Navigation

Kürt Halkına Yönelik Baskılara Son!

Kürt halkı ve siyasi temsilcileri üzerinde yıllardır süren baskı ve şiddet, son aylarda iyice tırmandırılmış bulunuyor. Barış ve eşit hak taleplerini her fırsatta yineleyen Kürt halkının ve vekillerinin sesi susturulmaya, taleplerinin işçi ve emekçilerce duyulması engellenmeye çalışılıyor. Şovenizm tırmandırılmak isteniyor ve Kürtler üzerinde linç kampanyaları örgütleniyor. Başbakanın statükocuların diliyle “tek bayrak, tek vatan ve tek millet” konuşmasının ardından gelen “ya sev ya terk et” dayatması, Kürt illerinde artan baskılar ve bazı DTP yöneticilerinin tutuklanması ile sonuçlandı. DTP İstanbul İl Başkanı Halil Aksoy ve DTP Fatih İlçe Başkanı Mehdi Tanrıkulu, 2 Kasım günü katıldıkları basın açıklaması gerekçe gösterilerek tutuklanıp Kandıra F Tipi Cezaevine hapsedildiler.

DTP İstanbul il binası önünde bir araya gelen siyasi partiler ve işçi ve emek örgütleri, yaptıkları ortak basın açıklamasında, Kürt halkı ve DTP yöneticileri üzerindeki baskı ve şiddeti kınayıp, tutuklanan yöneticilerin derhal serbest bırakılmasını talep ettiler.

Ortak basın metninin okunmasından önce, DTP İl Başkan Vekili Süleyman Yıldız yaptığı konuşma ile AKP’nin politikalarını eleştirerek, Kürt sorununun barışçıl çözümünden yana olduklarını bir kez daha vurguladı. AKP’nin seçimleri kazanmanın yolunu Kürt halkı üzerinde baskı uygulamakta gördüğünü ifade eden Yıldız, işçi ve emekçi örgütlerinin kendilerine gösterdiği dayanışma için teşekkür etti.

DTP il binasının önünde 15 dakikalık oturma eylemi yapan kitle, “Baskılar Bizi Yıldıramaz!”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma!”, “Bijî Bıratiya Gelan!”, “Eşitlik, Kardeşlik, Kürt Ulusuna Özgürlük!” sloganlarını atarak Kürt halkı üzerindeki baskıları protesto etti.

Kurumları temsilen yapılan basın açıklamasında, “Türkiye halklarının, savaş politikalarının yarattığı yıkım ve yoksulluk altında sürdürdüğü yaşamı artık sorgulaması gerektiği” dile getirilerek, “linçlere ve kardeşini vurmaya çağıran bu karanlık sesleri, ancak ezilenlerin omuz omuza mücadelesi ve birlikteliğiyle boğabiliriz” denildi. “Halklarımız arasında düşmanlık tohumu ekmeye çalışan sermaye ve onun bütün temsilcilerinden hesap sorulması gerektiği” ifade edilerek basın açıklaması bitirildi.