Navigation

Kayyum Darbesine Tepkiler Büyüyor

Diyarbakır, Van ve Mardin’de HDP’li büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanmasına tepkiler büyüyor. Halk iradesine karşı yapılan bu darbe, çok sayıda siyasi örgüt ve platformdan, demokratik kitle örgütlerinden yapılan açıklamaların yanı sıra, tüm yasaklara rağmen başta Diyarbakır ve Mardin olmak üzere pek çok kentte gerçekleştirilen eylemler ve basın açıklamalarıyla da protesto ediliyor. 19 Ağustosta yapılan kayyum saldırısına karşı beş gündür devam eden protestolar pek çok yerde polis saldırısıyla karşı karşıya kaldı, çok sayıda insan yaralandı ve gözaltına alındı. Ancak rejimin saldırganlığına rağmen tepkiler devam ediyor.

23 Ağustosta İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilen basın açıklamalarında da, iktidarın gerçekleştirdiği kayyum darbesine tepkiler dile getirildi ve seçilmiş belediye başkanlarının derhal göreve iadesi talep edildi.

İstanbul’da DİSK, KESK, TMOOB ve TTB öncülüğündeki 78 kurum, ortak bir açıklamayla, kayyum atamalarıyla yapılan halk iradesi gaspına tepki gösterdi.

DİSK İstanbul Bölge Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odasının öncülüğünde, Kadıköy İskele Meydanında gerçekleştirilen kitlesel basın açıklamasına, aralarında parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra HDP ve CHP milletvekillerinin de bulunduğu yüzlerce kişi katıldı.

Eylemde “Birlikte Kazandık, Birlikte Savunacağız, Kayyumlar Gidecek, Bu Karanlıktan Hep Birlikte Çıkacağız” ortak pankartının yanı sıra çok sayıda döviz de taşındı.

DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kanber Saygılı, yaptığı konuşmada, emek örgütleri olarak, halk iradesini tanımayan iktidarı uyardıklarını ve HDP’li başkanların derhal göreve iade edilmesini talep ettiklerini söyledi. Saygılı’nın, aralarında Marksist Tutum’un da olduğu imzacı kurumları saymasının ardından, ortak basın açıklamasını TTB Başkanı Sinan Adıyaman okudu:

YSK tarafından adaylıkları onaylanarak, halk tarafından ezici bir çoğunlukla seçilen üç belediye başkanının, daha beş ay geçmeden devam eden ve henüz kesinleşmeyen soruşturma ve davalar gerekçe gösterilerek bir “idari karar” ile görevlerinden uzaklaştırılmaları açıkça hukuk dışı bir darbe girişimidir. Aday olmasına engel bir yasal durum bulunmayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’nın görevden alınması için seçimden bir gün sonra Diyarbakır Valiliği’nin İçişleri Bakanlığı’na yazdığı yazı, tüm bu süreci özetlemektedir. Yargı kararıyla aday olması uygun görülen Belediye Başkanları idari bir darbe süreciyle görevden alınmaktadır.

Başka örneklerde, görevden alınan belediye başkanlarının yerine belediye meclis üyelerinden biri başkan vekili olarak seçilirken, bu üç kentte doğrudan kayyum atanması da gerçek niyeti ortaya koymaktadır. İktidarın amacı sandıkta kaybettiği yerel yönetimleri darbe ile geri almaktır. Bu üç kentin halkına, “Sizin seçtiklerinizi tanımıyorum, benim atadığıma mecbursunuz” denmektedir.

Ülkemiz sandıktan çıkan sonucu hazmedemeyen bir iktidar tarafından yönetilmektedir. Ülkeyi yönetenlerin halk iradesine saygılarının olmadığı gerçeği, 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinden 31 Mart 2019 yerel seçimlerine kadar defalarca tecrübe edilmiştir. Halk 31 Mart 2019’da kayyumlara hayır demiş, 23 Haziran 2019’da da İstanbul’da iradesine sahip çıkmıştır. Bu yenilgileri demokratik bir olgunlukla karşılama yeteneği olmayan iktidar, sandıkta alamadığı sonucu darbe ile almaya kalkışmaktadır. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere çok sayıda büyükşehirde kaybettiği rantı, Diyarbakır, Van ve Mardin’e atanan kayyumlarla kısmen de olsa telafi etmek istemektedir.

Kayyum atamaları ile beraber İçişleri Bakanlığı verileriyle 418 kişinin gözaltına alınmış olması, tüm baskılara ve gözaltılara rağmen demokratik haklarını kullanıp itiraz edenlere sokaklarda işkence yapılması, belediye meclislerinin fesih edilmesi, yaşadığımız sürecin adını koymayı kolaylaştırmaktadır: Halk iradesi bir darbe girişimiyle karşı karşıyadır.

Halkın yetki verdiği, gücünü halk iradesinden alan Belediye Başkanlarının yerine atanan kayyumların yerel yönetimlere verdiği zararlar ortadadır. Lüks harcamalarla, Cumhurbaşkanı’na ve İçişleri Bakanı’na aldıkları pahalı hediyelerle, yolsuzluklarla, yol açtıkları ağır borçlarla ve işçi kıyımlarıyla gündeme gelen kayyumlara karşı halkın tepkisi 31 Mart 2019’da sandıkta açığa çıkmıştır. Halka değil kendini atayanlara ve bir avuç hortumcuya hizmeti görev bilen kayyum yönetimleri sandığa gömülmüştür. Ülkeyi yönetenler, halkın bu net iradesine hakkı, hukuku, adaleti ve demokrasiyi ayaklar altına alarak yanıt vermektedir.

İktidar kayyum atamalarıyla sadece seçim yenilgisinin değil aynı zamanda dış politikadan ekonomiye, yönetemediği bir dizi krizin üstünü örtmeye çalışmaktadır. İşsizlik Cumhuriyet tarihi rekorlarını kırarken çifter çifter maaş alan bir avuç yandaşın; orman yangınlarına uçak bulunamazken ülkeyi yönetenlerin bindiği lüks uçak filolarının; emekçiler yaşam mücadelesi verirken şirketlere yağmalatılan doğamızın; göz dikilen kıdem tazminatımızın, işimizin, ekmeğimizin hesabının sorulacağını bilen iktidar, kayyum atamalarıyla tüm muhaliflere, tüm itiraz edenlere gözdağı vermek istemektedir.

Mardin’de yaşayan yurttaşların ayrımcılığa uğraması ve en temel haklarından olan seçme ve seçilme hakkının tümüyle ortadan kaldırılması, sadece halk iradesine değil aynı zamanda barış içinde, bir arada ve kardeşçe yaşama umuduna da vurulmuş bir darbedir.

Seçime saygı yoksa demokrasi de yok demektir. Diyarbakır’da, Van’da, Mardin’de atanan kayyumlara karşı çıkmak, hepimiz için demokrasiyi savunmaktır.

Bizler halkın seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıracak girişimlere karşı halkın iradesini, demokrasiyi, adaleti ve barışı savunmaya devam edeceğimizi ilan ediyor, görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının derhal görevlerine iadesini talep ediyoruz.

Halkın iradesini kayyumlara teslim etmemek sadece üç kentin değil hepimizin meselesidir. Kayyumların gitmesi, halkın iradesinin kayıtsız şartsız tanınması için tüm demokrasi güçlerini mücadeleye çağırıyoruz.

Basın açıklaması sırasında kayyumlara tepkiyi dile getiren ve direnişi öne çıkaran sloganlarla birlikte sık sık “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.

İzmir’de sendikaların, meslek odalarının, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin oluşturduğu 37 kurum da ortak bir deklarasyonla kayyumlara yönelik tepkilerini dile getirdi.

Bu deklarasyonu kamuoyuna duyurmak üzere İzmir Barosunda gerçekleştirilen basın açıklamasına, kurum temsilcilerinin yanı sıra HDP milletvekili Erol Katırcıoğlu da katıldı. Deklarasyon metnini İzmir Barosu Genel Sekreteri Perihan Çağrışım Kayadelen okudu:

YSK tarafından adaylıkları onaylanarak ve yüksek oranda oy alarak seçilen Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanlarının, 31 Mart Yerel Seçimleri’nin üzerinden daha beş ay geçmeden haklarında açılmış ve henüz sonuçlanmamış soruşturma ve davalar gerekçe gösterilerek İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla görevlerinden uzaklaştırılmaları Türkiye’nin zaten ciddi sorunları olan demokrasisine ağır bir darbe daha vurmuştur.

Çünkü demokrasinin ilk ve olmazsa olmaz şartı, seçmen iradesini tanımak ve ona saygı göstermektir. Oysa bu ‘idari karar’ ile bir kısım yurttaşın iradesi tümüyle ayaklar altına alınmış, seçme ve seçilme hakları ağır biçimde ihlal edilmiştir.

Halkın iradesine yönelik yapılan bu darbe, siyasi iktidarın seçimlerle ele geçiremediği belediyeleri anti-demokratik yasa, yetki ve uygulamalarla ele geçirme operasyonudur. Aynı zamanda bu, toplumun dikkatini ülkenin içinde bulunduğu ağır siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlardan/krizden başka yöne çevirme ve kendi siyasal çözülüşünü geciktirme çabasıdır.

Demokrasiyi korumak ve yurttaş olmayı sürdürebilmek için halkın/seçmenin iradesine kayıtsız şartsız sahip çıkmanın bir yurttaşlık görevi olduğu bilinciyle hareket eden bizler, barış içinde bir arada yaşama fikrine zarar veren ve başta seçimler ve kuvvetler ayrılığı olmak üzere demokrasinin temel ilkelerini tümüyle ortadan kaldıran bu uygulamayı hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Seçilmiş belediye başkanları derhal göreve iade edilmeli, halkın/seçmenin iradesine koşulsuz saygı gösterilmelidir.

Ankara’da da 27 kurumun ortak açıklamasını içeren bir basın açıklaması gerçekleştirildi. KESK, TMMOB, Tabip Odası, HDP ve CHP başta olmak üzere çok sayıda kurumun imzacısı olduğu metin, Mülkiyeliler Birliğinde gerçekleştirilen basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.

“Belediyeleri Birlikte Kazandık, Kayyumları Birlikte Göndereceğiz” pankartı altında gerçekleştirilen açıklamayı HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher okudu. İktidarın hukuksuzca gerçekleştirdiği bu eylemin gayri meşru ve toplum karşıtı bir siyasi darbe olduğunun dile getirildiği açıklamada, Türkiye halklarının bu politikaları kabul etmeyeceği belirtildi.

31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerinin AKP’nin toplum nezdinde meşruiyetini kaybettiğini gösterdiği, bunun bedelinin ise bölge halkına ödetilmek istendiği ifade edildi. Ülke tek adam yönetiminin çözümsüzlük siyasetleri nedeniyle birikmiş ekonomik, sosyal, siyasal sorunlarla yüz yüzeyken, iktidarın halkın tüm kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelik hamleler yaptığına dikkat çekildi. “Gün, dönem demokrasi ittifakı anlayışıyla, güçlerimizi birleştirerek, üç büyükşehir belediyesi nezdinde hepimizin kazanımlarına dönük bu saldırıyı birlikte geri püskürtme için yasal, barışçıl, meşru temelde mücadele etme günüdür” denen açıklama, kayyumların geri çekilmesi, seçilmiş belediye başkanları ve meclis üyelerinin görevlerinin başına gelmesi için mücadele çağrısıyla sona erdi.