Navigation

Ankara’da Bu Kez Kadınlar Barış İçin Ses Çıkardı

Halkların Demokratik Kongresi her Cumartesi saat 13’te yaptığı basın açıklamasını bu hafta kadınlara ayırdı. HDK Ankara Kadın Meclisi’nin 11 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirdiği basın açıklaması Sakarya Caddesi’nde yapıldı. Barış için seslerini yükseten kadınlar, “sadece analığımızın görülmesine, kadınlığımızın yok sayılmasına ve aşağılanmasına, yıllardır süren savaşa, kimilerinin asker tabutlarına, kimilerinin vurulup yakılan, şarapnelle parçalanan gerilla cenazelerine ağlamasına, anadilde eğitim yasağına, operasyonlara, tutuklamalara, hukukun katledilmesine, toplu mezarlara, kayıplara, 13 yaşındaki Uğur, 12 yaşındaki Ceylan, 3 yaşındaki Enes gibi daha binlerce çocuğun öldürülmesine isyan ediyoruz” dediler.

“Barışa Ses Ver, Ölümler Dursun”, “Jin Jiyan Azadi”, “Savaş İstemiyoruz, Barış Hemen Şimdi” sloganlarını atan kadınlar, taşıdıkları dözvizlerle de barış taleplerini dile getirdiler. HDK Ankara Kadın Meclisi adına basın açıklamasını okuyan Tülay Koçak, yıllardır süren savaşın artık son bulması gerektiğini, yaşanan acılara, ölümlere artık yeter dediklerini söyledi.

“Bir arada yaşamayı, vicdani red hakkının tanınmasını, şiddetin, taciz ve tecavüzün, kadın katliamlarının durmasını, nefret suçları yasasının çıkarılmasını, emeğimizin yarattığı kaynakların iş, sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, eşitlik ve kadın sığınakları için harcanmasını istiyoruz” diyen Koçak, “Kürt sorununda demokratik-eşitlikçi çözüm, demokratik-eşitlikçi-barış kuracak bir anayasa, normal bir günün sabahında tasasız güne uyanmak, doğayla ve farklı kimliklerimizle barışık, kinsiz-ötekisiz barış içinde, kardeşe kucaklaşmak istiyoruz” dedi.

Koçak’ın okuduğu basın açıklamasının ardından BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan söz alarak şunları söyledi: “Bu ülkenin en değerli çocukları her gün öldükçe, bu ülkenin en değerli çocuklarının cenazeleri her gün dağlardan geldikçe barışın gerçekleşmesi zorlaşmakta, bir arada yaşamanın koşulları ortadan kalkmaktadır. TC 87 yıldır bölünme korkusuyla yaşamış ve bu korkuyla Kürtleri katletmiş, yok saymıştır. Artık fiziki yok edilmeden daha tehlikeli olan bir durumla, cenazeler geldikçe insanların ruhunda oluşan barıştan kopuşla karşı karşıyayız. Barışın yolu derhal açılmalıdır, 17 Temmuzda her nedense kesilen görüşmeler tekrar başlamalıdır. Bu görüşmelerin kesilmesiyle adeta 1990’lı yılların PKK’yi imha ve inkâr stratejisine geri dönülmüştür. Ancak o zaman başarılı olamayan bu yöntem bugün de deneniyorsa bu yenilgiyi baştan kabul etmek demektir. AKP hükümeti bilmelidir ki bu çatışmalar ülkeyi kaosa sürükler. Bu kaos da halkların kardeşliğini dinamitleyecektir. Barışın sağlanması için izlenmesi gereken yol bu sorunun gerçek muhataplarıyla görüşmekten, sağduyudan ve müzakereden geçer. AKP’nin yapması gereken İmralı’yla, PKK’yle daha önce bu sorunu çözmek için nasıl müzakere ettiyse yine bu görüşmelere başlamaktır. Barışın bundan başka yolu yoktur. Son günlerde mecliste anayasa tartışmaları yapılıyor, bizler de Kürt sorununun anayasal çözümüne yönelik adımların atılmasını bekliyoruz. Bu anayasayla umuyoruz ki hem Kürt sorunu çözülecek hem de çatışma ve kaos bitecek.”

Nursel Aydoğan’ın konuşması sonrasında kadınlar ellerinde bulunan teflerle savaşlarda yaşanan ölümlere, savaşın tacizine-tecavüzüne ve savaşın güçlendirdiği erkek egemenliğine karşı seslerini yükselttiler ve basın açıklamasını sonlandırdılar.