Navigation

Avrupa

Neo-Nazi Davasının Ardındaki Gerçekler

Almanya’da Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) adlı bir faşist örgütün işlediği suçlarla ilgili dava 6 Mayısta görülmeye başlandı. NSU 2000-2007 yılları arasında 8’i Türkiye, 1’i Yunanistan kökenli 9 göçmeni ve 1 polis memurunu öldürmüştü.

İsveç’te Göçmen İşçi İsyanı

Bu dinamik tabloyla uyumlu son örnek, geçtiğimiz günlerde İsveç’te patlak veren göçmen isyanı oldu. Stockholm’ün varoşlarında başlayan isyan, bu tür hareketlere hiç alışık olmayan İsveç burjuvazisini fazlasıyla ürküttü. 20 Mayıs gecesi, göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir varoş bölgesi olan Husby’de patlak veren isyan, hızla diğer göçmen mahallelerine sıçradı. Çok sayıda araba, işyeri ve bazı karakol binaları ateşe verilirken, estirilen polis terörüyle birlikte sokaklar savaş alanına döndü.

Thatcher’ın Ardından

Azılı bir işçi sınıfı düşmanı olarak ömrünü tamamladı Margaret Thatcher. Dostları Reagan, Özal, Pinochet gibilerdi. Düşmanları ise madencilerden limancılara tüm bir işçi sınıfı.

Avusturyalı Emekçiler Ruhsal Sorunlarla Boğuşuyor

Avusturyalı emekçilerin bedensel ve ruhsal sağlığının korunması ve bununla ilgili tüm giderlerin finanse edilmesi yükümlülüğünü taşıyan Avusturya Sosyal Güvenlik Kurumu, kamuoyuna açıkladığı yeni araştırma sonuçlarıyla ülkenin gündemini yine işgal ediyor. Avusturya kapitalizminin günah çıkarma hücresi gibi faaliyet gösteren Radyo-TV kurumu ORF’nin halka ulaştırdığı bilgiler, ülke burjuvalarının ve onların sadık bürokratlarının hiç hoşlanacağı cinsten değil.

Avusturya’da İşçilerin Çalışma Koşulları Ağırlaşıyor!

Avusturya işçi sınıfının içinde bulunduğu durumu oldukça gerçekçi bir tarzda ele alıp kamuoyuna yansıtan önemli bir araştırmanın sonuçları, Yukarı Avusturya eyaletinin İşçi Odaları başkanı Johann Kalliauer tarafından düzenlenen bir basın toplantısında açıklandı. Araştırma sonuçlarına göre, her on işçiden en az dördü, hayatını kazandığı iş veya mesleği ağır stres ve psikolojik baskı ortamında ifa etmeye çalışıyor.

Avrupa’da Saldırılar Artıyor, Mücadele Yükseliyor

İşçi sınıfı kapitalizmin kendisine ödetmek istediği bedellere karşı tepkisini yükseltiyor. Asya’dan Avrupa’ya hemen hemen her gün işçiler sokaklara çıkıyor, tepkilerini gösteriyor. Güney Afrika madencileri, sendika bürokrasisine, hükümete ve patronlara karşı duruyor. Mısır’da Mübarek’i deviren emekçiler bu kez Mursi’ye karşı Tahrir Meydanı’nda çadır kuruyor. Avrupa’da işçiler sokaklara çıkıyor, parlamento binalarını kuşatıyor ve kolayına teslim olmayacaklarını haykırıyorlar.

Krizin Pençesindeki Avusturya’da Güncel Tablo

Tüm zenginliğine ve gelişmişliğine rağmen toplumsal zenginliğin üçte ikisinin nüfusun %10’unun elinde toplandığı kapitalist Avusturya’da da genel ekonomik durum ülke burjuvazisinin uykularını kaçırıyor. Hem devletin yetkili ağızları hem de burjuva medyası 2013 yılında ülke ekonomisinin daralmaya devam edeceğini; işsizliğin, yoksulluğun ve gelir dengesizliğinin daha da artacağını şimdiden utangaç bir ruh haliyle itiraf ediyorlar.

Avrupa Otomotiv Endüstrisi Krizde!

Avrupa otomobil endüstrisini çökme noktasına getiren ve binlerce emekçinin daha işsizler ordusu saflarına katılmasına neden olan kapitalist krize işçi sınıfı daha örgütlü ve militan bir mücadeleye atılarak cevap vermek ve sendika üst yönetimlerine tabandan baskı uygulamak suretiyle sınıf savaşını keskinleştirmek göreviyle karşı karşıya bulunuyor.

AB ve Avusturya’da Krizin Yeni Boyutları

Gerek Avusturya gerek dünya işçi sınıfı ve emekçileri kendilerini bu soygun, sömürü ve talan düzeninden kurtaracak, savaşsız ve sınıfsız bir dünya yaratacak gücün bizzat kendi ellerinde olduğunu yakın bir gelecekte mutlaka idrak edecek, Stronach ve onun gibileri düzenleriyle beraber tarihin çöp tenekesine göndereceklerdir.

Avrupa’da Ekonomik Kriz Siyasal Tabloyu Değiştiriyor

Uzun süredir ekonomik krizin etkileriyle boğuşan Avrupa’da, burjuvazinin onca çabası krizi daha da derinleştirmekten başka bir sonuç vermiyor. Evden eve sıçrayan mahalle yangınlarında olduğu gibi kıtanın dört bir yanı ekonomik krizin alevleri içinde kalmış durumda. İflas eden bütçeler, ekonomilerin küçülmesi, işsizlik oranlarının artması ve yıkılmak üzere olan banka sistemleri ile kendini ortaya koyan kriz tablosu, yangının daha da büyüyeceğini gösteriyor.

Yunanistan’da Reformizm Tuzağı

Yunan işçi sınıfı, burjuvaziyi alaşağı edip iktidarı kendi ellerine alamadığı takdirde, faşizm ya da Bonapartizm şeklinde ortaya çıkabilecek bir karşı-devrim tehdidiyle yüz yüze kalacaktır. Burjuvazinin bu seçeneğe başvurmayı geciktirmesinin tek nedeni henüz reformizmden umudunu kesmemiş olmasıdır. Reformist bir hükümetin işçi sınıfının tansiyonunu düşürebileceğine olan inancı, onu şimdilik bu seçeneğe başvurmaktan alıkoymaktadır.

Fransa'da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Sarkozy’nin gitmesiyle birlikte Fransa’nın emperyalist saldırganlıktan vazgeçeceğini düşünenler fena halde yanılmaktadırlar. Libya’ya yönelik emperyalist saldırı esnasında, Sosyalist Parti, bu saldırıyı “insani müdahale” adı altında meşrulaştırmaktan gayri hiçbir şey yapmamıştır. Suriye konusunda da aynı çizgi izlenmektedir. Fransız işçi sınıfı, içinde bulunduğu zorlu durumdan kurtulmak için Sarkozy’yi başından defetme kararlılığını göstermiş, ancak bu kez de reformizm tuzağına düşmüştür. İşçi sınıfını bu tuzaktan kurtarmak, ona bağımsız çıkarlarının nereden geçtiğini göstermek ve bu doğrultuda öncülük etmek devrimci Marksistlerin görevidir.

Sayfalar

Avrupa beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.