Navigation

Hrant Dink Katledilişinin 9. Yılında Anıldı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 9. yılında çeşitli eylem ve etkinliklerle anıldı. Hrant Dink 19 Ocak 2007’de Agos gazetesinin önünde kurşunlanarak katledilmişti. Kışkırtmalarla bu cinayete zemin hazırlayanlar da, cinayeti planlayanlar da, tetikçiler de, ortada örgütlü bir suç olmadığını iddia edenler de hesap vermedi. Dink’in katledilmesinin geride bıraktığı acı ve öfke dinmedi. Dink’in dostları, halkların kardeşliğinden yana olanlar, sosyalistler, bu acının ve öfkenin dipdiri olduğunu göstermek, hesap sorulacağını hatırlatmak için 19 Ocakta yeniden bir araya geldiler.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 9. yılında çeşitli eylem ve etkinliklerle anıldı. Hrant Dink 19 Ocak 2007’de Agos gazetesinin önünde kurşunlanarak katledilmişti. Kışkırtmalarla bu cinayete zemin hazırlayanlar da, cinayeti planlayanlar da, tetikçiler de, ortada örgütlü bir suç olmadığını iddia edenler de hesap vermedi. Dink’in katledilmesinin geride bıraktığı acı ve öfke dinmedi. Dink’in dostları, halkların kardeşliğinden yana olanlar, sosyalistler, bu acının ve öfkenin dipdiri olduğunu göstermek, hesap sorulacağını hatırlatmak için 19 Ocakta yeniden bir araya geldiler.

İstanbul

Agos gazetesi önünde toplanan kitle, “Hrant’la Ermeni, Tahir Elçi ile Kürdüz”, “Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant” sloganları attı. Gazete binasına “Buradayız Ahparig, Özlemle, Öfkeyle, İnatla!” yazılı pankart asıldı. Anma için toplanan kitle, “Hrant için Adalet İçin”, “Hepimiz Hrant’ız Hepimiz Ermeniyiz”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Hrant’la Ermeni Tahir Elçi ile Kürdüz” sloganlarıyla Hrant Dink’in vurulduğu yere yürüdü. Dink’in öldürüldüğü yere kırmızı karanfiller bırakılarak mumlar yakıldı.

Anmada ilk olarak Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak söz aldı. Ocak şöyle konuştu: “Hrant Dink’in katledilmesinden önce  devlet, hükümet, yargı, ana akım medya işbirliğinde yaratılan zehirli atmosfer bugün de toplumsal sorunların demokratik ve barışçıl çözümü yönünde çaba gösteren herkesi hedef almayı sürdürüyor. Bugün de, tek kimlik dayatmasıyla insanları aynılaştırmak isteyen devlet politikalarına biat etmeyenler, kan mevsiminde yaşatılıyor. Öyle bir kan mevsimindeyiz ki, artık ölülerimizi sayamaz olduk. Bebekler gözlerinden, minik çocuklar enselerinden devlet kurşunuyla öldürülüyor. Ölü bedenlerin toprağa verilmesi engelleniyor. Hiçbir hukuki dayanağı olmayan sokağa çıkma yasaklarında Kürtlerin ölülerinin sokakta çürümesi hepimize izlettiriliyor. Yalanlarla zehirledikleri toplumun bu hukuk dışı, vicdan dışı, insanlık dışı uygulamalara rıza göstermesi isteniyor. Selam olsun muktedirin yalanları karşısında hakikati söyleyenlere! Selam olsun hak, hakikat ve adalet için, iktidara ‘Bu suça ortak olmayacağız’ diyenlere! Hrant’ımıza, Tahir’imize söz, mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Ocak’ın ardından Türkan Elçi katledilen eşinin ağzından bir mektup okudu. Mektupta şu sözler yer aldı: “Sizler beni Diyarbakır’da sonsuzluğa uğurladıktan sonra dostum Hrant beni karşıladı. ‘Erken geldin kardeşim, her zamanki gibi acele ettin’ diye sitem etti. ‘Dostluk yüreği acıyınca sitem edermiş’ dedim. Biz bulanık gölleri olan bir ülkenin sürekli temiz kalmayı isteyen nilüferleriydik. Nilüferler ki merhameti simgelerler.  Bu merhamet ve temizlik göldeki ruhu kirlenmişleri hep rahatsız etti... Savaş yüzyıllarında tekerrür eden oyunuyken bizler birer oyunbozandık. Ayaklar altında ezilen garibanların yüzü suyu hürmetine, hayatı barışla kafiyelendirmeye çalıştık. Kuşlar uçarken arkalarında sadece hüzün bırakmaz, yüreğinde ince sızıyla kanayan çocuklar ve kadınlar da kalır. İşte o zaman kıyametler kopar. Unutmadan Hrant’ın selamlarını da ileteyim sizlere. Şu an beni dinleyen herkese, bulunduğumuz yer kadar sonsuz selam var. Barış adına, umut adına kardeşlik duygusunun gerekliliği ve yüceliği adına bütün ruhu şadların selamı var size. Bizi unutmayacağınızı biliyoruz, gözümüz arkada kalmayacaktır.”

Hrant’ın Arkadaşları adına yapılan konuşmada, “Bütün kaybettiklerimizin öfkesini haykırmak için buraya geldik. Birazdan arkadaşımızı anacağız. Onun gözleri, zaten üstümüzde. Belki de her 19 Ocakta buraya gelip bir kez daha onun diline kulak vermek, onun gözlerine bakmak için buradayız” dendi. Çocuklar ölmesin diyenlerin bile hedef gösterilmesi kınandı.

Anma, atılan sloganların ve tutulan nöbetin ardından sona erdi.

Ankara

Ankara’da siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri bir araya gelerek saat 15’te anma, 18’de ise basın açıklaması gerçekleştirdiler.

Yüksel Caddesi’nde toplanan kitle Sarı Gelin türküsünün hep birlikte söylenmesinin ardından Hrant’ın vurulduğu saatte saygı duruşunda bulundu. Saygı duruşundan sonra parti ve kurum temsilcileri konuşmalar yaptı. Yapılan konuşmalarda Ermeni Soykırımının hâlâ kabul edilmemesi kınandı, Hrant’ın Ermeni Soykırımını dile getirdiği için katledildiği ifade edildi. Bugün Kürt illerinde yaşanan çatışmaların, ablukanın ve zorla göçün Ermeni Soykırımını hatırlattığı vurgulandı. Barış güvercinleri Hrant Dink ve Tahir Elçi’nin katledilmesi her konuşmada yeniden kınandı. Son nefesine kadar “barış” diyen, halkların kardeşliğini savunan bu iki insan saygıyla anıldı. HDP Ankara İl Eş Başkanı Birsen Kaya, “Bu ülke ne yazık ki faili meçhullerle, gözaltında kayıplarla, katliamlarla dolu bir tarihe sahip. Şu bilinmeli ki hiçbir aydın cinayeti, siyasi cinayet devletten bağımsız gelişmemiştir. Hiçbirinin faili gerçekten ortaya çıkarılmamıştır” dedi. Dink’in katili olarak öne sürülen Ogün Samast ve Yasin Hayal’in yalnızca tetikçi olduklarını, Türkiye’de faili meçhul her cinayette devletin önemli rolünün olduğunu vurguladı.

“Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz”, “Em Hemû Kürdin, Em Hemû Ermenine”, “Katil Devlet Hesap Verecek” sloganlarının atıldığı anma, halkların kardeşliği vurgusuyla sona erdi.

Saat 18’de ise Güvenpark’ta basın açıklaması gerçekleştirildi. “Ahparig Hrant’ı Anıyoruz, Soykırımcılardan Hesap Soruyoruz” pankartı açıldı. “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Biji Bratiya Gelan” sloganları atıldı. Basın açıklamasına geçilmeden Hrant Dink nezdinde tüm katledilenler için saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından devletin sınır ve kural tanımayan katliam ve cinayet şebekeleriyle ayakta durduğunun altı çizilerek Cizre, Silopi, Silvan’da devletin halkları katlettiği vurgulandı.

Basın açıklamasını Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi Başkanı Mahmut Konuk okudu. Konuk, AKP hükümeti ve siyasal iktidarın 9. yılında yine cinayetin esasını karartmak peşinde olduğunu, Dink cinayetinin 100 yıllık Ermeni Soykırımının da bir parçası ve devamı olduğunu ifade etti. Ermenilerin soykırıma uğrarken Kürt kardeşlerine, “Bize kıymayın. Bugün bizim fermanımızı yazanlar yarın size döner. Em taştebın hun fravinin, em şivbin hun paşivin (Biz kahvaltıysak siz öğle yemeğisiniz, biz akşam yemeğiysek siz sahur yemeğisiniz)” diye seslenerek bulundukları kehanetin bugün gerçekleştiğini belirten Konuk, Kürtlerin kaderini yarın yaşamak istemeyenlerin de Kürdistan’da yaşananlara sessiz kalmamaları gerektiğini dile getirdi. Bu topraklarda ezilen halkların, emekçilerin, soykırımcı egemenlerden örgütlü mücadeleyle hesap soracaklarını belirtti. “Kahramanlarımızı mücadelemizde yaşatacağız” dedi.

Basın açıklaması “Hrant’la Ermeni, Tahir Elçi’yle Kürdüz. Halklarız biz, kardeşiz. Yaşasın halkların kardeşliği!” sözleriyle sona erdi.