bürokrasinin işçi sınıfı üzerindeki etkisi kırılamamış olmasına rağmen, eski dönem kapanmıştır. İşçi sınıfını kapitalizm sınırlarına hapseden reformizmin ve sendikal bürokrasinin “sosyal devlet” dayanağı da çökmüştür. Hiç kuşkusuz ki bu durum, mücadelenin bambaşka şekillerde gelişebilmesine imkân tanımaktadır.

AKP’nin “Çılgın Proje”leri, Kent ve Kapitalizm

Engels, 1800’lerin ortasında Londra’daki yaşamı betimlerken, iki buçuk milyon insanın üst üste yığılmasından doğan toplumsal keşmekeşe, çöküntüye, pisliğe ve insanı boğan kentleşmeye dikkat çeker. Fakat aradan geçen zaman içinde metropol kentler, hayalleri zorlayacak şekilde alabildiğine büyüdü ve değişti. Geçmişe nazaran birtakım sorunlar geride kalırken, büyümeye ve değişmeye bağlı olarak yeni içinden çıkılmaz sorunlar baş gösterdi.

Seçime Doğru: İç ve Dış Siyasetin Eğilimleri

Türkiye’de burjuva siyaseti önemli bir dönemece girmiş durumda. Yeni bir anayasanın gündemde olduğu bu dönemeçte, gerek Kürt halkının taleplerinin gerekse işçi sınıfının demokratik hak ve özgürlüklerinin savunulması bakımından, Kürt hareketinin ve sosyalistlerin sesinin mecliste yankılanması önemlidir. Gerici güçler karşısında işçi sınıfı içinden enternasyonalizmin bayrağı yükseltilmelidir. Emek, Demokrasi ve Özgürlük mücadelesinden yana adayların geniş kitlelerden alacağı oy, aynı zamanda inkârcı ve asimilasyoncu statükocu güçlere, şovenist cepheye ve Kürt halkını aldatmaya çalışan AKP hükümetine bir cevap olacaktır.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /3

Önümüzdeki dönemde İslamcı akım ve tarikatların kapitalist tepesiyle yoksul tabanının ayrışması daha fazla hızlanacaktır. Nitekim sosyalist fikirlerin geçmişe göre İslamcı kimi kesimler içinde daha fazla itibar görmesi, sosyalizme referans veren yazarların İslamcı burjuvaları yerden yere vurarak eleştirmesi ve sükûtu hayale uğrayan yoksul tabanın bir bölümünün bu eleştirilere dikkat kesilmesi bunun bir göstergesidir. Önümüzdeki süreçte İslamcı solcu söylemlerin siyasal arenada daha fazla öne çıkacağı kuvvetle muhtemeldir. Nitekim geniş kitlelerin AKP dışında bir arayış içerisine gireceğini gören Has Parti, doğacak boşluğu doldurmak istemekte ve bu nedenle de sosyal demokrat bir söylemle ortaya çıkmaktadır.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /2

28 Şubat süreci İslamcı kesimler içinde yaşanmakta olan dönüşümün dışa vurmasında önemli bir rol oynayacaktı. Bu kesimden birçok yazar daha liberal görüşler savunmaya başladı. İslamcı kesimler 28 Şubat darbesini yedikten sonra gözle görülür bir şekilde insan haklarına ve demokrasiye vurgu yapma ihtiyacı duyuyorlardı. İslami akımların ana gövdesi artık eskisi gibi Batı karşıtı bir tutum içinde değildi ve hatta RP’nin yerine kurulan Fazilet Partisi’nin (FP) Genel Başkanı Recai Kutan, ilk yurt dışı gezisini ABD’ye yaparken, şeriat düzenine karşı olduklarını söylüyordu. FP, demokratikleşme ve sivilleşmeyi öne çıkartırken, beri taraftan da Özal’ın misyonunu da üstlendiğini dile getirmekteydi. Ancak tüm bunlar Milli Görüş hareketini bir arada tutamadı. Artık Milli Görüş hareketi misyonunu tamamlamış gözüküyordu.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.