Navigation

İşçi Hareketi

Cam İşçilerinin Grevine AKP Yasağı

Cam işçileri, Türkiye işçi sınıfı mücadelesi tarihi içerisinde önemli ve saygın bir yere sahiptirler. Nice büyük grevlere, direnişlere ve işgallere imza atmışlardır. Bugün de AKP hükümetinin grev yasağına karşı tepkilerini çeşitli eylemlerle ortaya koymaktadırlar. Cam işçileri eğer sendikal örgütlülüklerine sahip çıkıp inisiyatifi tümüyle kendi ellerine alırlarsa, patronlara ve onların çıkarlarını savunan AKP hükümetine diz çöktürmeyi başarmanın yolunu mutlaka bulacaklardır. Cam işçileriyle dayanışmak ve mücadelelerini destekleyerek bu yasağa birlikte karşı koymak işçi sınıfının bütününün görevidir.

Sermayenin Arzusu: Her Yer Taşeronlaştırılsın!

AKP hükümeti, patronların arzusu doğrultusunda hazırladığı ve uzun süredir üzerinde çalıştığı taşeron düzenlemesini torba yasaya dahil ederek 30 Mayısta Meclise sundu. Çalışma Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı tasarının yasalaştırılmasıyla birlikte işçi sınıfı önümüzdeki günlerde yeni saldırılarla karşı karşıya kalacak. AKP hükümeti, burjuva medya aracılığıyla taşeronlaştırma paketini kamuoyuna “müjde” olarak sunarak bilinç bulandırmakta ve tam anlamıyla dezenformasyona başvurmaktadır.

Sermaye İşçilerin Kanıyla, Canıyla Büyüyor

İşçilerin bedenlerini yakıp kül eden ateş işçi sınıfın yüreğini de tutuşturacak ve ayağa kalkan işçi sınıfı katledilen kardeşlerinin hesabını er ya da geç soracaktır. Gencecik bedenlerin iş kazalarında solup gitmediği, çocukların öksüz ve yetim kalmadığı, sömürünün olmadığı bir dünya mümkün. Kapitalist düzeni alaşağı eden ve iktidarı eline alan işçi sınıfı, üretimi kârlılık esasına göre değil insanlığın ihtiyaçlarına göre düzenlemeye başladığında, o güne kadar kendisi için cehenneme dönüştürülen yaşamın cennete çevrilmesinin de önünü açacaktır.

Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği'nin (UİD-DER) Basın Açıklaması

Sermayenin Kâr Hırsı Yüzlerce Kardeşimizin Canını Aldı

UİD-DER'in Soma'da katledilen yüzlerce maden işçisiyle ilgili basın açıklamasını yayınlıyoruz. Acımız ve öfkemiz büyük! Bu katliamların hesabının kapitalistlerden birgün elbet sorulacağına inancımız tam. Gün, hesap sormak için mücadeleyi büyütme günüdür!

1 Mayıs 2014: Devlet Terörü, Sendikal Bürokrasinin İhaneti ve Sol Lafazanlık

AKP hükümetine sendikalarla ve solla resmen alay edip dalga geçme fırsatı veren şey işte ne yazık ki işçi hareketinin ve sol hareketin sergilediği bu güçsüzlük ve basiretsizlik tablosudur. İşçi sınıfının güçlü, örgütlü ve kitlesel mücadelesi yükseltilebilmiş olsaydı, hiç kuşkumuz yok ki AKP hükümeti böylesine saldırgan bir tutum takınma ahmaklığı sergilese bile bambaşka sonuçlarla karşılaşırdı. O zaman Taksim yasağı da fiilen aşılıp, Erdoğan ve adamlarına ettikleri o laflar güzelce yutturulurdu. Fakat ne yazık ki bu yıl da bu yapılamamış, bütün bir yıl boyunca proleter mücadelenin gereklerini yerine getirmek için hiçbir şey yapmayanlar, gerçek durumlarını gizlemek için sol lafazan söylemler takınıp 1 Mayıs’ı bir örtü olarak kullanma çabalarını devam ettirmişlerdir.

İşçi Sınıfının ve İşçi Hareketinin Durumu

İşçi sınıfı mevcut örgütsüzlük koşullarında dört bir yandan saldırılarla karşı karşıya. Sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, reel ücretlerin düşmesi, iş saatlerinin artması ve çalışma koşullarının giderek kötüleşmesi Türkiye işçi sınıfının maruz kaldığı başlıca saldırılar. İşçi sınıfı örgütsüz olduğu için bu saldırılara karşılık veremiyor ve geçmiş yıllarda mücadeleyle kazanılmış haklar kaybediliyor. 12 Eylül rejiminin belini kırdığı işçi sınıfının elinde kalan son haklar da, AKP’nin iktidarda olduğu 12 yıl boyunca sistematik bir şekilde gasp edildi.

Sendikal Hareketin Krizi

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen Hava-İş kongresinde THY yönetiminin ekibinin seçilmesi, hemen sonrasında ise Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş’te büyük bir yolsuzluğun patlak vermesi sendikal hareketin vahim durumunu yeniden gündeme getirdi. Uzun bir dönemdir Türkiye’de sendikal hareket krizdedir ve bu kriz hâlâ aşılabilmiş değildir. Sendikalar giderek daha fazla bürokratlaşmış, üst bürokrasi burjuvaziyle ve burjuva hükümetlerle daha fazla iç içe geçmiş, yozlaşma ve yolsuzluk alıp başını gitmiştir. Şaşırtıcı olmayan bu son gelişmeler sendikal krizin giderek derinleştiğinin de bir başka ifadesidir.

Türkiye’deki mücadelelerle dayanışma – IRMT bildirisi

İran Devrimci Marksist Eğilimi Türkiye’deki işçilerin ve ezilen kitlelerin kendi kapitalist devletlerine karşı mücadelelerini tümüyle destekler.

THY Grevi Üzerine

Grev her şeye rağmen sürüyor ve sınıf örgütlerinin grevi sahiplenmesiyle grevdeki ve direnişteki işçiler moral buluyor. Grevin başarısının da başarısızlığının da, gerek işçi sınıfı gerekse burjuvazi açısından sonuçları olacağı akıllardan çıkarılmamalı ve greve bu bilinçle destek sunulmalıdır.

Kamu Emekçilerine 657 Saldırısı

Kamu sendikaları, grev hakkı için, idarecilerin baskılarına son vermek için, yeni işçi alımı yapılmamasının neden olduğu iş yükünü reddetmek için, her işyerine kreş hakkı için ve saldırılara dur demek için, kamu emekçilerini işçi sınıfının diğer kesimleriyle birlikte mücadeleyi yükseltmek üzere harekete geçirmelidir. Kamu emekçileri “devlet memuru” değil, işçi sınıfının neferleridir. Bu bilinçle donanan ve buna uygun biçimde örgütlenen kamu emekçileri, işçi sınıfının mücadelesine ivme ve güç katacaktır.

Havada Direniş Var!

THY işçileri kendi koşullarını ve sıkıntılarını anlatarak aslında sadece THY’nin değil bir bütün olarak sermayenin de ne şekilde palazlandığını göstermektedirler. AKP hükümeti bugüne kadar birçok saldırı yasasını yürürlüğe koyarak, taşeronlaştırmanın ve sendikasızlaştırmanın önünü açarak ekonomiyi büyüttü. İşçi sınıfının örgütsüzlüğünden yararlanarak, yaptığı saldırıları “ulusal çıkar” kisvesi altında gizleyebildi. Kısacası Türkiye ekonomisi nasıl işçilerin kanı, canı pahasına büyüyorsa, THY de işçilerin yoğun sömürüsü temelinde büyüdü.

Kır Proletaryasının Söyleyecek Sözü Var!

Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) çağrısıyla Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Kurultayı 6-7 Nisan tarihlerinde Urfa’nın Viranşehir ilçesinde toplandı. Kurultay, mevsimlik tarım işçiliğinin dayandığı sosyoekonomik temelleri ve siyasal koşulları ortaya koymayı ve işçi sınıfının bu kesiminin yaşadığı sorunları ve talepleri belirleyerek mücadele araçlarını oluşturma yolunda bir başlangıç yaratmayı hedefliyordu.

Sayfalar

İşçi Hareketi beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.