Navigation

Emperyalist Savaşlara Hayır!

Ankara Katliamında Hayatını Kaybedenler Anıldı

Ankara’da, “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingine yapılan canlı bombalı saldırının üstünden bir ay geçti. 10 Kasımda, patlamanın olduğu Gar Meydanı’nda, DİSK, KESK, TMMOB, TTB, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin ve sosyalist grupların katılımıyla bir anma düzenlendi.

Ankara’da Barışa Bomba: Döktüğünüz Kan Sizi Kurtarmayacak!

Egemenler bu gibi saldırılarla amaçlarına ulaşamayacaklar. Onlar için şu aşamada en büyük sorunu oluşturan Kürt halkının haklı mücadelesini boğamayacakları gibi, onunla dayanışma gösteren sosyalistlerin, devrimcilerin, ilericilerin kavgasını da boğamayacaklar. Bu vahşi saldırıda hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizin ve dostlarımızın acısını yüreğimizin derininde duyuyor, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyoruz. Bu sermaye düzeninin eli kanlı egemenlerine de, yılmak bir yana öfkemizin ve mücadele azmimizin daha da bilendiğini haykırıyoruz. Özellikle Erdoğan’ın başrolünde oynadığı ve ülkeyi bir kan gölüne çeviren bu oyunu bozacağız.

“Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!” Mitingine Bomba

İşçilerin birliğini ve halkların kardeşliğini savunan, kapitalist sömürüye ve haksız savaşlara dur demek için mücadele yürüten sosyalist işçiler olarak yüreğimiz kan ağlıyor. Egemenlere olan öfkemiz giderek daha da büyüyor. UİD-DER olarak yaşamını kaybeden tüm insanlarımızın ailelerine başsağlığı diliyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Kürt sorununda çözüm arayışlarını berhava edip buzdolabına kaldıran, ülkeyi kriz ve kaosa sürükleyerek hızla Ortadoğu’daki cehennemin göbeğine iten Sultan bozuntularına dur denilmelidir. İşçilerin birliği, halkların eşitliği ve kardeşliği temelinde bir araya gelinmesi ve egemenlerin oyunlarının bozulması gereklidir. Bu her zamankinden daha acildir!

Suriyeli Mülteciler ve Vatan Savunusu

Suriye’de savaş cephelerinde efsaneler, mertlik, yiğitlik patlamaları değil bomba patlamaları gerçekleşiyor. Sivillerin yaşadığı yerler de dâhil olmak üzere tüm bir coğrafya savaşın mekânı oluyor. Binlerce kilometre ötede basılan bir düğme ile füzeler insanların üzerine yağıyor. Biyolojik, kimyasal, nükleer silahlar taş üstünde taş, toprak üstünde can bırakmıyor. Tüm bunlar olup biterken örgütsüz yoksul kitleler için vatan savunmak mümkün olmuyor! Gerçekler ortadadır ve bu koşullarda savaş cehennemi içine atılan örgütsüz emekçilere vatan savunusu adı altında o savaşlarda can vermeyi öğütlemenin hiçbir mantığı yoktur. Emekçilerin sınıf cephesini yaratacak kadar örgütlü olmamalarının vebali, hayatta kalmak için başka ülkelere sığınmak zorunda kalan insanlara yüklemek insafsızlıktan başka bir anlama gelmiyor.

Yarınsız Bırakılan Çocuklar

Kapitalist sistem var oldukça, sermaye var oldukça, emperyalist ve haksız savaşlar var olmaya; savaşlar var oldukça ölümler, sakatlanmalar, göçler var olmaya devam edecek. Savaşların olmadığı, çocukların yarınsız bırakılmadığı bir dünya, işçi sınıfının sermaye sınıfına karşı yürüteceği örgütlü bir mücadele ile mümkün. Gelecek güzel günler için örgütlenmeli, örgütlü mücadele etmeliyiz. Kendimiz için olmasa bile çocuklarımız için.

Bir Yalanın Anatomisi: “Türkiye’nin IŞİD’e Desteği Yok”

Türkiye ile IŞİD arasında inkâr edilemez ve kanlı-kirli bir ilişki, bir ittifak mevcuttur. Bu durum, Erdoğan-AKP iktidarının izlediği emperyalist siyasetin sonucu ve parçasıdır. Türkiye, başından beri Ortadoğu’da ve özellikle de Suriye’de yürüyen emperyalist savaşın tarafı konumundaydı. Devlete bağlı resmi ve gayri resmi güçler, Suriye’de savaşmaktadırlar.

Savaş Karşıtı Mücadelede İşçi Sınıfı

Haksız ve gerici savaşların yaratacağı yeni dengelerin işçi sınıfını ne zaman ayaklandıracağı önceden kestirilemez. Sosyal, siyasal, ekonomik sorunların etki gücü savaş dönemlerinde kat be kat artmaktadır. Ölümlerin ve çekilen sefaletin bedelinin bu durumun sorumlusu olan iktidara kesilmesi muhtemeldir. Savaşı sorgulayan ve emirlere karşı duran askeri-sivil eylemlerin artması da öyle. Bu durumda, yükselen öfke ve tepki hareketini yönetecek ve yönlendirecek sosyalist işçi örgütlerinin varlığı hayati önem taşıyacaktır. Dolayısıyla işçi sınıfının devrimci mevzilerini güçlendirmek yakıcı bir görevdir.

Hiroşima ve Nagazaki’yi Anarken

Japonya’nın savaş uçağı filosu tükenmiş, Japon donanması son rezervlerini de kaybetmiş durumdaydı. ABD hava akınları, Tokyo’yu harap eden yangın bombalarıyla yapılan saldırılar, Japonya’nın direncini yok etmişti. Japonya henüz resmen teslim olmamıştı ancak teslim olmanın eşiğindeydi. Savaşı kaybettiğini gören Japon egemen sınıfı, siyasi çözüm arayışındaydı. O halde ABD 6 Ağustosta Hiroşima’ya, 9 Ağustosta Nagazaki’ye atom bombalarını neden atmıştı?

AKP Savaş İstiyor, Geçit Vermeyelim!

24 Temmuzdan itibaren yapılan PKK’ye dönük hava saldırıları, AKP’nin “barış sürecini”, çatışmasızlık adı altında yürüyen fiili ateşkesi sona erdirdiği anlamına geliyor. Sıcak savaş sadece sınır ötesindeki PKK unsurlarıyla sınırlı değildir, yurt içindeki toplumsal muhalefet de ezilerek etkisizleştirilmek istenmektedir. Yurt içinde yürürlüğe konulan siyasal-polis operasyonları son derece kirli bir savaşın yürüdüğü anlamına geliyor.

Gençlik ve Savaş

Emperyalist savaşlar, birkaç “çılgın” politikacının aldığı kararların değil, kapitalizmin iç işleyiş yasalarının doğal bir sonucudur. Dolayısıyla sömürü düzeni var olduğu müddetçe savaşlar kaçınılmazdır. Emperyalist savaşlara sebep olan kapitalizme karşı dünya işçi sınıfı olarak topyekûn savaşmadan, sömürüye son vermek, halkların kardeşliğini ve barışı kazanmak mümkün değildir.

AKP’nin Savaş Oyunları

Erdoğan ve şürekâsının savaş hesaplarının kendi ellerinde patlaması için, Erdoğan’ın apolet takarak otoriter yürüyüşünü sürdürme hevesini kursağında bırakmak için, işçi sınıfına düşen görev, bu emperyalist savaş hevesi ve girişimine geçit vermemek, buna karşı tereddütsüz biçimde direnmektir. Kürt halkıyla açık ve net bir dayanışma içinde olmak bu mücadelenin kilit taşıdır. Bu direniş aynı zamanda savaş tamtamlarının uğultusu altında gidilebilecek bir erken seçimde Kürt düşmanlığına, şovenist-militarist politikalara geçit vermemeyi de içermektedir.

Tel Abyad, Kürt Sorunu ve AKP’nin Savaş Hazırlığı

Kürt sorununun çözülmemesi ve AKP’nin emperyalist hevesleri Türkiye’yi her geçen gün daha fazla Ortadoğu’daki savaş cehennemine çekmektedir. Suriye’ye olası bir müdahale doğrudan Rojava’daki Kürt halkını hedef alacak ve hiç kuşku yok ki böyle bir durum Türkiye sınırları içindeki Kürt halkını da ayağa kaldıracaktır. AKP’nin iktidar hevesi ve emperyalist emelleri, Türkiye’yi yalnızca Ortadoğu’daki savaş bataklığına çekme değil, aynı zamanda Kürt ve Türk halkını karşı karşıya getirme tehlikesi de içermektedir. Bu gerçeği görmesi gereken tüm işçi-emekçi kitleler, AKP’nin savaş çığırtkanlığına karşı çıkarken, Kürt sorununun çözülmesi ve tüm Ortadoğu halklarının kardeşleşmesi için de mücadele vermek zorundadırlar.

Sayfalar

Emperyalist Savaşlara Hayır! beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.