Navigation

“Büyük İnsanlığın” Büyük Şairi: Nâzım Hikmet

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

Büyük insanlık sekizinde işe gider

Yirmisinde evlenir

Kırkında ölür

Büyük insanlık.

Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter

Pirinç de öyle

Şeker de öyle

Kumaş da öyle

Kitap da öyle

“Büyük insanlığın” en büyük şairlerinden biridir Nâzım Hikmet. “Büyük İnsanlık” ise dünyanın dört bir yanında alınteriyle çalışan, üreten, yaratan, dünyayı döndüren işçilerdir. Nâzım 1902’de doğdu. 14 yaşında şairlik etmeye başladı. 1963 yılında ölene dek şairlik etti. Her şeye dair şiir yazdı Nâzım. Dokuma tezgâhının başındaki bir işçi gibi güzellikler dokudu şiirlerinde. İşte bu yüzden ona Nâzım Usta dediler. Şiirlerinde hangi renkten, hangi dilden, hangi ırktan olursa olsun büyük işçi sınıfı ailesinin yaşamını ve mücadelelerini anlattı. İşte bu yüzden bizden önceki işçi kuşakları ona “işçi sınıfının ozanı” dediler. Ölümünün üzerinden 45 yıl geçmiş olsa da, şiirlerinde maceralarını anlattığı büyük insanlar, yani işçiler mücadelelerine devam ediyor. Nâzım Usta da, yaşamı ve ölümsüz dizeleriyle işçilerle aynı safta yürümeye devam ediyor.

Nâzım, henüz küçük bir çocukken, dünya birinci emperyalist paylaşım savaşının alevleriyle kavrulmaktadır. Dünyanın tüm ezilenleri yüzlerini sonu gelmeyecek sanılan bu savaşın bitmesini sağlayan Rus işçilerine dönmüştür. Rusya’da işçiler iktidarı ellerine almış, barışı sağlamış ve daha güzel bir dünyanın mümkün olduğunu, işçilerin yepyeni bir dünya yaratabileceğini bir kez daha kanıtlamışlardır. Daha önce yazmış olduğu bir şiirde onlardan, işçilerden bahsetmiştir Usta. Toprakta karınca, suda balık kadar çoktur işçiler. Doğrulup ayağa kalkarlarsa yeryüzündeki her şeyin bahtı değişecektir. Rusya’da olanlar, Rus işçilerinin Nâzım’ı haklı çıkardığı ve derinden etkilediği bir devrim sürecidir. Nâzım Usta dizelerini coşkuyla yeniden yazar:

demir, kömür ve şeker,

ve kırmızı bakır,

ve mensucat,

ve sevda ve zulüm ve hayat,

ve bilcümle sanayi kollarının,

ve küçük ve büyük ve beyaz rusya ve kafkasya, sibirya ve türkistan,

ve kederli volga yollarının

ve şehirlerin bahtı

bir şafak vakti değişmiş oldu.

bir şafak vakti karanlığın kenarından

karlı çizmelerini o n l a r

mermer merdivenlere bastıkları zaman...

Tüm dünyanın bahtı değişsin diye, mücadelesine devam eder işçi sınıfının ozanı.

Dünya bu savaşların ikincisine şahit olurken tüm dünyada yaşanan vahşetin acıları yansır Nâzım’ın dizelerine. Bu dizelerde en çok da çocuklar vardır. Yedi yaşında Hiroşimalı bir kız ölürken, onun yanı başında can vermişçesine acılıdır Hikmet:

Saçlarım tutuştu önce

gözlerim yandı, kavruldu.

Bir avuç kül oluverdim,

külüm havaya savruldu.

Bu şiiri dinleyen Japon çocuklar nasıl olup da kendi acılarının başka bir dilde böylesine yürekten anlatılabildiğine şaşırırlar ve kavrarlar Nâzım Hikmet’in farkını. Çünkü o bir komünisttir. İnsanın insanı sömürmediği bambaşka bir dünya düşlemektedir. Dünyanın diğer ucundaki insanların acıları kendi acıları, sevinçleri kendi sevincidir. Amacı dünyadaki tüm insanların bahtiyar olmasıdır. Ama bilir ki bu ümidinin düşmanları vardır. Tüm yüreği ve gücüyle dikilir bu düşmanların karşısına. İşçilerle, ezilenlerle omuz omuza saf tutar.

Doğduğu topraklarda da işçiler başkaldırmayı öğrenmeye başlar. Tıpkı güneşe uzanmak için başını kaldıran bir filiz gibi. Çatlayan bir tohum gibi. Ozanın yüreğinden dizelerine, oradan bu toprakların işçi sınıfına bir selam dökülür:

Türkiye işçi sınıfına selam

Selam yaratana

Tohumların tohumuna

Serpilip gelişene selam

Bütün yemişler dallarınızdadır.

Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir.

Haklı günler, büyük günler

Gündüzlerinde sömürülmeyen

Gecelerinde aç yatılmayan

Ekmek gül ve hürriyet günleri

Türkiye işçi sınıfına selam

Bizler, bu toprakların işçileri, biliyoruz ki Nâzım Hikmet tüm dünya işçilerinin ozanıdır. Bizlere mücadelesiyle ve dizeleriyle ulaştırdığı selâmını, ekmek gül ve hürriyet günlerinde her dilden söyleyeceğimiz şarkılarda bayrak bayrak dalgalandıracağız. Nâzım’ı bilincimizde, yüreğimizde ve mücadelemizde yaşatacağız. İşçi sınıfının baş eğmez ozanının da uğruna savaştığı o günler geldiğinde, bileceğiz ki artık, o, tüm insanlığın bahtiyarlığıyla bahtiyar, yatıyor olacak bir çınar gölgesinde. Şarkısı tükenip bitmemiş olacak hâlâ!