Navigation

Kadıköy’de Barış Mitingi

II. Emperyalist Paylaşım Savaşı 1 Eylül 1939 tarihinde başladı. Nazi ordusunun Polonya’yı işgal ederek başlattığı bu korkunç emperyalist savaş, arkasında 50 milyondan fazla ölü, on milyonlarca sakat ve yaralı ve onlarca yıkılmış kent bıraktı. On milyonlarca insanın yaşamını yitirdiği bu savaşın başlangıç tarihi, ikiyüzlü emperyalistler tarafından, son derece ironik biçimde, dünya barış günü olarak ilan edildi.

İşçi emekçi kitleler 1 Eylüllerde barış talepleriyle alanları doldurmayı sürdürürken, emperyalist güçler geçmişte olduğu gibi bugün de tüm dünya halklarına acıyı, savaşı yaşatmaya devam ediyorlar. Ve bildiğimiz tek bir şey var. Kapitalist sistem yıkılmadıkça dünyaya barış değil, emperyalist çıkar savaşları hâkim olmaya devam edecek!

Türkiye’de de bu yıl Barış Meclisinin girişimiyle 31 Ağustos tarihinde Diyarbakır, Adana ve İstanbul’da gerçekleştirilen mitinglerde barış talebi yüksek sesle dile getirildi. Üç ilde de belirlenen ortak slogan “Türkiye Barışı İçin Buluşuyor; Kürt Sorununda Demokratik Çözüm!” idi. İstanbul Kadıköy’deki mitinge ağırlığını Kürt emekçilerin oluşturduğu yaklaşık 25 bin kişi katıldı. Alanda “Yaşasın Halkların Kardeşliği!”, “Savaş Değil Çözüm İstiyoruz!”, “Operasyonlar Dursun!”, “Operasyonlara Son” sloganları atıldı.

[img_assist|nid=1865|title=|desc=|link=none|align=right|width=600|height=450]DTP adına söz alan Emine Ayna savaşların arkasında ABD’nin ve diğer Avrupa ülkelerinin emperyalist çıkarları olduğunu vurguladı. Bu iktidarların asla dünyaya barışı getirmeyeceklerini ve halkları daha da yoksullaştıracağını ifade ederek, aynı emperyalist niyetlere sahip olan TC devletinin de özellikle Kürt sorununa ilişkin politikasının yıllarca aynı minvalde devam ettiğini söyledi. TC’nin bu sorunu yalnızca PKK sorununa indirgeyerek inkâr ettiğini, Kürtlerin kimliklerinin ve dillerinin yok sayıldığını ve hükümetlerin bu soruna çözümsüzlükle yaklaştıklarını belirterek, artık DTP olarak çözümü ve barışı devletten beklemediklerini söyledi. PKK’nin Türk egemenlerinin bu soruna yaklaşımının bir sonucu olduğunu vurgulayarak AKP hükümetinin de diğerlerinden farklı olmadığını, aynı inkâr ve imha politikalarını devam ettirdiğini dile getirdi. Doğu topraklarında kitlelerin katledildiklerini ve onlarca şehit verdiklerini söyleyerek, savaştan, şiddetten medet umanlara gereken cevabı halkların vereceğini belirtti.

Diğer konuşmacılar da, egemenlerin kendi hâkimiyetlerini sürdürmek için halkları birbirine düşmanlaştıran politikalarına alet olunmaması gerektiğinin altını çizdiler. Savaş bütçelerinin işçilerin sırtından elde edilerek halklara bomba olarak döndüğünü, savaşa değil eğitime ve sağlığa bütçe ayrılması gerektiğini vurguladılar. Dünya halklarının savaşın acılarını yeterince yaşadığını belirterek, savaşı durdurun talebini yükselttiler.

Fakat egemenler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de bu çığlıklara ve taleplere kulak tıkamaya devam ediyorlar ve edecekler de. Halklar daha biten savaşların acılarını sarmadan, egemenler yeni bir savaşa tutuşmuş bulunuyorlar. Onlar barıştan değil her daim savaştan ve daha fazla kâr etmekten yanalar. Emekçiler katledildikçe onlar kâr ediyorlar. Bu savaşı durdurabilecek tek güç savaştan hiçbir kârı olmayan işçi sınıfıdır. Her türlü silahı imal eden fabrikaların şalterlerini indirecek, bu fabrikalara tek bir kuruş akıtılmamasını sağlayabilecek olan, ancak ve ancak örgütlü işçi sınıfıdır. Onun birbirine kenetlenmiş elleri tüm dünyamızda iliğimizi kanımızı kurutan patronlar sınıfına karşı tek yumruk olarak kalktığında, ancak o zaman barıştan ve kardeşlikten bahsedebileceğiz.

Dünyaya Barış Örgütlü İşçilerle Gelecek!